Bugünkü söyleşimizde Doç. Dr. Ayfer Karakaya ile Türkiye’deki tarih anlayışını mercek altına aldık:

  • Türkiyede tarih disiplinine yaklaşım nasıldır?
  • Yalanlar üzerinden kurgulanan bir tarih anlayışı ile doğru bir gelecek kurgulamak mümkün mü?
  • Toplumsal barış, tarih ve kültür ilişkisi.

“Tarih toplumda çok önemli bir işlev görecek bir alan. Kişisel görüşüm iyi bir tarih yazımı toplumsal barışa önemli katkılar yapacaktır. Tarihçilerin bu anlamda toplumsal bir sorumluluğu da var. Türkiye’de çok kıymetli tarihçiler ve çok kıymetli çalışmalar yapılıyor. Onları tenzih ederek söylüyorum: genel olarak Türkiye tarihçiliğinde sorunlu eğilimler nedir diye sormak isterseniz; birincisi Osmanlı ve Türkiye tarihçiliği açısından baktığımızda hala çok önemli oranda devlet perspektifinden yazılıyor tarihler. Yani tarihçi yazarken kendini adeta devletin yerine koyarak yazıyor….”

Söyleşinin tamamı için podcast yayınımızı dinleyebilirsiniz.

Listen to “Doç. Dr. Ayfer Karakaya – Stump” on Spreaker.

Fuad Köprülü’nün 20. yüzyılın başlarında formüle ettiği şekliyle paradigmalaşmış, ancak yeterince sınanıp sorunsallaştırılmamış Anadolu dinsel ve kültürel tarihine dair bazı varsayımlar –bazen kimlik siyaseti arenasında farklı pozisyonları desteklemek için ters yüz edilerek de olsa– Alevi-Bektaşi tarihine bakışı büyük oranda şekillendirmeyi sürdürmektedir. Nitekim “sözlü kültür-yazılı kültür”, “yüksek İ̇slâm-halk İ̇slâmı”, “ortodoksi-heterodoksi” gibi çift kutuplu karşıtlıklar ve “senkretizm” gibi normatif kavramsallaştırmalar ana akım Türkiye/Osmanlı tarihçiliği ile bu çizgiye muhalif araştırmacıların Alevi-Bektaşi geçmişine bakışlarında sıklıkla gözden kaçan bir ortaklık teşkil etmektedir. Yaygın kabul görmüş bu varsayımların ve üzerlerine inşa edilen alternatif üst-anlatıların, hem kavramsal düzeyde sorgulanması hem de yeni veriler ışığında test edilmesi bugün geldiğimiz noktada artık mümkün ve elzem görünmektedir.

Tanıtım Bülteninden

Ayfer Karakaya – Stump Kimdir?

İstanbul (Erkek) Lisesi ve Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu. Amerika’da Ohio State Üniversitesi’nde İslam/Osmanlı tarihi alanında yüksek lisans yaptı. Doktora derecesini, Harvard Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları/Tarih ortak programından, “Sultanın Tebaası, Şahın Talipleri: Osmanlı Anadolusu’nda Kızılbaş Topluluklarının Oluşumu ve Değişimi” başlıklı teziyle aldı. Cornell Üniversitesi’nde sürdürdüğü iki yıllık doktora-sonrası çalışmayı takiben, 2011 yılında William and Mary Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yardımcı doçent olarak göreve başladı. Halen aynı üniversitede Ortadoğu, İslam ve Osmanlı tarihi dersleri vermektedir. Araştırma alanları arasında, Anadolu’nun sosyo-kültürel tarihi, Osmanlı-Safevi ilişkileri ve sınır bölgeleri, Sufizm ve tarikatların sosyal tarihi, muhalif dinî akımlar, Alevi-Bektaşi toplulukları ve kadın ve toplumsal cinsiyet tarihi vardır.

“The Kizilbash were at once key players in and the foremost victims of the Ottoman-Safavid conflict that defined the early modern Middle East. Today referred to as Alevis, they constitute the second largest faith community in modern Turkey, with smaller pockets of related groups in the Balkans. Yet several aspects of their history remain little understood or explored. This first comprehensive socio-political history of the Kizilbash/Alevi communities uses a recently surfaced corpus of sources generated within their milieu. It offers fresh answers to many questions concerning their origins and evolution from a revolutionary movement to an inward-looking religious order.”

Introduction Bulletin