Ping Li

COVID-19 sonrası dönemde, yüksek kaliteli kalkınma, Çin’in ekonomik kalkınmasının temel bir özelliği olacaktır. Salgının neden olduğu aksamalara rağmen, Çin ekonomisi istikrarlı ve uzun vadeli gelişme yolunda ilerlemeye devam etti. Çin’in faktör odaklı kalkınmadan yenilik odaklı kalkınmaya ekonomik geçişini yönlendirmek amacıyla, toplam faktör verimliliğini artırmak zorunludur ve bu çaba beş temel unsura odaklanmalıdır: kentleşme ve emek göçü; yabancı teknolojilerin yayılma etkisi; insan sermayesi geliştirme; bilimsel ve teknolojik ilerleme ve piyasalaştırma süreci. Bilimsel ve teknolojik devrimin ve endüstriyel dönüşümün ana eğilimlerine ve yönlerine uyum sağlamak önemlidir. Yüksek kaliteli ekonomik kalkınma için, yeni nesil bilgi teknolojisi, biyoteknoloji, yeni enerji kaynakları ve yeni malzemelerle temsil edilen baskın bir teknolojik sistem geliştirmeye odaklanmak ve ilerlemek için kurumsal reform, pazar optimizasyonu ve yerli inovasyon dahil olmak üzere ilerlemenin kilit hızlandırıcılarından yararlanmak giderek daha fazla gerekli olacaktır.

Çin ekonomisi yüksek hızlı büyümeden yüksek kaliteli kalkınmaya geçerken, COVID-19’un ani patlak vermesi gelecek için belirsizlikler yarattı. Pandeminin etkisi nedeniyle, küresel ekonomi derin bir durgunluğa saplanmış durumda. Küresel sanayi zincirinin mutlak olarak ayrıklaştırması küreselleşmeye ağır bir darbe indirdi, reel ekonomideki durgunluğu daha da ağırlaştırdı, iş yerlerinin kapanmasını ve işsizliği artırdı ve dünya ekonomisini bir kez daha düşük büyüme bölgesine kilitledi. COVID-19’un yarattığı güçlükler karşısında, Çin ekonomisi hakkında net bir değerlendirme yapmak, bilim ve teknolojideki gelecekteki eğilimleri kavramak ve ulusal inovasyon sistemini geliştirmek önemlidir. Bunların hepsi, Çin’de inovasyona dayalı kalkınmayı teşvik etmek için ele alınması gereken acil sorunlardır.

1. Çin ekonomisinin mevcut durumu

Sanayileşmiş bir ekonomiye ulaşan ve çağa ayak uydurmak için büyük adımlar atan Çin, yüksek hızlı büyümeden yüksek kaliteli kalkınmaya geçiş sürecinden geçiyor.

1.1 Büyüyen ekonomi ve artan uluslararası statü

Çin, reformundan ve dışa açılmasından bu yana muazzam değişiklikler yaşadı. 40 yılı aşan gelişimi sayesinde, kapsamlı ulusal gücü dünyanın gelişmiş ülkeleri düzeyine ulaştı ve uluslararası statüsü önemli ölçüde arttı.

1978 ile 2019 arasında, Çin’in GSYİH’si 149,5 milyar ABD Dolarından 14,3 trilyon ABD Dolarına çıkarak yıllık ortalama %9,5 veya küresel ortalamanın üç katı bir büyüme kaydetti. Çin’in küresel ekonomideki payı %1,8’den %16’ya yükseldi ve küresel ekonomik sıralaması 12. sıradan 2. sıraya yükseldi. On yıllardır Çin, insani gelişme tarihinde bir mucize yaratarak dünya ekonomik büyümesine %30’un üzerinde katkıda bulunmuştur (Şekil 1 ve Tablo 1).

Şekil 1. GSYİH büyümesi: Çin’in dünya ortalaması ve farklı ekonomi türleri ile karşılaştırıldığında performansı.
Tablo 1. Çin’in GSYİH’deki dünya sıralaması.

1.2 Aşırı yoksulluktan üst orta gelire

Reformun ve dışa açılmanın ilk aşamalarında Çin, aşırı yoksulluğun eşiğinde düşük gelirli bir ülkeydi. Kişi başına düşen GSYİH’sı yalnızca 156 ABD Doları olan Çin halkı, temel gıda ve giyim ihtiyaçlarını zar zor karşılayabiliyordu. 1998’de Çin, düşük gelir tuzağından kurtuldu ve düşük-orta gelirli ülkelerin saflarına katıldı. 2012’de Çin üst orta gelirli bir ülke haline geldi ve kişi başına düşen GSYİH’sı 2019’da 10.000 ABD Dolarını aştı. 2025 yılına kadar Çin’in yüksek gelirli ekonomiler arasına katılacağı tahmin ediliyor. Buna karşılık, daha önce Çin ile düşük gelir grubunda yer alan ekonomilerin büyük çoğunluğu düşük gelirli ülkeler olmaya devam ediyor. Örneğin Afrika ve Hindistan’ı ele alalım. Afrika’nın kişi başına düşen GSYİH’sı 1998’de 755 ABD doları ve Çin’inki 775 ABD dolarıydı, bu nedenle ekonomik sıçramalarının ilk aşamalarında çok benzerlerdi. Hindistan’ın ise, 40 yıl önce, hem GSYİH hem de küresel sıralaması Çin’inkinden daha yüksekti. Bununla birlikte, 2019’da Çin’in kişi başına GSYİH’sı 10.000 ABD Doları olan üst-orta gelir eşiğine ulaşırken, Afrika’nınki 1800 ABD Doları ve Hindistan’ınki 2000 ABD Doları oldu. Her iki ekonomi de hala düşük gelir grubunda ve sanayileşmenin ilk aşamasında kapana kısılmıştı.

1.3 Kendine has bir sanayileşme yolu: Ekonomik yapı ve modernizasyonda sürekli iyileştirme

1954’te, Çin’in ilk Ulusal Halk Kongresi’nin ilk oturumunda Başkan Mao ZedUng, “sanayileşmiş, kültürel olarak gelişmiş bir büyük ülke inşa etme” vizyonunu paylaştı. Sanayileşmeye ulaşmak, Çin halkının birkaç nesli tarafından takip edilen bir hedefti. Sanayileşmenin yüksek hızlı büyüme üzerindeki etkisini kabul eden Çin, sanayileşmeyi başarmak için sürekli çaba sarf etti. Ekonomik yapıdaki değişiklikler arasında ikincil sanayi, ekonominin büyük bir bölümünü oluşturdu ve yüksek hızlı büyümenin motoru olarak hizmet etti; birincil sanayi ekonominin bir parçası olarak daraldı; üçüncül sanayi, ölçek olarak istikrarlı bir şekilde genişledi; verimlilik arttı ve endüstriyel yapı gelişti (Şekil 2). Eksiksiz bir endüstriyel sistemle Çin, şu anda küresel imalat ürünlerinin %19,8’inden sorumlu, dünyanın en büyük imalatçı ülkesidir. Sanayileşmenin temel olarak tamamlanması, Çin’in zamanı hızla yakalama çabasında muazzam bir başarıdır.

Şekil 2. Çin’in endüstriyel yapısındaki değişiklikler: endüstri türlerinin yüzdeleri, 1978–2016.

Çin’in sanayileşme süreci Hindistan’ınkiyle tam bir tezat oluşturuyor (Şekil 3 ve 4). 1960’ların sonlarından bu yana, Çin ekonomisinde ikincil sanayinin payı her zaman %40’ın üzerinde olmuştur, bu da tarımın payında önemli bir düşüşe ve kırsal işgücünün büyük bir transferine yol açmıştır. Kırsal işgücünü oluşturan nüfusun payı %70’ten %30’un altına düşmüş ve işgücü verimliliği önemli ölçüde artmaya devam etmiştir. Hindistan’da ikincil sanayinin payı %30 civarında kalmıştır ve yavaş yavaş göç eden kırsal işgücü, toplam istihdamın hala %50’sini oluşturuyor. Hindistan’ın endüstriyel yapısını iyileştirmedeki yavaş ilerlemesi nedeniyle ülke, sanayileşmenin tetiklediği yüksek hızlı büyümeden yararlanamadı. Kırk yıl önce Hindistan ekonomik olarak Çin’den daha gelişmişti. Bugün Çin ekonomisi hem toplamda hem de kişi başına hesaplandığında Hindistan’ınkinden dört kat daha büyük. İki ülke çok farklı gelişme aşamalarında.

40 yıldan fazla süren yüksek hızlı büyümenin ardından Çin, sanayileşmesini etkin bir şekilde tamamladı. Aşağıdakiler, Çin’in ekonomik kalkınmasındaki temel değişikliklerin üç örneğidir.

Öncelikle, Çin’in üçüncül endüstrisi 2012’de ikincil endüstriyi geçti ve ilk kez ulusal ekonomideki en büyük sektör haline geldi. Üçüncül sektörün katma değeri 2015 yılında GSYİH’nın %50’sinden fazlasını oluşturuyordu. Çin ekonomisinin ikincil endüstrinin egemenliğinden üçüncül endüstrinin egemenliğine geçişi açıkça görülüyor.

İkincisi, Çin’in kentleşme oranı 2011’de ilk kez %50’yi aşarak %51,3’e ulaştı. 2014 yılında şehirlerde kırsal bölgelere göre daha fazla iş yaratıldı ve kentsel işler toplam istihdamın %50,9’unu oluşturdu. Kırk yıl önce Çin, yalnızca %18’lik bir kentleşme oranıyla hâlâ geleneksel ve geri kalmış bir kırsal toplumdu. Bugün, sosyal dinamiklerdeki köklü değişikliklerle birlikte modern kentleşmiş bir topluma dönüşmüştür.

Şekil 3. Endüstriyel yapılar, 1960–2016: Çin (üstte) ve Hindistan (altta).
Şekil 4. İstihdam yapıları: Çin, 1952–2015 (üstte); Hindistan, 1951–2010 (altta).

Üçüncüsü, 2014 yılında nihai tüketim oranı %51,2’ye, ekonomik büyümeye katkısı ise %50,2’ye yükselmiştir. Çin ekonomisini destekleyen uzun süredir devam eden yatırıma dayalı büyüme modeli köklü değişiklikler geçirdi.

Tüm bu istatistikler, Çin’in yüksek hızlı bir büyüme aşamasından, yüksek kaliteli bir gelişme aşamasına geçtiğini, sanayileşmenin kazanımlarını pekiştirdiğini ve sanayileşme sonrası bir geçiş için çabaladığını gösteriyor.

2. İstikrarlı büyüme trendi ve olumlu bir uzun vadeli yörünge

COVID-19 salgını dünya ekonomisini ciddi şekilde alt üst etti. Uluslararası Para Fonu, 13 Ekim 2020 tarihli Dünya Ekonomik Görünümünde, küresel GSYİH’nın bu yıl %4,4 daralacağını, gelişmiş ekonomilerin %5,8, ABD ekonomisinin %4,3, Euro Bölgesi ekonomilerinin %8,3, İngiltere ekonomisinin %9,8, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerin %3,3 ve Hindistan ekonomisinin %10,3 olarak küçüleceği tahminininde bulundu. Bu, Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü küresel durgunluk olacak ve küresel ekonomik toparlanmaya giden yol muhtemelen uzun ve zor olacak. Çin ekonomisi de pandemiden ciddi şekilde etkilenerek ilk çeyrekte %6,8 küçüldü, ancak ikinci çeyrekte hızlı bir şekilde %3,2 büyümeye ve üçüncü çeyrekte %4,9 büyümeye ulaştı (Şekil 5). Çin Sosyal Bilimler Akademisi Kantitatif ve Teknolojik İktisat Enstitüsü’nün tahminlerine göre, Çin’in ekonomik büyümesi dördüncü çeyrekte %6,5’e ve tüm yıl için %2,9’a ulaşacak. Dünyanın önde gelen ekonomileri arasında böylesine güçlü bir performans, Çin ekonomisinin dayanıklılığının kanıtıdır.

Şekil 5. Çin’in üç aylık GSYİH büyümesi, 2005–2020.

Mayıs 2020’deki Ulusal Halk Kongresi ve Çin Halkı Siyasi Danışma Konferansı’nda, Genel Sekreter Şi Jinping, kalkınmanın genel eğilimini bilimsel olarak analiz etmenin ve anlamanın ve ekonomik duruma kapsamlı, uzun vadeli bir bakış açısı getirmenin önemini vurguladı. COVID-19 salgını ve bir yüzyılda görülmeyen değişiklikler karşısında, Çin’in ekonomik kalkınmasının aşağıdaki üç ana eğilimi devam edecek.

Birincisi, Çin ekonomisi büyüme modelini değiştirme, ekonomik yapısını optimize etme ve büyüme faktörlerini değiştirme sürecinde ve hala yüksek hızlı büyümeden yüksek kaliteli kalkınmaya geçiş aşamasında.

Çin ekonomisinde reform ve dışa açılmadan bu yana geçen 40  yılda birikmiş sorunlara rağmen Çin, sanayileşme sürecini etkin bir şekilde tamamlayan birkaç ülkeden biridir. Çağı yakalamak için büyük adımlar atan Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline geldi. 2010 yılında ekonominin büyümesi %10,6 gibi çift haneli bir orana ulaşmış ve ardından yavaşlamaya başlamıştır. 2015’ten 2019’a kadar ekonomik büyüme %6-7 aralığında kalarak Çin’in yüksek hızlı büyüme aşamasından orta-yüksek hızlı büyüme aşamasına geçtiğini gösterdi, bu da Çin’in gelecekte kalkınmayı sürdürmek için sağlam bir temele sahip olduğunu gösteriyor.

İkincisi, Çin hala iç içe geçmiş yapısal, kurumsal ve döngüsel sorunların ortaya çıkardığı zorluklar ve engellerle karşı karşıya.

Çin’in karşı karşıya olduğu birincil sorun, elbette, yavaşlamadır. Ekonomik büyümeyi yönlendiren “troyka” – yatırım, tüketim, ithalat ve ihracat – 2019’un dördüncü çeyreğinden bu yana önemli ölçüde azaldı. Çin’in ekonomik büyümesi uzun zamandır yatırım tarafından yönlendirildi. Enstitümüzün tahminlerine göre sermaye, son 40 yılda Çin’in GSYİH’sının %60’ına katkıda bulundu. Bir yandan, büyük yatırımların sürekli girdisi, Çin’in yüksek hızlı büyümeyi sürdürmesini ve dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olmasını sağladı. Öte yandan, yatırıma dayalı ekonomi ciddi bir testle karşı karşıya: yatırım verimliliğinde keskin bir düşüş ve ciddi kapasite fazlalığı.

Yüksek hızlı büyüme aşamasında, 1  birim GSYİH’lik bir artış yaklaşık 2.5  birim yatırım gerektiriyor, ancak şimdi 1  birimlik GSYİH artışı 8  birim yatırım gerektiriyor. Yatırım böylece verimsiz hale geldi ve hatta olumsuz etkiler yarattı.

Çin, 1990’ların sonlarında kapasite fazlası sorunuyla mücadele etti, ancak pek sonuç alamadı. Fazla kapasitedeki artış Çin ekonomisinde kalıcı bir sorun haline geldi. Son yıllarda, Çin’in üretim kapasitesinin kullanım oranı, uygun aralığın çok altında olan sadece %76 civarında olmuştur (Şekil 6). Bu, bankacılık sektöründe şüpheli alacak riskinin artmasına ve şirket kârlarının düşmesine neden oldu.

Şekil 6. Çin’de kapasite kullanım oranı, 2016–2019.

Yukarıdaki tablodan, yatırıma dayalı yüksek hızlı büyüme modelinin artık sürdürülebilir olmadığını görebiliriz. Aynı zamanda, Çin’in ekonomik büyümesi, azalan demografik avantajlar, artan gelir farkları ve artan enerji ve çevresel kısıtlamalar gibi bazı uzun vadeli zorluklarla da karşı karşıya. Faktör odaklı büyümeden inovasyon odaklı büyümeye geçiş acil bir ihtiyaçtır.

Üçüncüsü, Çin’in önemli kurumsal avantajları, sağlam endüstriyel temeli ve devasa iç pazarı değişmeden kaldı.

Çin, eksiksiz bir sanayi sistemine, mega ölçekli bir iç pazara ve büyük, yüksek eğitimli bir nüfusa sahiptir. Ülke hızlı bir sanayileşme, bilişim, kentleşme ve tarımsal modernleşme sürecinden geçmektedir. Yüksek teknoloji, ekipman üretimi ve stratejik gelişen endüstrilerde yeni ekonomik etkenler ortaya çıkıyor veya hızla büyüyor. Son yıllarda, Çin’in Engel katsayısı reformun başlangıcında %60’tan ve açılışta %30’un altına düştü. Hane halkı tüketiminde hizmetlere (ulaşım, iletişim, kültür, eğitim, sağlık hizmetleri vb.) olan talebin, geleneksel malzeme tüketimi biçiminden (gıda, giyim, konut vb.) daha hızlı artması, yapıda köklü bir değişikliğe işaret etmektedir. COVID-19 salgını sırasında dikkate değer kurumsal güçler sergileyen Çin’in dünya ekonomik büyümesini desteklemedeki rolü ancak daha da güçlenebilir.

3. Faktör odaklı gelişimden inovasyon odaklı gelişime geçişi kolaylaştırmak

Son 40 yılda, Çin ekonomisi yüksek hızlı büyümeyi sürdürdü, ancak esas olarak ölçeğe odaklandı ve düşük verimliliğe sahipti. Çin’in ekonomik büyümesini ve katkılarını etkileyen ana faktörleri analiz etmek için Çin Sosyal Bilimler Akademisi Kantitatif ve Teknolojik Ekonomi Enstitüsü, klasik Solow büyüme modelini kullanarak faktörleri inceledi (Tablo 2). Sonuçlar, sermayenin GSYİH’ya katkısının %60 kadar yüksek olduğunu, toplam faktör verimliliğinin (TFP) katkısının ise sadece %33 olduğunu göstermektedir. Faktöre dayalı kalkınma modelinin özellikleri açıkça görülmektedir.

Tablo 2. Çin’in ekonomik büyümesini etkileyen faktörlerin analizi, 1979–2015.

2008’deki küresel ekonomik krizden bu yana, Çin’in ekonomik büyüme hızı azalmaya devam etti. Talep tarafında, yatırım, tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan üç itici etken güç kaybetti ve uzun vadeli ve kısa vadeli sorunlar önemli ölçüde arttı. Bu nedenle, geleneksel faktör odaklı kalkınma modeli artık sürdürülebilir değildir ve ekonomik dönüşümü ve yenilemeyi teşvik etme ihtiyacı acildir. Çin’in ekonomik büyümesinin, esas olarak yatırım ve ihracat tarafından yönlendirilmekten, aynı anda tüketim, yatırım ve ihracat tarafından yönlendirilmeye; esas olarak ikincil sanayiye dayanmaktan, birincil, ikincil ve üçüncül sanayilerin dengeli katkılarına ve ağırlıklı olarak maddi kaynakların artan tüketimine bel bağlamaktan, temel olarak bilimsel ve teknolojik ilerlemeye, işgücünün kalitesinin iyileştirilmesine ve yönetim yaklaşımlarında yeniliğe dayanmaya doğru dönüşmeye ihtiyacı vardır. Başka bir deyişle, kalkınma faktör odaklı olmaktan yenilik odaklı olmaya geçmelidir.

Arz tarafındaki üç temel faktör (sermaye, emek ve toplam faktör verimliliği) bağlamında bakıldığında, inovasyona dayalı kalkınmanın amacı toplam faktör verimliliğini (TFV) artırmaktır. TFV veya diğer bir deyişle inovasyon, özünde bir “kara kutu”dur ve herkes bundan bahsediyor. Ama yenilik tam olarak nedir? Hangi faktörler söz konusudur? İnovasyondan ekonomik büyümeye geçiş mekanizması nedir? Bu soruları yanıtlamak ve ‘kara kutuyu’ açmak için enstitümüz, son 40 yılda Çin ekonomisinin TFV’sinde kilit rol oynayan faktörleri analiz etmek için ampirik yöntemler kullandı ve büyümeyi destekleyen beş temel faktör belirledi: kentleşme ve emek göçü; yabancı teknolojilerin yayılma etkisi; insan sermayesi geliştirme; bilimsel ve teknolojik ilerleme ve piyasalaştırma süreci (Şekil 7).

Şekil 7. Çin’in TFP’sinin Analizi, 1995–2015.

Reform ve dışa açılmadan bu yana geçen 40 yıl içinde, Çin’in TFV’sine en çok beş faktör katkıda bulunmuştur.

(1) Kentleşme ve emek göçü. Çin’in kentleşme oranı %18’den %60’a yükseldi, kırsal alanlardaki işgücünün payı %70’ten %30’un altına düştü ve işgücünde birincil sanayiden ikincil ve üçüncül sanayiye geniş çaplı bir hareket yaşandı. Çin’in ikincil ve üçüncül sanayilerinin emek verimliliği, birincil sektörün sırasıyla 4 katı ve 3,5 katıdır. Bu büyük ölçekli işgücü göçü, işgücü kaynaklarının tahsisini optimize etti ve toplum genelinde işgücü verimliliğini önemli ölçüde artırdı.

(2) Yabancı teknolojilerin yayılma etkisi. Çin, dışa açılmayı teşvik etme ve yabancı yatırımı çekme ve kullanma konusunda kararlıdır. Bunun sonucu olarak, sanayi sektörünün teknolojik standartları önemli ölçüde iyileşmiştir. Teknoloji ve bilgi, olumlu yayılma etkileri yarattı ve çok sayıda vasıflı sanayi işçisi üretti.

(3) İnsan sermayesinin geliştirilmesi. Çin kültüre ve eğitime büyük önem veriyor. Ülkeyi bilim ve eğitim yoluyla canlandırma stratejisinin rehberliğinde ülke, eğitime yapılan yatırımları artırmaya devam ediyor. Üniversitelerin brüt kayıt oranı belirgin şekilde arttı, nüfusun bilimsel okuryazarlığı önemli ölçüde arttı ve bilimsel ve teknolojik işgücünün boyutu, birkaç yıldır dünyada birinci sırada yer aldı.

(4) Bilimsel ve teknolojik ilerleme. Çin, bilim ve teknolojiyi birincil üretici güç olarak görüyor. Hâlihazırda OECD ülkelerinin ortalamasından daha yüksek olan bilim ve teknolojiye sürekli yatırım yaparak, bilimsel ve teknolojik gücünü önemli ölçüde artırdı ve şu anda bilimsel makalelerin, patentlerin ve diğer fikri çıktıların üretiminde dünyanın en iyi performans gösterenleri arasında yer alıyor. Bilim ve teknoloji artık ülkenin ekonomik kalkınmasında giderek daha önemli bir rol oynuyor.

(5) Piyasalaştırma süreci. 1992’de Çin, sosyalist bir piyasa ekonomisi inşa etme hedefini belirledi ve planlı ekonomik sistem reformunu başlattı. Piyasa ekonomisinin kurumlarının ve mekanizmalarının güçlendirilmesi ve reform avantajlarının özgür bırakılması, toplumsal üretkenliği büyük ölçüde artırdı.

Yukarıdaki beş faktör, gelecekteki ekonomik kalkınma için temel itici güç ve aynı zamanda inovasyona dayalı kalkınmayı sürdürmek için ana kaldıraç olmaya devam ediyor.

4. Çin’de bilimsel ve teknolojik yeniliği teşvik etmenin yolu

2012 yılında, Çin Komünist Partisi 18. Ulusal Kongresi, bilimsel ve teknolojik yeniliğin üretkenliği ve genel ulusal gücü artırmak için stratejik destek sağladığını ve genel ulusal kalkınmada ona en büyük önceliği vermemiz gerektiğini açıkça belirtti. Sadece bilim ve teknolojideki gelişme eğilimlerini anlayarak en yüksek bilimsel yenilik düzeyine ulaşabilir ve uluslararası yarışta rekabetçi olabiliriz.

Enstitümüzün teknoloji eğilimlerine ilişkin tahminlerine ve dünyanın önde gelen ülkelerinin araştırma sonuçlarına dayanarak, geleceğin bilim ve teknoloji sisteminin, biyoteknoloji, yeni enerji kaynakları ve malzemelerin dâhil olduğu yeni nesil bilgi ve ağ teknolojileri tarafından yönetileceği sonucuna varılabilir. Bu, ana akım eğilimleri ve mevcut bilimsel ve teknolojik devrimin ve endüstriyel dönüşümün yönünü yansıtır. Yeni nesil bilgi ve ağ teknolojileri, biyotıp ve sağlık teknolojileri ve yeni enerji teknolojileri önümüzdeki 2-3 yıl içinde büyük ölçekte uygulanabilir.

Yeni bir bilimsel ve teknolojik devrim döngüsü hızla ortaya çıkıyor ve aşağıdaki özellikleri gösteriyor:

Ufukta, bilimsel araştırmalarda büyük atılımlar ve gelişmeler görünüyor ve yeni genel bilim biçimleri ve hatta yeni bilimsel sistemler ortaya çıkmaya başlayacak.

Öncü teknolojilerde aynı anda birden fazla atılım ve küme ortaya çıkacak ve bu da daha kısa teknoloji yaşam döngülerine yol açacaktır.

Bilimsel ve teknolojik yeniliklerin çeşitlendirilmiş ve derinlemesine entegrasyonu ve disiplinler arasında belirsizleşen sınırlar, insan-siber-fiziksel entegrasyonunu kolaylaştıracak ve fiziksel, dijital ve biyolojik alanları giderek daha fazla birleştirecektir.

Bilim, teknoloji ve inovasyonda, araştırma kuruluşlarında önemli değişiklikleri tetikleyen ve daha bireyselleştirilmiş, açık, ağ bağlantılı ve küme tabanlı araştırma ve inovasyon faaliyetlerine yol açan bir paradigma devrimi yolda.

Ezber bozan yenilikler geniş bir ölçekte yayılıyor, topluma birçok düzeyde nüfuz ediyor ve sosyal üretim araçları üzerinde derin bir etkiye sahipler. Üretim araçlarımızda, iş modellerimizde, yaşam tarzımızda ve öğrenme ve düşünme şeklimizde devrim niteliğinde değişiklikler için bir itici güç oluşturuyorlar.

Bilimsel ve teknolojik yenilik son derece karmaşık ve değişkendir ve ekonomik ve toplumsal kalkınma üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Bu yenilikler eski üretici güçleri ve ilişkileri yok edecek ve Çin’deki geleneksel kurumsal sistem ile yeni toplumsal üretici güçler arasındaki gerilimi tırmandıracaktır. Bu, bilim ve teknoloji sisteminde yenilik için yeni gereksinimleri gündeme getirmiştir.

Bilim ve teknolojideki küresel rekabet, özellikle yükselen ve yerleşik güçler arasında tırmanıyor. Küresel bilim ve teknoloji yönetişim sistemindeki ve uluslararası düzendeki değişiklikler hızlanıyor ve Çin, küresel bilim ve teknoloji yönetişiminin önemli bir katılımcısı olacak. Bununla birlikte Çin, yenilikçi bir ulusal sistem inşa etmede gelişmiş ülkelerin hala çok gerisindedir ve birçok risk ve zorlukla karşı karşıyadır.

5. İnovasyona dayalı gelişim için politika önerileri

İnovasyona dayalı kalkınma, modern bir ulusal inovasyon sistemi oluşturmak için reformların daha da derinleştirilmesini ve çeşitli inovasyon kuruluşları arasında sinerjinin desteklenmesini gerektirir. Temel araştırmaları güçlendirirken ve temel sistemi geliştirirken, temel teknolojilerde daha fazla atılım aramak da önemlidir. Etkin bir sektörler arası koordinasyon mekanizmasının oluşturulması, bilim, teknoloji ve yenilik politikalarının iyileştirilmesi ve TFV’nin artırılması için çaba gösterilmelidir.

5.1 İdari kurumlar reformunun derinleştirilmesi ve hükümet işlevlerinin aktif olarak dönüştürülmesi

Arz yönlü yapısal reformu teşvik etmenin, piyasayı harekete geçirmenin ve işletmeleri motive etmenin anahtarı, hükümet ve piyasa arasındaki ilişkiyi düzgün bir şekilde ele almaktır. Geleneksel üretim faktörlerinin (sermaye ve emek gibi) arzı, ölçekte azalan bir getiri gösterdiğinden, TFV tarafından temsil edilen yeni üretim faktörlerinden (bilgi, teknoloji, yenilik, yönetim, veri, vb.) Çin’in gelecekteki ekonomik büyüme ivmesini sürdürmek için yararlanılmalıdır. Bu yeni faktörlerin ilerlemesi, gelişimi ve büyümesi, rahat ve serbest bir piyasa ortamı gerektirir.

Bu nedenle hükümet, işlevlerin dönüşümünü idari reformun odak noktası haline getirmeli ve yasal olarak bağlayıcı ‘yetki listeleri’, ‘negatif listeler’ ve ‘sorumluluk listeleri’ oluşturarak hükümetin sorumluluklardan kaçmasını önlemek veya sınırları aşmaması için ve hükümetin mikro düzeydeki işleri yönetme ve denetlemedeki rolünü en aza indirmek üzere hükümet ile piyasa arasında makul bir sınır oluşturmalıdır. Aynı zamanda, idareyi ve yetki devrini daha da kolaylaştırmak için hükümetin karar alma, yürütme ve denetleme yetkileri arasında uygun kontrol ve dengeleri olan sağlam bir idari mekanizma oluşturulmalıdır. Kaynak tahsisinde etkinleştirici etkisinden ve belirleyici rolünden tam olarak yararlanmak için piyasayı daha fazla açmak ve canlandırmak da önemlidir. Faktör girdisi ve maliyet kısıtlamalarını yatırım getirisi ile eşleştirmek için fiyat oluşumu, maliyet aktarımı ve yatırım getirileri için piyasa mekanizmaları oluşturulmalıdır. Piyasa, endüstrilerin, ürünlerin ve projelerin örgütlenmesini teşvik etmede ve teknik rotalar ve yönler belirlemede yol gösterici bir rol oynamalı ve geriye dönük ve fazla kapasite, piyasa araçlarıyla ortadan kaldırılmalıdır. “Kitlesel girişimcilik ve yenilik” programları ve özel sermayenin piyasaya dayalı işleyişi, piyasanın gelişimini sağlamak ve tüketimi artırmak için geliştirilmelidir. “Piyasayı iktidar kafesine sıkıştırma” uygulamasından kaçınılmalıdır.

5.2 Tekelleri kırmak, devlete ait işletmeler sisteminde reform yapmak ve tam ve adil rekabet için bir piyasa ortamı yaratmak

Hem dünya tarihi hem de ekonomik teori, tekelin yalnızca piyasa çelişkilerini şiddetlendirmekle ve endüstriyel ilerlemeyi ve dönüşümü engellemekle kalmayıp, aynı zamanda teknoloji ve yönetimde inovasyonu da engellediğini kanıtlamıştır. Ayrıca toplumsal gerilimleri tırmandırabilir, kaynak tahsisi verimliliğini bozabilir ve toplumsal servetin adil dağılımını etkileyebilir. Şu anda, Çinli işletmelerin araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerini ciddi şekilde engelleyen iki faktör var: dar görüşlü davranışlar ve tekelci eylemler. Aynı zamanda, telekomünikasyon ve diğer hizmet sektörlerinin özel sermayeye çok açık olmamasıyla birleşen tekelci sanayi politikalarının varlığı nedeniyle, özel yatırımcıların bu rekabetçi alanlara girmeleri zordur, bu da sadece kaynakların etkin biçimde tahsisini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda özel sermayenin önemli rolünü oynamasını da engeller. Daha da önemlisi, böylesine adaletsiz bir kalkınma sistemi, teknolojik yenilik ve üretici teşviklerinin önünde ciddi bir engel oluşturmuştur. Bu nedenle hükümet, ilgili yasa ve yönetmelikleri formüle ederek ve geliştirerek düzenli rekabet için birleşik, açık bir piyasa sisteminin inşasını hızlandırmalı, adil rekabet için bir garanti mekanizması oluşturmalı ve canlılığı ve bir piyasa ekonomisinin yaratıcılığını daha iyi açığa çıkarmak için bölgesel ayrışma ve endüstriyel tekelleri kırmalıdır.

5.3 Bağımsız inovasyon kapasitesinin güçlendirilmesi ve bilimsel ve teknolojik inovasyon için mekanizma ve ortamın iyileştirilmesi

Modern işletmeler arasındaki rekabetin özü, teknolojilerin rekabetidir. İşletmeler ancak bilimsel araştırmaya ve teknolojik yeniliklere önem vererek kendi temel teknolojilerine sahip olabilir ve kaderlerini kendi ellerinde tutabilirler. Bu, hem elverişli hem de başka türlü her türlü ortamda uzun vadede hayatta kalmaları ve büyümeleri için çok önemlidir.

Şu anda, Çin ekonomisi kritik bir endüstriyel yeniden yapılandırma ve iyileştirme dönemindedir ve ihracat ortamı giderek daha zorlu hale gelmekte, bu da bilimsel ve teknolojik yenilikleri güçlendirme ihtiyacını artırmaktadır. Bu koşullar altında, arz yönlü yapısal reformun sağladığı gelişme fırsatını değerlendirmeli, işletmelerin bağımsız inovasyonunu artırmak için ilgili planları ve sanayi politikalarını formüle etmeli ve iyileştirmeli, risk sermayesi kurumlarının gelişimini desteklemeli, iş sektörünün araştırma faaliyetleri ile ilgili mali reform ve yönetim yasalarını optimize etmeli, işletmeleri Ar-Ge girdilerini artırmaya ve yeni teknolojiler geliştirmeye gerçekten teşvik edebilecek ve yönlendirebilecek bilim ve teknoloji politikalarını uygulamalı ve işletmelerin Ar-Ge yatırımlarını kolaylaştırmak üzere endişelerini ortadan kaldırmalıyız. Ayrıca, yatırım ve finansman politikalarını iyileştirmeli, fikri mülkiyet hakları taahhüdü, çeşitli bilim ve teknoloji sigorta planları, yüksek teknoloji bölgesi sözleşmeleri ve risk sermayesi fonları yoluyla finansman zorluklarını ele almalı ve teknolojik yenilikleri gerçekleştirmede işletmeleri desteklemeliyiz.

Yukarıdakilere ek olarak, fikri mülkiyet haklarının korunmasını geliştirmeli, Ar-Ge çıktılarının ticarileştirilmesi ve sanayileşmesi için destek mekanizmasını iyileştirmeli, işletmelerin bağımsız inovasyonunun yarattığı ekonomik ve sosyal faydaları tam olarak garanti etmek için teknoloji hizmet sistemini ve teknoloji mülkiyet hakları ticaret sistemini güçlendirmeli ve şirketlerin fikri mülkiyet haklarının korunması için sağlam bir dış ortam oluşturmalıyız. Bilimsel ve teknik personelin yasalara uygun olarak makul düzeyde zenginleşmesine yardımcı olmak, işletmeleri ve profesyonelleri bilimsel araştırma ve yenilik yapmaya teşvik etmenin doğrudan ve etkili bir yoludur.

5.4 Niceliği kalite ve verimlilikle değiştirmek ve sermaye kullanımını ve emek verimliliğini artırmak

Bilimsel ve teknolojik yeniliği teşvik ederken ve TFV’yi artırmaya çalışırken, geleneksel üretim kaynaklarının ve faktörlerinin arzının verimliliğini ve kalitesini artırmayı arz yönlü yapısal reformun odağına koymalıyız. Bir yandan, kısa vadede Çin’in demografik eğilimini değiştirmenin zor olduğu gerçeği göz önüne alındığında ve modern ekonominin taleplerini karşılamak için beşeri sermayeye yapılan yatırımı artırmak gerektiğinden, demografik avantajları yetenek avantajlarına dönüştürmek ve azalan demografik avantajların olumsuz etkilerini dengelemek için işgücünün kalitesini iyileştirmek gerekiyor. Aynı zamanda, birleşik bir işgücü piyasası inşa etmeli, işgücü tahsisini optimize etmeli, emeğin serbest dolaşımının maliyetini düşürmeli, kentsel ve kırsal alanlar, işletmeler, üniversiteler ve bilimsel araştırma kurumları arasında düzenli işgücü hareketini teşvik etmeli, teknolojik ve idari personel için emeklilik yaşını makul oranda ileri çekmeli, yaşlı nüfusu daha uzun süre çalışmaya teşvik etmeli, işgücü arzının potansiyelinden yararlanmalı, nüfus stratejisinin odağını nüfus artışını kontrol etmekten nüfus kalitesini optimize etmeye ve iyileştirmeye kaydırmalı, eğitim ve öğretim kalitesini artırmalı ve istikrarlı bir şekilde işgücünün kalitesini artırmalıyız.

Ayrıca, 14. Beş Yıllık Plan döneminde hükümet, zorunlu eğitim süresini 12 yıla çıkarmalı, sanayi, akademi ve araştırma kurumları arasındaki stratejik ittifakı desteklemeli, sanayilerin temel rekabet gücünü artırmalı ve geliştirme aşamalarının sorunsuz ve etkili geçişini sağlamalıdır. Öte yandan, finans sektöründe reformların hayata geçirilmesini hızlandırmalı, sermaye kullanım etkinliğini artırmalı, finans firmalarının tekel ve vurgun hareketlerini durdurmalı, reel ekonomiyle uyumlu çok katmanlı bir finansal sistemin inşasını hızlandırmalı, çeşitlendirilmiş organizasyon sistemleri ve dikey hizmet sistemleri kurmalı, çeşitli mali kaynak biçimlerini entegre etmeli, piyasa odaklı mali reformu hızlandırmalı ve işletmeler, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için finansman maliyetlerini etkin bir şekilde aşağı çekmelidir.


Çıkar çatışması bildirimi

Yazar, bu makalenin araştırılması, yazımı ve/veya yayınlanmasıyla ilgili olarak herhangi bir potansiyel çıkar çatışması beyan etmemiştir.

Finansman

Yazar, bu makalenin araştırılması, yazımı ve/veya yayınlanması için herhangi bir mali destek almamıştır.


Ping Li bir araştırmacı ve doktora danışmanıdır. Aynı zamanda Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nin Kantitatif ve Teknolojik Ekonomi Enstitüsü’nün direktörüdür. Araştırma ilgi alanları arasında bilimsel yenilik ve endüstriyel ekonomi ve proje değerlendirmesi yer almaktadır.

Bu makale Sage Journals’da yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş