2 Mayıs 2026, Cumartesi
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Sibel_özbudun

    Kriz(ler), Savaş(lar), İsyan ve Kadın(lar)[1]

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Zekeriya Simsek

    İran Dünyanın Neresindedir?

    cisel aktimur

    Selahattin Demirtaş: Bir Siyasal İhtimalin Tutukluluğu

    Dr. Jan Campbell

    Iran – ABD Savası: Pandora’nın Kutusunda Ne Olduğunu Bilmiyorum

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    cisel aktimur

    Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

    karikatür

    Eleştiridir, İfade Özgürlüğüdür Karikatür

    jean Marie Jacoby, Burcu Ünlü

    Ötekiler Nasıl Yaşar? New York Müşterek Meskenlerinde Gözlemler

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Sibel_özbudun

    Kriz(ler), Savaş(lar), İsyan ve Kadın(lar)[1]

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Zekeriya Simsek

    İran Dünyanın Neresindedir?

    cisel aktimur

    Selahattin Demirtaş: Bir Siyasal İhtimalin Tutukluluğu

    Dr. Jan Campbell

    Iran – ABD Savası: Pandora’nın Kutusunda Ne Olduğunu Bilmiyorum

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    cisel aktimur

    Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

    karikatür

    Eleştiridir, İfade Özgürlüğüdür Karikatür

    jean Marie Jacoby, Burcu Ünlü

    Ötekiler Nasıl Yaşar? New York Müşterek Meskenlerinde Gözlemler

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş

Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

Çisel Aktimur
2 Mayıs 2026
Okuma süresi: 6 dakika
A A
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşPinterest'te PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsApp'ta PaylaşTelegram'da PaylaşE-Mail ile Paylaş
cisel aktimur

Bir insanı kendi tarihsel bağlamı içinde mi anlamalıyız, yoksa bugünün ahlaki ölçütleriyle mi değerlendirmeliyiz? Bir insanın ürettiği anlam ile o insanın eylemleri arasındaki ilişkiyi nasıl kurmalıyız? Bir eserin değeri, onu üreten kişinin hayatına mı bağlıdır yoksa eserin kendi açtığı imkânlara mı?

Bugünün bilinçli insanları olarak geriye baktığımızda doğal olarak farklı bir etik perspektiften bakıyoruz. Bu kötü bir şey değil. Toplumların gelişmesi zaten böyle oluyor: yeni kuşaklar eski normları sorguluyor. Ama bazen burada başka bir risk ortaya çıkıyor. Geçmişte yaşamış insanları bugünün moral çerçevesiyle yargılamak, onları anlamayı zorlaştırabiliyor. Yılmaz Güney’in ürettiği şiddeti bugünün bilgisiyle eleştirmek meşru sayılıyor. Hatta bu, etik ilerlemenin bir parçası kabul ediliyor. Evet, edilmeli de. Ama mesele sadece buraya sıkıştığında, o kişinin neden öyle davrandığını, o dönemin erkeklik kodlarını ve şiddetin nasıl normalleştiğini anlamayı bırakıyoruz. Bu da resmi eksik bırakıyor.

İlgili İçerikler

Eleştiridir, İfade Özgürlüğüdür Karikatür

Ötekiler Nasıl Yaşar? New York Müşterek Meskenlerinde Gözlemler

Resmi tamamlamak niyetindeysek eğer, bizden başka türlü bakabilme kapasitesi bekliyor. Bizden anlayış, empati ve çağımızın “idam etme” refleksini bir kenara bırakma becerisini de istiyor. Affedilmek istemiyor belki ama anlaşılmayı bekliyor. Kim bilir, belki anlarız. Anlayalım isterim çünkü. Düşünelim isterim.

Yılmaz Güney’in yaşadığı dönemde erkeklik, özellikle Türkiye’nin kırsal ve yarı-feodal kültürel ortamlarında, bugün düşündüğümüzden çok daha sert normlarla tanımlanıyordu. Erkeklik çoğu zaman kontrol, namus ve disiplinle ilişkilendiriliyordu. Bu durum şiddeti meşru kılmıyordu ama onu daha anlaşılır bir davranış kalıbı haline getiriyordu. Yılmaz Güney örneğinde ise bu mesele daha karmaşık hale geliyor. Çünkü onun filmleri çoğu zaman tam da o sert kültürel dünyayı eleştiren bir perspektif içeriyor. Mesela Yol’daki Seyit Ali karakteri, o dönemin erkeklik normlarının içinde yaşayan bir figür olmasına rağmen kendisinden beklenen şiddeti gerçekleştirmiyor. Film zaten o kültürel dünyanın içinden bir eleştiri üretmeye çalışıyor. Yani Yılmaz Güney kendi hayatında o ihtimali gerçekleştirememiş olabilir ama sinema aracılığıyla o ihtimali düşünülür hale getiriyor. Belki de Yol’da gördüğümüz o şiddeti askıya alan erkek figürü, onun içindeki başka bir potansiyelin ifadesi: gerçekleşmemiş ama düşünülmüş bir ihtimal. Yaşadığı toplum kırılgan ve şiddet üretmeyen erkeği tanımış olsa, belki de Yılmaz Güney’in dönüşeceği karakter Seyit Ali olurdu. Neden olmasın?

Şunu da kabul etmek gerekiyor: Yılmaz Güney, Türkiye sinemasının en çelişkili figürlerinden biri. Bir yanda politik ve estetik açıdan güçlü bir sinema mirası, diğer yanda özel hayatında şiddetle anılan bir biyografi… Bu iki gerçek çoğu zaman birbirini gölgeliyor. Ya sanatını konuşmak için hayatını görmezden gelmek gerekiyor ya da hayatını mahkûm etmek için eserlerini. Oysa bazı filmler bu ikisini aynı anda düşündürmek istiyor. Yol böyle bir film. Filmin en güçlü karakterlerinden biri olan Seyit Ali de tam bu gerilim üzerinden okunabilecek bir figür; çünkü Seyit Ali otomatik şiddet refleksini askıya alan bir karakter.

Erkeklik birçok toplumda hâlâ belirli davranış kalıplarıyla tanımlanır: koruyan, cezalandıran, sahip çıkan bir erkek figürü. Bu modelde güç çoğu zaman kontrol ve şiddetle özdeşleşir. Erkekliğin kanıtı çoğu zaman bir şey “yapmak”tır: disipline etmek, cezalandırmak, düzeni sağlamak. Bu yüzden şiddet çoğu zaman yalnızca bireysel bir öfke değil, toplumsal bir beklenti haline gelir. Yol’un dünyası da tam olarak böyle bir kültürel iklimde geçer. Erkekliğin namusla, kontrolle ve gerektiğinde cezayla iç içe geçtiği bir dünya… Seyit Ali’nin ilginçliği tam burada başlar. O bu dünyanın dışında değildir. Güçsüz de değildir; fiziksel olarak güçlüdür, kültürel olarak o rolün içindedir ve elinde kırbaç gibi açık bir şiddet sembolü vardır. Zine’nin fuhuş yaptığı ortaya çıktığında seyirci bu dünyanın kurallarını bildiği için ne olacağını da bilir. Böyle bir durumda erkekten beklenen şey cezalandırmadır; hatta çoğu zaman ölümcül bir cezadır. Ama Seyit Ali bu nihai şiddeti gerçekleştirmez. Onun gücü tam da burada ortaya çıkar: öldürmemesinde. Bu ilk bakışta paradoksal bir güç biçimidir. Çünkü erkekliğin çoğu zaman eylemle kanıtlandığı bir kültürde güç geri çekilerek gösterilmez. Ama Seyit Ali’nin davranışı tam da böyle işler: şiddeti uygulamak yerine askıya alır.

Filmin en çarpıcı sahnelerinden biri de bu gerilimi çok güçlü bir şekilde görünür kılar. Soğukta donmak üzere olan Zine’yi hayatta tutabilmek için onu kırbaçlar. Bu sahne ilk bakışta yine bir şiddet görüntüsüdür. Ama aslında kırbaç burada cezalandırma değil, yaşatma aracına dönüşür. Aynı araç farklı bir anlam kazanır. Burada çok güçlü bir sembolik tersine dönüş vardır: erkek bedeninin gücü, öldürmenin değil, hayatta tutmanın aracına dönüşür. Bu yüzden Seyit Ali tamamen şiddetsiz bir karakter değildir; film böyle steril bir erkeklik modeli kurmaz. O hâlâ serttir, hâlâ o dünyanın parçasıdır. Ama o dünyada bile erkekliğin tek biçimi olmadığını gösterir. Şiddet her durumda zorunlu değildir.

Bu küçük kırılma sinemanın en güçlü anlarından birini yaratır. Çünkü film seyirciye teorik bir ders vermez, erkeklik üzerine bir manifesto da sunmaz. Ama bir ihtimal gösterir: aynı kültürel koşullar içinde başka bir tepki mümkün olabilir. Bazen bir film insanların davranışlarını doğrudan değiştirmez ama reflekslerini sarsar. Bir erkek hayatı boyunca erkekliğin güç ve kontrol üzerinden kurulduğunu görmüş olabilir; ama bir karakterin o gücü farklı bir şekilde kullandığını gördüğünde zihninde küçük bir ihtimal açılır: şiddet her durumda kaçınılmaz değildir.

Bu noktada filmle ilgili en zor sorulardan biri de ortaya çıkar. Bu karakteri yazan kişi Yılmaz Güney’dir ve Güney’in kendi hayatı da şiddetle anılır. Bu durum çoğu zaman büyük bir çelişki gibi görülür. Ama sanat tarihinde bu tür çelişkiler aslında oldukça yaygındır. Bir sanatçı kendi hayatında çözemediği bir sorunu eserinde teşhis edebilir. Hatta bazen bir insanın en keskin sezgileri tam da kendi başarısızlıklarının içinden çıkar.

Bu yüzden Yol’u yalnızca Güney’in biyografisinin bir uzantısı olarak okumak eksik kalabilir. Film kendi başına bir etik ihtimal üretir. Seyit Ali’nin hikâyesi, erkekliğin şiddetle özdeşleştiği bir dünyada bile başka bir yolun mümkün olabileceğini gösterir. Belki de sinemanın en güçlü tarafı tam olarak burada ortaya çıkar: insanlara doğrudan ne yapmaları gerektiğini söylemez ama bir karakter aracılığıyla başka bir ihtimali görünür kılar.

Seyit Ali karakteri sadece bir dramatik hikâye sunmaz; aynı zamanda şiddetin norm olduğu bir dünyada küçük ama etkili bir fark yaratmanın, iktidarı askıya almanın ve alternatif bir erkekliğin mümkün olduğunu gösterir. Yılmaz Güney’i anlamak, sadece onun biyografisi veya sert gerçekleri üzerinden değil; bu kültürel ve etik açılımları, şiddetsiz alternatifleri yaratmadaki sezgisel başarısını da görmekle mümkündür.

Ve bazen tek bir ihtimal bile bir kültürün içinde oldukça büyük bir çatlak yaratabilir. Seyit Ali de o ihtimali yaratanlardan.

İlgili İçerikler

Nebiye - Hilal San
Edebiyat

Masumiyet Müzelerimiz

N. Hilal Şan

Son günlerde memleketimizde kültürel bir hava esiyor. Dizisi çekilen kitaplara eklenen Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi hakkında sosyal medyada, gazetelerde ve...

psikoloji ve psikyatri
Edebiyat

Edebiyatın Psikolojik İşlevi Üzerine Felsefi Bir İnceleme

Prof. Dr. Gonca Eni Louise

Özet Temel iddia şudur: İnsan, hakikati olduğu haliyle deneyimleyemez; onu olduğu gibi taşımak zihinsel olarak dayanılmazdır. Ancak bu aracılık, edebiyatın...

sibel özbudun &temel demirer

Pir Musa’nın Tanıklığıyla Dersim: Acı, Direnç, Umut…(*)

temel demirer

Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

hüsey aykol

Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

temel demirer

“Zor Zanaat”tır Yazarlık

Anthony Quinn - zorba

Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

Kürt edebiyati

Sürgünde Doğan Bir Edebiyat: Modern Kürt Romanının Hazin Hikayesi

Son Makaleler

cisel aktimur
Kültür & Sanat

Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

Çisel Aktimur

Bir insanı kendi tarihsel bağlamı içinde mi anlamalıyız, yoksa bugünün ahlaki ölçütleriyle mi değerlendirmeliyiz? Bir insanın ürettiği anlam ile o...

1. Mayis 2026

1. Mayıs 2026’da da Ekmek ve Onur İçin Taksim’e, Meydanlara

1. Mayis 2026

ABD / İsrail’in İran’a saldırısı’nın Arka Planı

Zekeriya Simsek

A’dan Z’ye Hürmüz Boğazı

KATEGORİLER

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

SAYFALAR

  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • İletişim | info@gorus21.com

BİZİ TAKİP EDİN

gorus-stickyl-ogo-dark

HAKKIMIZDA

21. yüzyılın disiplinlerarası, uluslararası, farklı görüşlerin yer aldığı yayın organı

© 2025 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

© 2024 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz.