21 Nisan 2026, Salı
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Sibel_özbudun

    Kriz(ler), Savaş(lar), İsyan ve Kadın(lar)[1]

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Zekeriya Simsek

    İran Dünyanın Neresindedir?

    cisel aktimur

    Selahattin Demirtaş: Bir Siyasal İhtimalin Tutukluluğu

    Dr. Jan Campbell

    Iran – ABD Savası: Pandora’nın Kutusunda Ne Olduğunu Bilmiyorum

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    karikatür

    Eleştiridir, İfade Özgürlüğüdür Karikatür

    jean Marie Jacoby, Burcu Ünlü

    Ötekiler Nasıl Yaşar? New York Müşterek Meskenlerinde Gözlemler

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Sibel_özbudun

    Kriz(ler), Savaş(lar), İsyan ve Kadın(lar)[1]

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Zekeriya Simsek

    İran Dünyanın Neresindedir?

    cisel aktimur

    Selahattin Demirtaş: Bir Siyasal İhtimalin Tutukluluğu

    Dr. Jan Campbell

    Iran – ABD Savası: Pandora’nın Kutusunda Ne Olduğunu Bilmiyorum

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    karikatür

    Eleştiridir, İfade Özgürlüğüdür Karikatür

    jean Marie Jacoby, Burcu Ünlü

    Ötekiler Nasıl Yaşar? New York Müşterek Meskenlerinde Gözlemler

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş

1. Mayıs 2026’da da Ekmek ve Onur İçin Taksim’e, Meydanlara

Doç. Dr. Sibel Özbudun
21 Nisan 2026
Okuma süresi: 109 dakika
A A
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşPinterest'te PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsApp'ta PaylaşTelegram'da PaylaşE-Mail ile Paylaş
1. Mayis

“Proletaryadan sınıf bilincini çıkarıp atın, ne kalır geriye? İpin ucunda dans eden kuklalar.”[1]

Her 1 Mayıs eşiğinde olduğu gibi bu kez de geçmişten dersler çıkartarak,[2] 2026 1 Mayıs güzergâhında altını çizmek/ paylaşmak istediğimiz şeyler var.

İlgili İçerikler

Beşikçi Bizleri “Vasat”ın Dışına Çağırıyor…

30 Uluslararası Kurumdan Uyarı: Avukatlara Yönelik Saldırılar Kabul Edilemez

Öncelikle “Anlamı”ndan başlayalım: 1 Mayıs, emeği ile var olan -ya da günümüzde var olmaya çalışanlar diyelim!-, yok sayılan emeği ve varlığı üstünden dünya malıyla ihya olanlara karşı işçi sınıfının direniş ve mücadele günüdür.

İşçi bayramı olarak anılan 1 Mayıs aslında emek hareketinin sömürüye karşı kanla yazılmış evrensel dayanışmasının sergilendiği gündür.

İlk kez Avustralya’da 1856’da 8 saatlik iş günü için eylem yapan işçileri 1886’da Chicago’da Haymarket meydanında aynı amaçla eylem yapan işçiler izlemiş, 1 Mayıs’ta başlayan gösteriler 4 Mayıs’a kadar sürmüş, meydana atılan bomba ile polis ve işçilerden ölen olmuş, beş sendikacı olayın sorumlusu sayılarak 1887’de idam edilmiştir.

1889’da II. Enternasyonal 1 Mayıs’ı mücadele, dayanışma, hak arama günü ilan etmiş; o tarihten sonra da tüm dünyada dayanışma, hak arama günü olarak anılmaya başlamıştır.

Coğrafyamızda uzun yıllar yasaklıydı, kimi sendika önderleri her 1 Mayıs’ta gözaltına alınıyordu. 2009’da “resmi tatil” ilan edilen 1 Mayıs, aslında bayram değil, yaşanan acıların anıldığı ve sermayenin hiç dinmeyen emek sömürüsünün vurgulandığı gündür.

Her 1 Mayıs’ta bayrakları, pankartları ile meydanlarda dolduran işçilerin 1 Mayıs’ın gerçek anlamının kavradıkları sanılmasın. İşçilerimiz ve sendika yöneticileri o günün halaylar çekilerek şenlik havasında kutlanmasından yanadır. Oysa asıl yapılması gereken, ücretli köleliğe karşı çıkmaktır.

İş bu nedenle 1 Mayıs ayağa kalkıp dik durmanın günüdür! Yerkürenin tüm proleterlerinin kapitalist sömürüye son verme, sınıfsız, sömürüsüz barış içinde bir insanlık dünyası kurma mücadelesinin bayrağını yükselttiği günüdür! Yani 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günüdür ve başka türlü anlamlandırılması da mümkün değildir, nafiledir!

O hâlde bir kez daha vurgulamalı: 1 Mayıs’ı yaşatan en temel değerlerden biri emeğin onurudur. Onu var eden ve büyüten dayanışmadır. Özünde yatan ise eşitlik, özgürlük, adalet, barış talebidir.

1 Mayıs’ı yaşatan her değer, 1 Mayıs’ın önemini anımsatan her şey, yeni bir toplumun, eşitlikçi, özgür ve adil bir geleceğin taşlarını döşerken; o, sadece bir anma değil; aynı zamanda bir hatırlatma, bir başkaldırı çağrısıdır.

Ya da Silivri Zindanı’ndaki Halkın Avukatı Selçuk Kozağaçlı’nın “1 Mayıs Mesajı”ndaki, “Taksim’de olurdum,”[3] ifadesindeki düşünce ve davranıştır. Veya “5 yıllık kalkınmacı mugalata”ların, “Türkiye’de 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamanın tarihsel ve siyasal bir önemi var. Bunu reddetmek mümkün değil elbette. Bununla birlikte, bir defa daha soralım; neyin pahasına?”[4] türünden “müzakereci kaçışlar”a prim vermemektir.

Sonra da “üçü beşten atan”, “ama”lı, “fakat”lı, “dün dündür, bugün de bugün” diyen eyyamcı palavralara “Hayır” demek gerekiyor!

“Nasıl” mı?

2026 1 Mayıs’ında da DİSK, KESK, TTB, TMMOB’un 1 Mayıs programını açıklayan Arzu Çerkezoğlu’nun, “Taksim için başvuru yaptık, yanıt gelmedi ama İstanbul’da en geniş, en kitlesel şekilde 1 Mayıs’a çıkacağız,”[5] maruzatına mesela!

Evet, kendini kuran bir meşruiyet yerine düzen içi yasalcılığın temsilcisi olmayı seçen DİSK bürokratları,[6] 2026’da da Taksim’den vazgeçtiler! Hep bunu yapmamışlar mıydı? Hatırlayın, 2025’de “Biz vali bey seneye de nereyi uygun görürse ortaya gideceğiz,”[7] dememişler miydi?

Siz bakmayın DİSK bürokratlarının Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun, “Kimse kendini güçlü sanmasın. Halktan büyük bir güç yoktur. Türkiye işçi sınıfı bu adaletsiz düzeni kendi elleriyle değiştirebilir… Ülke tarihinin en zorlu günlerinden geçiyoruz. Koca ülke bir avuç zengini, bir avuç yandaşı, bir avuç sermayedarı beslemek için çalışıyor, çırpınıyor, ama geçinemiyor. Milyonlara yoksulluk, kölelik dayatılıyor. Yeni 15-16 Haziran’lar için örgütlenmek şart”;[8] ya da “Bu düzenin sürmesini isteyen siyasal iktidara karşı ‘Ayaktayız’ diyoruz. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenlerin yani işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, kadınların bu kadar ağır bir tabloyu yaşadığı bir süreçte 1 Mayıs’a gidiyoruz. 1 Mayıs mücadelesi demokrasi mücadelesinin ta kendisidir.”[9] “DİSK olarak tüm bunlara karşı Türkiye işçi sınıfının onurlu mücadele tarihinde önemli bir yer tutan 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde ülkemizin dört bir yanında sokakları, meydanları dolduracağız. “Biz kazanacağız” diyerek tüm yurtta meydanları doldururken 1 Mayıs’ın simgesi İstanbul’da ise Kadıköy Meydanı’nda emekçilerle, emeklilerle, kadınlarla, bir araya geleceğiz”;[10] veya “Yıllardır 1 Mayıs’ı ve Taksim Meydanı’nı özgürleştirmek için mücadeledeyiz,”[11] palavralarına…

Bunların hiçbiri gerçek değil. Tıpkı 1 Mayıs mücadelesinin “demokrasi mücadelesi” değil, sınıf mücadelesi olduğu; ya da “1 Mayıs’ı ve Taksim Meydanı’nı özgürleştirmek için mücadele” etmekten söz edenlerin CHP kuyrukçuluğu dışında hiçbir şey yapmadıkları ve yapmaya da niyetleri olmadığı gibi…

Ha, bir de CHP var değil mi?

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 1 Mayıs’ta yurttaşları Saraçhane’ye çağırdı[12] çağırmasına da CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, “Son dakika değişiklik olmazsa DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ile Kadıköy’de olacağım. Ama TÜRK-İŞ mitingine de CHP olarak katılacağız. Eğer sendikalar ‘Taksim’ deseydi, biz de ‘Taksim’ derdik. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, İşçi Bayramı. Bir siyasi partinin işçi sendikalarından rol çalması doğru olmazdı. O nedenle ‘Kadıköy’ dedik,”[13] diye kıvırıverdi.

Hem de 21 Mart’ta Saraçhane’de otobüsün üstünde elinde mikrofonla konuşurken bu sözleri TV’lerden canlı yayınlanan, eylemde tüm Türkiye’ye, “Ant olsun ki Taksim’i de hep beraber alacağız. Söz veriyorum! Bu büyük yasağa rağmen milyon olup buraya gelenlere söylüyorum. Önce Taksim’i isteyeceğiz. Ne zaman? Nisan’da. 1 Mayıs’ta bu kitleye Taksim’i isteyeceğiz. Açacaklarsa açacaklar, açmazlarsa biz açacağız orayı. Söz mü?”diye haykıran CHP Genel Başkanı Özgür Özel olsa da![14]

Bir de ‘Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD)’ın “1 Mayıs Açıklaması”nda, “Dijitalleşme ile dönüşen çalışma hayatında eğitim ve istihdam arasındaki bağın güçlendirilmesini, çalışanların becerilerine sürekli kaynak ayrılmasını” istemesi var![15]  1 Mayıs’ta milyonlarla birlikte Taksim’i açacaklarını ilan eden Özgür Özel, bu açıklamasından bir hafta kadar sonra, 1 Mayıs’ta daha ‘kaliteli’ işçi isteyen TÜSİAD’ı ziyaret edip, “iş dünyasıyla diyalogu artırmayı ve parti politikalarını doğrudan paylaşmayı hedeflediklerini” ilan edecekti![16]

Yeri geldi hatırlatalım: Umut öfkeyi yatıştıranlarda, vazgeç(ir)enlerde değildir, olamaz da! Emekçilerin gözünü boyamak için meydanlarda kükreyip, aynı zamanda patron sendikalarına teminat verenlerle iş tutanlarda hiç olamaz!

Bunları unutmadan, 2026 güzergâhında Bağımsız Emek Sendikası, Bağımsız Maden-İş, Dev Tekstil, DGD-SEN, DİSK/Enerji-Sen, İnşaat-İş, KATAŞ-SEN, DİSK/Limter-İş, OTİS, Öğretmen Sendikası, PTT-SEN, Tarım-Sen, TOMİS, TSS-İŞ ve Yapı Yol-İş’in; 1 Mayıs’ın Taksim’de kitlesel ve güçlü biçimde örgütlenme çağrısına ve sendikalar Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs ve işçi sınıfı mücadele tarihindeki önemini hatırlatarak “Taksim 1 Mayıs alanıdır! Yasaklanamaz!,” haykırışına kulak verelim.[17]

DURUM(UMUZ)!

İşçiler zenginlerden 7 yıl daha az yaşarken; yoksulluğun ömrü kısalttığı[18] tabloda Oxfam araştırmasına göre, dünya genelinde CEO maaşları 2019’dan 2025’e reel olarak yüzde 50 arttı. Aynı dönemde işçilerin maaşlarındaki reel artış ise sadece yüzde 0.9 oldu.

Rapora göre milyarderler, sadece 2024’de ortalama 206 milyar dolar yeni servet kazandı. Bu da saatte 23.500 dolara denk geliyor ve 2023 itibarıyla dünya ortalama yıllık gelirini aşıyor. Öte yandan, 45 binden fazla şirket arasında CEO maaşı 10 milyon doları aşanlar arasında, sadece yüzde 7’si kadın CEO’ya sahip![19]

Yine Oxfam’ın ‘Eşitsizlik Raporu’nun Türkiye verilerine göre 30 milyarderin serveti, ülke nüfusunun yüzde 44’ünün varlığından daha fazla. Bir mutlu azınlık mensubunun, ortalama ücretli bir çalışanın bir yıllık kazancını elde etmesi yalnızca 19 dakika sürüyor. Rapora göre milyarderlerin toplam serveti, 5 yılın ortalamasının 3 katı hızla artarak 2025’de 18.3 trilyon dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.[20]

Kolay mı? Dünya sömürü sıralamasında Türkiye ikinci sırada![21]

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in verilerine göre, gelir dağılımındaki eşitsizlik zirveyi gördü. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48.1 iken en düşük gelire sahip grubun aldığı pay yüzde 6.3’te kaldı.[22]

İstanbul Planlama Ajansının (İPA) “İstanbul’da Gençliğin Demografik ve Sosyoekonomik Profili: 20 Yıllık Değişim” raporuna göre kriz, güvencesizlik ve umutsuzluk kıskacında olan gençler, çözümü yurt dışına taşınmakta arıyor. 20 yıl önce gençlerin yüzde 35’i yurt dışına gitmeyi düşünürken, bu oran yüzde 50.4’e çıkmış durumda; ‘Eurostat’a göre, Türkiye’de gençlerin yüzde 41’i niteliklerinin altında işlerde çalışıyor.[23]

Örneğin uzun süredir devam eden yüksek enflasyon ve artan vergi yükü, işçilerin harcanabilir ücretlerini ciddi şekilde eritti. DİSK-AR’ın raporuna göre 2025’in ilk 8 ayında kayıplar toplamda 1.2 trilyon TL’ye yaklaştı![24]

Ekonomist Arda Tunca’nın ifadesiyle, “‘Emek, sistematik biçimde değersizleşiyor”ken; Türkiye’de birçok çalışma alanında ücretlerin asgari ücret düzeyine yaklaştığını gösteriyor.

Eski Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’in 2022’de açıkladığı asgari ücretli oranı yüzde 22’yken Merkez Bankası verilerine göre günümüzde çalışanların yüzde 43’ü asgari ücret alıyor. Kişi başına brüt ücretlerin, kişi başına katma değere oranı 2006’dan beri geriledi, çalışma hayatında verimlilik artışına karşın, ücretler düştü.

‘Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Ağustos 2024 araştırmasına göre, özellikle 2000’lerden beri maaşlar kişi başı GSYH’nin yarısına doğru azaldı. 1974- 2002 arasında asgari ücretten yüksek olan ortalama ücretler, 2005’ten bu yana asgari ücrete yaklaştı.[25]

Ayrıca 2025 Türkiye ekonomisinde emeğin payının gerilediği bir yıl oldu. AKP hükümetinin kemer sıkma politikaları yıl içinde emek gelirlerinde ciddi bir gerilemeye yol açtı. Emeğin pastadaki payı yıl içinde 10 puan düştü. Buna karşılık sermaye gelirlerinin payı 13 puan arttı.[26]

Yine 2025 verilerine göre yaklaşık 8 milyon işçi açlık sınırının altında maaş alıyor, milyonlarca emekli geçinemiyor, memur ve işçi yoksulluk sınırının çok gerisinde.

Yoksulluğun gölgesinde “yaşayan” emekçilerin maaş, ücret ve aylıkları her geçen gün enflasyon karşısında eriyor. Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas ise açılıyor. Çalışırken düşük ücret alan emekçi, emekli olduğunda da açlık sınırının altındaki aylıklara mahkûm ediliyor. Sigortasız, kayıt dışı çalıştırılan emekçiler, sendikalara üye olduklarında ise kapının önüne konuluyor.

Düşük ücretlerle çalıştırılan işçiler, emekli olduklarında da aldıkları aylıklar ile geçinemiyor. Memurlar çalışırken aldıkları maaşı, emekli olduklarında alamıyor. İşçi, memur ve emekliye yapılan zamlar düşük kalıyor.

Denilebilir ki emekliler açısından bıçak kemiğe dayandı. Emekli aylıklarının düşük olmasının sebebi iktidarın SGK’yi ve devleti bir şirket gibi yönetmesidir. Bu politikanın temelleri 2006-2008 yıllarında atıldı ve emekli aylıkları sistemli olarak düşürüldü. Aylık bağlama oranları düşürüldü, emeklilerin ekonomik büyümeden aldığı pay yüzde 100’den yüzde 30’a düşürüldü. Emekli aylıklarının alt sınırı yüzde 70’lerden yüzde 35’e düşürüldü ve emekliler resmi enflasyona mahkûm edildi. Bunun sonucunda emekli aylıkları düştü. Sosyal güvenliğe yapılan kamu desteğinin bütçedeki payı yüzde 20’lerden yüzde 12-13’e düşürüldü.[27]

Çalışan her 100 kişiden 12’si yoksul ve emekçiler, sendikalara üye olduklarında ise işverenin baskısı ile karşılaşıyor. Sendikalara üye olan işçiler “istifaya” zorlanıyor. Açılan davalar ise yıllarca sürüyor. Özellikle işçilerde sendikalaşma oranı çok düşük. 2025’de işçi sayısı 16.8 milyon. Toplam sendikalı işçi sayısı ise sadece 2.5 milyon. İşçilerde sendikalaşma oranı yüzde 14.97’lerde kalmış durumda.[28]

Erkeklerle aynı işi yapan kadınlar hâlâ daha düşük ücret alıyor. ILO verilerine göre kadınlar, erkeklerin kazandığı her 1 dolara karşılık 77.4 sent kazanıyor. Bu durumda ücret eşitliği için bir asırdan fazla beklemek gerekecek.[29]

DİSK-AR’ın ‘Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na göre, 2025’in ilk 7 ayında ücretlerdeki kayıp ve vergilerle işçilerin cebinden tam 972 milyar TL eridi.[30] İşçilerin 10 ayda ceplerinden eksilen toplam kayıp 1.8 trilyon liraya dayandı[31] ve geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 28.8 oldu![32]

İlaveten İSİG Meclisi’nin ‘Genç İşçiler İş Cinayetleri Raporu’na göre 12 yılda en az 2728 genç işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Öl(dürül)en gençlerin çoğu 19-22 yaş aralığındaydı.[33]

Bu arada kamuoyuna yansıyan iş cinayeti sayıları gerçeği yansıtmıyor. AKP döneminde iş cinayeti verileri bilinenin 2 katı. SGK’nin verilerine göre 2005-2024 arası “iş kazası ve meslek hastalığı” nedeniyle işçi ölümleri sayısı 27 bin 695 iken aynı nedenlerle gelir bağlanan dosya sayısı 52 bin 455. Gerçek iş cinayeti sayısı bu…[34]

İSİG, raporuna göre, 2026’nın Ocak’ında en az 146 işçi çalışırken yaşamdan koparıldı. En az 4 çocuk işçi de hayatını kaybetti. 4 göçmen işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi…[35]

Bir de Grace Abbott’un, “Çocuk işçiliği ve yoksulluk kaçınılmaz olarak birbirine bağlıdır ve eğer çocuk emeğini yoksulluk gibi toplumsal bir hastalığın tedavisi olarak kullanmaya devam ederseniz, sonsuza dek hem yoksulluk hem de çocuk işçiliğiyle karşılaşacaksınız,” vurgusundaki üzere 2025’te en az 94 çocuk çalışırken öl(dürül)dü. 13 yılda iş cinayetlerinde yitirilen çocuk sayısı 836 oldu.[36]

2013’de en az 59, 2019’da en az 54, 2015’te en az 63, 2016’en az 56, 2017’de en az 60, 2018’de en az 67, 2019’da en az 67, 2020’de en az 67, 2021’de en az 62, 2022’de en az 62, 2023’te en az 54, 2024’te en az 71; 2013-2024 kesitinde en az 742 çocuk işçi katledildi. Ölenlerin beşi 4 yaşında, altısı 5 yaşında, beşi altı yaşında, yedisi yedi yaşında, on altısı 8 yaşında, on dördü 9 yaşında, yirmi beşi 10 yaşındaydı! Çocuk işçi sayısının 3-4 milyona ulaştığı Türkiye tam bir çocuk işçi cehennemi oldu…[37]

 Durum bu merkezdeyken; Çalışma Bakanlığı’nın Temmuz 2025 verileri, sendikalılıkta 12 yılın en büyük düşüşü ortaya koydu. İktidarın örgütsüzleştirme politikaları verilerle belirginleşti. 6 ayda kayıtlı işçi sayısı arttı ancak sendikalı sayısı 95 bin azaldı.[38]

Şaşırtıcı değil! Çünkü ‘ITUC Sendikal Hak İhlâlleri Endeksi’ne göre, Türkiye sendikal haklarda 142 ülke içinde 134’üncü sırada![39]

O hâlde tekrarlamak pahasına hatırlatalım:

1 Mayıs “resmi tatil”(?) oldu ama hukuksuz Taksim yasağının devam ettiği coğrafyamızda sendikal hak ihlâlleri artarak sürüyor. Yani sendikal haklar açısından dünyanın en kötü ülkeleri arasındayız.

Hak arayan işçilere polis şiddeti, sendikacılara baskı uygulanırken; grevler yasaklanıp, fiilen izne bağlanıyor.

Ekonomide emekliye ayrılan pay düşürüldü ve aylıkları dibe vurdu. Emeklilikte büyük bir adaletsizlik yaratıldı.

Sosyal güvenliğe ayrılan bütçe payı düştü. Asgari ücret ortalama ücret oldu. Kamu işçisinin ücretleri düştü. Kıdem tazminatı eridi.

Enflasyon verileri gizlendi. Gelir bölüşümü kötüleşti.

En uzun çalışma saatleriyle “Taşeron Cumhuriyeti” yaratıldı. Zorunlu arabuluculuk ile işçi hakları yok edildi. İşsizlik sigortası fonu patron destek fonu oldu.

Esnek çalışma yaygınlaştırıldı.

İş cinayetleri hız kesmedi, aksine yoğunlaşıp, yaygınlaştı.

Bu koşullarda gidildi 1 Mayıs 2025’e…

ÖNCESİYLE 1 MAYIS 2025

Elbette bunun bir öncesi de vardı…

Mesela İstanbul Valisi Davut Gül, sendikalara 1 Mayıs’ın Taksim’de olmayacağı vurgusuyla, “Taksim’in dışında herhangi bir alanda kutlanacak, kutlanacak yer bu hafta içinde netleşir,”[40] dedi ve ekledi: “Biliyorsunuz 1 Mayıs, 2012’den itibaren Taksim’de kutlanmıyor. Taksim bu tür etkinliklerin tümüne kapalı. Biz DİSK, KESK ve benzeri kuruluşlar başta olmak üzere hepsiyle konuştuk. Taksim’de olmayacağını hepsine izah ettik”![41]

Valiyle görüşen yasalcı ekipten tek itiraz, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin verilmeyeceğine yönelik ilk tepki KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak’ın, “Kararlıyız” yanıtı oldu.[42] Tıpkı geçmişte olduğu gibi, bu çıkışın da gibi arkası gelmedi.[43]

Bu arada Erdoğan’ın, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde işçi, memur ve işveren temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya gelip, “Son 23 yılda ihtiyaç duyulan yasa ve mevzuat düzenlemelerini bir bir hayata geçirdik. Sendikal hakları yeniden ele alarak önemli ölçüde iyileştirdik. İstihdam politikalarımıza hız ve etkinlik kazandırdık. Çalışma hayatının tüm aktörlerini kapsayan geniş çaplı reformlar yaptık,”[44] demesinin ardından ilk operasyonda 29 Nisan’da Beyoğlu’nda düzenledikleri basın toplantısıyla Taksim’e çağrı yapan ve 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi üyelerinden oluşan 8 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında Karayolları Taşımacılık ve Emekçileri Sendikası (Kataş-Sen) Genel Başkanı Şahin Başaraner ile İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) Örgütlenme Sekreteri Yunus Özgür’ün de bulunduğu öğrenildi. Tertip Komitesi’nden Limter İş Sendikası Genel Başkanı Kamber Saygılı da gözaltına alınanlar arasındaydı.

Ardından da 1 Mayıs 2025 öncesi İstanbul’da ev baskınlarıyla 92 kişi gözaltına alındı…

Polis açıklamasına göre, “DHKP-C üyesi 2 kişi, MLKP üyesi 18 kişi, TKP-ML üyesi 11 kişi, DSİH üyesi 15 kişi, TİKB-B üyesi 3 kişi, TİKB üyesi 1 kişi, TKEP-L üyesi 6 kişi, TKİP üyesi 13 kişi, TKP-KIVILCIM üyesi 8 kişi, MKP üyesi 2 kişi, TKKKÖ üyesi 5 kişi olmak üzere 84 kişiye yönelik operasyon” düzenlendiği belirtildi!

Polis baskınında gözaltına alınan bazı kişilerin şiddete maruz kalırken, gözaltına alınanlardan bazıları şöyleydi: BEKSAV Eşbaşkanı Ahmet Uçar, Ayşenur Demir, Grup Vardiya solisti Ruşa Sabur, Sema Uçar; Polen Ekoloji Kolektifi’nden Cemil Aksu, Cemre Nayır, Birleşik İşçi Hareketi’nden Aydın Kılıçdere, Limter-İş yöneticisi Devrim Yurtsever, SGDF’li Eylül Devrim Altepe; ESP MYK Üyesi Ali Haydar Saygılı ve PM üyesi Hüseyin İldan; Veli Tek… Önsöz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Songül Yücel ve Mücadele Birliği Platformu temsilcisi Muhammed Hizmetçi; Partizan, TÖP, Proleter Devrimci Duruş, Kaldıraç, BDSP, DEV TEKSTİL, DGB’liler’in de olduğu çok sayıda kişi…

Yanısıra, DEV Tekstil’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, İstanbul İl Temsilcisi Okan Karaçam’ın da evine yapılan baskında gözaltına alındığı belirtildi. Açıklamada, “polisler kapıyı kırarak, her tarafı dağıtarak ev araması gerçekleştirmiştir” denildi.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Mekatronik bölümünde okuyan Alican Doğan da kaldığı yurtta sabah saatlerinde polis tarafından gözaltına alındı, TEM şubeye götürüldü.[45]

Taksim hedefli 1 Mayıs 2025’e ilişkin çalışmalar, 1 Mayıs’tan çok önce başlamışken; DİSK, KESK ve meslek örgütleri ile bileşen adı verilen sosyalist siyasal yapılar, bu çalışma ve çağrılara kulak kapayıp kitlelerin gerisinde kalarak, toplanma alanı olarak Kadıköy’ü ilan ettiler.

Devlet şiddetinin da altını çizdiği gibi Taksim şimdi çok daha önemli ve meşru hâle gelmişken; sendikalar neden Taksim çağrısı yapmadı? Oysa 2025 1 Mayıs’ında Taksim’e çağrı yapmak önemliydi.

Kimse inkâr edemez: 1 Mayıs’ta Kadıköy kararını solun büyük çoğunluğunun kabul edişi, sendikal bürokrasi ve CHP siyasi potasında erime arzusunu kanıtlıyor.

Şurası çok açık: CHP, sendikal bürokrasi ve bunlarla siyasi bağını koparmayanlar kesinlikle 1 Mayıs’a layık değildirler.

Ona layık olanlar; 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi’nin, “1 Mayıs’ı gerçek alanında, Taksim’de karşılayacağız” vurgusuyla şöyle haykıranlardı:

“2025 1 Mayıs’ını; emeği, onuru, özgürlüğü için ayağa kalkanların yeşerttiği umutla karşılıyoruz. 19 Mart’ta barikatları aşan gençliğin açtığı yoldan ilerleyen kitleler, iktidarın ülkeye giydirmeye çalıştığı deli gömleğini yırtıp attı. Evrensel, toplumsal, anayasal hiçbir hakkımızı tanımadığını ortaya koyan bu iktidar karşısında geri adım atmak, yeni saldırılara onay vermek anlamına gelecektir. Bize biçilen deli gömleklerini giymeye razı gelmeyeceğiz. Haklarımızdan, özgürlüklerimizden ve haklarımız için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi göstermek üzere 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağız!…

Taksim, Türkiye işçi sınıfı açısından 1976’dan 2025’e uzanan onurlu bir mücadelenin adresidir. 1977’de ve 1989’da yitirdiklerimizin anısına, ülkemizi ve geleceğimizi katliamcılara terk etmeyeceğimizin ifadesidir. 2000’li yıllarda Taksim Meydanı’nın ve 1 Mayıs gününün dişe dişe mücadelelerle kazanılabileceğini gösterdiğimiz, Gezi’nin yollarını açan yakın mücadele tarihimiz, bu iktidar karşısındaki irade beyanımızın en simgesel adresidir…”[46]

1 MAYIS 2025(’İMİZ)

İktidarın Taksim Meydanı yasağı, hiç de ileri sürüldüğü gibi anlamsız, gereksiz, bütünüyle inatlaşmaya dayalı saçma bir yasak falan değildir.

Bir yanıyla 12 Eylül’cü olması yanında hedefi, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini sınırlamak, kısıtlamak ve emek cephesinin iradesini geçersiz kılıp, hiçleştirmektir.

Sürdürülemez kapitalizmin totaliter egemenliğini dayatıp; itirazı cezalandırmaktır.

Elbette bunda Hak-İş 1 Mayıs’ı Rize’de, Türk-İş’in de İstanbul Kartal’da kutlaması tezgâhı yanında; Kadıköy’cü[47] DİSK bürokrasisinin de -Ankara’daki 1 Mayıs mitinginde kürsüye çıkan- üniversite öğrencisi Eylül Karagöz’e, “Taksim iradesini yükselten ve Taksim’de gözaltına alınanları selamlıyor, Taksim’e ve emekçilere sırtını dönen DİSK’i teşhir ediyoruz,”[48] dedirten aymazlıklarının rolü önemlidir.

Onlara ve devlet terörüne rağmen İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’i adres gösterenlerin buluşma noktası Şişli Meydanı’ydı. 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi’nin buluşma için Şişli Camii önünü işaret etmesiyle İstanbul Valiliği adeta bütün kentin trafiğini felç edecek şekilde çok sayıda yolu, metrobüs ve metroların istasyonlarını kullanıma kapattı.

Tüm yasaklama ve engelleme girişimlerine, tertip komitesinin tamamının gözaltına alınmasına rağmen Mecidiyeköy’ün sokakları eylem alanına döndü. Sosyalistler, sendikalar, gençlik örgütleri, üniversite dayanışmaları polisin engelleme girişimlerine rağmen Taksim’e yürüme kararlılığını gösterdi. Polis Mecidiyeköy çevresinde çok sayıda grubu ablukaya aldı, yürümekte ısrar edenlere de saldırıp gözaltına aldı.

Bu tam bir ablukaydı ve olağanüstü önlemlerle taçlandırıldı. Taksim civarı da bariyerlerle çevrildi. Bölgede çok sayıda TOMA, çevik kuvvet aracı ve polis konuşlandırıldı. 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle kentte olağanüstü önlemler alındı. İstanbul Valiliği’nin 1 Mayıs nedeniyle aldığı önlemler saat 05.00 itibarıyla devreye girdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP milletvekilleri Ali Gökçek, Türkan Elçi, Sibel Suiçmez, Mahmut Tanal ve Turan Taşkın Özer göz altıları önlemeye çalıştı. Tanal da, polis aracının kapısında durarak gözaltına alınanların içeriye girmesini engellemek istedi.

İstanbul Beyoğlu Oya Sokak’ta gözaltına alınan gençler hep bir ağızdan Grup Yorum’un “Haklıyız Kazanacağız” şarkısını söylerken;[49] Valinin, İstanbul’un farklı semtlerindeki 1 Mayıs gösterilerine ilişkin açıklamasında 52 bin 656 polisin görev yaptığı, Kartal meydanındaki kutlamalara 30 bin, Kadıköy’deki kutlamalara 35 bin kişinin katıldığı belirtildi. Valilik, toplamda 384 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.[50]

Bir kez daha hatırlatalım: 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyenlerin evlerine yapılan şafak baskınlarıyla İstanbul, İzmir, Eskişehir gibi kentlerde yüzü aşkın kişi gözaltına alınarak zulmün bir basamak daha yükseltildiği ortamda, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı, Taksim Meydanı yerine, Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda kutlama kararı aldılar. CHP de Taksim’den vazgeçti.

Söz konusu kararı savunanların tartışmalı gerekçeleri bianet. org’da şöyle özetlenmişti:

 “2025’te 1 Mayıs’ın İstanbul’da Kadıköy’de kutlanacak olması, sendikalar açısından Taksim ısrarı ile devletin yasaklayıcılığı arasında bir ‘orta yol’ olarak beliriyor”…[51]

Söz konusu gerekçe, özellikle de “Orta Yol” kavramı ve bu kavramın ne işe yarayacağı müphemdi; sonra da “faili meçhul” oluverdi!

DEVLET TERÖRÜ

“Devlet Terörü” deyince, öncelikle şunları aktararak başlayalım…

i) 2003-2024 kesitindeki AKP iktidarları grev hakkını 21 kez erteledi! Anayasa Mahkemesi’nin ‘Grev ertelemeleri Anayasa’ya aykırı’ kararlarına rağmen AKP iktidarında grev hakkı gasp edilen işçi sayısı 197 bine yükseldi![52]

ii) AKP iktidarı, MESS’e özel grev yasağı kararı aldı. Sipariş üzerine gece yarısı kararnamesi ile gelen yasağa gerekçe olarak “milli güvenlik” gösterildi. Birleşik Metal-İş’in MESS’ten bağımsız işyerlerindeki grevleri ise yasak kapsamında değil![53]

iii) Soma davasında skandal kararlara imza atan Fuzuli Aydoğdu, AKP’nin de desteğiyle Hâkimler Savcılar Kurulu üyeliğine aday oldu![54]

iv) Ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 12 Ekim 2023 tarihinde, DİSK ve diğerleri başvurularında Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl edildiğine karar verdi.

Bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin tarihsel gerekçesi şöyledir: “Sembolik bir değeri olan Taksim Meydanı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile bağlantılı ele alındığında başvurucular, diğer sendikalar ve işçiler nezdinde öneme sahiptir.

Bu nedenle işçi ve sendika kültürünü oluşturan yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı, yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunanların dayanışmasını değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir.

Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı’nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için orada bulunma hakkı vardır.

1 Mayıs’ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekânın sınırlanması aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olabilecektir.

Somut olaylarda idarenin yasaklama ve dolayısıyla müdahale gerekçelerinden biri, İstanbul’da yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşleri alanları içinde Taksim Meydanı’nın yer almamasıdır.

Ancak toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesindeki hedeflenen amaçlara ulaşabilmesi için mekânın önemi gözetildiğinde mekân seçme serbestisinin kategorik olarak yasaklanması Anayasa bakımından kabul edilemez bulunmuştur.

Başvurulara konu olaylarda gösteri yürüyüşleri henüz başlamadan kolluk güçlerince müdahale edilmiştir.

Düzenlenen tutanak ve belgelerde, etkinliklerin bazı faaliyetlerin aksamasına neden olduğu, kamu düzenini bozduğu veya alınan güvenlik önlemlerini zaafa uğrattığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

Ayrıca başvuruya konu toplantıların içeriği, şekli, amacı, süresi, katılımcı sayısı, Taksim Meydanı’nda yapılacak bir toplantının gündelik yaşamı aşırı ve katlanılamaz düzeyde zorlaştırıp zorlaştırmayacağı, bu yerde etkinlik yapılmasını mümkün kılacak şekilde bir tedbir alınıp alınamayacağı, sunulacak alternatif mekânın toplanma hakkını etkisiz hâle getirip getirmeyeceği idare ve yargı mercii tarafından değerlendirilmemiştir.

Bu doğrultuda mevcut olaylarda idarenin 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasını mutlak surette yasaklamasını gerektirecek gerçek bir tehlikenin varlığını açıklamadan ve katılımcıların anılan yerde etkinlik yapabilmeleri için mümkün olan önlemler bulunup bulunmadığını irdelemeden tercih edilen mekânda toplanmayı yasakladığı görülmüştür.

Kolluk güçlerinin de yasaklama kararlarına dayanarak anılan hakkın kullanılabilmesine yönelik hiçbir tolerans göstermeden gruplara müdahale ettikleri anlaşılmıştır.

Sonuç olarak 2014 ve 2015 yıllarında 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak isteyen başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik olarak zor kullanılmak suretiyle dağıtılması şeklindeki müdahalelerin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve demokratik bir toplumda gerekli olduğu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulmamıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl edildiğine karar vermiştir.

ANAYASA MADDE 153: “ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI ORGANLARINI, İDARE MAKAMLARINI, GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİ BAĞLAR”[55]

Buna rağmen iktidar, kendi anayasasını ve Anayasa Mahkemesi kararını da ihlâl ederek, 1 Mayıs’ları Taksim’de yasaklamayı sürdürüp, buna itiraz edenlere devlet terörü uygulamaktadır![56]

DAKİKA DAKİKA İSTANBUL 1 MAYIS’INDA DEVLET TERÖRÜ[57]
09:17Toplu ulaşımda geniş kapsamlı kapanmalar: Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli, Fatih, Kadıköy ve Kartal ilçelerinde onlarca cadde, bulvar ve sokak trafiğe kapatıldı. Ulaşımda da ciddi kısıtlamalar yaşandı. İstiklal Caddesi’ndeki nostaljik tramvay başta olmak üzere birçok toplu taşıma hattında seferler durduruldu. Taksim ve çevresi başta olmak üzere İstanbul’un birçok ilçesinde ulaşım durdu. Polis barikatları, TOMA’lar ve çevik kuvvetle kent merkezleri adeta abluka altına alındı. Metro ve metrobüs hatlarında da geniş kapsamlı kapatmalar uygulandı. M2 Yenikapı-Hacıosman hattının Vezneciler, Haliç, Taksim, Şişhane, Osmanbey, Mecidiyeköy ve Gayrettepe istasyonları ile Zincirlikuyu bağlantısı tamamen kapatıldı. M11 Gayrettepe-İstanbul Havalimanı hattının Gayrettepe durağı ve M7 İstoç-Yıldız hattının Kağıthane ile Yıldız arasındaki tüm durakları da ulaşıma kapalı tutuldu. Metrobüs hattında Çağlayan, Mecidiyeköy ve Zincirlikuyu duraklarında çift yönlü seferler durduruldu. Marmaray Sirkeci İstasyonu da her iki yönde ulaşıma kapatıldı. Taksim Meydanı’na gitmek isteyen yurttaşlar polis barikatlarıyla engellenerek alternatif güzergâhlara yönlendirildi. Valiliğin 1 Mayıs önlemleri, kent genelinde olağanüstü bir ablukaya dönüştü.
10:26Gazeteci Umut Taştan’ın aktardığına göre, gözaltına alınanların sayısı şu an için en az 21. Öğrenci Faaliyeti üyesi 12 genç, ara sokakta polis ablukasına alındı. Olay anında basının bölgeye geçmesine izin verilmedi.
10:34Polis, Mecidiyeköy’e gitmek isteyen yurttaşları tek tek durdururken, herhangi bir yasal gerekçe göstermeksizin bazı kişileri alıkoyuyor. Görgü tanıklarına göre, bazı yurttaşlar yalnızca dış görünüşleri gerekçe gösterilerek keyfi şekilde bekletiliyor.
10:39Beşiktaş’ta yoğun polis ablukası dikkat çekerken, meydan çevresine çıkan yollar kapatıldı.
10:501 Mayıs kutlamaları için kriz masası kuran Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) ilk tespitlerine göre en az 45 kişi gözaltına alındı. Mecidiyeköy’de bazı yurttaşlar yaka paça, yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı.
11:001 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na yürümek isteyen gençler, Mecidiyeköy’de polis engeliyle karşılaştı. “1 Mayıs alanı Taksim Meydanı’dır”, “Meydanlar halka kapatılamaz” sloganları atan gençlere polis sert şekilde müdahale etti. Çevrede bulunanlar polis şiddetine tepki gösterdi.
11:28İstanbul Mecidiyeköy’de ara sokaklardan Taksim’e gitmeye çalışan Öğrenci Kolektifleri’ne polis müdahale etti.
11:29ÇHD İstanbul Şubesi, saat 11.15 itibarıyla kriz masalarına ulaşan bilgilere göre gözaltı sayısının yaklaşık 180’e ulaştığını açıkladı. Gözaltına alınanlar arasında dernek üyeleri Av. Rojhat Tunç, Av. Saruhan Efe Kadaifçi, Av. Lütfi Sabri Batı, Av. Yunus Emre Işık, öğrenci komisyonu üyesi Dilan Tekin ve meslektaşları Av. Arkın Hürtaş da bulunuyor
11:561 Mayıs eylemi için Şişli’de bulunan Avukat Arkın Hürtaş gözaltına alındı.
12:14Taksim Meydanı’na yürümek isteyen Öğrenci Kolektifleri Mecidiyeköy’de polis engeliyle karşılaştı. Gençler darp edilerek gözaltına alındı.
12:28250 kişi gözaltında: ÇHD’nin aktardığı bilgiye göre, saat 12.00 itibari ile gözaltı sayısının 250 kişi olduğu öğrenildi. Gözaltına alınanların arasında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni de var.
13:05ÇHD, saat 12.05 itibarıyla kriz masalarına ulaşan bilgilere göre gözaltı sayısının yaklaşık 300’e yükseldiğini açıkladı. Gözaltına alınanlar arasında dernek üyelerinin de bulunduğu 9 avukat yer alıyor.
13:34Beşiktaş’tan Taksim’e yürümek isteyen yurttaşlara polis müdahale etti. Polis, yurttaşları ablukaya alıp plastik kelepçeyle tek tek gözaltı aracına götürürken, gazetecilerin de görüntü almasını engellemeye çalıştı. Saat 10.00 sıralarında Halkın Kurtuluş Partisi’den (HKP) bir grup yurttaş Beşiktaş Barbaros Bulvarı üzerinden Taksim’e çıkmaya çalıştı. Barbaros Bulvarı üzerinde kurduğu barikatı zorlayan gruba polis müdahale etti. Grubu ablukaya alan polisler, basın mensuplarının önüne set çekerek görüntü almasını engellemeye çalıştı. Gruptakilere plastik kelepçe takan polis tek tek gözaltı aracına götürdü.
13:37ÇHD, saat 13.15 itibarıyla Kriz Masası’na ulaşan bilgilere göre gözaltına alınan kişi sayısının 400’ü aştığını açıkladı. Gözaltına alınanlar arasında dernek üyelerinin de bulunduğu toplam 9 avukatın yer aldığı belirtildi.
13:40“Taksim’deki kaldırım taşlarını inşaat işçileri döşedi. O binaları biz inşa ettik. Yasaklayamazsınız.” 1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek isteyen Yapı-Yol-İş Sendikası üyesi işçi, polis engeline tepki gösterdi.
15:16ESP sosyal medya hesabından Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Serpil Topal’ın İstanbul Mecidiyeköy’de gözaltına alındığı bildirildi.
15:53ÇHD, saat 15.20 itibarıyla Kriz Masasına ulaşan bilgiye göre, gözaltına alınan kişi sayısının yaklaşık 400 olduğunu bildirdi. Gözaltına alınanların bir kısmının Vatan, bir kısmının ise Gayrettepe’de tutulduğunu belirten dernek, bazı kişilerin sağlık kontrollerinin hâlâ sürdüğünü aktardı. ÇHD, tüm gözaltı birimlerinde hazır olduklarını ifade ederek, henüz emniyet işlemlerinin başlatılmadığını duyurdu.
16:511 Mayıs için Taksim Meydanı’na ulaşmak isteyenleri polisin müdahalesinden korumaya çalışan çok sayıda İstanbul Barosu avukatı gözaltına alındı.
17:10İstanbul Valiliği sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 384 kişinin gözaltına alındığı duyurdu. Açıklamada, gözaltına alınan kişilerin emniyet işlemlerinin sürdüğü belirtildi.[58]
18:33İstanbul Barosu, 1 Mayıs 2025 günü Taksim’e çıkmak isteyen yurttaşlara yönelik göz altılarda en az 11 avukatın da gözaltına alındığını duyurarak yazılı bir açıklama yayımladı. Baro, avukatların gözaltına alınmasının hem ulusal hem uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Açıklamada, 1 Mayıs’ta anayasal düzene ve demokratik toplum ilkelerine aykırı fiili yasaklamalar nedeniyle barışçıl şekilde Taksim’e çıkmak isteyen yurttaşların gözaltına alındığı belirtildi. İstanbul Barosu’na ulaşan bilgilere göre gözaltına alınanlar arasında en az 11 avukatın da yer aldığı ifade edildi. Baro, avukatların kamusal alanda bulunma ve görevini yerine getirme hakkının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve uluslararası hukukla güvence altına alındığını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: “1136 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddeleri, avukatın hukukun üstünlüğü ve insan haklarını savunma görevini açıkça tanımlar. BM Havana Kuralları’nın 23. maddesi ise bu faaliyetler nedeniyle avukatların baskıya uğrayamayacağını belirtir.” İstanbul Barosu, gözaltına alınan avukatların yalnızca özgürlüklerinden değil, aynı zamanda savunmanın kamusal denetim rolünden de koparılmak istendiğini belirtti. Baro’nun kamuoyuna çağrısında şu ifadeler öne çıktı: Gözaltılar hukuka aykırıdır. Avukatlık mesleği itibarsızlaştırılamaz. Tüm meslektaşlarımız derhâl ve koşulsuz serbest bırakılmalıdır. Sorumlular hakkında gerekli işlemler başlatılmalıdır. Açıklamanın sonunda İstanbul Barosu, sürecin tüm yasal yollarla takipçisi olacağını bildirdi.
19:29İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “78 ildeki etkinlikler kapsamında; 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten İstanbul’da 407, Tokat’ta 1 ve Van’da da 1 olmak üzere toplam 409 şahıs gözaltına alındı,” dedi.
21:15İzmir’de üniversite öğrencileri Taksim’e çıkmak isteyen yurttaşlara yönelik gözaltıları protesto etmek için Gündoğdu Meydanı’nda toplandı. Alanda konuşan bir üniversite öğrencisi, “Suçlu olan halk düşmanı bu düzendir” dedi.
22:06Taksim’e çıkmak isterken Şişli çevresinde gözaltına alınan yurttaşların tutulduğu Vatan Emniyet Müdürlüğü önünde toplanan üniversite öğrencileri basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklama şu şekilde: “Ormanlık alanda yakılarak katledilen göçmen işçi Muhammed Nurtani’nin kimi kimsesi olmak, MESEM adı altındaki işkence düzenine mahkûm kılınan genç ve çocuk işçilerin eğitim ve öğretim hakkını savunmak, dertleri ve çalışma şartları kimse tarafından dillendirilmeyen kadın işçilerin sesi olmak, gençlik hareketinin işçilerden bağımsız olmadığını göstermek için alanlara çıktık. İşçi Bayramı’nda işçilerin sesi olma çabamız, aynı 19 Mart sonrası dile getirdiğimiz basit demokratik taleplerimiz gibi devletin en sert şiddet araçlarıyla karşılandı. Yine dövüldük, saçlarımızdan tutularak yerlerde sürüklendik, tekmelendik, çiğnendik, yumruklandık. Polis işkencesine maruz kaldık, alanda varlığımız hiçe sayıldı ve yine gözaltına alındık. 400’den fazla işçi, öğrenci, sendikacı ve devrimci dostumuz bugün devlet şiddetiyle gözaltına alındılar ve saatlerdir ifadeleri alınmadan Vatan Emniyet’te bekletiliyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz orantısız devlet şiddetini ve polis işkencesini bu ülkenin gençliği, öğrencileri olarak kabul etmiyoruz. 1 Mayıs itibariyle tekrardan vurguluyoruz, 19 Mart’tan beri kuşandığımız bu öfke, karşılaştığımız bu orantısız şiddet her geçen gün direnişimizi harmanlıyor. Bu ülkede işçiler en basit haklarından mahrum bırakıldıkları müddetçe, öğrenciler özgür eğitim haklarından alıkondukları müddetçe, halk demokratik haklarından mahrum bırakıldığı müddetçe her alanda bu düzenin karşısına dikilmeye devam edeceğiz. Direne direne kazanacağız.”
22:39ÇHD, gözaltına alınan ve Vatan Emniyet’e getirilen 208 yurttaşın, ifade ve sağlık kontrolü işlemlerinden sonra serbest bırakılacağını açıkladı.
00:05ÇHD, X hesabından yaptığı açıklamada işlemleri tamamlanan 4 kişinin serbest bırakıldığını duyurdu. Ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Üsküdar Çocuk Şubede tutulan 9 kişinin daha emniyet işlemleri tamamlanarak serbest bırakıldıklarını açıkladı.

İşte birkaç vahim örnek daha!

i) Mecidiyeköy’de darp edilerek gözaltına alınan Yapı Yol-İş Sendikası’ndan Barış Kaya’nın parmakları çatlatıldı![59]

ii) 1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek isteyen YDG okurlarına polis silah çekerek saldırdı. Gençleri silah tehdidiyle gözaltına aldı![60]

iii) 1 Mayıs’ta İstiklal Caddesi üzerinden Taksim Meydanı’na yürümek isterken, polis tarafından hiçbir uyarı yapılmadan müdahaleye maruz kaldıklarını belirten O.B., darp edildiklerini anlatırken; “Gözaltına alınırken bir polis memuru doğrudan gözümü hedef alarak bana yumruk attı. Sicil numarasını sorduğumda ise ‘Sen kimsin de benden sicil numarası istiyorsun?’ diyerek boğazımı sıkmaya başladı,”[61] dedi!

iv) CHP milletvekili Asu Kaya, Koşuyolu Mahallesi Muhtarı Eylem Bilir’in gözaltına alınmasına izin vermeyip, “Hiçbir suçu yok. 17 yaşındaki çocuğunun peşine gelen bu kadını gözaltına almak istiyorlar,” dedi.

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez Mecidiyeköy’de katıldığı programda ablukaya alındı. Polisler çevresini kapatmış hâldeyken video çeken Suiçmez, “Gerçekten inanılmaz, abluka altındayız,”[62] diye konuştu.

v) ÇHD’den 1 Mayıs göz altılarına ilişkin raporunda şunlar denildi:

“Günler öncesinden başlayan ev baskınları, 1 Mayıs sabahında yerini yoğun bir ablukaya bırakmıştı. Taksim’e çıkan tüm yolların yanı sıra toplu taşıma istasyonları da kullanıma kapatıldı. Beyoğlu, Şişli ve Fatih ilçelerini adeta felç eden abluka, sabah saatlerinde vatandaşlara da büyük zorluk yaşatmıştı.

1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmak isteyen çok sayıda kişi ise polisin sert müdahalesiyle gözaltına alındı.

Gün boyu 10’u 18 yaşının altında, 11’i avukat toplam 419 kişinin gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, 36 kişinin geceyi gözaltında geçirdiği, geriye kalan 383 kişinin çoğunun da serbest bırakıldığı belirtildi.

“Gün boyu Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 166 kişi,

Gün boyu İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 235 kişi,

Gün boyu Şişli Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 9 kişi,

10’u 18 yaş altı,

11’i meslektaşımız,

Toplam 419 gözaltı 1 Mayıs’ta Taksim yolunda gözaltında alındı”![63]

vi) Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen Kızıl Parti üyeleri, polis bariyerlerinde engellendi. İlk olarak İbrahim Kaypakkaya posteri alana alınmadı. Tertip komitesiyle yapılan görüşmede yasal olduğu söylense de polis engeli sürdü. Ardından Deniz Gezmiş posteri için de aynı sorun yaşandı. Üç ayrı bariyerde çelişkili polis kararlarıyla karşılaşan grup, savcılık kararını görmek istedi, ancak karar gösterilmedi. Gözaltı tehdidiyle karşı karşıya kalan üyeler, posterleri bırakarak alana girebildi![64]

Toparlarsak yaşananlara dair, yanılsamalar ile değerlendirmelere de değinmeden geçmemek gerek!

İlki “Bugün 1 Mayıs… Bugün 1 Mayısı gazsız tozsuz yaşayalım,”[65] türünden naifliklerde ifadesini bulan nafile yanılsamalar! Ha pardon “1 Mayısı gazsız tozsuz” isteyenler, Friedrich Engels’in, “Bir gram eylem, bir tonluk programdan daha değerlidir.” “Özgürlük, zorunluluğun kavranmasıdır… Zorunluluk ancak kavranılmadığı ölçüde kördür,”[66] uyarılarını “es” geçerek, Kadıköy’e gitmişlerdi değil mi?

İkinciye, yani değerlendirmeye gelince: İşçi sınıfı enternasyonalizminin nasyonalizme tedavül edilmesi ya da 2025 1 Mayıs’ı İzmir’indeki Dünya İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma Ve Mücadele Günü’nün açılışının ulusal marş (İstiklal Marşı) ile yapılması gafletidir.

Bir de her adımda düzenin uzantısı CHP’ye yedeklenip, onunla hizalanmaktır.

Evet, 1 Mayıs 2025’te de sınıftan uzaklaşıp/ kopan “sol” ile sendikal bürokrasinin asli açmaz(lar)ı bir kere daha ortaya çıkmıştır!

Sınıfın, ezilenlerin safında durmayan her “sol”, farkında olsa da olmasa da bürokrat sendikacılığın ve dolayısıyla da düzenin ekmeğine yağ sürüyor.

Şimdilerde düzen eksenli “muhalefeti sahiplenme” hattı yaygınken; “sol”un önemli bir kesimi, düzen partilerinin peşine takılıp, “demokrasi nöbetçisi” rolünü üstlendi. Sınıfın bağımsız hattını örmek yerine burjuva muhalefetinin kuyruğuna dizildi. Sınıf perspektifinin yerini liberal demogoji ikame edildi.

Oysa işçi sınıfı kendi bağımsız siyasetini kurmadıkça hiçbir kurtuluş gerçek değildir.

Sorulması gereken soru(n): Mücadelenin sınıf mücadelesi değil de, “gündem takibi” “seçmen avcılığı”na dönüştü(rüldü)ğüdür!

Yanıt devrimci iddia ve praksisin yerini düzen içi muhalefete bırakmasıdır. Oysa işçi sınıfı mücadelesi burjuva muhalefetin “yedek gücü” değildir, olmamalıdır. Bunu “es” geçen herkes, adı ne olursa olsun, devrimci ol(a)maz.

Kimileri haklı olarak, “İşçiler emekçiler İstanbul’da iki ayrı 1 Mayıs kutladı. Kadıköy’de bir araya gelen DİSK üyesi işçiler 1 Mayıs’ın coşkusuzluğundan, talepsizliğinden şikâyet ederken Türk-İş’in çağrısıyla Kartal’da toplanan işçiler, alanın küçüklüğünden, taleplerin yeterince görünür olmamasından ve hükümete de patronlara da güçlerini gösterememiş olmaktan yakındı,”[67] derken bu, düzen içilerin öne sürdüğü “1 Mayıs’ı kitlesel kutlamak” gerekçesini de yerine getiremediklerinin kanıtıdır…

1 MAYIS SONRASI

İstanbul’da 1 Mayıs operasyonları kapsamında tutuklananların yakınları dayanışma çağrısını dillendirip, yaşananların hukuksuz olduğuna dikkat çekerek, “Anayasal haklarını kullandılar, kararlar siyasi” derlerken;[68] ya da Taksim Meydanı’nın sadece bir fiziki alan değil, işçi sınıfı hafızasının, politik irade beyanının ve halk mücadelesinin simgesi olduğu vurgulayan 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi, açıklamasında “1 Mayıs öncesi başlayan operasyonlar ve 1 Mayıs günü yaşanan gözaltı dalgasında yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı. Tertip Komitesi divanı ve sözcülerinin yanı sıra çok sayıda sendika ve gençlik örgütü temsilcisi de hedef alındı. 1 Mayıs sabahı İstanbul Valiliği’nin kararıyla uygulanmaya başlanan ulaşım engeli, kent tarihinde görülmemiş bir abluka ile yürürlüğe konuldu,”[69] derken sonuna dek haklıydı.

Taksim’in yolunu açma mücadelesi için düşülen not şuydu: “Umutsuz bir durum görmüyorum; aksine Taksim iradesini büyük bir başarıya ulaşmış olarak görüyorum, 1 Mayıs 2026’nın yolu bu tavırla açılmıştır. Üzüntünün sebebi, bugün daha fazlasını başarmaya bu kadar yaklaşmışken ulaşamamak… Kadıköy’deki devlet izinli miting 3 saatte dağıldı, Şişli’de sabah 9’dan beri yüzlerce göz altıya rağmen direniş sürdü.”[70] Gerçek tam da buydu…

George Carlin’in, “Hükümetler, eleştirel düşünebilme kapasitesi olan bir nüfus istemezler. Onlar yalnızca makineyi çalıştırabilecek kadar zeki ve içinde bulundukları durumu kabul edecek kadar aptal olan itaatkâr işçiler isterler,” vurgusuyla müsemma Kartal’la başlayalım: Coşkulu muydu 1 Mayıs? Sorunun yanıtı, büyük harflerle “Hayır”dır.

Ya Kadıköy’deki mi?

Örgüt ve partilerin gösterişli kortejleri vardı. Her parti, örgüt, sendika çok sayıda pankart, flama, önlük, parti bayrağıyla alanları doldurdu. Mutluydu herkes. 

Taksim yolunu açanların 1 Mayıs’ı mı?

1 Mayıs’tan hemen önce gözaltına alınan yasal örgüt ve sendika temsilcisi 92 kişi ile 1 Mayıs günü sadece İstanbul’da gözaltına alınan 450’den fazla insanın yürütmeye çalıştığı bir mücadele vardı. 1 Mayıs’ta Taksim’de olmanın gereğini yerine getirmiş olmaktan dolayı gece ev baskınları ya da miting günü işkenceli, ters kelepçeyle, darp edilerek, hakarete uğrayarak gözaltına alınanların İstanbul’u da vardı.

Émile Zola’nın, “Hiç çalışmadan başkalarının emeğiyle para kazanıyorsunuz. Netice itibariyle alçak bir kapitalistsiniz,”[71] vurgusuyla Taksim hedefine yürüyenler Kadıköy mitingine katılanlar kadar kitlesel olmasa da, politik bakımdan mücadeleyi daha ileriye taşıma cesaretini gösterenler oldu. Tüm Türkiye’nin gözü ve kulağı Taksim’e yürümek isteyenlerdeydi.

Bu 1 Mayıs’lar aynı anda yaşandı; ama aynı şeye hizmet etmiyorlardı!

NİHAYET

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar’ın ifadesiyle, “Düzenin kazananı sermaye”yken;[72] DİSK-AR’a göre, 2003’e göre genel fiyatlar yaklaşık 32 kat, gıda fiyatları ise 43.7 kat arttı. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6.3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30.6’a ulaşmış durumda![73]

Yani işçi sınıfı 2026 1 Mayıs’ını ağır sömürü koşulları, politik baskılarla dört bir yanından kuşatılmış olarak karşılıyor

Devletin resmi istatistik kurumunun verilerine dayanarak – ki bunlar durumu toz pembe göstermekle görevlidir- ekonomistlerce yapılan araştırmalar, işçi sınıfının sömürü oranının yüzde 200’lere dayandığını göstermektedir. Kapitalistler artı-değeri iki yolla artırıyorlar. Bunun bir yolu üretim araçlarının modernleşmesiyle sömürü koşullarının yoğunlaşması sonucu olan nispi artı-değerin artması, diğeri ise doğrudan çalışma gününü uzatarak mutlak artı-değer sömürüsünü artırmalarıdır.[74]

Bu kıskaçta işçi sınıfının kendinden, kendi gücünden başka güveneceği kimse yoktur. Ne yapacaksa kendisi, kendi başına, kendi örgütleriyle yapacak, kendi sorunlarını kendisi çözecektir.

Yaşayarak görüyoruz: Artık her ekonomik hak talebinin karşısına hükümet, jandarma-polis, mahkemeler vb. dikiliyor, hâl böyle olunca sınıf, mücadelesini politik düzeye yükseltmek durumunda kalıyor.

Yani demokratik denilen tüm talepler, sürdürülemez kapitalizm koşullarında anti-kapitalist bir içerik kazanıyor. Bu durumda da 1 Mayıs “demokrasi mücadelesi”nden ötede devrimci, anti-kapitalist bir “olmazsa olmaz”lık özelliği kazanıyor.

O hâlde 1 Mayıs 2026’da Taksim’e giderken; emeğin kurtuluş mücadelesinin bir güne sığmayacağını unutmayan militan bir ısrara muhtacız. Şunu asla unutmayalım; biz 1 Mayıs’a düğüne, bayrama, şenliğe değil, “kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağını” haykırmaya, sınıflar mücadelesindeki kararlılığımızı haykırmaya gidiyoruz.

Kolay mı? 1 Mayıs, sermaye ve burjuva gericiliğe karşı birliğin ve direnişin, örgütlü mücadeleye adanmış militanlıktır.

Öyleyse şimdilerde Maksim Gorki’nin, “Dünyada birçok ulus vardır, diyorlar. Almanlar, İngilizler, Yahudiler, Tatarlar… Ben buna katılmıyorum. Bence sadece iki ulus vardır, uzlaşmaz iki sınıf: Zenginler ve yoksullar! İnsanlar farklı şeyler giyer, farklı diller konuşurlar, ancak dünyanın her yerinde zenginler işçilere aynı şekilde davranır; tüm yeryüzünde zenginler, işçilerin boğazına takılan kılçıktan başka bir şey değildir!”[75]

Orhan Kemal’in, “Sen? Bana ekmek veriyorsun ha? Sen kimsin de bana ekmek vereceksin? Çalışıyorum ben, alnımın teriyle kazanıyorum onu… Bana ekmek veriyormuş?! Ben çalışmayayım da sen bana ekmek ver! Siz değil ekmek, günahınızı bile vermezsiniz bedavadan!”[76]

Oktay Rifat’ın, “Emeğin dalları kırılmış, yerde…/ Işık kör edicidir diyorlar/ Özgürlük patlayıcı// Gel yurdumun insanı görün artık/ Özgürlüğün kapısında dal gibi/ Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!”

Can Yücel’in, “Dünya öküzün boynuzları üstünde dururmuş…/ Her kıpırdayışında öküz, deprem olurmuş…/ Oysa dünya, İşçilerin omuzları üzerinde durur…/ Kıpırdasın da gör”!

Nâzım Hikmet’in, “Çürüyen diş,/ Dökülen et,/ Bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecek/ Ve elbette ki sevgilim, elbet…/ Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla/ Bu güzelim memlekette hürriyet,” sözlerini/ dizelerini anımsayıp; ‘Enternasyonal Marşı’nı terennüm edin yüksek sesle:

“Uyan artık uykudan uyan/ Uyan esirler dünyası/ Zulme karşı hıncımız volkan/ Kavgamız ölüm-dirim kavgası/ Mazi ta kökünden silinsin/ Biz başka âlem isteriz/ Bizi hiçe sayanlar bilsin/ Bundan sonra her şey biziz./ Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık/ Enternasyonal’le kurtulur insanlık

Tanrı, patron, bey, ağa, sultan/ Nasıl bizleri kurtarır/ Bizleri kurtaracak olan/ Kendi kollarımızdır/ Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık/ Enternasyonal’le kurtulur insanlık

Hem fabrikalar, hem de toprak/ Her şey emekçinin malı/ Asalaklara tanımayız hak/ Her şey emeğin olmalı/ Cellatların döktüğü kan/ Bir gün onları boğacak/ Bu kan denizinin ufkundan/ Kızıl bir güneş doğacak/ Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık/ Enternasyonal’le kurtulur insanlık.”

17 Nisan 2026 16:02:52, Muğla.

N O T L A R

[1] Antonio Gramsci.

[2] Bkz: i) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Saraçhane Ders(ler)inden 2025 1 Mayıs’ında, Taksim’e!”, Rojnameya Newroz, Nisan 2024… https://temeldemirer.blogspot.com/2025/04/sarachane-derslerinden-2025-1-mayisinda.html ii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2024: ‘Sum In Vado/ Ben Yolda Varım’!”, Rojnameya Newroz, Nisan 2024… https://temeldemirer.blogspot.com/2024/04/1-mayis-2024-sum-in-vado-ben-yolda-varim.html… iii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2023: Yine Taksim’e, Yine Alanlar’a!”, Rojnameya Newroz, 20 Nisan 2023… https://temeldemirer.blogspot.com/2023/04/1-mayis-2023-yine-taksime-yine-alanlara.html… iv) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2022 1 Mayıs’ı İçin (2021) Dersler(i)”, Rojnameya Newroz, 10 Nisan 2022… https://temeldemirer.blogspot.com/2022/04/2022-1-mayisi-icin-2021-dersleri.html… v) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Geçmişin ve Bugünün Yüküyle 1 Mayıs’a”, Kadir Güney, Mezopotamya Ajansı, 28 Nisan 2021… https://temeldemirer.blogspot.com/2021/04/gecmisin-ve-bugunun-yukuyle-1-maysa.html… vi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2021 Güzergâhında”, Rojnameya Newroz, 25 Nisan 2021… https://temeldemirer.blogspot.com/2021/04/1-mayis-2021-guzergahinda.html… vii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2020 İçin”, 30 Nisan 2020… https://temeldemirer.blogspot.com/2020/04/1-mayis-2020-icin.html… viii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Covid-19 Yerküresi ile Coğrafyamızda 1 Mayıs 2020”, Rojnameya Newroz, Nisan 2020… https://temeldemirer.blogspot.com/2020/04/covid-19-yerkuresi-ile-cografyamizda-1.html… ix) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2019’un 1 Mayıs’ına Kenar Notları”, Rojnameya Newroz, Nisan 2019… https://temeldemirer.blogspot.com/2019/04/2019un-1-mayisina-kenar-notlari1.html… x) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “… ‘Kral Çıplak’ Deme Vakti: 2018 İstanbul’unun 1 Mayıs’(lar)ı”, Rojnameya Newroz, Mayıs 2018… https://temeldemirer.blogspot.com/2018/05/kral-ciplak-deme-vakti-2018.html… xi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Özgürleştirip, Özgürleşmek İçin 1 Mayıs 2018’de de Taksim’e”, Rojnameya Newroz, Nisan 2018… https://temeldemirer.blogspot.com/2018/05/ozgurlestirip-ozgurlesmek-icin-1-mayis.html… xii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2016 Ders(ler)”, Kaldıraç, No:178, Mayıs 2016… https://temeldemirer.blogspot.com/2016/05/1-mayis-2016-dersleri1.html… xiii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2016’daki 1 Mayıs(‘ımız)”, 2 Mayıs 2016… https://temeldemirer.blogspot.com/2016/05/2016daki-1-mayisimiz.html… xiv) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2015 1 Mayıs’ından 2016’ya Yine, Yeniden, Israrla Taksim!”, Rojnameya Newroz, 20 Nisan 2016… https://temeldemirer.blogspot.com/2016/05/2015-1-mayisindan-2016ya-yine-yeniden.html… xv) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2014 İçin 2013’ün 1 Mayıs Dersleri”, Almanak 2014 Analizleri, SAV Yay., 2015… https://temeldemirer.blogspot.com/2015/12/2014-icin-2013un-1-mayis-dersleri1_27.html… xvi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2015”, 24 Nisan 2015… https://temeldemirer.blogspot.com/2015/04/degerli-dostlar-2015in-1-mayisinda-bir.html… xvii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2015’de İstikamet(İmiz) -2014’te Olduğu Gibi!- Taksim!”, Rojnameya Newroz, 15 Nisan 2015… https://temeldemirer.blogspot.com/2015/04/1-mayis-2015de-istikametimiz-2014te.html… xviii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2013 1 Mayıs’ının Taksim Güzergâhında…”, Kaldıraç, No:143, Mayıs 2013… https://temeldemirer.blogspot.com/2013/05/2013-1-mayisinin-taksim-guzergahinda.html… xix) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Sömürüye, Zulme Karşı 1 Mayıs(‘lar)a, Geleceğ(imiz)e…”, 24 Nisan 2012… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/somuruye-zulme-karsi-1-mayislara.html… xx) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Yolu Yapan Yürüyendir!”, 3 Mayıs 2009… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/yolu-yapan-yuruyendir.html… xxi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs’(lar)dan Geleceğ(miz)e”, Kaldıraç, No:120, Nisan 2011… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/1-mayislardan-gelecegimize1.html… xxii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “İşçi Sınıfının 1 Mayıs ve Tek-El Ders(ler)i”, Rojnameya Newroz, Yıl:4, No:128, 15 Nisan 2010… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/isci-sinifinin-1-mayis-ve-tek-el.html

[3] https://gercekhaberajansi.org/halkin-avukati-selcuk-kozagaclidan-1-mayis-mesaji-taksimde-olurdum/

[4] “Türkiye’nin özgün koşullarında, 1 Mayıs 2025 kutlamalarına, çok uzun zamandır meydanlara, sokağa çıkmaktan imtina eden örgütsüz halk kesimlerinin katılımı önemli mi? Ya da ne kadar önemli ve öncelikli? Başka bir yerden bakıldığında biber gazına, tomalardan sıkılan kimyasallı, boyalı sulara ve coplara rağmen, Taksim Meydanı’nda olabilmek anlamsız mı? İkinci sorudan başlayarak yanıtlamak gerekirse; ‘Hayır, kesinlikle anlamlı. Taksim Meydanı’ndaki kutlama eğer kitlesel olarak gerçekleşebilirse iktidar kaybetmiş olacak; ama, neyin pahasına? Sonrasında geniş örgütsüz kitlelerin sokağa çıkmasını erteletecek, zorlayacak hatta engelleyecek etkisi olmayacak mı? Evet, Türkiye’de 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamanın tarihsel ve siyasal bir önemi var. Bunu reddetmek mümkün değil elbette. Bununla birlikte, bir defa daha soralım; neyin pahasına? Sanıyorum bu son soruyu yanıtlamadan karar verilmemeli… Başta kendi yaşadığı sorun karşısında, yalnızca yakınmaktan vazgeçip, artık çözümünü de talep eden; bunun için sokağa, meydanlara çıkmaya başlayan örgütsüz binlerle, yüz binlerle, milyonlarla hem 1 Mayıs 2025’te hem 2 Mayıs 2025’te ve sonrasında daha da çoğalarak birlikte olabilmek için… Türkiye solu ve sosyalistleri 1 Mayıs 2025’ten sonra ne için, ne zaman ve kimlerle birlikte sokağa inecek? Merak etmeyen var mı?’ (Onur Hamzaoğlu, “Yarın 1 Mayıs! Sonra?”, 30 Nisan 2025… https://bianet.org/yazi/yarin-1-mayis-sonra-306933)

[5] Toplumsal Muhalefet @muhaliftplm84, 8 Nisan 2026.

[6] Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 12 Ekim 2023 tarihli kararının bir bölümünü paylaşarak 1 Mayıs’ta Taksim’e çağrı yaptı. (“DİSK, Yasağa Rağmen 1 Mayıs’ta Taksim’e Çağırdı”, 29 Nisan 2024… https://www.avrupademokrat3.com/disk-yasaga-ragmen-1-mayista-taksime-cagirdi/)

[7] Başaran Aksu @Basaranaksu_ 19 Mayıs 2025… https://x.com/Basaranaksu_/status/1924206455864885658

[8] Elif Özge Yalçın, “Yeni 15-16 Haziranlar İçin Örgütlenmek Şart”, Cumhuriyet, 17 Haziran 2025, s.9.

[9] “Arzu Çerkezoğlu: Meydanları Dolduracağız”, Evrensel, 30 Nisan 2025, s.6.

[10] Arzu Çerkezoğlu, “Meydanları Dolduracağız”, Birgün, 30 Nisan 2025, s.6.

[11] DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, NOW HABER @nowhaber, 1 Mayıs 2025… https://x.com/nowhaber?s=43

[12] “CHP’den ‘1 Mayıs’ta Taksim’e!’ Çağrısı”, 29 Nisan 2024… https://odakdergisi2.com/chpden-1-mayista-taksime-cagrisi/

[13] Murat Yetkin, “Özgür Özel’den 1 Mayıs Açıklaması: Sendikalar ‘Taksim’ Deseydi, Biz de ‘Taksim’ Derdik”, 27 Nisan 2025… https://www.gazetekritik.com/haber/chp-lideri-ozgur-ozelden-1-mayis-aciklamasi-sendikalar-taksim-deseydi-biz-de-taksim-derdik-186863.html

[14] Zülal Kardelen, “Yaşasın 1 Mayıs, Kahrolsun Sömürü”, Cumhuriyet, 30 Nisan 2025, s.8.

[15] “TÜSİAD 1 Mayıs’ta ‘Daha Nitelikli İşçi’ İstedi”, 1 Mayıs 2025… https://www.evrensel.net/haber/552115/tusiad-1-mayista-daha-nitelikli-isci-istedi

[16] “Genel Başkanımız Özgür Özel, TÜSİAD Ziyareti Sonrası Açıklama Yapıyor”, 7 Mayıs 2025… https://x.com/i/broadcasts/1dRJZYPoVdrGB

[17] “Sendikalardan Çağrı: Taksim 1 Mayıs Alanıdır; Kitlesel, Güçlü 1 Mayıs’ı Birlikte Örgütleyelim”, 1 Nisan 2026… https://sendika.org/2026/04/sendikalardan-cagri-taksim-1-mayis-alanidir-kitlesel-guclu-1-mayisi-birlikte-orgutleyelim-745235

[18] Eloise Goldsmith, “İşçiler Zenginlerden 7 Yıl Daha Az Yaşıyor”, Birgün, 5 Mayıs 2025, s.10.

[19] “CEO Maaşları Emekçilerin 50 Katı”, Birgün, 2 Mayıs 2025, s.11.

[20] “Servet Dünyanın Tepesinde Birikti”, Birgün, 22 Ocak 2026, s.5.

[21] ! Odatv @odatv 30 Nisan 2025… https://x.com/odatv?s=43

[22] “İşçiden Aldıklarıyla Servetleri Büyüyor”, Birgün, 7 Ağustos 2025, s.4.

[23] “İPA Araştırması: Her İki Geçten Biri Yurt Dışına Taşınmayı Düşünüyor”, 1 Mayıs 2025… https://www.evrensel.net/haber/552153/ipa-arastirmasi-her-iki-gecten-biri-yurt-disina-tasinmayi-dusunuyor

[24] “DİSK-AR Raporu Yayımlandı: İşçi Ücretlerinde Kayıp 1.2 Trilyon TL’ye Yaklaştı!”, 5 Eylül 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/disk-ar-raporu-yayimlandi-isci-ucretlerinde-kayip-1-2-trilyon-tl-ye-yaklasti-2432474

[25] Elif Özge Yalçın, “Türkiye’de Emek Krizi: Çalışmak Yetmiyor, Emek Değersizleşiyor”, 3 Mayıs 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/turkiyede-emek-krizi-calismak-yetmiyor-emek-degersizlesiyor-2334796

[26] Aziz Çelik, “Emeğin Durumu Kötüleşti”, Birgün, 9 Mart 2026, s.4.

[27] Semih Güven, “Aziz Çelik: Emekçiler ve Emekliler Neden ve Nasıl Yoksulluğa Mahkûm Edildiler”, Birgün, 30 Kasım 2025, s.12.

[28] Mustafa Çakır, “Yoksulluğun Gölgesinde 1 Mayıs”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2025, s.9.

[29] Havva Gümüşkaya, “Eşit Ücret Tercih Değil Haktır!”, Birgün, 19 Eylül 2025, s.5.

[30] “İşçiden Aldıklarıyla Servetleri Büyüyor”, Birgün, 7 Ağustos 2025, s.4.

[31] “10 Ayda 1.8 Trilyon Lira Kayıp”, Birgün, 6 Kasım 2025, s.4.

[32] “Kadıköy’de Yapılacak 1 Mayıs Mitinginin Programı Belli Oldu”, 30 Nisan 2025… https://artigercek.com/emek/disk-ar-gercek-issiz-sayisi-12-milyona-dayandi-336169h

[33] “12 Yılda 2728 Genç İşçi Ölümü”, Birgün, 20 Mayıs 2025, s.5.

[34] Aziz Çelik, “İş Cinayetleri Bilinenin İki Katı!”, Birgün, 17 Kasım 2025, s.5.

[35] “Ölen 146 İşçiden Yalnızca 2’si Sendika Üyesi”, Birgün, 9 Şubat 2026, s.5.

[36] “Bir Yılda 94 Çocuk Çalışırken Öldü!”, Birgün, 1 Şubat 2026, s.5.

[37] Osman Öztürk, “Çocuk İşçi Cehennemi”, Birgün, 5 Mayıs 2025, s.3.

[38] “Sendikalı İşçide Rekor Azalma!”, Birgün, 25 Temmuz 2025, s.4.

[39] Aziz Çelik, “Sendikal Kara Tablo!”, Birgün, 21 Nisan 2025, s.5.

[40] “İstanbul Valisi’nden 1 Mayıs Açıklaması”, 23 Nisan 2024… https://sendika.org/2024/04/istanbul-valisi-davut-gulden-1-mayis-aciklamasi-taksimde-olmayacak-kutlanacak-yer-1-hafta-icinde-netlesir-704464

[41] “Taksim 1 Mayıs’a Yine Kapatıldı”, 23 Nisan 2024… https://tele1.com.tr/son-dakika-taksim-icin-1-mayis-karari-1051240/

[42] “KESK: Taksim İçin Kararlıyız”, 23 Nisan 2024… https://tele1.com.tr/kesk-taksim-icin-kararliyiz-1051398/

[43] 2024’de de İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın Taksim Meydanı’nda kutlanıp kutlanmayacağına ilişkin yaptığı açıklamada, “Taksim’de 1 Mayıs kutlanmaması yasaklama değil kısıtlama, 7 yıldır uygulanıyor” demişti. (“Bakan Yerlikaya’dan 1 Mayıs Taksim Açıklaması”, 23 Nisan 2024… https://www.gercekgundem.com/guncel/1-mayis-isci-bayrami-taksim-meydaninda-kutlanacak-mi-bakan-yerlikayadan-1-mayis-taksim-aciklamasi-458534)

2024’de 1 Mayıs Taksim Platformu, 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağını açıklayan DİSK’in mücadeleci sendikalar, devrimci, sosyalist örgüt ve partileri dikkate almayan tutumunu eleştirdi. Platform, DİSK’e CHP ve İçişleri Bakanı ile yaptığı ‘kulis’ faaliyetine son verme, 1 Mayıs’ın tarafı olan tüm geçlere de birleşik mücadele zeminlerini güçlendirme çağrısı yaptı. (“1 Mayıs Taksim Platformu: DİSK, CHP ve İçişleri Bakanı ile Kulis Faaliyetinden Vazgeçmeli”, 21 Nisan 2024… https://etha53.com/haberdetay/1-mayis-taksim-platformu-disk-chp-ve-icisleri-bakani-ile-kulis-faaliyetinden-vazgecmeli-192094)

Ve 78’liler Girişimi Ankara Şube, Alınteri, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Ankara İşçi Meclisi, BDSP, Devrimci Parti, ESP, KÖZ, Partizan, SMF’den oluşan Ankara 1 Mayıs Platformu sendikaların ve odaların 1 Mayıs tutumuna dair yaptığı açıklamada: DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, KESK Şubeler Platformu, TMMOB İKK, ATO ve ADO yönetimlerinin devrimci, ilerici kurumların birleşik, kitlesel ve devrimci bir şekilde kutlamak istedikleri 1 Mayıs çağrılarına yanıt vermedikleri, dönüş yapmadıkları vurgulayıp, “Bu tutumları ile 1 Mayısların öznesi olan devrimci, ilerici kurumları işin dışında tutmak istediklerini açıkça göstermişlerdir,” denilerek; devrimci ve ilerici kurumların dışlanmaya çalışıldığı ifade edildi. (“Ankara 1 Mayıs Platformu’ndan Açıklama”, 23 Nisan 2024… https://www.yenidemokrasi34.net/ankara-1-mayis-platformundan-aciklama.html)

[44] “Erdoğan: Sendikal Hakları Önemli Ölçüde İyileştirdik”, 1 Mayıs 2025… https://nupel.tv/erdogan-sendikal-haklari-onemli-olcude-iyilestirdik

[45] “İstanbul’da 1 Mayıs Öncesi Ev Baskınları: 92 Kişi Gözaltında”, 29 Nisan 2025… https://www.birgun.net/haber/1-mayis-oncesi-istanbul-da-ev-baskinlari-cok-sayida-kisi-gozaltina-alindi-619102

[46] “1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi: 1 Mayıs Sabahı Şişli’de Buluşalım!”, 29 Nisan 2025… https://www.sendika.org/2025/04/1-mayis-2025-taksim-tertip-komitesi-1-mayis-sabahi-sislide-bulusalim-725565

[47] Edirne Cezaevi’ndeki HDP’nin eski eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’nın Kadıköy mitinginde okunan mesajında şu ifadelere yer verildi: “Emek ve dayanışma vesilesiyle bir araya gelen tüm emekçilere yürek dolusu selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Biliyoruz ki dünyanın neresinde sömürü ve zulüm varsa orada illa ki direniş de vardır. Emeğin ve emekçinin hakkı kazanılana dek bu sömürü düzeni yıkılana dek, toplumsal barışla birlikte demokratik bir sistem inşa edilene dek hep birlikte direneceğiz. Bu vesileyle tüm emekçilerin 1 Mayıs’ını kutluyor, özgür günlerde görüşebilmeyi diliyoruz. Yaşasın 1 Mayıs” (“Selahattin Demirtaş’ın 1 Mayıs Mesajı Kadıköy Mitinginde Okundu”, 1 Mayıs 2025… https://www.birgun.net/haber/selahattin-demirtas-in-1-mayis-mesaji-kadikoy-mitinginde-okundu-619732)

[48] Emre Orman(YENİ HESAP) @emreormangzt, 2 Mayıs 2025, https://x.com/emreormangzt

[49] T24 @t24comtr, 1 Mayıs 2025… https://x.com/t24comtr/status/1917903073902838040

[50] “1 Mayıs’ta Taksim’e Çıkmak İsteyenlere Sert Müdahale!”, 1 Mayıs 2025… https://www.gercekgundem.com/guncel/taksimde-1-mayis-hareketliligi-gozaltilar-var-533542

[51] aktaran: Emre Kongar, “1 Mayıs 2025: Artan zulüm ve Direniş”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2025, s.2.

[52] “22 Yıllık İktidarlarında 21 ‘Erteleme’…”, Birgün, 15 Aralık 2024, s.4.

[53] “Adrese Teslim Grev Yasağı”, Birgün, 15 Aralık 2024, s.4.

[54] Timur Soykan, “Soma’ya Bir Tekme Daha…”, Birgün, 13 Mayıs 2025, s.5.

[55] Aktaran: Emre Kongar, “Taksim Meydanı Demokrasinin ve Emeğin Simgesidir”, Cumhuriyet, 4 Mayıs 2025, s.2.

[56] “Ağaçların altında köpek gibi yaşamamıza ses çıkarmazlar da grev başlar başlamaz hemen halkın sağlığı ile ilgilenmeye kalkarlar.” (John Steinbeck, Bitmeyen Kavga, çev: Rasih Güran, Remzi Kitabevi, 1971.)

[57] Eylem Nazlıer, “Taksim Meydanı Ablukada: 407 Kişi Gözaltında”, Evrensel, 2 Mayıs 2025, s.4.

[58] 2024’de Taksim’e yürümek isteyenlere yapılan polis saldırılarında en az 216 kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı. (“İstanbul’da En Az 216 Kişi Gözaltına Alındı”, 1 Mayıs 2024… https://www.avrupademokrat3.com/istanbulda-en-az-216-kisi-gozaltina-alindi/)

[59] Umut Taştan @umuttastangzt, 1 Mayıs 2025… https://x.com/umuttastangzt/status/1917921116783263810

[60] “Polis, YDG Okurlarına Silah Çekti”, 1 Mayıs 2025… https://ozgurgelecek55.net/polis-ydg-okurlarina-silah-cekti-taksime-yurumek-isteyen-gencler-gozaltina-alindi

[61] Sarya Toprak, “Çocuğa da İşkence!”, Birgün, 5 Mayıs 2025, s.9.

[62] “Tek Adam Rejimine Karşı Ses Yükselttiler”, Birgün, 2 Mayıs 2025, s.2.

[63] “ÇHD’den 1 Mayıs Gözaltılarına İlişkin Durum Raporu”, 2 Mayıs 2025… https://halktv.com.tr/gundem/chdden-1-mayis-gozaltilarina-iliskin-durum-raporu-934742h

[64] AMED TIMES @amedtimes, 2 Mayıs 2025… https://x.com/amedtimes

[65] Sevgi Özel, “Dil Kiri…”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2025, s.4.

[66] Friedrich Engels, Anti-Dühring: Bay Eugen Dühring Bilimi Altüst Ediyor, çev: Kenan Somer, Sol Yay., 1966.

[67] Andaç Aydın Arıduru-Murat Uysal, “1 Mayıs Bir Son Değil Çıkardığımız Derslerle Başlangıç Olmalı”, 3 Mayıs 2025… https://www.evrensel.net/haber/552291/1-mayis-bir-son-degil-cikardigimiz-derslerle-baslangic-olmali

[68] Yusuf İris, “1 Mayıs Tutukluları Serbest Bırakılsın”, Birgün, 3 Haziran 2024, s.7.

[69] “Tertip Komitesi’nden 1 Mayıs Açıklaması”, 3 Mayıs 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/tertip-komitesinden-1-mayis-aciklamasi-taksim-halkin-direnis-2334902

[70] sankara@yokaitendency, 1 Mayıs 2025… https://x.com/yokaitendency?s=43

[71] Émile Zola, Germinal, çev: Adnan Cemgil, Güven Yay., 1968.

[72] Özkan Atar, “2025 1 Mayıs’ına Giderken”, Birgün Pazar, 27 Nisan 2025, s.12.

[73] Semih Güven, “Türkiye Neden ve Nasıl ‘Düşük Ücretli’ Çalışanlar Ülkesi Hâline Getirildi?”, Birgün Pazar, 24 Ağustos 2025, s.12.

[74] Ahmet Yaşaroğlu, “İşçi Sınıfı Hareketin Kaderini Belirleyebilir”, Evrensel, 2 Mayıs 2025, s.8.

[75] Maksim Gorki, Ana, çev: Celâl Öner, Oda Yay., 1999.

[76] Orhan Kemal, Grev, Bilgi Yay., 1975.Her 1 Mayıs eşiğinde olduğu gibi bu kez de geçmişten dersler çıkartarak,[2] 2026 1 Mayıs güzergâhında altını çizmek/ paylaşmak istediğimiz şeyler var.

Öncelikle “Anlamı”ndan başlayalım: 1 Mayıs, emeği ile var olan -ya da günümüzde var olmaya çalışanlar diyelim!-, yok sayılan emeği ve varlığı üstünden dünya malıyla ihya olanlara karşı işçi sınıfının direniş ve mücadele günüdür.

İşçi bayramı olarak anılan 1 Mayıs aslında emek hareketinin sömürüye karşı kanla yazılmış evrensel dayanışmasının sergilendiği gündür.

İlk kez Avustralya’da 1856’da 8 saatlik iş günü için eylem yapan işçileri 1886’da Chicago’da Haymarket meydanında aynı amaçla eylem yapan işçiler izlemiş, 1 Mayıs’ta başlayan gösteriler 4 Mayıs’a kadar sürmüş, meydana atılan bomba ile polis ve işçilerden ölen olmuş, beş sendikacı olayın sorumlusu sayılarak 1887’de idam edilmiştir.

1889’da II. Enternasyonal 1 Mayıs’ı mücadele, dayanışma, hak arama günü ilan etmiş; o tarihten sonra da tüm dünyada dayanışma, hak arama günü olarak anılmaya başlamıştır.

Coğrafyamızda uzun yıllar yasaklıydı, kimi sendika önderleri her 1 Mayıs’ta gözaltına alınıyordu. 2009’da “resmi tatil” ilan edilen 1 Mayıs, aslında bayram değil, yaşanan acıların anıldığı ve sermayenin hiç dinmeyen emek sömürüsünün vurgulandığı gündür.

Her 1 Mayıs’ta bayrakları, pankartları ile meydanlarda dolduran işçilerin 1 Mayıs’ın gerçek anlamının kavradıkları sanılmasın. İşçilerimiz ve sendika yöneticileri o günün halaylar çekilerek şenlik havasında kutlanmasından yanadır. Oysa asıl yapılması gereken, ücretli köleliğe karşı çıkmaktır.

İş bu nedenle 1 Mayıs ayağa kalkıp dik durmanın günüdür! Yerkürenin tüm proleterlerinin kapitalist sömürüye son verme, sınıfsız, sömürüsüz barış içinde bir insanlık dünyası kurma mücadelesinin bayrağını yükselttiği günüdür! Yani 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günüdür ve başka türlü anlamlandırılması da mümkün değildir, nafiledir!

O hâlde bir kez daha vurgulamalı: 1 Mayıs’ı yaşatan en temel değerlerden biri emeğin onurudur. Onu var eden ve büyüten dayanışmadır. Özünde yatan ise eşitlik, özgürlük, adalet, barış talebidir.

1 Mayıs’ı yaşatan her değer, 1 Mayıs’ın önemini anımsatan her şey, yeni bir toplumun, eşitlikçi, özgür ve adil bir geleceğin taşlarını döşerken; o, sadece bir anma değil; aynı zamanda bir hatırlatma, bir başkaldırı çağrısıdır.

Ya da Silivri Zindanı’ndaki Halkın Avukatı Selçuk Kozağaçlı’nın “1 Mayıs Mesajı”ndaki, “Taksim’de olurdum,”[3] ifadesindeki düşünce ve davranıştır. Veya “5 yıllık kalkınmacı mugalata”ların, “Türkiye’de 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamanın tarihsel ve siyasal bir önemi var. Bunu reddetmek mümkün değil elbette. Bununla birlikte, bir defa daha soralım; neyin pahasına?”[4] türünden “müzakereci kaçışlar”a prim vermemektir.

Sonra da “üçü beşten atan”, “ama”lı, “fakat”lı, “dün dündür, bugün de bugün” diyen eyyamcı palavralara “Hayır” demek gerekiyor!

“Nasıl” mı?

2026 1 Mayıs’ında da DİSK, KESK, TTB, TMMOB’un 1 Mayıs programını açıklayan Arzu Çerkezoğlu’nun, “Taksim için başvuru yaptık, yanıt gelmedi ama İstanbul’da en geniş, en kitlesel şekilde 1 Mayıs’a çıkacağız,”[5] maruzatına mesela!

Evet, kendini kuran bir meşruiyet yerine düzen içi yasalcılığın temsilcisi olmayı seçen DİSK bürokratları,[6] 2026’da da Taksim’den vazgeçtiler! Hep bunu yapmamışlar mıydı? Hatırlayın, 2025’de “Biz vali bey seneye de nereyi uygun görürse ortaya gideceğiz,”[7] dememişler miydi?

Siz bakmayın DİSK bürokratlarının Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun, “Kimse kendini güçlü sanmasın. Halktan büyük bir güç yoktur. Türkiye işçi sınıfı bu adaletsiz düzeni kendi elleriyle değiştirebilir… Ülke tarihinin en zorlu günlerinden geçiyoruz. Koca ülke bir avuç zengini, bir avuç yandaşı, bir avuç sermayedarı beslemek için çalışıyor, çırpınıyor, ama geçinemiyor. Milyonlara yoksulluk, kölelik dayatılıyor. Yeni 15-16 Haziran’lar için örgütlenmek şart”;[8] ya da “Bu düzenin sürmesini isteyen siyasal iktidara karşı ‘Ayaktayız’ diyoruz. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenlerin yani işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, kadınların bu kadar ağır bir tabloyu yaşadığı bir süreçte 1 Mayıs’a gidiyoruz. 1 Mayıs mücadelesi demokrasi mücadelesinin ta kendisidir.”[9] “DİSK olarak tüm bunlara karşı Türkiye işçi sınıfının onurlu mücadele tarihinde önemli bir yer tutan 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde ülkemizin dört bir yanında sokakları, meydanları dolduracağız. “Biz kazanacağız” diyerek tüm yurtta meydanları doldururken 1 Mayıs’ın simgesi İstanbul’da ise Kadıköy Meydanı’nda emekçilerle, emeklilerle, kadınlarla, bir araya geleceğiz”;[10] veya “Yıllardır 1 Mayıs’ı ve Taksim Meydanı’nı özgürleştirmek için mücadeledeyiz,”[11] palavralarına…

Bunların hiçbiri gerçek değil. Tıpkı 1 Mayıs mücadelesinin “demokrasi mücadelesi” değil, sınıf mücadelesi olduğu; ya da “1 Mayıs’ı ve Taksim Meydanı’nı özgürleştirmek için mücadele” etmekten söz edenlerin CHP kuyrukçuluğu dışında hiçbir şey yapmadıkları ve yapmaya da niyetleri olmadığı gibi…

Ha, bir de CHP var değil mi?

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 1 Mayıs’ta yurttaşları Saraçhane’ye çağırdı[12] çağırmasına da CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, “Son dakika değişiklik olmazsa DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ile Kadıköy’de olacağım. Ama TÜRK-İŞ mitingine de CHP olarak katılacağız. Eğer sendikalar ‘Taksim’ deseydi, biz de ‘Taksim’ derdik. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, İşçi Bayramı. Bir siyasi partinin işçi sendikalarından rol çalması doğru olmazdı. O nedenle ‘Kadıköy’ dedik,”[13] diye kıvırıverdi.

Hem de 21 Mart’ta Saraçhane’de otobüsün üstünde elinde mikrofonla konuşurken bu sözleri TV’lerden canlı yayınlanan, eylemde tüm Türkiye’ye, “Ant olsun ki Taksim’i de hep beraber alacağız. Söz veriyorum! Bu büyük yasağa rağmen milyon olup buraya gelenlere söylüyorum. Önce Taksim’i isteyeceğiz. Ne zaman? Nisan’da. 1 Mayıs’ta bu kitleye Taksim’i isteyeceğiz. Açacaklarsa açacaklar, açmazlarsa biz açacağız orayı. Söz mü?”diye haykıran CHP Genel Başkanı Özgür Özel olsa da![14]

Bir de ‘Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD)’ın “1 Mayıs Açıklaması”nda, “Dijitalleşme ile dönüşen çalışma hayatında eğitim ve istihdam arasındaki bağın güçlendirilmesini, çalışanların becerilerine sürekli kaynak ayrılmasını” istemesi var![15]  1 Mayıs’ta milyonlarla birlikte Taksim’i açacaklarını ilan eden Özgür Özel, bu açıklamasından bir hafta kadar sonra, 1 Mayıs’ta daha ‘kaliteli’ işçi isteyen TÜSİAD’ı ziyaret edip, “iş dünyasıyla diyalogu artırmayı ve parti politikalarını doğrudan paylaşmayı hedeflediklerini” ilan edecekti![16]

Yeri geldi hatırlatalım: Umut öfkeyi yatıştıranlarda, vazgeç(ir)enlerde değildir, olamaz da! Emekçilerin gözünü boyamak için meydanlarda kükreyip, aynı zamanda patron sendikalarına teminat verenlerle iş tutanlarda hiç olamaz!

Bunları unutmadan, 2026 güzergâhında Bağımsız Emek Sendikası, Bağımsız Maden-İş, Dev Tekstil, DGD-SEN, DİSK/Enerji-Sen, İnşaat-İş, KATAŞ-SEN, DİSK/Limter-İş, OTİS, Öğretmen Sendikası, PTT-SEN, Tarım-Sen, TOMİS, TSS-İŞ ve Yapı Yol-İş’in; 1 Mayıs’ın Taksim’de kitlesel ve güçlü biçimde örgütlenme çağrısına ve sendikalar Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs ve işçi sınıfı mücadele tarihindeki önemini hatırlatarak “Taksim 1 Mayıs alanıdır! Yasaklanamaz!,” haykırışına kulak verelim.[17]

DURUM(UMUZ)!

İşçiler zenginlerden 7 yıl daha az yaşarken; yoksulluğun ömrü kısalttığı[18] tabloda Oxfam araştırmasına göre, dünya genelinde CEO maaşları 2019’dan 2025’e reel olarak yüzde 50 arttı. Aynı dönemde işçilerin maaşlarındaki reel artış ise sadece yüzde 0.9 oldu.

Rapora göre milyarderler, sadece 2024’de ortalama 206 milyar dolar yeni servet kazandı. Bu da saatte 23.500 dolara denk geliyor ve 2023 itibarıyla dünya ortalama yıllık gelirini aşıyor. Öte yandan, 45 binden fazla şirket arasında CEO maaşı 10 milyon doları aşanlar arasında, sadece yüzde 7’si kadın CEO’ya sahip![19]

Yine Oxfam’ın ‘Eşitsizlik Raporu’nun Türkiye verilerine göre 30 milyarderin serveti, ülke nüfusunun yüzde 44’ünün varlığından daha fazla. Bir mutlu azınlık mensubunun, ortalama ücretli bir çalışanın bir yıllık kazancını elde etmesi yalnızca 19 dakika sürüyor. Rapora göre milyarderlerin toplam serveti, 5 yılın ortalamasının 3 katı hızla artarak 2025’de 18.3 trilyon dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.[20]

Kolay mı? Dünya sömürü sıralamasında Türkiye ikinci sırada![21]

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in verilerine göre, gelir dağılımındaki eşitsizlik zirveyi gördü. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48.1 iken en düşük gelire sahip grubun aldığı pay yüzde 6.3’te kaldı.[22]

İstanbul Planlama Ajansının (İPA) “İstanbul’da Gençliğin Demografik ve Sosyoekonomik Profili: 20 Yıllık Değişim” raporuna göre kriz, güvencesizlik ve umutsuzluk kıskacında olan gençler, çözümü yurt dışına taşınmakta arıyor. 20 yıl önce gençlerin yüzde 35’i yurt dışına gitmeyi düşünürken, bu oran yüzde 50.4’e çıkmış durumda; ‘Eurostat’a göre, Türkiye’de gençlerin yüzde 41’i niteliklerinin altında işlerde çalışıyor.[23]

Örneğin uzun süredir devam eden yüksek enflasyon ve artan vergi yükü, işçilerin harcanabilir ücretlerini ciddi şekilde eritti. DİSK-AR’ın raporuna göre 2025’in ilk 8 ayında kayıplar toplamda 1.2 trilyon TL’ye yaklaştı![24]

Ekonomist Arda Tunca’nın ifadesiyle, “‘Emek, sistematik biçimde değersizleşiyor”ken; Türkiye’de birçok çalışma alanında ücretlerin asgari ücret düzeyine yaklaştığını gösteriyor.

Eski Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’in 2022’de açıkladığı asgari ücretli oranı yüzde 22’yken Merkez Bankası verilerine göre günümüzde çalışanların yüzde 43’ü asgari ücret alıyor. Kişi başına brüt ücretlerin, kişi başına katma değere oranı 2006’dan beri geriledi, çalışma hayatında verimlilik artışına karşın, ücretler düştü.

‘Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Ağustos 2024 araştırmasına göre, özellikle 2000’lerden beri maaşlar kişi başı GSYH’nin yarısına doğru azaldı. 1974- 2002 arasında asgari ücretten yüksek olan ortalama ücretler, 2005’ten bu yana asgari ücrete yaklaştı.[25]

Ayrıca 2025 Türkiye ekonomisinde emeğin payının gerilediği bir yıl oldu. AKP hükümetinin kemer sıkma politikaları yıl içinde emek gelirlerinde ciddi bir gerilemeye yol açtı. Emeğin pastadaki payı yıl içinde 10 puan düştü. Buna karşılık sermaye gelirlerinin payı 13 puan arttı.[26]

Yine 2025 verilerine göre yaklaşık 8 milyon işçi açlık sınırının altında maaş alıyor, milyonlarca emekli geçinemiyor, memur ve işçi yoksulluk sınırının çok gerisinde.

Yoksulluğun gölgesinde “yaşayan” emekçilerin maaş, ücret ve aylıkları her geçen gün enflasyon karşısında eriyor. Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas ise açılıyor. Çalışırken düşük ücret alan emekçi, emekli olduğunda da açlık sınırının altındaki aylıklara mahkûm ediliyor. Sigortasız, kayıt dışı çalıştırılan emekçiler, sendikalara üye olduklarında ise kapının önüne konuluyor.

Düşük ücretlerle çalıştırılan işçiler, emekli olduklarında da aldıkları aylıklar ile geçinemiyor. Memurlar çalışırken aldıkları maaşı, emekli olduklarında alamıyor. İşçi, memur ve emekliye yapılan zamlar düşük kalıyor.

Denilebilir ki emekliler açısından bıçak kemiğe dayandı. Emekli aylıklarının düşük olmasının sebebi iktidarın SGK’yi ve devleti bir şirket gibi yönetmesidir. Bu politikanın temelleri 2006-2008 yıllarında atıldı ve emekli aylıkları sistemli olarak düşürüldü. Aylık bağlama oranları düşürüldü, emeklilerin ekonomik büyümeden aldığı pay yüzde 100’den yüzde 30’a düşürüldü. Emekli aylıklarının alt sınırı yüzde 70’lerden yüzde 35’e düşürüldü ve emekliler resmi enflasyona mahkûm edildi. Bunun sonucunda emekli aylıkları düştü. Sosyal güvenliğe yapılan kamu desteğinin bütçedeki payı yüzde 20’lerden yüzde 12-13’e düşürüldü.[27]

Çalışan her 100 kişiden 12’si yoksul ve emekçiler, sendikalara üye olduklarında ise işverenin baskısı ile karşılaşıyor. Sendikalara üye olan işçiler “istifaya” zorlanıyor. Açılan davalar ise yıllarca sürüyor. Özellikle işçilerde sendikalaşma oranı çok düşük. 2025’de işçi sayısı 16.8 milyon. Toplam sendikalı işçi sayısı ise sadece 2.5 milyon. İşçilerde sendikalaşma oranı yüzde 14.97’lerde kalmış durumda.[28]

Erkeklerle aynı işi yapan kadınlar hâlâ daha düşük ücret alıyor. ILO verilerine göre kadınlar, erkeklerin kazandığı her 1 dolara karşılık 77.4 sent kazanıyor. Bu durumda ücret eşitliği için bir asırdan fazla beklemek gerekecek.[29]

DİSK-AR’ın ‘Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na göre, 2025’in ilk 7 ayında ücretlerdeki kayıp ve vergilerle işçilerin cebinden tam 972 milyar TL eridi.[30] İşçilerin 10 ayda ceplerinden eksilen toplam kayıp 1.8 trilyon liraya dayandı[31] ve geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 28.8 oldu![32]

İlaveten İSİG Meclisi’nin ‘Genç İşçiler İş Cinayetleri Raporu’na göre 12 yılda en az 2728 genç işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Öl(dürül)en gençlerin çoğu 19-22 yaş aralığındaydı.[33]

Bu arada kamuoyuna yansıyan iş cinayeti sayıları gerçeği yansıtmıyor. AKP döneminde iş cinayeti verileri bilinenin 2 katı. SGK’nin verilerine göre 2005-2024 arası “iş kazası ve meslek hastalığı” nedeniyle işçi ölümleri sayısı 27 bin 695 iken aynı nedenlerle gelir bağlanan dosya sayısı 52 bin 455. Gerçek iş cinayeti sayısı bu…[34]

İSİG, raporuna göre, 2026’nın Ocak’ında en az 146 işçi çalışırken yaşamdan koparıldı. En az 4 çocuk işçi de hayatını kaybetti. 4 göçmen işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi…[35]

Bir de Grace Abbott’un, “Çocuk işçiliği ve yoksulluk kaçınılmaz olarak birbirine bağlıdır ve eğer çocuk emeğini yoksulluk gibi toplumsal bir hastalığın tedavisi olarak kullanmaya devam ederseniz, sonsuza dek hem yoksulluk hem de çocuk işçiliğiyle karşılaşacaksınız,” vurgusundaki üzere 2025’te en az 94 çocuk çalışırken öl(dürül)dü. 13 yılda iş cinayetlerinde yitirilen çocuk sayısı 836 oldu.[36]

2013’de en az 59, 2019’da en az 54, 2015’te en az 63, 2016’en az 56, 2017’de en az 60, 2018’de en az 67, 2019’da en az 67, 2020’de en az 67, 2021’de en az 62, 2022’de en az 62, 2023’te en az 54, 2024’te en az 71; 2013-2024 kesitinde en az 742 çocuk işçi katledildi. Ölenlerin beşi 4 yaşında, altısı 5 yaşında, beşi altı yaşında, yedisi yedi yaşında, on altısı 8 yaşında, on dördü 9 yaşında, yirmi beşi 10 yaşındaydı! Çocuk işçi sayısının 3-4 milyona ulaştığı Türkiye tam bir çocuk işçi cehennemi oldu…[37]

 Durum bu merkezdeyken; Çalışma Bakanlığı’nın Temmuz 2025 verileri, sendikalılıkta 12 yılın en büyük düşüşü ortaya koydu. İktidarın örgütsüzleştirme politikaları verilerle belirginleşti. 6 ayda kayıtlı işçi sayısı arttı ancak sendikalı sayısı 95 bin azaldı.[38]

Şaşırtıcı değil! Çünkü ‘ITUC Sendikal Hak İhlâlleri Endeksi’ne göre, Türkiye sendikal haklarda 142 ülke içinde 134’üncü sırada![39]

O hâlde tekrarlamak pahasına hatırlatalım:

1 Mayıs “resmi tatil”(?) oldu ama hukuksuz Taksim yasağının devam ettiği coğrafyamızda sendikal hak ihlâlleri artarak sürüyor. Yani sendikal haklar açısından dünyanın en kötü ülkeleri arasındayız.

Hak arayan işçilere polis şiddeti, sendikacılara baskı uygulanırken; grevler yasaklanıp, fiilen izne bağlanıyor.

Ekonomide emekliye ayrılan pay düşürüldü ve aylıkları dibe vurdu. Emeklilikte büyük bir adaletsizlik yaratıldı.

Sosyal güvenliğe ayrılan bütçe payı düştü. Asgari ücret ortalama ücret oldu. Kamu işçisinin ücretleri düştü. Kıdem tazminatı eridi.

Enflasyon verileri gizlendi. Gelir bölüşümü kötüleşti.

En uzun çalışma saatleriyle “Taşeron Cumhuriyeti” yaratıldı. Zorunlu arabuluculuk ile işçi hakları yok edildi. İşsizlik sigortası fonu patron destek fonu oldu.

Esnek çalışma yaygınlaştırıldı.

İş cinayetleri hız kesmedi, aksine yoğunlaşıp, yaygınlaştı.

Bu koşullarda gidildi 1 Mayıs 2025’e…

ÖNCESİYLE 1 MAYIS 2025

Elbette bunun bir öncesi de vardı…

Mesela İstanbul Valisi Davut Gül, sendikalara 1 Mayıs’ın Taksim’de olmayacağı vurgusuyla, “Taksim’in dışında herhangi bir alanda kutlanacak, kutlanacak yer bu hafta içinde netleşir,”[40] dedi ve ekledi: “Biliyorsunuz 1 Mayıs, 2012’den itibaren Taksim’de kutlanmıyor. Taksim bu tür etkinliklerin tümüne kapalı. Biz DİSK, KESK ve benzeri kuruluşlar başta olmak üzere hepsiyle konuştuk. Taksim’de olmayacağını hepsine izah ettik”![41]

Valiyle görüşen yasalcı ekipten tek itiraz, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin verilmeyeceğine yönelik ilk tepki KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak’ın, “Kararlıyız” yanıtı oldu.[42] Tıpkı geçmişte olduğu gibi, bu çıkışın da gibi arkası gelmedi.[43]

Bu arada Erdoğan’ın, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde işçi, memur ve işveren temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya gelip, “Son 23 yılda ihtiyaç duyulan yasa ve mevzuat düzenlemelerini bir bir hayata geçirdik. Sendikal hakları yeniden ele alarak önemli ölçüde iyileştirdik. İstihdam politikalarımıza hız ve etkinlik kazandırdık. Çalışma hayatının tüm aktörlerini kapsayan geniş çaplı reformlar yaptık,”[44] demesinin ardından ilk operasyonda 29 Nisan’da Beyoğlu’nda düzenledikleri basın toplantısıyla Taksim’e çağrı yapan ve 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi üyelerinden oluşan 8 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında Karayolları Taşımacılık ve Emekçileri Sendikası (Kataş-Sen) Genel Başkanı Şahin Başaraner ile İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) Örgütlenme Sekreteri Yunus Özgür’ün de bulunduğu öğrenildi. Tertip Komitesi’nden Limter İş Sendikası Genel Başkanı Kamber Saygılı da gözaltına alınanlar arasındaydı.

Ardından da 1 Mayıs 2025 öncesi İstanbul’da ev baskınlarıyla 92 kişi gözaltına alındı…

Polis açıklamasına göre, “DHKP-C üyesi 2 kişi, MLKP üyesi 18 kişi, TKP-ML üyesi 11 kişi, DSİH üyesi 15 kişi, TİKB-B üyesi 3 kişi, TİKB üyesi 1 kişi, TKEP-L üyesi 6 kişi, TKİP üyesi 13 kişi, TKP-KIVILCIM üyesi 8 kişi, MKP üyesi 2 kişi, TKKKÖ üyesi 5 kişi olmak üzere 84 kişiye yönelik operasyon” düzenlendiği belirtildi!

Polis baskınında gözaltına alınan bazı kişilerin şiddete maruz kalırken, gözaltına alınanlardan bazıları şöyleydi: BEKSAV Eşbaşkanı Ahmet Uçar, Ayşenur Demir, Grup Vardiya solisti Ruşa Sabur, Sema Uçar; Polen Ekoloji Kolektifi’nden Cemil Aksu, Cemre Nayır, Birleşik İşçi Hareketi’nden Aydın Kılıçdere, Limter-İş yöneticisi Devrim Yurtsever, SGDF’li Eylül Devrim Altepe; ESP MYK Üyesi Ali Haydar Saygılı ve PM üyesi Hüseyin İldan; Veli Tek… Önsöz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Songül Yücel ve Mücadele Birliği Platformu temsilcisi Muhammed Hizmetçi; Partizan, TÖP, Proleter Devrimci Duruş, Kaldıraç, BDSP, DEV TEKSTİL, DGB’liler’in de olduğu çok sayıda kişi…

Yanısıra, DEV Tekstil’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, İstanbul İl Temsilcisi Okan Karaçam’ın da evine yapılan baskında gözaltına alındığı belirtildi. Açıklamada, “polisler kapıyı kırarak, her tarafı dağıtarak ev araması gerçekleştirmiştir” denildi.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Mekatronik bölümünde okuyan Alican Doğan da kaldığı yurtta sabah saatlerinde polis tarafından gözaltına alındı, TEM şubeye götürüldü.[45]

Taksim hedefli 1 Mayıs 2025’e ilişkin çalışmalar, 1 Mayıs’tan çok önce başlamışken; DİSK, KESK ve meslek örgütleri ile bileşen adı verilen sosyalist siyasal yapılar, bu çalışma ve çağrılara kulak kapayıp kitlelerin gerisinde kalarak, toplanma alanı olarak Kadıköy’ü ilan ettiler.

Devlet şiddetinin da altını çizdiği gibi Taksim şimdi çok daha önemli ve meşru hâle gelmişken; sendikalar neden Taksim çağrısı yapmadı? Oysa 2025 1 Mayıs’ında Taksim’e çağrı yapmak önemliydi.

Kimse inkâr edemez: 1 Mayıs’ta Kadıköy kararını solun büyük çoğunluğunun kabul edişi, sendikal bürokrasi ve CHP siyasi potasında erime arzusunu kanıtlıyor.

Şurası çok açık: CHP, sendikal bürokrasi ve bunlarla siyasi bağını koparmayanlar kesinlikle 1 Mayıs’a layık değildirler.

Ona layık olanlar; 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi’nin, “1 Mayıs’ı gerçek alanında, Taksim’de karşılayacağız” vurgusuyla şöyle haykıranlardı:

“2025 1 Mayıs’ını; emeği, onuru, özgürlüğü için ayağa kalkanların yeşerttiği umutla karşılıyoruz. 19 Mart’ta barikatları aşan gençliğin açtığı yoldan ilerleyen kitleler, iktidarın ülkeye giydirmeye çalıştığı deli gömleğini yırtıp attı. Evrensel, toplumsal, anayasal hiçbir hakkımızı tanımadığını ortaya koyan bu iktidar karşısında geri adım atmak, yeni saldırılara onay vermek anlamına gelecektir. Bize biçilen deli gömleklerini giymeye razı gelmeyeceğiz. Haklarımızdan, özgürlüklerimizden ve haklarımız için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi göstermek üzere 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağız!…

Taksim, Türkiye işçi sınıfı açısından 1976’dan 2025’e uzanan onurlu bir mücadelenin adresidir. 1977’de ve 1989’da yitirdiklerimizin anısına, ülkemizi ve geleceğimizi katliamcılara terk etmeyeceğimizin ifadesidir. 2000’li yıllarda Taksim Meydanı’nın ve 1 Mayıs gününün dişe dişe mücadelelerle kazanılabileceğini gösterdiğimiz, Gezi’nin yollarını açan yakın mücadele tarihimiz, bu iktidar karşısındaki irade beyanımızın en simgesel adresidir…”[46]

1 MAYIS 2025(’İMİZ)

İktidarın Taksim Meydanı yasağı, hiç de ileri sürüldüğü gibi anlamsız, gereksiz, bütünüyle inatlaşmaya dayalı saçma bir yasak falan değildir.

Bir yanıyla 12 Eylül’cü olması yanında hedefi, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini sınırlamak, kısıtlamak ve emek cephesinin iradesini geçersiz kılıp, hiçleştirmektir.

Sürdürülemez kapitalizmin totaliter egemenliğini dayatıp; itirazı cezalandırmaktır.

Elbette bunda Hak-İş 1 Mayıs’ı Rize’de, Türk-İş’in de İstanbul Kartal’da kutlaması tezgâhı yanında; Kadıköy’cü[47] DİSK bürokrasisinin de -Ankara’daki 1 Mayıs mitinginde kürsüye çıkan- üniversite öğrencisi Eylül Karagöz’e, “Taksim iradesini yükselten ve Taksim’de gözaltına alınanları selamlıyor, Taksim’e ve emekçilere sırtını dönen DİSK’i teşhir ediyoruz,”[48] dedirten aymazlıklarının rolü önemlidir.

Onlara ve devlet terörüne rağmen İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’i adres gösterenlerin buluşma noktası Şişli Meydanı’ydı. 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi’nin buluşma için Şişli Camii önünü işaret etmesiyle İstanbul Valiliği adeta bütün kentin trafiğini felç edecek şekilde çok sayıda yolu, metrobüs ve metroların istasyonlarını kullanıma kapattı.

Tüm yasaklama ve engelleme girişimlerine, tertip komitesinin tamamının gözaltına alınmasına rağmen Mecidiyeköy’ün sokakları eylem alanına döndü. Sosyalistler, sendikalar, gençlik örgütleri, üniversite dayanışmaları polisin engelleme girişimlerine rağmen Taksim’e yürüme kararlılığını gösterdi. Polis Mecidiyeköy çevresinde çok sayıda grubu ablukaya aldı, yürümekte ısrar edenlere de saldırıp gözaltına aldı.

Bu tam bir ablukaydı ve olağanüstü önlemlerle taçlandırıldı. Taksim civarı da bariyerlerle çevrildi. Bölgede çok sayıda TOMA, çevik kuvvet aracı ve polis konuşlandırıldı. 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle kentte olağanüstü önlemler alındı. İstanbul Valiliği’nin 1 Mayıs nedeniyle aldığı önlemler saat 05.00 itibarıyla devreye girdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP milletvekilleri Ali Gökçek, Türkan Elçi, Sibel Suiçmez, Mahmut Tanal ve Turan Taşkın Özer göz altıları önlemeye çalıştı. Tanal da, polis aracının kapısında durarak gözaltına alınanların içeriye girmesini engellemek istedi.

İstanbul Beyoğlu Oya Sokak’ta gözaltına alınan gençler hep bir ağızdan Grup Yorum’un “Haklıyız Kazanacağız” şarkısını söylerken;[49] Valinin, İstanbul’un farklı semtlerindeki 1 Mayıs gösterilerine ilişkin açıklamasında 52 bin 656 polisin görev yaptığı, Kartal meydanındaki kutlamalara 30 bin, Kadıköy’deki kutlamalara 35 bin kişinin katıldığı belirtildi. Valilik, toplamda 384 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.[50]

Bir kez daha hatırlatalım: 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyenlerin evlerine yapılan şafak baskınlarıyla İstanbul, İzmir, Eskişehir gibi kentlerde yüzü aşkın kişi gözaltına alınarak zulmün bir basamak daha yükseltildiği ortamda, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı, Taksim Meydanı yerine, Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda kutlama kararı aldılar. CHP de Taksim’den vazgeçti.

Söz konusu kararı savunanların tartışmalı gerekçeleri bianet. org’da şöyle özetlenmişti:

 “2025’te 1 Mayıs’ın İstanbul’da Kadıköy’de kutlanacak olması, sendikalar açısından Taksim ısrarı ile devletin yasaklayıcılığı arasında bir ‘orta yol’ olarak beliriyor”…[51]

Söz konusu gerekçe, özellikle de “Orta Yol” kavramı ve bu kavramın ne işe yarayacağı müphemdi; sonra da “faili meçhul” oluverdi!

DEVLET TERÖRÜ

“Devlet Terörü” deyince, öncelikle şunları aktararak başlayalım…

i) 2003-2024 kesitindeki AKP iktidarları grev hakkını 21 kez erteledi! Anayasa Mahkemesi’nin ‘Grev ertelemeleri Anayasa’ya aykırı’ kararlarına rağmen AKP iktidarında grev hakkı gasp edilen işçi sayısı 197 bine yükseldi![52]

ii) AKP iktidarı, MESS’e özel grev yasağı kararı aldı. Sipariş üzerine gece yarısı kararnamesi ile gelen yasağa gerekçe olarak “milli güvenlik” gösterildi. Birleşik Metal-İş’in MESS’ten bağımsız işyerlerindeki grevleri ise yasak kapsamında değil![53]

iii) Soma davasında skandal kararlara imza atan Fuzuli Aydoğdu, AKP’nin de desteğiyle Hâkimler Savcılar Kurulu üyeliğine aday oldu![54]

iv) Ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 12 Ekim 2023 tarihinde, DİSK ve diğerleri başvurularında Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl edildiğine karar verdi.

Bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin tarihsel gerekçesi şöyledir: “Sembolik bir değeri olan Taksim Meydanı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile bağlantılı ele alındığında başvurucular, diğer sendikalar ve işçiler nezdinde öneme sahiptir.

Bu nedenle işçi ve sendika kültürünü oluşturan yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı, yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunanların dayanışmasını değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir.

Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı’nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için orada bulunma hakkı vardır.

1 Mayıs’ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekânın sınırlanması aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olabilecektir.

Somut olaylarda idarenin yasaklama ve dolayısıyla müdahale gerekçelerinden biri, İstanbul’da yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşleri alanları içinde Taksim Meydanı’nın yer almamasıdır.

Ancak toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesindeki hedeflenen amaçlara ulaşabilmesi için mekânın önemi gözetildiğinde mekân seçme serbestisinin kategorik olarak yasaklanması Anayasa bakımından kabul edilemez bulunmuştur.

Başvurulara konu olaylarda gösteri yürüyüşleri henüz başlamadan kolluk güçlerince müdahale edilmiştir.

Düzenlenen tutanak ve belgelerde, etkinliklerin bazı faaliyetlerin aksamasına neden olduğu, kamu düzenini bozduğu veya alınan güvenlik önlemlerini zaafa uğrattığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

Ayrıca başvuruya konu toplantıların içeriği, şekli, amacı, süresi, katılımcı sayısı, Taksim Meydanı’nda yapılacak bir toplantının gündelik yaşamı aşırı ve katlanılamaz düzeyde zorlaştırıp zorlaştırmayacağı, bu yerde etkinlik yapılmasını mümkün kılacak şekilde bir tedbir alınıp alınamayacağı, sunulacak alternatif mekânın toplanma hakkını etkisiz hâle getirip getirmeyeceği idare ve yargı mercii tarafından değerlendirilmemiştir.

Bu doğrultuda mevcut olaylarda idarenin 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasını mutlak surette yasaklamasını gerektirecek gerçek bir tehlikenin varlığını açıklamadan ve katılımcıların anılan yerde etkinlik yapabilmeleri için mümkün olan önlemler bulunup bulunmadığını irdelemeden tercih edilen mekânda toplanmayı yasakladığı görülmüştür.

Kolluk güçlerinin de yasaklama kararlarına dayanarak anılan hakkın kullanılabilmesine yönelik hiçbir tolerans göstermeden gruplara müdahale ettikleri anlaşılmıştır.

Sonuç olarak 2014 ve 2015 yıllarında 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak isteyen başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik olarak zor kullanılmak suretiyle dağıtılması şeklindeki müdahalelerin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve demokratik bir toplumda gerekli olduğu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulmamıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl edildiğine karar vermiştir.

ANAYASA MADDE 153: “ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI ORGANLARINI, İDARE MAKAMLARINI, GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİ BAĞLAR”[55]

Buna rağmen iktidar, kendi anayasasını ve Anayasa Mahkemesi kararını da ihlâl ederek, 1 Mayıs’ları Taksim’de yasaklamayı sürdürüp, buna itiraz edenlere devlet terörü uygulamaktadır![56]

DAKİKA DAKİKA İSTANBUL 1 MAYIS’INDA DEVLET TERÖRÜ[57]
09:17Toplu ulaşımda geniş kapsamlı kapanmalar: Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli, Fatih, Kadıköy ve Kartal ilçelerinde onlarca cadde, bulvar ve sokak trafiğe kapatıldı. Ulaşımda da ciddi kısıtlamalar yaşandı. İstiklal Caddesi’ndeki nostaljik tramvay başta olmak üzere birçok toplu taşıma hattında seferler durduruldu. Taksim ve çevresi başta olmak üzere İstanbul’un birçok ilçesinde ulaşım durdu. Polis barikatları, TOMA’lar ve çevik kuvvetle kent merkezleri adeta abluka altına alındı. Metro ve metrobüs hatlarında da geniş kapsamlı kapatmalar uygulandı. M2 Yenikapı-Hacıosman hattının Vezneciler, Haliç, Taksim, Şişhane, Osmanbey, Mecidiyeköy ve Gayrettepe istasyonları ile Zincirlikuyu bağlantısı tamamen kapatıldı. M11 Gayrettepe-İstanbul Havalimanı hattının Gayrettepe durağı ve M7 İstoç-Yıldız hattının Kağıthane ile Yıldız arasındaki tüm durakları da ulaşıma kapalı tutuldu. Metrobüs hattında Çağlayan, Mecidiyeköy ve Zincirlikuyu duraklarında çift yönlü seferler durduruldu. Marmaray Sirkeci İstasyonu da her iki yönde ulaşıma kapatıldı. Taksim Meydanı’na gitmek isteyen yurttaşlar polis barikatlarıyla engellenerek alternatif güzergâhlara yönlendirildi. Valiliğin 1 Mayıs önlemleri, kent genelinde olağanüstü bir ablukaya dönüştü.
10:26Gazeteci Umut Taştan’ın aktardığına göre, gözaltına alınanların sayısı şu an için en az 21. Öğrenci Faaliyeti üyesi 12 genç, ara sokakta polis ablukasına alındı. Olay anında basının bölgeye geçmesine izin verilmedi.
10:34Polis, Mecidiyeköy’e gitmek isteyen yurttaşları tek tek durdururken, herhangi bir yasal gerekçe göstermeksizin bazı kişileri alıkoyuyor. Görgü tanıklarına göre, bazı yurttaşlar yalnızca dış görünüşleri gerekçe gösterilerek keyfi şekilde bekletiliyor.
10:39Beşiktaş’ta yoğun polis ablukası dikkat çekerken, meydan çevresine çıkan yollar kapatıldı.
10:501 Mayıs kutlamaları için kriz masası kuran Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) ilk tespitlerine göre en az 45 kişi gözaltına alındı. Mecidiyeköy’de bazı yurttaşlar yaka paça, yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı.
11:001 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na yürümek isteyen gençler, Mecidiyeköy’de polis engeliyle karşılaştı. “1 Mayıs alanı Taksim Meydanı’dır”, “Meydanlar halka kapatılamaz” sloganları atan gençlere polis sert şekilde müdahale etti. Çevrede bulunanlar polis şiddetine tepki gösterdi.
11:28İstanbul Mecidiyeköy’de ara sokaklardan Taksim’e gitmeye çalışan Öğrenci Kolektifleri’ne polis müdahale etti.
11:29ÇHD İstanbul Şubesi, saat 11.15 itibarıyla kriz masalarına ulaşan bilgilere göre gözaltı sayısının yaklaşık 180’e ulaştığını açıkladı. Gözaltına alınanlar arasında dernek üyeleri Av. Rojhat Tunç, Av. Saruhan Efe Kadaifçi, Av. Lütfi Sabri Batı, Av. Yunus Emre Işık, öğrenci komisyonu üyesi Dilan Tekin ve meslektaşları Av. Arkın Hürtaş da bulunuyor
11:561 Mayıs eylemi için Şişli’de bulunan Avukat Arkın Hürtaş gözaltına alındı.
12:14Taksim Meydanı’na yürümek isteyen Öğrenci Kolektifleri Mecidiyeköy’de polis engeliyle karşılaştı. Gençler darp edilerek gözaltına alındı.
12:28250 kişi gözaltında: ÇHD’nin aktardığı bilgiye göre, saat 12.00 itibari ile gözaltı sayısının 250 kişi olduğu öğrenildi. Gözaltına alınanların arasında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni de var.
13:05ÇHD, saat 12.05 itibarıyla kriz masalarına ulaşan bilgilere göre gözaltı sayısının yaklaşık 300’e yükseldiğini açıkladı. Gözaltına alınanlar arasında dernek üyelerinin de bulunduğu 9 avukat yer alıyor.
13:34Beşiktaş’tan Taksim’e yürümek isteyen yurttaşlara polis müdahale etti. Polis, yurttaşları ablukaya alıp plastik kelepçeyle tek tek gözaltı aracına götürürken, gazetecilerin de görüntü almasını engellemeye çalıştı. Saat 10.00 sıralarında Halkın Kurtuluş Partisi’den (HKP) bir grup yurttaş Beşiktaş Barbaros Bulvarı üzerinden Taksim’e çıkmaya çalıştı. Barbaros Bulvarı üzerinde kurduğu barikatı zorlayan gruba polis müdahale etti. Grubu ablukaya alan polisler, basın mensuplarının önüne set çekerek görüntü almasını engellemeye çalıştı. Gruptakilere plastik kelepçe takan polis tek tek gözaltı aracına götürdü.
13:37ÇHD, saat 13.15 itibarıyla Kriz Masası’na ulaşan bilgilere göre gözaltına alınan kişi sayısının 400’ü aştığını açıkladı. Gözaltına alınanlar arasında dernek üyelerinin de bulunduğu toplam 9 avukatın yer aldığı belirtildi.
13:40“Taksim’deki kaldırım taşlarını inşaat işçileri döşedi. O binaları biz inşa ettik. Yasaklayamazsınız.” 1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek isteyen Yapı-Yol-İş Sendikası üyesi işçi, polis engeline tepki gösterdi.
15:16ESP sosyal medya hesabından Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Serpil Topal’ın İstanbul Mecidiyeköy’de gözaltına alındığı bildirildi.
15:53ÇHD, saat 15.20 itibarıyla Kriz Masasına ulaşan bilgiye göre, gözaltına alınan kişi sayısının yaklaşık 400 olduğunu bildirdi. Gözaltına alınanların bir kısmının Vatan, bir kısmının ise Gayrettepe’de tutulduğunu belirten dernek, bazı kişilerin sağlık kontrollerinin hâlâ sürdüğünü aktardı. ÇHD, tüm gözaltı birimlerinde hazır olduklarını ifade ederek, henüz emniyet işlemlerinin başlatılmadığını duyurdu.
16:511 Mayıs için Taksim Meydanı’na ulaşmak isteyenleri polisin müdahalesinden korumaya çalışan çok sayıda İstanbul Barosu avukatı gözaltına alındı.
17:10İstanbul Valiliği sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 384 kişinin gözaltına alındığı duyurdu. Açıklamada, gözaltına alınan kişilerin emniyet işlemlerinin sürdüğü belirtildi.[58]
18:33İstanbul Barosu, 1 Mayıs 2025 günü Taksim’e çıkmak isteyen yurttaşlara yönelik göz altılarda en az 11 avukatın da gözaltına alındığını duyurarak yazılı bir açıklama yayımladı. Baro, avukatların gözaltına alınmasının hem ulusal hem uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Açıklamada, 1 Mayıs’ta anayasal düzene ve demokratik toplum ilkelerine aykırı fiili yasaklamalar nedeniyle barışçıl şekilde Taksim’e çıkmak isteyen yurttaşların gözaltına alındığı belirtildi. İstanbul Barosu’na ulaşan bilgilere göre gözaltına alınanlar arasında en az 11 avukatın da yer aldığı ifade edildi. Baro, avukatların kamusal alanda bulunma ve görevini yerine getirme hakkının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve uluslararası hukukla güvence altına alındığını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: “1136 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddeleri, avukatın hukukun üstünlüğü ve insan haklarını savunma görevini açıkça tanımlar. BM Havana Kuralları’nın 23. maddesi ise bu faaliyetler nedeniyle avukatların baskıya uğrayamayacağını belirtir.” İstanbul Barosu, gözaltına alınan avukatların yalnızca özgürlüklerinden değil, aynı zamanda savunmanın kamusal denetim rolünden de koparılmak istendiğini belirtti. Baro’nun kamuoyuna çağrısında şu ifadeler öne çıktı: Gözaltılar hukuka aykırıdır. Avukatlık mesleği itibarsızlaştırılamaz. Tüm meslektaşlarımız derhâl ve koşulsuz serbest bırakılmalıdır. Sorumlular hakkında gerekli işlemler başlatılmalıdır. Açıklamanın sonunda İstanbul Barosu, sürecin tüm yasal yollarla takipçisi olacağını bildirdi.
19:29İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “78 ildeki etkinlikler kapsamında; 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten İstanbul’da 407, Tokat’ta 1 ve Van’da da 1 olmak üzere toplam 409 şahıs gözaltına alındı,” dedi.
21:15İzmir’de üniversite öğrencileri Taksim’e çıkmak isteyen yurttaşlara yönelik gözaltıları protesto etmek için Gündoğdu Meydanı’nda toplandı. Alanda konuşan bir üniversite öğrencisi, “Suçlu olan halk düşmanı bu düzendir” dedi.
22:06Taksim’e çıkmak isterken Şişli çevresinde gözaltına alınan yurttaşların tutulduğu Vatan Emniyet Müdürlüğü önünde toplanan üniversite öğrencileri basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklama şu şekilde: “Ormanlık alanda yakılarak katledilen göçmen işçi Muhammed Nurtani’nin kimi kimsesi olmak, MESEM adı altındaki işkence düzenine mahkûm kılınan genç ve çocuk işçilerin eğitim ve öğretim hakkını savunmak, dertleri ve çalışma şartları kimse tarafından dillendirilmeyen kadın işçilerin sesi olmak, gençlik hareketinin işçilerden bağımsız olmadığını göstermek için alanlara çıktık. İşçi Bayramı’nda işçilerin sesi olma çabamız, aynı 19 Mart sonrası dile getirdiğimiz basit demokratik taleplerimiz gibi devletin en sert şiddet araçlarıyla karşılandı. Yine dövüldük, saçlarımızdan tutularak yerlerde sürüklendik, tekmelendik, çiğnendik, yumruklandık. Polis işkencesine maruz kaldık, alanda varlığımız hiçe sayıldı ve yine gözaltına alındık. 400’den fazla işçi, öğrenci, sendikacı ve devrimci dostumuz bugün devlet şiddetiyle gözaltına alındılar ve saatlerdir ifadeleri alınmadan Vatan Emniyet’te bekletiliyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz orantısız devlet şiddetini ve polis işkencesini bu ülkenin gençliği, öğrencileri olarak kabul etmiyoruz. 1 Mayıs itibariyle tekrardan vurguluyoruz, 19 Mart’tan beri kuşandığımız bu öfke, karşılaştığımız bu orantısız şiddet her geçen gün direnişimizi harmanlıyor. Bu ülkede işçiler en basit haklarından mahrum bırakıldıkları müddetçe, öğrenciler özgür eğitim haklarından alıkondukları müddetçe, halk demokratik haklarından mahrum bırakıldığı müddetçe her alanda bu düzenin karşısına dikilmeye devam edeceğiz. Direne direne kazanacağız.”
22:39ÇHD, gözaltına alınan ve Vatan Emniyet’e getirilen 208 yurttaşın, ifade ve sağlık kontrolü işlemlerinden sonra serbest bırakılacağını açıkladı.
00:05ÇHD, X hesabından yaptığı açıklamada işlemleri tamamlanan 4 kişinin serbest bırakıldığını duyurdu. Ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Üsküdar Çocuk Şubede tutulan 9 kişinin daha emniyet işlemleri tamamlanarak serbest bırakıldıklarını açıkladı.

İşte birkaç vahim örnek daha!

i) Mecidiyeköy’de darp edilerek gözaltına alınan Yapı Yol-İş Sendikası’ndan Barış Kaya’nın parmakları çatlatıldı![59]

ii) 1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek isteyen YDG okurlarına polis silah çekerek saldırdı. Gençleri silah tehdidiyle gözaltına aldı![60]

iii) 1 Mayıs’ta İstiklal Caddesi üzerinden Taksim Meydanı’na yürümek isterken, polis tarafından hiçbir uyarı yapılmadan müdahaleye maruz kaldıklarını belirten O.B., darp edildiklerini anlatırken; “Gözaltına alınırken bir polis memuru doğrudan gözümü hedef alarak bana yumruk attı. Sicil numarasını sorduğumda ise ‘Sen kimsin de benden sicil numarası istiyorsun?’ diyerek boğazımı sıkmaya başladı,”[61] dedi!

iv) CHP milletvekili Asu Kaya, Koşuyolu Mahallesi Muhtarı Eylem Bilir’in gözaltına alınmasına izin vermeyip, “Hiçbir suçu yok. 17 yaşındaki çocuğunun peşine gelen bu kadını gözaltına almak istiyorlar,” dedi.

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez Mecidiyeköy’de katıldığı programda ablukaya alındı. Polisler çevresini kapatmış hâldeyken video çeken Suiçmez, “Gerçekten inanılmaz, abluka altındayız,”[62] diye konuştu.

v) ÇHD’den 1 Mayıs göz altılarına ilişkin raporunda şunlar denildi:

“Günler öncesinden başlayan ev baskınları, 1 Mayıs sabahında yerini yoğun bir ablukaya bırakmıştı. Taksim’e çıkan tüm yolların yanı sıra toplu taşıma istasyonları da kullanıma kapatıldı. Beyoğlu, Şişli ve Fatih ilçelerini adeta felç eden abluka, sabah saatlerinde vatandaşlara da büyük zorluk yaşatmıştı.

1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmak isteyen çok sayıda kişi ise polisin sert müdahalesiyle gözaltına alındı.

Gün boyu 10’u 18 yaşının altında, 11’i avukat toplam 419 kişinin gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, 36 kişinin geceyi gözaltında geçirdiği, geriye kalan 383 kişinin çoğunun da serbest bırakıldığı belirtildi.

“Gün boyu Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 166 kişi,

Gün boyu İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 235 kişi,

Gün boyu Şişli Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 9 kişi,

10’u 18 yaş altı,

11’i meslektaşımız,

Toplam 419 gözaltı 1 Mayıs’ta Taksim yolunda gözaltında alındı”![63]

vi) Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen Kızıl Parti üyeleri, polis bariyerlerinde engellendi. İlk olarak İbrahim Kaypakkaya posteri alana alınmadı. Tertip komitesiyle yapılan görüşmede yasal olduğu söylense de polis engeli sürdü. Ardından Deniz Gezmiş posteri için de aynı sorun yaşandı. Üç ayrı bariyerde çelişkili polis kararlarıyla karşılaşan grup, savcılık kararını görmek istedi, ancak karar gösterilmedi. Gözaltı tehdidiyle karşı karşıya kalan üyeler, posterleri bırakarak alana girebildi![64]

Toparlarsak yaşananlara dair, yanılsamalar ile değerlendirmelere de değinmeden geçmemek gerek!

İlki “Bugün 1 Mayıs… Bugün 1 Mayısı gazsız tozsuz yaşayalım,”[65] türünden naifliklerde ifadesini bulan nafile yanılsamalar! Ha pardon “1 Mayısı gazsız tozsuz” isteyenler, Friedrich Engels’in, “Bir gram eylem, bir tonluk programdan daha değerlidir.” “Özgürlük, zorunluluğun kavranmasıdır… Zorunluluk ancak kavranılmadığı ölçüde kördür,”[66] uyarılarını “es” geçerek, Kadıköy’e gitmişlerdi değil mi?

İkinciye, yani değerlendirmeye gelince: İşçi sınıfı enternasyonalizminin nasyonalizme tedavül edilmesi ya da 2025 1 Mayıs’ı İzmir’indeki Dünya İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma Ve Mücadele Günü’nün açılışının ulusal marş (İstiklal Marşı) ile yapılması gafletidir.

Bir de her adımda düzenin uzantısı CHP’ye yedeklenip, onunla hizalanmaktır.

Evet, 1 Mayıs 2025’te de sınıftan uzaklaşıp/ kopan “sol” ile sendikal bürokrasinin asli açmaz(lar)ı bir kere daha ortaya çıkmıştır!

Sınıfın, ezilenlerin safında durmayan her “sol”, farkında olsa da olmasa da bürokrat sendikacılığın ve dolayısıyla da düzenin ekmeğine yağ sürüyor.

Şimdilerde düzen eksenli “muhalefeti sahiplenme” hattı yaygınken; “sol”un önemli bir kesimi, düzen partilerinin peşine takılıp, “demokrasi nöbetçisi” rolünü üstlendi. Sınıfın bağımsız hattını örmek yerine burjuva muhalefetinin kuyruğuna dizildi. Sınıf perspektifinin yerini liberal demogoji ikame edildi.

Oysa işçi sınıfı kendi bağımsız siyasetini kurmadıkça hiçbir kurtuluş gerçek değildir.

Sorulması gereken soru(n): Mücadelenin sınıf mücadelesi değil de, “gündem takibi” “seçmen avcılığı”na dönüştü(rüldü)ğüdür!

Yanıt devrimci iddia ve praksisin yerini düzen içi muhalefete bırakmasıdır. Oysa işçi sınıfı mücadelesi burjuva muhalefetin “yedek gücü” değildir, olmamalıdır. Bunu “es” geçen herkes, adı ne olursa olsun, devrimci ol(a)maz.

Kimileri haklı olarak, “İşçiler emekçiler İstanbul’da iki ayrı 1 Mayıs kutladı. Kadıköy’de bir araya gelen DİSK üyesi işçiler 1 Mayıs’ın coşkusuzluğundan, talepsizliğinden şikâyet ederken Türk-İş’in çağrısıyla Kartal’da toplanan işçiler, alanın küçüklüğünden, taleplerin yeterince görünür olmamasından ve hükümete de patronlara da güçlerini gösterememiş olmaktan yakındı,”[67] derken bu, düzen içilerin öne sürdüğü “1 Mayıs’ı kitlesel kutlamak” gerekçesini de yerine getiremediklerinin kanıtıdır…

1 MAYIS SONRASI

İstanbul’da 1 Mayıs operasyonları kapsamında tutuklananların yakınları dayanışma çağrısını dillendirip, yaşananların hukuksuz olduğuna dikkat çekerek, “Anayasal haklarını kullandılar, kararlar siyasi” derlerken;[68] ya da Taksim Meydanı’nın sadece bir fiziki alan değil, işçi sınıfı hafızasının, politik irade beyanının ve halk mücadelesinin simgesi olduğu vurgulayan 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi, açıklamasında “1 Mayıs öncesi başlayan operasyonlar ve 1 Mayıs günü yaşanan gözaltı dalgasında yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı. Tertip Komitesi divanı ve sözcülerinin yanı sıra çok sayıda sendika ve gençlik örgütü temsilcisi de hedef alındı. 1 Mayıs sabahı İstanbul Valiliği’nin kararıyla uygulanmaya başlanan ulaşım engeli, kent tarihinde görülmemiş bir abluka ile yürürlüğe konuldu,”[69] derken sonuna dek haklıydı.

Taksim’in yolunu açma mücadelesi için düşülen not şuydu: “Umutsuz bir durum görmüyorum; aksine Taksim iradesini büyük bir başarıya ulaşmış olarak görüyorum, 1 Mayıs 2026’nın yolu bu tavırla açılmıştır. Üzüntünün sebebi, bugün daha fazlasını başarmaya bu kadar yaklaşmışken ulaşamamak… Kadıköy’deki devlet izinli miting 3 saatte dağıldı, Şişli’de sabah 9’dan beri yüzlerce göz altıya rağmen direniş sürdü.”[70] Gerçek tam da buydu…

George Carlin’in, “Hükümetler, eleştirel düşünebilme kapasitesi olan bir nüfus istemezler. Onlar yalnızca makineyi çalıştırabilecek kadar zeki ve içinde bulundukları durumu kabul edecek kadar aptal olan itaatkâr işçiler isterler,” vurgusuyla müsemma Kartal’la başlayalım: Coşkulu muydu 1 Mayıs? Sorunun yanıtı, büyük harflerle “Hayır”dır.

Ya Kadıköy’deki mi?

Örgüt ve partilerin gösterişli kortejleri vardı. Her parti, örgüt, sendika çok sayıda pankart, flama, önlük, parti bayrağıyla alanları doldurdu. Mutluydu herkes. 

Taksim yolunu açanların 1 Mayıs’ı mı?

1 Mayıs’tan hemen önce gözaltına alınan yasal örgüt ve sendika temsilcisi 92 kişi ile 1 Mayıs günü sadece İstanbul’da gözaltına alınan 450’den fazla insanın yürütmeye çalıştığı bir mücadele vardı. 1 Mayıs’ta Taksim’de olmanın gereğini yerine getirmiş olmaktan dolayı gece ev baskınları ya da miting günü işkenceli, ters kelepçeyle, darp edilerek, hakarete uğrayarak gözaltına alınanların İstanbul’u da vardı.

Émile Zola’nın, “Hiç çalışmadan başkalarının emeğiyle para kazanıyorsunuz. Netice itibariyle alçak bir kapitalistsiniz,”[71] vurgusuyla Taksim hedefine yürüyenler Kadıköy mitingine katılanlar kadar kitlesel olmasa da, politik bakımdan mücadeleyi daha ileriye taşıma cesaretini gösterenler oldu. Tüm Türkiye’nin gözü ve kulağı Taksim’e yürümek isteyenlerdeydi.

Bu 1 Mayıs’lar aynı anda yaşandı; ama aynı şeye hizmet etmiyorlardı!

NİHAYET

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar’ın ifadesiyle, “Düzenin kazananı sermaye”yken;[72] DİSK-AR’a göre, 2003’e göre genel fiyatlar yaklaşık 32 kat, gıda fiyatları ise 43.7 kat arttı. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6.3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30.6’a ulaşmış durumda![73]

Yani işçi sınıfı 2026 1 Mayıs’ını ağır sömürü koşulları, politik baskılarla dört bir yanından kuşatılmış olarak karşılıyor

Devletin resmi istatistik kurumunun verilerine dayanarak – ki bunlar durumu toz pembe göstermekle görevlidir- ekonomistlerce yapılan araştırmalar, işçi sınıfının sömürü oranının yüzde 200’lere dayandığını göstermektedir. Kapitalistler artı-değeri iki yolla artırıyorlar. Bunun bir yolu üretim araçlarının modernleşmesiyle sömürü koşullarının yoğunlaşması sonucu olan nispi artı-değerin artması, diğeri ise doğrudan çalışma gününü uzatarak mutlak artı-değer sömürüsünü artırmalarıdır.[74]

Bu kıskaçta işçi sınıfının kendinden, kendi gücünden başka güveneceği kimse yoktur. Ne yapacaksa kendisi, kendi başına, kendi örgütleriyle yapacak, kendi sorunlarını kendisi çözecektir.

Yaşayarak görüyoruz: Artık her ekonomik hak talebinin karşısına hükümet, jandarma-polis, mahkemeler vb. dikiliyor, hâl böyle olunca sınıf, mücadelesini politik düzeye yükseltmek durumunda kalıyor.

Yani demokratik denilen tüm talepler, sürdürülemez kapitalizm koşullarında anti-kapitalist bir içerik kazanıyor. Bu durumda da 1 Mayıs “demokrasi mücadelesi”nden ötede devrimci, anti-kapitalist bir “olmazsa olmaz”lık özelliği kazanıyor.

O hâlde 1 Mayıs 2026’da Taksim’e giderken; emeğin kurtuluş mücadelesinin bir güne sığmayacağını unutmayan militan bir ısrara muhtacız. Şunu asla unutmayalım; biz 1 Mayıs’a düğüne, bayrama, şenliğe değil, “kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağını” haykırmaya, sınıflar mücadelesindeki kararlılığımızı haykırmaya gidiyoruz.

Kolay mı? 1 Mayıs, sermaye ve burjuva gericiliğe karşı birliğin ve direnişin, örgütlü mücadeleye adanmış militanlıktır.

Öyleyse şimdilerde Maksim Gorki’nin, “Dünyada birçok ulus vardır, diyorlar. Almanlar, İngilizler, Yahudiler, Tatarlar… Ben buna katılmıyorum. Bence sadece iki ulus vardır, uzlaşmaz iki sınıf: Zenginler ve yoksullar! İnsanlar farklı şeyler giyer, farklı diller konuşurlar, ancak dünyanın her yerinde zenginler işçilere aynı şekilde davranır; tüm yeryüzünde zenginler, işçilerin boğazına takılan kılçıktan başka bir şey değildir!”[75]

Orhan Kemal’in, “Sen? Bana ekmek veriyorsun ha? Sen kimsin de bana ekmek vereceksin? Çalışıyorum ben, alnımın teriyle kazanıyorum onu… Bana ekmek veriyormuş?! Ben çalışmayayım da sen bana ekmek ver! Siz değil ekmek, günahınızı bile vermezsiniz bedavadan!”[76]

Oktay Rifat’ın, “Emeğin dalları kırılmış, yerde…/ Işık kör edicidir diyorlar/ Özgürlük patlayıcı// Gel yurdumun insanı görün artık/ Özgürlüğün kapısında dal gibi/ Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!”

Can Yücel’in, “Dünya öküzün boynuzları üstünde dururmuş…/ Her kıpırdayışında öküz, deprem olurmuş…/ Oysa dünya, İşçilerin omuzları üzerinde durur…/ Kıpırdasın da gör”!

Nâzım Hikmet’in, “Çürüyen diş,/ Dökülen et,/ Bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecek/ Ve elbette ki sevgilim, elbet…/ Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla/ Bu güzelim memlekette hürriyet,” sözlerini/ dizelerini anımsayıp; ‘Enternasyonal Marşı’nı terennüm edin yüksek sesle:

“Uyan artık uykudan uyan/ Uyan esirler dünyası/ Zulme karşı hıncımız volkan/ Kavgamız ölüm-dirim kavgası/ Mazi ta kökünden silinsin/ Biz başka âlem isteriz/ Bizi hiçe sayanlar bilsin/ Bundan sonra her şey biziz./ Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık/ Enternasyonal’le kurtulur insanlık

Tanrı, patron, bey, ağa, sultan/ Nasıl bizleri kurtarır/ Bizleri kurtaracak olan/ Kendi kollarımızdır/ Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık/ Enternasyonal’le kurtulur insanlık

Hem fabrikalar, hem de toprak/ Her şey emekçinin malı/ Asalaklara tanımayız hak/ Her şey emeğin olmalı/ Cellatların döktüğü kan/ Bir gün onları boğacak/ Bu kan denizinin ufkundan/ Kızıl bir güneş doğacak/ Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık/ Enternasyonal’le kurtulur insanlık.”

Doç. Dr. Sibel Özbudun

Akademisyen, antropolog, yazar, çevirmen, aktivist. 1956 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Fransa’ya giderek, üç yıl süresince Fransa’da dil ve Paris VII ve Paris Üniversitelerinde sosyoloji öğrenimi gördü. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’ne girdi. Mezun oldu. Uzun süre yayıncılık (Havass ve Süreç Yayınları) ve çevirmenlik yapan Özbudun; 1993 yılında, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi görmeye başladı. 1995 yılında aynı bölümde araştırma görevlisi oldu. Doktorasını da aynı üniversitede verdi. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen Özbudun’un çok sayıda çeviri ve telif eseri bulunmaktadır. Telif eserlerinin çoğu Temel demirer ve diğer yazarlarla birlikte kaleme aldığı kolektif çalışmalardır.

Temel Demirer

Yazar, aktivist. 1954, Kale Mahallesi / Çorum doğumlu. Baba adı Kemal, anne adı Necla’dır. Eserlerinin çoğu Sibel Özbudun ve diğer yazarlarla birlikte kaleme aldığı kolektif çalışmalardır. Kitapları dışında kendisi hakkında yeterli bilgi bulunamayan Temel Demirer, kendisini şöyle anlatır:

“Kendimden söz etmenin pek anlamlı ve “şık” olmadığına inanan biri olarak çok düşündüm… Ne yazacağımı kestiremedim. Ve nihayet şunları diyebilmenin en doğrusu olduğuna karar kıldım… “İnsana ait hiçbir şey bana yabancı değil” diyen(lerden); dünyaya aşağıdan bakan(lardan); kendi kuşağımla müthiş bir serüveni yaşayan(lardan); yaşadıklarımdan asla pişman olmayan(lardan) ve hatta yaşadıklarımı yaşamış olmayı bir onur ve şans addeden(lerden); sevdasız kavga, kavgasız sevda olmaz diyen(lerden); bir afet-i devrana aşık olan(lardan); hâlâ “tek yol devrim” gerçeğine bağlı olan(lardan) ve nihayet “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek!” diyen(lerin) safındaki sıradan, vasıfsız, herhangi biriyim…  Ve nihayet halen “sakıncalı” dedikleri(nden) ve GBT’lerindeyse sabıkalıyım.”

[1] Antonio Gramsci.

[2] Bkz: i) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Saraçhane Ders(ler)inden 2025 1 Mayıs’ında, Taksim’e!”, Rojnameya Newroz, Nisan 2024… https://temeldemirer.blogspot.com/2025/04/sarachane-derslerinden-2025-1-mayisinda.html ii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2024: ‘Sum In Vado/ Ben Yolda Varım’!”, Rojnameya Newroz, Nisan 2024… https://temeldemirer.blogspot.com/2024/04/1-mayis-2024-sum-in-vado-ben-yolda-varim.html… iii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2023: Yine Taksim’e, Yine Alanlar’a!”, Rojnameya Newroz, 20 Nisan 2023… https://temeldemirer.blogspot.com/2023/04/1-mayis-2023-yine-taksime-yine-alanlara.html… iv) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2022 1 Mayıs’ı İçin (2021) Dersler(i)”, Rojnameya Newroz, 10 Nisan 2022… https://temeldemirer.blogspot.com/2022/04/2022-1-mayisi-icin-2021-dersleri.html… v) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Geçmişin ve Bugünün Yüküyle 1 Mayıs’a”, Kadir Güney, Mezopotamya Ajansı, 28 Nisan 2021… https://temeldemirer.blogspot.com/2021/04/gecmisin-ve-bugunun-yukuyle-1-maysa.html… vi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2021 Güzergâhında”, Rojnameya Newroz, 25 Nisan 2021… https://temeldemirer.blogspot.com/2021/04/1-mayis-2021-guzergahinda.html… vii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2020 İçin”, 30 Nisan 2020… https://temeldemirer.blogspot.com/2020/04/1-mayis-2020-icin.html… viii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Covid-19 Yerküresi ile Coğrafyamızda 1 Mayıs 2020”, Rojnameya Newroz, Nisan 2020… https://temeldemirer.blogspot.com/2020/04/covid-19-yerkuresi-ile-cografyamizda-1.html… ix) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2019’un 1 Mayıs’ına Kenar Notları”, Rojnameya Newroz, Nisan 2019… https://temeldemirer.blogspot.com/2019/04/2019un-1-mayisina-kenar-notlari1.html… x) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “… ‘Kral Çıplak’ Deme Vakti: 2018 İstanbul’unun 1 Mayıs’(lar)ı”, Rojnameya Newroz, Mayıs 2018… https://temeldemirer.blogspot.com/2018/05/kral-ciplak-deme-vakti-2018.html… xi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Özgürleştirip, Özgürleşmek İçin 1 Mayıs 2018’de de Taksim’e”, Rojnameya Newroz, Nisan 2018… https://temeldemirer.blogspot.com/2018/05/ozgurlestirip-ozgurlesmek-icin-1-mayis.html… xii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2016 Ders(ler)”, Kaldıraç, No:178, Mayıs 2016… https://temeldemirer.blogspot.com/2016/05/1-mayis-2016-dersleri1.html… xiii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2016’daki 1 Mayıs(‘ımız)”, 2 Mayıs 2016… https://temeldemirer.blogspot.com/2016/05/2016daki-1-mayisimiz.html… xiv) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2015 1 Mayıs’ından 2016’ya Yine, Yeniden, Israrla Taksim!”, Rojnameya Newroz, 20 Nisan 2016… https://temeldemirer.blogspot.com/2016/05/2015-1-mayisindan-2016ya-yine-yeniden.html… xv) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2014 İçin 2013’ün 1 Mayıs Dersleri”, Almanak 2014 Analizleri, SAV Yay., 2015… https://temeldemirer.blogspot.com/2015/12/2014-icin-2013un-1-mayis-dersleri1_27.html… xvi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2015”, 24 Nisan 2015… https://temeldemirer.blogspot.com/2015/04/degerli-dostlar-2015in-1-mayisinda-bir.html… xvii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs 2015’de İstikamet(İmiz) -2014’te Olduğu Gibi!- Taksim!”, Rojnameya Newroz, 15 Nisan 2015… https://temeldemirer.blogspot.com/2015/04/1-mayis-2015de-istikametimiz-2014te.html… xviii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “2013 1 Mayıs’ının Taksim Güzergâhında…”, Kaldıraç, No:143, Mayıs 2013… https://temeldemirer.blogspot.com/2013/05/2013-1-mayisinin-taksim-guzergahinda.html… xix) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Sömürüye, Zulme Karşı 1 Mayıs(‘lar)a, Geleceğ(imiz)e…”, 24 Nisan 2012… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/somuruye-zulme-karsi-1-mayislara.html… xx) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Yolu Yapan Yürüyendir!”, 3 Mayıs 2009… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/yolu-yapan-yuruyendir.html… xxi) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “1 Mayıs’(lar)dan Geleceğ(miz)e”, Kaldıraç, No:120, Nisan 2011… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/1-mayislardan-gelecegimize1.html… xxii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “İşçi Sınıfının 1 Mayıs ve Tek-El Ders(ler)i”, Rojnameya Newroz, Yıl:4, No:128, 15 Nisan 2010… https://temeldemirer.blogspot.com/2012/04/isci-sinifinin-1-mayis-ve-tek-el.html

[3] https://gercekhaberajansi.org/halkin-avukati-selcuk-kozagaclidan-1-mayis-mesaji-taksimde-olurdum/

[4] “Türkiye’nin özgün koşullarında, 1 Mayıs 2025 kutlamalarına, çok uzun zamandır meydanlara, sokağa çıkmaktan imtina eden örgütsüz halk kesimlerinin katılımı önemli mi? Ya da ne kadar önemli ve öncelikli? Başka bir yerden bakıldığında biber gazına, tomalardan sıkılan kimyasallı, boyalı sulara ve coplara rağmen, Taksim Meydanı’nda olabilmek anlamsız mı? İkinci sorudan başlayarak yanıtlamak gerekirse; ‘Hayır, kesinlikle anlamlı. Taksim Meydanı’ndaki kutlama eğer kitlesel olarak gerçekleşebilirse iktidar kaybetmiş olacak; ama, neyin pahasına? Sonrasında geniş örgütsüz kitlelerin sokağa çıkmasını erteletecek, zorlayacak hatta engelleyecek etkisi olmayacak mı? Evet, Türkiye’de 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamanın tarihsel ve siyasal bir önemi var. Bunu reddetmek mümkün değil elbette. Bununla birlikte, bir defa daha soralım; neyin pahasına? Sanıyorum bu son soruyu yanıtlamadan karar verilmemeli… Başta kendi yaşadığı sorun karşısında, yalnızca yakınmaktan vazgeçip, artık çözümünü de talep eden; bunun için sokağa, meydanlara çıkmaya başlayan örgütsüz binlerle, yüz binlerle, milyonlarla hem 1 Mayıs 2025’te hem 2 Mayıs 2025’te ve sonrasında daha da çoğalarak birlikte olabilmek için… Türkiye solu ve sosyalistleri 1 Mayıs 2025’ten sonra ne için, ne zaman ve kimlerle birlikte sokağa inecek? Merak etmeyen var mı?’ (Onur Hamzaoğlu, “Yarın 1 Mayıs! Sonra?”, 30 Nisan 2025… https://bianet.org/yazi/yarin-1-mayis-sonra-306933)

[5] Toplumsal Muhalefet @muhaliftplm84, 8 Nisan 2026.

[6] Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 12 Ekim 2023 tarihli kararının bir bölümünü paylaşarak 1 Mayıs’ta Taksim’e çağrı yaptı. (“DİSK, Yasağa Rağmen 1 Mayıs’ta Taksim’e Çağırdı”, 29 Nisan 2024… https://www.avrupademokrat3.com/disk-yasaga-ragmen-1-mayista-taksime-cagirdi/)

[7] Başaran Aksu @Basaranaksu_ 19 Mayıs 2025… https://x.com/Basaranaksu_/status/1924206455864885658

[8] Elif Özge Yalçın, “Yeni 15-16 Haziranlar İçin Örgütlenmek Şart”, Cumhuriyet, 17 Haziran 2025, s.9.

[9] “Arzu Çerkezoğlu: Meydanları Dolduracağız”, Evrensel, 30 Nisan 2025, s.6.

[10] Arzu Çerkezoğlu, “Meydanları Dolduracağız”, Birgün, 30 Nisan 2025, s.6.

[11] DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, NOW HABER @nowhaber, 1 Mayıs 2025… https://x.com/nowhaber?s=43

[12] “CHP’den ‘1 Mayıs’ta Taksim’e!’ Çağrısı”, 29 Nisan 2024… https://odakdergisi2.com/chpden-1-mayista-taksime-cagrisi/

[13] Murat Yetkin, “Özgür Özel’den 1 Mayıs Açıklaması: Sendikalar ‘Taksim’ Deseydi, Biz de ‘Taksim’ Derdik”, 27 Nisan 2025… https://www.gazetekritik.com/haber/chp-lideri-ozgur-ozelden-1-mayis-aciklamasi-sendikalar-taksim-deseydi-biz-de-taksim-derdik-186863.html

[14] Zülal Kardelen, “Yaşasın 1 Mayıs, Kahrolsun Sömürü”, Cumhuriyet, 30 Nisan 2025, s.8.

[15] “TÜSİAD 1 Mayıs’ta ‘Daha Nitelikli İşçi’ İstedi”, 1 Mayıs 2025… https://www.evrensel.net/haber/552115/tusiad-1-mayista-daha-nitelikli-isci-istedi

[16] “Genel Başkanımız Özgür Özel, TÜSİAD Ziyareti Sonrası Açıklama Yapıyor”, 7 Mayıs 2025… https://x.com/i/broadcasts/1dRJZYPoVdrGB

[17] “Sendikalardan Çağrı: Taksim 1 Mayıs Alanıdır; Kitlesel, Güçlü 1 Mayıs’ı Birlikte Örgütleyelim”, 1 Nisan 2026… https://sendika.org/2026/04/sendikalardan-cagri-taksim-1-mayis-alanidir-kitlesel-guclu-1-mayisi-birlikte-orgutleyelim-745235

[18] Eloise Goldsmith, “İşçiler Zenginlerden 7 Yıl Daha Az Yaşıyor”, Birgün, 5 Mayıs 2025, s.10.

[19] “CEO Maaşları Emekçilerin 50 Katı”, Birgün, 2 Mayıs 2025, s.11.

[20] “Servet Dünyanın Tepesinde Birikti”, Birgün, 22 Ocak 2026, s.5.

[21] ! Odatv @odatv 30 Nisan 2025… https://x.com/odatv?s=43

[22] “İşçiden Aldıklarıyla Servetleri Büyüyor”, Birgün, 7 Ağustos 2025, s.4.

[23] “İPA Araştırması: Her İki Geçten Biri Yurt Dışına Taşınmayı Düşünüyor”, 1 Mayıs 2025… https://www.evrensel.net/haber/552153/ipa-arastirmasi-her-iki-gecten-biri-yurt-disina-tasinmayi-dusunuyor

[24] “DİSK-AR Raporu Yayımlandı: İşçi Ücretlerinde Kayıp 1.2 Trilyon TL’ye Yaklaştı!”, 5 Eylül 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/disk-ar-raporu-yayimlandi-isci-ucretlerinde-kayip-1-2-trilyon-tl-ye-yaklasti-2432474

[25] Elif Özge Yalçın, “Türkiye’de Emek Krizi: Çalışmak Yetmiyor, Emek Değersizleşiyor”, 3 Mayıs 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/turkiyede-emek-krizi-calismak-yetmiyor-emek-degersizlesiyor-2334796

[26] Aziz Çelik, “Emeğin Durumu Kötüleşti”, Birgün, 9 Mart 2026, s.4.

[27] Semih Güven, “Aziz Çelik: Emekçiler ve Emekliler Neden ve Nasıl Yoksulluğa Mahkûm Edildiler”, Birgün, 30 Kasım 2025, s.12.

[28] Mustafa Çakır, “Yoksulluğun Gölgesinde 1 Mayıs”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2025, s.9.

[29] Havva Gümüşkaya, “Eşit Ücret Tercih Değil Haktır!”, Birgün, 19 Eylül 2025, s.5.

[30] “İşçiden Aldıklarıyla Servetleri Büyüyor”, Birgün, 7 Ağustos 2025, s.4.

[31] “10 Ayda 1.8 Trilyon Lira Kayıp”, Birgün, 6 Kasım 2025, s.4.

[32] “Kadıköy’de Yapılacak 1 Mayıs Mitinginin Programı Belli Oldu”, 30 Nisan 2025… https://artigercek.com/emek/disk-ar-gercek-issiz-sayisi-12-milyona-dayandi-336169h

[33] “12 Yılda 2728 Genç İşçi Ölümü”, Birgün, 20 Mayıs 2025, s.5.

[34] Aziz Çelik, “İş Cinayetleri Bilinenin İki Katı!”, Birgün, 17 Kasım 2025, s.5.

[35] “Ölen 146 İşçiden Yalnızca 2’si Sendika Üyesi”, Birgün, 9 Şubat 2026, s.5.

[36] “Bir Yılda 94 Çocuk Çalışırken Öldü!”, Birgün, 1 Şubat 2026, s.5.

[37] Osman Öztürk, “Çocuk İşçi Cehennemi”, Birgün, 5 Mayıs 2025, s.3.

[38] “Sendikalı İşçide Rekor Azalma!”, Birgün, 25 Temmuz 2025, s.4.

[39] Aziz Çelik, “Sendikal Kara Tablo!”, Birgün, 21 Nisan 2025, s.5.

[40] “İstanbul Valisi’nden 1 Mayıs Açıklaması”, 23 Nisan 2024… https://sendika.org/2024/04/istanbul-valisi-davut-gulden-1-mayis-aciklamasi-taksimde-olmayacak-kutlanacak-yer-1-hafta-icinde-netlesir-704464

[41] “Taksim 1 Mayıs’a Yine Kapatıldı”, 23 Nisan 2024… https://tele1.com.tr/son-dakika-taksim-icin-1-mayis-karari-1051240/

[42] “KESK: Taksim İçin Kararlıyız”, 23 Nisan 2024… https://tele1.com.tr/kesk-taksim-icin-kararliyiz-1051398/

[43] 2024’de de İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın Taksim Meydanı’nda kutlanıp kutlanmayacağına ilişkin yaptığı açıklamada, “Taksim’de 1 Mayıs kutlanmaması yasaklama değil kısıtlama, 7 yıldır uygulanıyor” demişti. (“Bakan Yerlikaya’dan 1 Mayıs Taksim Açıklaması”, 23 Nisan 2024… https://www.gercekgundem.com/guncel/1-mayis-isci-bayrami-taksim-meydaninda-kutlanacak-mi-bakan-yerlikayadan-1-mayis-taksim-aciklamasi-458534)

2024’de 1 Mayıs Taksim Platformu, 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağını açıklayan DİSK’in mücadeleci sendikalar, devrimci, sosyalist örgüt ve partileri dikkate almayan tutumunu eleştirdi. Platform, DİSK’e CHP ve İçişleri Bakanı ile yaptığı ‘kulis’ faaliyetine son verme, 1 Mayıs’ın tarafı olan tüm geçlere de birleşik mücadele zeminlerini güçlendirme çağrısı yaptı. (“1 Mayıs Taksim Platformu: DİSK, CHP ve İçişleri Bakanı ile Kulis Faaliyetinden Vazgeçmeli”, 21 Nisan 2024… https://etha53.com/haberdetay/1-mayis-taksim-platformu-disk-chp-ve-icisleri-bakani-ile-kulis-faaliyetinden-vazgecmeli-192094)

Ve 78’liler Girişimi Ankara Şube, Alınteri, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Ankara İşçi Meclisi, BDSP, Devrimci Parti, ESP, KÖZ, Partizan, SMF’den oluşan Ankara 1 Mayıs Platformu sendikaların ve odaların 1 Mayıs tutumuna dair yaptığı açıklamada: DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, KESK Şubeler Platformu, TMMOB İKK, ATO ve ADO yönetimlerinin devrimci, ilerici kurumların birleşik, kitlesel ve devrimci bir şekilde kutlamak istedikleri 1 Mayıs çağrılarına yanıt vermedikleri, dönüş yapmadıkları vurgulayıp, “Bu tutumları ile 1 Mayısların öznesi olan devrimci, ilerici kurumları işin dışında tutmak istediklerini açıkça göstermişlerdir,” denilerek; devrimci ve ilerici kurumların dışlanmaya çalışıldığı ifade edildi. (“Ankara 1 Mayıs Platformu’ndan Açıklama”, 23 Nisan 2024… https://www.yenidemokrasi34.net/ankara-1-mayis-platformundan-aciklama.html)

[44] “Erdoğan: Sendikal Hakları Önemli Ölçüde İyileştirdik”, 1 Mayıs 2025… https://nupel.tv/erdogan-sendikal-haklari-onemli-olcude-iyilestirdik

[45] “İstanbul’da 1 Mayıs Öncesi Ev Baskınları: 92 Kişi Gözaltında”, 29 Nisan 2025… https://www.birgun.net/haber/1-mayis-oncesi-istanbul-da-ev-baskinlari-cok-sayida-kisi-gozaltina-alindi-619102

[46] “1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi: 1 Mayıs Sabahı Şişli’de Buluşalım!”, 29 Nisan 2025… https://www.sendika.org/2025/04/1-mayis-2025-taksim-tertip-komitesi-1-mayis-sabahi-sislide-bulusalim-725565

[47] Edirne Cezaevi’ndeki HDP’nin eski eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’nın Kadıköy mitinginde okunan mesajında şu ifadelere yer verildi: “Emek ve dayanışma vesilesiyle bir araya gelen tüm emekçilere yürek dolusu selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Biliyoruz ki dünyanın neresinde sömürü ve zulüm varsa orada illa ki direniş de vardır. Emeğin ve emekçinin hakkı kazanılana dek bu sömürü düzeni yıkılana dek, toplumsal barışla birlikte demokratik bir sistem inşa edilene dek hep birlikte direneceğiz. Bu vesileyle tüm emekçilerin 1 Mayıs’ını kutluyor, özgür günlerde görüşebilmeyi diliyoruz. Yaşasın 1 Mayıs” (“Selahattin Demirtaş’ın 1 Mayıs Mesajı Kadıköy Mitinginde Okundu”, 1 Mayıs 2025… https://www.birgun.net/haber/selahattin-demirtas-in-1-mayis-mesaji-kadikoy-mitinginde-okundu-619732)

[48] Emre Orman(YENİ HESAP) @emreormangzt, 2 Mayıs 2025, https://x.com/emreormangzt

[49] T24 @t24comtr, 1 Mayıs 2025… https://x.com/t24comtr/status/1917903073902838040

[50] “1 Mayıs’ta Taksim’e Çıkmak İsteyenlere Sert Müdahale!”, 1 Mayıs 2025… https://www.gercekgundem.com/guncel/taksimde-1-mayis-hareketliligi-gozaltilar-var-533542

[51] aktaran: Emre Kongar, “1 Mayıs 2025: Artan zulüm ve Direniş”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2025, s.2.

[52] “22 Yıllık İktidarlarında 21 ‘Erteleme’…”, Birgün, 15 Aralık 2024, s.4.

[53] “Adrese Teslim Grev Yasağı”, Birgün, 15 Aralık 2024, s.4.

[54] Timur Soykan, “Soma’ya Bir Tekme Daha…”, Birgün, 13 Mayıs 2025, s.5.

[55] Aktaran: Emre Kongar, “Taksim Meydanı Demokrasinin ve Emeğin Simgesidir”, Cumhuriyet, 4 Mayıs 2025, s.2.

[56] “Ağaçların altında köpek gibi yaşamamıza ses çıkarmazlar da grev başlar başlamaz hemen halkın sağlığı ile ilgilenmeye kalkarlar.” (John Steinbeck, Bitmeyen Kavga, çev: Rasih Güran, Remzi Kitabevi, 1971.)

[57] Eylem Nazlıer, “Taksim Meydanı Ablukada: 407 Kişi Gözaltında”, Evrensel, 2 Mayıs 2025, s.4.

[58] 2024’de Taksim’e yürümek isteyenlere yapılan polis saldırılarında en az 216 kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı. (“İstanbul’da En Az 216 Kişi Gözaltına Alındı”, 1 Mayıs 2024… https://www.avrupademokrat3.com/istanbulda-en-az-216-kisi-gozaltina-alindi/)

[59] Umut Taştan @umuttastangzt, 1 Mayıs 2025… https://x.com/umuttastangzt/status/1917921116783263810

[60] “Polis, YDG Okurlarına Silah Çekti”, 1 Mayıs 2025… https://ozgurgelecek55.net/polis-ydg-okurlarina-silah-cekti-taksime-yurumek-isteyen-gencler-gozaltina-alindi

[61] Sarya Toprak, “Çocuğa da İşkence!”, Birgün, 5 Mayıs 2025, s.9.

[62] “Tek Adam Rejimine Karşı Ses Yükselttiler”, Birgün, 2 Mayıs 2025, s.2.

[63] “ÇHD’den 1 Mayıs Gözaltılarına İlişkin Durum Raporu”, 2 Mayıs 2025… https://halktv.com.tr/gundem/chdden-1-mayis-gozaltilarina-iliskin-durum-raporu-934742h

[64] AMED TIMES @amedtimes, 2 Mayıs 2025… https://x.com/amedtimes

[65] Sevgi Özel, “Dil Kiri…”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2025, s.4.

[66] Friedrich Engels, Anti-Dühring: Bay Eugen Dühring Bilimi Altüst Ediyor, çev: Kenan Somer, Sol Yay., 1966.

[67] Andaç Aydın Arıduru-Murat Uysal, “1 Mayıs Bir Son Değil Çıkardığımız Derslerle Başlangıç Olmalı”, 3 Mayıs 2025… https://www.evrensel.net/haber/552291/1-mayis-bir-son-degil-cikardigimiz-derslerle-baslangic-olmali

[68] Yusuf İris, “1 Mayıs Tutukluları Serbest Bırakılsın”, Birgün, 3 Haziran 2024, s.7.

[69] “Tertip Komitesi’nden 1 Mayıs Açıklaması”, 3 Mayıs 2025… https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/tertip-komitesinden-1-mayis-aciklamasi-taksim-halkin-direnis-2334902

[70] sankara@yokaitendency, 1 Mayıs 2025… https://x.com/yokaitendency?s=43

[71] Émile Zola, Germinal, çev: Adnan Cemgil, Güven Yay., 1968.

[72] Özkan Atar, “2025 1 Mayıs’ına Giderken”, Birgün Pazar, 27 Nisan 2025, s.12.

[73] Semih Güven, “Türkiye Neden ve Nasıl ‘Düşük Ücretli’ Çalışanlar Ülkesi Hâline Getirildi?”, Birgün Pazar, 24 Ağustos 2025, s.12.

[74] Ahmet Yaşaroğlu, “İşçi Sınıfı Hareketin Kaderini Belirleyebilir”, Evrensel, 2 Mayıs 2025, s.8.

[75] Maksim Gorki, Ana, çev: Celâl Öner, Oda Yay., 1999.

[76] Orhan Kemal, Grev, Bilgi Yay., 1975.

İlgili İçerikler

temel demirer
Politika

II. Abdülhamid Mevzuu

Temel Demirer

“Gerçeği bilmeniz gerekiyor, gerçeği aramanız gerekiyor. Gerçek sizi özgür kılacak.” Emma Goldman’ın, “Eski geleneklerle alışkanlıklardan kaynaklanan engellerden kurtulmaya ihtiyacımız var”;...

Fatma İrier
Türkiye

Temel Demirer Yazdı: Elvedâ Dünya, Merhaba Şîrîn’in Kâinatı(*)

Temel Demirer

“Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum. Yeniden doğmak için çıkardığım yangından...” Cemal Süreya’nın, “Dokunulmasa da, görülmese de,/ Kalpte...

temel demirer

Kanayan Yara(mız): (C)ezaev(leri)[1]

Bugra Konuk

İkinci Dünya Savaşına Giderken Türkiye – Yunanistan İlişkileri

türkiye

Türkiye’de Gerçek Demokrasi Bir Hayal midir?

fransa

Tarifsiz Acı ve Hüzün | Roboskî : Faili Malum

türkiye

Türkiye’nin varoluşsal tercihi: Kuşak ve Yol Girişimi’nden başka yol yok

halil ecer

Kurtuluş Mu? Batış Mı?: Kent Konseyi Gençlik Meclisleri

Son Makaleler

1. Mayis 2026
Türkiye

1. Mayıs 2026’da da Ekmek ve Onur İçin Taksim’e, Meydanlara

Doç. Dr. Sibel Özbudun

“Proletaryadan sınıf bilincini çıkarıp atın, ne kalır geriye? İpin ucunda dans eden kuklalar.” Her 1 Mayıs eşiğinde olduğu gibi bu...

1. Mayis 2026

ABD / İsrail’in İran’a saldırısı’nın Arka Planı

karikatür

Eleştiridir, İfade Özgürlüğüdür Karikatür

Zekeriya Simsek

A’dan Z’ye Hürmüz Boğazı

KATEGORİLER

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

SAYFALAR

  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • İletişim | info@gorus21.com

BİZİ TAKİP EDİN

gorus-stickyl-ogo-dark

HAKKIMIZDA

21. yüzyılın disiplinlerarası, uluslararası, farklı görüşlerin yer aldığı yayın organı

© 2025 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

© 2024 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz.