Jeremy Cliffe

Erken yenilgileri ve popülizmin yükselişiyle cezalandırılan ilerici koalisyon, içine kapandı.

2007 yılında İsviçre gazetesi Tages-Anzeiger, eski Merkez Bankası (FED) başkanı Alan Greenspan’a yaklaşan ABD başkanlık seçimlerinde oyunu kime vermeyi düşündüğünü sordu. Greenspan ‘aslında bunun cevabını bilmiyorum’ anlamında omuz silkti. “Küreselleşme sayesinde, ABD’deki politik kararların yerini büyük ölçüde küresel pazar güçleri aldığı için şanslıyız,” diye yanıtladı. “Bir sonraki başkanın kim olacağının pek bir önemi yok. Dünya piyasa güçleri tarafından yönetiliyor.” Adam Tooze’nin Crashed adlı kitabında alıntıladığı bu cümle, sonrasındaki mali krizin ortaya çıkardığı gerçekler hakkında bazı şeyler söylüyor.

Bunu yaparken de bir çelişkiye işaret ediyor; söz konusu krizin sorumsuz, dokunulmaz küresel piyasa güçlerinin bir ürünü olduğuna. Bu kriz, ilerici koalisyon olarak adlandırabilecek solcuların ve merhametli liberallerin, Greenspan’ın apolitikleştirilmiş küreselleşme vizyonuna karşı siyasi bir yapı inşa etmeleri için bir işaret olmalıydı. Ama öyle olmayacaktı.

Kısa bir süre için durum aksini gösteriyordu. Brüksel’deki Avrupa Sosyalistler Partisi’nde (PES) çalışırken gelişmeleri yakından izleme şansım oldu. 2009 Avrupa Parlamentosu seçimleri yaklaşırken, Barack Obama’nın seçim başarısının rüzgarını da arkasına alan partinin Avrupa Parlamentosu yakınındaki derme çatma ofisi, uluslararası sosyal-demokrasinin zamanının geldiği hissinin yarattığı iyimserlikle cıvıl cıvıldı. Seçimden iki ay önce, dünyanın dört bir yanından liderlerin ve adayların finans, iklim değişikliği, göç ve işçi haklarını kapsayan daha demokratik bir düzen için ortak bir taahhütte bulundukları Küresel İlerleme Forumu’na ev sahipliği yaptık. Katılımcılar adeta Greenspan’ın içi boşalmış küreselleşme idealinin cenazesini kaldırıyorlardı.

Avrupa Parlamentosu seçim gecesi geldi çattı. Dönemin mevcut küresel ihtiyaçlarına rağmen, PES üyesi partiler kendi ülkelerinde ağırlıklı olarak ulusal konulara yönelik kampanyalar yürütmüşlerdi. Rekor bir oy kaybı yaşadılar ve milliyetçi popülistler oylarını artırdılar. Uluslararası siyaseti çok az göz önüne alarak yürütülen uluslararası politikadan dolayı, ilerleyen yıllar, avro bölgesi krizi ve bunu takip edecek olan Avrupa milliyetçi popülist tepkisini getirdi. Bu arada, ABD’de, Obama başkanlığının çoğu dış sempatizanın umduğundan daha dar görüşlü olduğu görüldü ve seçim, yoksullara milliyetçi hamaset, küresel gezgin zenginlere ise vergi indirimleri vadeden Donald Trump’ın kazanmasıyla sonuçlandı.

Erken yenilgileri ve popülizmin yükselişiyle cezalandırılan ilerici koalisyon içine kapanarak, ulusal seçmenleri apolitize olmuş küresel güçlerden korumaya odaklandı. Sonuç, koalisyonun göç hakkında “çok gerçek endişeler” karşısında seçmenlere çoğunlukla sunduğu çirkin milliyetçiliğin inandırıcı olmayan bir karışımı, ya da zorlama bir samimiyetle  kaybedilen bir on yıl oldu. Fransız solcu Jean-Luc Mélenchon‘un yabancı işçilerin Fransız işçilerin “ekmeğini çaldığı” iddiasına bakın. 2018’de “havalı, kentli seçmenler” ve onların “yaşam tarzı tartışmaları” için derin endişe duyan enternasyonalist partili arkadaşlarını bana şikayet eden Alman sosyalist partisi Linke’den Sahra Wagenknecht‘in siyasetine bakın. Ve son on yılda göç ve Brexit konusundaki kabızlığı yüzünden tarihe geçecek olan İngiltere’nin İşçi Partisi’ne bakın. Tüm bu örneklerde hedef, popülistlere kaptırdıkları vatan, aidiyet ve kimlik ilkelerini geri çalmak olmuştur.

Bunlar ilerici gelenekte derin köklere sahip toplumcu idealler olduğundan, bu anlaşılabilir. Bununla birlikte, bu idealleri uluslararası işbirliği olmaksızın, yalnızca ulusal düzeyde savunmak ve sürdürmek mümkün değildir. Tek başına hükumetler, finansal krizler ya da göç dalgaları gibi kaotik küresel güçleri en fazla yatıştırmayı başarabilir.

Ya da pandemiyi. İkinci dalgası yaklaşmaya başlayan Covid-19’un yayılımı dünyanın pek çok noktasını tehdit ediyor. Küresel ekonomi çöküyor. İnsani krizler baş gösteriyor. Ve bir kez daha, demokratik uluslararası işbirliğine duyulan bariz ihtiyaca rağmen, ülkeler içlerine kapanıyorlar. ABD-Çin rekabeti yeni bir soğuk savaşa dönüşüyor. Aşı bulma yarışı ülkeleri birbirleriyle karşı karşıya getirecek bir tehdit haline geliyor. Başta Almanya gibi zengin ekonomiler olmak üzere, kimi zengin ekonomiler refah dengeleyici bazı önlemlerle kendilerini yalıtırken, Lübnan gibi ekonomiler krize sürükleniyor. Durumun doğurduğu güçlü bir küresel lidere ihtiyaç olduğu argümanının gücü, böyle bir figürün bariz yokluğu olarak karşımıza çıkıyor.  Artık, ilerici koalisyonun yakın geçmişindeki başarısızlıklarından silkinme ve enternasyonalist çizgisini yeniden keşfetme zamanı.

Neyse ki 11 Mayıs’ta tam da bu azme sahip, böylesi bir inisiyatif kuruldu. İlerici Enternasyonal (PI) ilerici koalisyonu tekrar uluslararası hale getirmek ve hedefini bireysel seçmenleri sorumsuz küresel güçlerden korumak gibi yetersiz bir noktadan ileri taşımak istiyor. Bu güçlerle direkt ve demokratik yollarla, gözetim ve tartışmadan azade cirit attıkları uluslararası zeminde mücadele etmek istiyorlar. İlerici Enternasyonal’in sloganı, sermaye ve kriz küresel; o zaman demokrasi de öyle olmalı diyor.

Hareket, Yanis Varoufakis’in kurduğu Avrupa yanlısı solcu bir grup olan Diem25 ile ABD’de Bernie Sanders kampanyasının enternasyonalist kanatlarının işbirliği olarak başladı. Ancak İlerici Enternasyonal çoğulcu bir oluşum ve Hindistan’dan Arundhati Roy, Hırvatistan’dan Srecko Horvat, Almanya’dan mültecileri kurtaran denizci Carola Rackete ve Çin’den demokrasi yanlısı edebiyat profesörü Wang Hui gibi aykırı yazar ve düşünürler de şimdiden bu oluşuma dahil oldular. Bu isimlerin hepsiyle aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz. İngiliz (İşçi Partisi) sözcüsü John McDonnell ile olan farklılıklarım üzerine pek çok yazı yazdım. Önemli olan kişilerin tek tek kim olduklarından bağımsız olarak, bir bütün olarak bir araya gelmelerinin önemini görebilmek.

İlerici Enternasyonal’e başarılar dilerim. Belki sonu 2009’daki Küresel İlerici Forum gibi olacak, ama öyle olursa bu durumda tek kazanan Greenspan’in inatçı ‘küresel güçleri’ olacak. Ya da belki, bir umut, İlerici Enternasyonal bunu 2009’da kaçırdığımız dönüm noktası haline getirecek.  Belki de bu ilerici siyaset nihayet gerçekten, kalıcı bir şekilde hedeflerine ulaşabileceği tek düzlem olan küresel zemine ulaşacak.

Jeremy Cliffe Kimdir?

Jeremy Cliffe NewStatesman’de Dış Haberler editörüdür. Daha önce Charlemagne’da köşe yazarı ve Brüksel Büro Şefliği;  The Economist Berlin Büro Şefliği ve köşe yazarlığı görevlerinde bulunmuştur.


Bu makale NEW STATESMAN de yayınlanan İngilizce orijinal versiyonundan çevrilmiştir. Çeviri: Irmak Gümüşbaş