pandemi
Fotograf: Priscilla Du Preez / Unsplash

Pandemi sonrası tekrar hayata dahil olmak zor. İşte bu süreçte yardımcı olacak birkaç ipucu.

ÖNEMLİ NOKTALAR

  • Yüzyüze etkileşime dönüş davranışsal, duygusal ve nörolojik açıdan güç.
  • Topluma tekrar dahil olurken yorgunluk seviyemizi değerlendirmeliyiz.
  • Sosyal olarak etkileşime geçerken ruhsal ve fiziksel sağlığımızla nasıl ilgileneceğimizi planlamak önemli.

Karantinanın ilk günlerinde iş, ev, okul ve eğlence yaşamlarımızı çevrimiçi alanlara taşıdıkça, Zoom yorgunluğunun gerçekliği ortaya çıktı. Zamanla, görüntülü halimizi ve yaşadığımız ortamı ifşa etmenin, bunu yapmayanlara kıyasla, bizi ne kadar yorduğunu fark ettik. Ayrıca 13 ay boyunca, bizi dünyaya bağlayan dijital cihazlarla neredeyse sürekli bağlantımıza eşlik eden zihinsel ve fiziksel yorgunluğa alışmaya çalıştık.

Şimdi, yüz yüze deneyimlerin ve karşılaşmaların benzer bir zihinsel, fiziksel ve duygusal zarar verdiğini gördükçe yeni bir gerçekliğe uyanıyoruz. Görünüşe göre salgın sonrası, somutlaşmış dünyaya yavaş yavaş dönüş, umduğumuz kadar basit olmayabilir.

Anekdot niteliğindeki kanıtlar, karantina kaynaklı izolasyondan yüz yüze deneyimlere geçişin bedenlerimiz, zihinlerimiz ve ruhlarımız üzerinde gerçekten güçlü bir olumsuz etki yaratabileceğini gösteriyor. Bir sanat yazarı, bir yıldan uzun süredir yaptığı ilk galeri ziyaretinden bitkin ve tuhaf bir şekilde uyuşmuş hissederek ayrılıyor. Bir yıllık kapanıştan muzdarip bir işletme sahibi, yeniden açılma konusunda kendini derin bir kararsızlık içinde buluyor ve bunu yapacak gücü toplamakta güçlük çekiyor. Uzaktan öğrenmeyle uğraşmaktan bıkmış bir öğretmen, öğrencilerle birlikte olmaktan enerji kazanmayı beklerken, bunun yerine sinirli ve tamamen bitkin hissediyor. Sınıfta olmayı umutsuzca özleyen neşeli ve enerjik bir öğrenci, eve vardığında uykudan gözünü zor açıyor. Bunlar örneklerden sadece birkaçı.

Hem alışkanlıklarımız hem de nörolojik yeteneklerimiz söz konusu olduğunda, pratik yapmak bizi becerikli kılar. Bir görevi defalarca yaparız, böylece davranışsal yeterliliğimizi artırırken, aynı zamanda yaptığımız eylemleri destekleyen sağlam sinir yolları oluştururuz. Bu düşünce tarzını veya davranışsal eylemi uygulamayı bıraktığımızda, beynimiz ve bedenimiz dikkati başka yere yönlendirerek maharetimizi azaltır. Pek çok yönden, beynimizin somut, çevreyle uyum sağlamamızı sağlayan bölgelerini yeterince uyarmadık ve kendimizi yoksun bir şekilde topluma yeniden katılıyoruz.

Son aylarda video, metin ve ses yoluyla iletişimde son derece yetkin hale geldik. Çoğunlukla yalnız kalmaya veya çekirdek ailemizle olmaya alıştık ve küçük sohbetleri mümkün kılan türden yeni deneyimlerden büyük ölçüde yoksun bir yıl geçirdik. Yüz yüze buluşmalar bir yana, yüz yüze iletişime bile geçmedik. Fiziksel yaşam becerilerimizin mükemmel olması olası değil, bu da yeni normale dönüşü en iyi ihtimalle zorlayıcı, en kötü ihtimalle de maliyetli hale getirecektir.

Bu yeniden başlamanın gerektireceği enerjiye kendimizi hazırlamak için, bazı somut adımlar atmamız akıllıca olacaktır. Sadece kendi kendimizi yatıştırmaya olan ihtiyacımızı ele almakla kalmamalıyız, aynı zamanda, somutlaşmış yaşama geçerken bir yıl yetersiz kullanımdan sonra keskinleştirmemiz gerekebilecek araçları araştırmak da yararlı olacaktır. İşte bu sürece nasıl başlayacağınıza dair birkaç fikir.

1. Karantinadan çıkarken sahip olduğunuz enerji seviyesi konusunda dürüst olun.

Bu noktada rahatlamayı, hazır olma olarak yorumlamak kolay gelebilir. Evet, çoğu insan sert ve katı karantinayı geride bırakmaktan dolayı rahatlar, ancak bu, kişisel yaşama tüm hızıyla yeniden katılmaya hazır hissettikleri anlamına gelmez. Bu noktada duygu ve düşüncelerinizin yanı sıra fizyolojik yorgunluk seviyenizi de değerlendirin. Dünyanın değişmesinden memnun olsanız da, yorgun olmanız normaldir. İhtiyacınız olan dinlenme ve molaları almak için bir plan yaparken, aynı zamanda fiziksel hayata yeniden karışmaya başlayın.

2. Alıştırma yapın

Antrenman yapmadan bir yarışta koşmayı beklemezsiniz. Aynı şey burada da geçerli. Kasa görevlisiyle ufak bir sohbet yapmak amacıyla markete gidin. Bir veya iki sohbet konusu belirleyin ve kullanın. Beş dakikalık bir zamanlayıcı ayarlayın ve konuşabileceğiniz birini bulun. Önceden belirlenmiş konularınıza atıfta bulunarak, bir sohbet edin. Veya, çoğunlukla mesaj yazıyorsanız, bu akışlardan birkaçını telefona ve ardından videoya taşıyarak kendinize sözlü iletişim uygulama fırsatı sunun. Yeniden sosyalleşmenin ilk günlerinde sizin için kaygı uyandıracak konular varsa, bunları atlamak için sohbette kullanabileceğiniz ifadeler uygulayın (örneğin, “Sorduğunuz için teşekkür ederim. Bunu şu anda tartışamıyorum.” ) veya o andaki bunalmışlığınızı ifade etmek için (örneğin, “Vay canına. Şu anda buna cevap verecek kadar iyi odaklanamıyorum.”).

3. Ufak adımlarla başlayın

Büyük ihtimal, ertesi gün yapacak işimizin olduğu bir Pazar gecesi çok sayıda kişiyle bir partiye katılarak yeniden başlamayacağız. Sosyal hayata çok hızlı veya yoğun bir şekilde dahil olarak merkezi sinir sistemimizi zorlamak bize zarar verecektir. Bundan kaçınmak için, diğer yaşam olaylarında yaptığımız gibi, yeniden sosyal katılım için alıştırma yapmalıyız. Başlangıçta, nispeten kısa bir süre için bir veya iki arkadaşınızla bir araya gelin ve buluşma öncesinde, sırasında ve sonrasında nasıl hissettiğinizi gözlemleyin. Bunu başarabildiğinizi hissettiğinizde, gruba birkaç kişi daha ekleyin veya bir araya gelmeyi biraz daha aktif uyarıcıların olduğu bir yere taşıyın (başkalarının olduğu bir park, açık havada yemek mekanı vb.). İnsan sayısının ve ortamın bir araya gelmenin yönetilebilirliğini nasıl etkilediğine dikkat edin. Burada önemli nokta ilerleme hızıdır.

4. “İyileşme” süresine öncelik verin

Kendinizi toparlamak için zaman ayırmadan takviminizi çok sayıda sosyal toplantıyla doldurma dürtüsüne karşı koyun. Sosyal gezilerinizi stratejik olarak planlayın, böylece sonrasında dinlenmek için zamanınız olur. Sosyal hayata tekrar dahil olurken zihninize, kalbinize ve bedeninize zaman sunmak için yapabileceğiniz iki veya üç şeyi tanımlayın. Bu kısa bir uyku, tek başına bir yürüyüş, ya da zihninizin düşünmesine izin vermek üzere kendinize ayıracağınız sakin bir zaman olabilir. Amaç, sosyal uyarılma zamanları arasında kendinizi yenilemek ve yeniden konumlandırmaktır.

5. Süreçle ilgili başkalarıyla konuşun

Destek gruplarını faydalı kılan şeylerden biri, katılımcıların benzer deneyimler yaşayan diğerleriyle bağlantı kurarken hissettikleri evrensellik duygusudur. Bir yıllık bir karantinadan çıkmanın gerçek maliyetlerini ne kadar normalleştirebilirsek o kadar iyidir. Yeniden bağlantı kuracağınız kişilerle bu sohbetleri planlamanızın normal bir parçası haline getirin.

Bu zamanda çocuklara yardım etmek hakkında özel bir not: Çocuklar genellikle onları ifade etmek, açıklamak veya anlamak için uygun bir dil kullanma becerisine sahip olmaksızın, güçlü duygular yaşarlar. Sosyal hayata dönüşle ilgili kendi deneyiminizi anlatarak onlara yardım edin. Bazen sinirliliğin sessizlik ihtiyacı anlamına geldiğini veya bunalmanın dikkat edilmesi ve ele alınması gereken önemli bir duygu olduğunu görmelerine yardımcı olun. Duygularını ve bunları çözmelerine yardımcı olacak eylemleri adlandırmayı öğrenmelerine yardımcı olun. Onları ellerinden geldiğinden daha hızlı bir şekilde topluma geri dönmeye zorlamamaya gayret edin. Muhtemelen ebeveynler yorgun oldukları ve biraz mesafeye ihtiyaç duydukları için bu zor olacaktır. Çocuğun yeteneklerini ve zorluklarını hesaba katarak sosyal hayata tempolu bir şekilde geri dönmek çok etkili olacaktır.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 53214815-1080-4226-ab98-6665f52cf872-removebg-preview.jpg

Doreen Dodgen-Magee, teknolojinin insanları nasıl şekillendirdiğine odaklanan bir psikolog, yazar ve konuşmacıdır. Restart: Designing a Healthy Post Pandemic Life (Yeniden Başlamak: Sağlıklı Pandemi Sonrası Yaşamı Tasarlamak) adlı kitabın yazarıdır.

Bu makale Psychology Today’de yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş