Walter Benjamin, Fotograf: Gisèle Freund

Jurgen Masure |

Benjamin ölümünden 80 yıl sonra hala gelmiş geçmiş en sözü geçen felsefecilerden biridir.

Oğlumuzun adı Benjamin.

Adını Walter Benjamin’den alıyor.

Bu bir şaka değil. Walter biraz eski bir isimdi. Benjamin ise, kulağa genç, uçarı geliyor. Belki kendinize soracaksınız, ‘Ne? Kimdir bu Walter Benjamin? Ve neden oğlunuza onun adını verdiniz?’

İşte, bunun nedenleri var.

Alman Yahudi felsefeci Walter Benjamin (1892-1940) Avrupa modernitesinin en önemli görgü tanıklarından biri. Yoldaşları Bertolt Brecht ve Lásló Moholy-Nagy ile birlikte, avangart bir gerçekçiliği, yaşamdaki şeyleri yeni bir görme ve anlama yolu olarak yeniden şekillendirdi. Bu edebiyat eleştirmeni, genellikle Frankfurt Okulu’nun en önemli temsilcileri olan Theodor Adorno veya Max Horkheimer (bir arkadaşı) ile anılır.

Ancak Benjamin bir uyumsuz olarak kaldı.

Bir fırtına, bir cennet

Benjamin’in kent, gençlik, teknoloji, edebiyat ve tarih ile ilgili düşünceleri yüzyılın başında modernizmden postmodernizme geçişte önemli bir rol oynadı.

Adı edebiyat eleştirisi, felsefe, teoloji, tarih ve sanat tarihinde hala çok popüler ve etkilidir. 1990’larda ve 2000’lerin başında, son derece yaygın olarak okunan bir yazardı.

Sık sık Benjamin ve fikirleri üzerine düşünürüm. Özellikle yarın bunu yapacağım. Bundan tam 80 sene önce, 26 Eylül’de trajik bir şekilde hayatını kaybettiği gün.

İkinci Dünya Savaşı’nın başında, Haziran 1940’da, Almanlar Paris’i işgal etti. Benjamin bir süre Fransa’nın başkentinde yaşadı. Hayatı boyunca bu felsefeci gezgin şehirden şehire, köyden köye gittiyse de, Berlin her zaman evi oldu.

Her neyse, Benjamin Paris’te Alman felsefeci Hannah Arendt ve Alman yazar Herman Hesse gibi tanınmış figürlerle tanıştı ve dost oldu.

Alman işgalinden dolayı kız kardeşiyle birlikte Fransa’nın güneyine, Lourdes hac bölgesine kaçtı. Yahudi olduğu için göz hapsindeydi. Max Horkheimer Amerika’ya gitmesi için vize almasına yardımcı oldu. Benjamin umutlanmıştı.

Normal şartlarda bunun işe yaraması gerekirdi. Eğer tarafsız Portekiz’den geçerse, Amerika’ya sorunsuz ulaşacağını düşündü. 25 Eylül 1940’ta Yahudi sığınmacılardan oluşan bir grupla birlikte kendisini hemen İspanyol sınırının karşı tarafında buldu.

Ancak o sırada Fransa-İspanya sınırı kapandı.

Franco’un polisleri gruba kendilerini tutuklayacaklarını bildirdi. Ertesi sabah kendilerini Nazilere teslim edeceklerini söylediler. Ederlerdi de. Benjamin kaderini kendi ellerine aldı. 26 Eylül 1940’ta Katalonya’da, Portbou’da bir otel odasında aşırı dozda morfin alarak intihar etti.

Henry Gurland ve Theodor Adorno’ya yazdığı bir mektupta şöyle demişti: Çıkışı olmayan bir durumda, başka seçeneğim yok. Hayatım, Pirene’de, kimsenin benii tanımadığı bir köyde son bulacak. Düşüncelerimi arkadaşım Adorno’ya iletmeni ve içine düştüğüm durumu izah etmeni rica ediyorum. Yazmak istediğim herkese mektup yazacak kadar zamanım yok.

Ertesi gün sınır tekrar açıldı – tam bir trajedi.

Benjamin fırtınası felsefe cenneti için hazırdı.

Kent ve avare

Birkaç yıl önce felsefe eğitimi alırken hocalarımızdan biri bize, öğrencilere, felsefecilerin ne yaptığını anlatıyordu: “Felsefeci,” dedi, “gelip, ortaya bir sürü soru atıp, sonra giden biridir.” Bunlara makul cevaplar formüle etme işi ise diğer disiplinlerden bilim insanlarının işidir.

Bununla birlikte, Benjamin, siz onu okurken, biraz kafa karışıklığı gerektiren düşünürlerden biridir, çünkü cevaplarından biraz esneklik talep eder. Her soru bir açıklama içerir ve her soru bir soruyu yanıtlar.

Belki de René Descartes, Aristotle veya Jean-Jacques Rousseau gibi seksi bir isim değildir. Doğru yerde kullanılan bir Nietzsche alıntısıyla taşı gediğine koymak her zaman kolaydır. Benjamin ile, tam da şifreli tarzı nedeniyle, bunu yapmak biraz daha zorludur. Ancak bu onu daha az çekici yapmaz.

Ölümünden seksen yıl sonra bile bize bugün dünyanın yeni biçimlerini yaratmanın yollarını gösteriyor. Başka yere bakmanın cazip geldiği veya her şeyi bildiğini, her şeyi gördüğünü ve açıkladığını veya her şeyi ele aldığını varsayarken bu önemlidir. Onun dünya görüşü hala son derece geçerlidir.

Örneğin Walter Benjamin bize şehir hayatını nasıl deneyimleyebileceğimizi öğretir. Şehir hayatı üzerine yaptığı çalışmalar, gezici bir şehir sirki gibi okunur. Paris, Berlin, Marsilya, Moskova ve Napoli hakkında alıntılar ve notlar yazmıştır. Bunlar genellikle felsefi düşünceler, edebiyat, yaşam, sanat ve işle ilgili aforizmalardı.

Şehir hayatı fikri onun düşüncesinde önemli bir yere sahiptir. Pasajlar hakkındaki açıklamaları, Charles Baudelaire, avare (19. Yüzyılın Başkenti Paris) hakkındaki fikirleri veya boğulmakta olan Weimar cumhuriyeti hakkındaki görüşleri 2020’deki kentsel araçları (Tek Yön) öngörmeye yarayabilir.

Kafka ve Marx

Benjamin’in eserleri burada, kitaplığımızda belirgin bir şekilde sergileniyor. Umarım bir gün Benjamin (oğlum) daha sonra Benjamin’den (filozof) benim kadar hoşlanır. Baskı yok evlat. Benjamin (filozof) sayesinde Benjamin’in (oğlum) memleketini (bu neresi olursa olsun) tamamen farklı bir şekilde deneyimleyebileceğini umuyorum.

Ama Benjamin’i (filozof) bu kadar çekici kılan (Oğul Benjamin, elbette güzel annesi yüzünden bu kadar çekicidir) nedir? Walter Benjamin kesinlikle her şey hakkında yazmıştır.

Sürrealizmi, Alman Romantizmini, Yahudi mistisizmini, edebi eleştiriyi, reklam sloganlarını ve Marksizmi yeni modern Avrupa’nın gelişen kentsel peyzajında ​​yeni bir dünya ortaya çıkarmak için harmanlamıştır.

Sıklıkla çok açık olmayan konular hakkında yazdı. Haşhaş hakkında. Radyo ve film hakkında. Gezinmek hakkında. Yol işaretleri hakkında. Çocuk hikayeleri hakkında. Kumar hakkında. Pornografi hakkında. Fotoğraf montajları hakkında. Gençliği hakkında. Kafka hakkında. Oyuncaklar hakkında. Rüyalar hakkında. Tarih hakkında. İlerleme hakkında. Aklınıza ne gelirse.

O benzersiz bir entelektüel hepçildi. Onu bu yüzden seviyorum.

Hevesle yazdığı her cümle bir felsefi repertuvara sahiptir. Her soru, bir şeyleri tekrar sorgulamanızı sağlayan bir cevap içerir. Benjamin, Kahlil Gibran’ın Nebi‘si gibidir, ancak biraz daha muğlaktır.

Çalışmasının niteliği, felsefenin sistematik özünü gizler: şüphe. Ebedi şüphe. O eski Sokratik yöntem. Benjamin Yahudiydi. Ancak radikal bir Siyonist değildi.

Marksizm ona ilham verdi, ancak Rus Devrimi’ni bir başarısızlık olarak gördü. Benjamin her zaman hareket halindeydi. Her yerde evindeydi ve hiçbir yerde evinde hissetmiyordu. Felsefesi göçebeydi.

Seçimler ve onları yapmak çalışmalarının önemli bir parçasıdır. Buna bizzat şahit oluruz. Kimliğimizde, kim olduğumuzda, ne istediğimizde, verilmiş yolumuzu nasıl öngördüğümüzde. Hayatın yolu temel seçimlerle doludur. Ve tesadüfle.

Sanat ve Teknoloji

Bazen Benjamin’in (filozof) internet gibi bir fenomene nasıl bakacağını merak ediyorum. Örneğin beğen düğmesi hakkında ne düşünürdü? Hoşuna gider miydi? Ben öyle düşünmüyorum. Kendisinin Fransız varislerinden biri olan Jean Baudrillard’ın bu konuda yazacağına benzer bir şekilde düşünmesi muhtemeldi.

Her şey simülakr! Hiçbir şey hissetmiyoruz! Sadece deneyimliyoruz. Benjamin için tamamen farklıdır. Bazı şeylere sadece katlanırsın. Onları paylaşmazsın. Bu tür bir yabancılaşma, bana Karl Marx’ın üretim süreçlerinde işçiler hakkında yazdıklarını hatırlatıyor.

Birbirimize ne kadar bağlı olursak, bireyler olarak o kadar kopuk hissederiz. Bu, Marx’ın yabancılaşma teorisiyle ne demek istediğinin açık bir yansımasıdır.

Çünkü evet, dürüst olalım: bir şeyi ne kadar çok seversin?

Bugün hala yeniden basılan en etkili eseri, 1936’da yazdığı “Mekanik Yeniden Üretim Çağında Sanat Eseri” dir.

Teknolojinin hayatımızdaki rolüne dair bu eleştirel ama umutlu makale, genellikle yeni teknolojileri, teknolojik araçları (akıllı telefon gibi) ve günlük hayatımız üzerindeki etkisini sorgulayanlar için bir rehber görevi görür. Bu genellikle televizyondan internete, nanoteknolojiden otomasyona, ICQ’dan TikTok’a kadar çok çeşitli konuları içerir.

Süreksizlik, önemsizlik ve bayağılık: bunlar çalışmalarındaki temel kavramlardır. Bir kişi her gün bir şeyler yaşar. Benjamin kendine, deneyimin nasıl gerçek olabileceği sorusunu sorar.

Bu son derece önemli bir sorudur.

Bu günlerde sürekli fotoğraf çekiyor, sürekli video çekiyor ve sosyal medyamıza durmaksızın içerik ekliyoruz.

Özellikle dünya çapında giderek daha fazla insanın yoğun kentsel alanlarda yaşayacağını gözlemlediğinizde, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun % 80’i şehirlerde yaşayacak.

Tüketim toplumumuzun ne kadar ürün ürettiğini gördüğünüzde, her sezon yeni bir moda, her yıl yeni bir akıllı telefon istiyoruz. Gezegenimizdeki kaynakları beşeri bilimlerin (ekonomik) iyiliği için kullanır, kötüye kullanır ve tüketiriz. Dünya, gittikçe değiştirdiğimiz cihazlara daha çok benziyor.

Ama gezegenimizi yerine koyamayız. Bu çok büyük ve önemli bir sorun. Dünya çapında yıllık sıcak dalgaları, orman yangınları, buzulların küçülmesi ve büyük kuraklıklar buna tanıklarımızdır. İklim değişikliği dünyayı değiştiren bir çatışma olacak.

Benjamin, kitleler için bir bilinç yaratmak istedi. Kitle adamı, kendi zamanında ışığı gördü. Taylorizmin altın çağını yaşadı. Sanayi ve seri üretim, özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ve İkinci Dünya Savaşı’ndan önce serpildi. New York bina açlığı içinde hızla yükseldi. Dünyanın merkezi, kıpır kıpır metropol olarak.

Bunun yanında, önemli bir toplumsal iktidar mücadelesi yaşanıyordu. Çoğu zaman, siyasetin işçi sınıfının toplumsal ihtiyaçlarına cevap veremediği görüldü. Kitleleri ıssız, hayal kırıklığına uğrattı ve kızdırdı – kitle insanı radikalleşti. İtalya’da, Almanya’da, bir darbenin gerçekleştiği İspanya’da.

Benjamin’in Almanya’sında başarısız Weimar Cumhuriyeti ağızlarda kötü bir tat bıraktı. Bu, bugün 2020’de ABD’de tehlikeli bir şekilde görülen bir duygu. Amerika Birleşik Devletleri bir ölçüde dağılmakta olan Weimar Cumhuriyeti’yle kıyaslanıyor.

Bu görüş tamamen haksız değildir.

Dünya çapında bazı şeyler olduğunu görüyoruz. Öfkeli # BlackLivesMatter protestolarından, Paris’te polisle savaşan sarı yeleklilere, şiddetli Trump destekçilerinden, isyankar Yokoluş İsyanı aktivizmine kadar dünya çapındaki protestoların kimi zaman korkunç olan görüntülerine bakın. Çin’in egemen dünya gücü ve iklim değişikliği olarak yükselişinden bahsetmeye bile gerek yok.

Bir şeyler oluyor.

Benjamin (oğlum) yoğun şehirleşmiş bir dünyada, iklim değişikliği nedeniyle değişen bir dünyada, teknolojinin baskın bir rol oynayacağı bir dünyada büyüyecek. Bu dünyada, her yerdeki her şey ve herkes her zaman birbiriyle bağlantıda. İşte tam da bu nedenle, bu tür gelişmeleri eleştirel, araştırıcı ve ‘normal’den farklı bir şekilde sorgulamasına yardımcı olabilecek iyi bir rehbere ihtiyacı var.

Sadık ebeveynler olarak, biz ona yardımcı olacağız.

Ama Benjamin (filozof) Benjamin’e (oğula) bu sorularda yardımcı olabilir.


Bu makale medium.com sitesinde yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevirilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş