Önce iktisat politikası yapımını etkileyen faktörler ile başlayalim:

1-) Yasal-Kurumsal Faktörler

2-) Ekonomik Faktörler

3-) Sosyal Faktörler

4-) Davranış Biçimleri

5-) İdeolojik Faktörler

1-) Yasal-Kurumsal Faktörler

Çıkarılan yasanın ekonomi politikasını veya ekonomik davranışları nasıl etkileyeceğini gösterir. Mesela Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK)’nın çıkardığı yasalar yasal-kurumsal faktörlere örnektir.

Yasal-Kurumsal Faktörlerin Türkiye’nin iktisat politikalarındaki etkisi çok büyüktür. Çünkü Türkiye liberal ekonomik sistemi benimsediği için serbest piyasa ekonomisinde piyasa mekanizması esas alındığı için Bağımsız Denetleyici ve Düzenleyici Kurumların çıkardığı yasalar piyasa mekanizmasının işlerliğinin sağlanması, rekabet ortamının sağlanması, tüketici haklarının korunmasını, ekonomik sistemin işleyişini sağlar.

2-)Ekonomik Faktörler

Ekonominin ihtiyacı olan gerekli kaynakların sağlanması şeklinde tanımlayabiliriz. Örnek verecek olursak rüzgar enerjisi ihtiyacı için rüzgar tribünü yatırımı veya güneşlenme süresini arttırmak için güneş enerjisi yatırımı, doğalgaz yatırımı bunların hepsi iktisat politikası yaparken bakacağımız ekonomik faktörlerdir.

Türkiye ne yazık ki bu konuda etkili politikalar izleyemiyor. Doğalgaz ihtiyacımızın %99’u ithal olarak sağlanıyor. Almanya güneş enerjisi için çok büyük miktarda yatırımlar yapıyor. Ayrıca neredeyse tüm Avrupa ülkeleri atmosfere zarar verdiği için yakıt olarak motorin kullanan araçların üretimini durduruyor. Türkiye’de hala motorin yakıtlı araçlar kullanılıyor hatta kullanımı günden güne artıyor. Dünya artık elektrikli araçlara geçiş yapıyor. İnsansız araçlar üretilmeye başlanıyor. Teknoloji aktif şekilde kullanılıyor. Fakat Türkiye’de bu saydıklarımız ve yapay zeka hala gelişen ülkelerin 50 yıl öncesinde kalıyor. 

3-) Sosyal Faktörler

Nüfus yapısı, genç- yaşlı nüfus oranı, nüfusun sağlık hizmeti, eğitim hizmeti gibi etkenler iktisat politikasının yapımını etkiler. Türkiye’de bu faktör hiç dikkate alınmamaktadır. Eğitimden örnek verecek olursak eğitim sistemimiz gün geçtikçe geriye doğru gitmektedir. PISA testinde Türkiye OECD ülkelerinin ortalamasının hep altındadır ve her sene sıramız geriye doğru gitmektedir. Mesela kamuda iktisat bölümü diye bir kadro yoktur. Üniversitelerden insanlar mezun olunca kaygıya kapılmaktadır. Gelecek kaygısı her sene artmaktadır. İstihdam politikaları yeterli düzeyde değil gün geçtikçe işsizlik oranı artmaktadır hatta genç işsizlik oranı rekor kırmaktadır. Türkiye’de iktisat politikası yapımındaki karar birimleri bu faktöre gereken önemi vermemektedir.

4-) Davranış Biçimleri

Davranış biçimleri bizim nasıl ekonomik sisteme nasıl gözle baktığımızı gösterir. Mesela biz piyasa gözüyle mi bakıyoruz veya devletçi, müdahaleci olarak mı bakıyoruz, davranışlarımız hangi yönde hangi yöne alıştık vb. Örnek verecek olursa Peter Drucker Macaristan’da sosyalizmden sonra bazı işletmelerin genel müdürüyle konuşmuş ve genel müdürlük yapmayı bilmeyenlerin sayısı fazlaymış, çünkü oradaki insanlar sosyalist düzene alıştığı için sosyalist düzenden sonra kapitalist düzene geçince alışmakta zorluk çekmişlerdir.

Etkisine bakacak olursak Türkiye, zenginlerin daha da zenginleştiği fakirin ise daha da fakirleştiği bir ülkedir. Bu yüzden iktisat politikaları yapılırken hep bu zengin kesimin liberal görüşleri dikkate alınır. Fakir kesim ekonomi politikası yapan karar birimlerine sesini duyuramaz duyursa dahi dikkate alınmaz.

5-) İdeolojik Faktörler

Ekonomik sistemler ideolojiler üzerine kuruludur. Ve bu faktör hangi sistem geçerliyse o sisteme yönelik politika yapılmasını gösteren faktördür. Ekonomik sisteminiz ne ise ona göre bir politika yapmalısınız. Eğer sizin sisteminiz sosyalizm ise gelir dağılımında adaleti sağlayacak bir politika izlemelisiniz. Ya da kapitalist bir sisteminiz varsa sizin üretici gücünüz sermayedir ve buna göre bir politika izlemelisiniz.

Türkiye’de yapılan politikalarda bu faktör hiç dikkate alınmamaktadır. Türkiye’de ekonomi karar birimleri, daha kendi ekonomik sistemini bile tanımlayamamaktadır. Karma karışık bir ekonomik sistem içindedir. Örnek verecek olursak Merkez Bankası tek başına birden fazla ekonomik süreç politikası amacı gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Merkez bankası sadece para politikasıyla bütün amaçları gerçekleştirmeye çalışır. Oysa ki Avrupa ülkelerinde ekonomik sistem ne ise ona göre ekonomik süreç politikası amaçları belirlenir ve bunları hem merkez bankası hem de maliye bakanlığı politikası araçlarıyla beraber yapılır. Örneğin sosyalist bir düzene sahipsek Merkez bankası ve Maliye bakanlığı eşanlı politikalarla gelir dağılımında adalet sağlamaya çalışmalıdır.