SİMGELEŞMİŞ FOTOĞRAFLARIN ÖYKÜSÜ: Che Guevara ya da bugüne kadar çekilen en ünlü fotoğraf

Che Guevara’nın bu fotoğrafı, şimdiye kadar çekilmiş en simgesel fotoğraflardan biri olarak anıldı. Hepimiz devrimci simgenin bu imgesini biliyoruz: karışık hippi saçları, dağınık sakalı, beş köşeli komünist yıldızı olan beresi ve gözlerindeki kızgın bakış – yas ve öfkenin bir karışımı. Bu güçlü bakış geçmişten günümüze kadar uzanıyor, ama Che’nin kızgın bakışının nedeni neydi? Ve böyle bir fırsatı yakalayıp, kaçmasına izin vermeyen şanslı fotoğrafçı kimdi?

Arka plan

1959’da, Fidel Castro ve Arjantinli Ernesto Guevara İsyancılar olarak bilinen gerilla yoldaşları ile birlikte, bir devrim başlatmak üzere Küba’daki rejimi devirdiler. Ernesto, Küba Devrimi’nin uluslararası diplomasi temsilcisi, Maliye Bakanı ve Küba Ulusal Bankası Başkanı (ki bu bir komünist için oldukça ironikti) gibi görevleri üstlenerek “Komutan Che Guevara” oldu.

Korda, Küba Devrimi’nin resmi fotoğrafçısıydı. Sakallı liderlerin güvenini kazanarak Devrim’in ilk yıllarına damgasını vuran şiirsel bir ikonografiyle, görsel günlüğünü hayata geçirdi.

Moda dünyasından gelen Alberto Diaz Gutierrez “Korda” (Havana, Küba, 14 Eylül 1928 – Paris, Fransa, 25 Mayıs 2001), lakabını kendisi ve ortağı Luis Peice Byers’ın 1953 ve 1968 yılları arasında sahip oldukları fotoğraf stüdyosunun adından alıyordu. Korda ismi, o güne kadar dünyanın en çok satan fotoğraf filmi olan Kodak’a fonetik olarak çok benziyordu. Küba’daki moda fotoğrafçılığının öncülerinden biriydi, bu yüzden Karayipler’de bir devrimin erotik tarafından nasıl yararlanacağını biliyordu. Ama Alberto Korda aynı zamanda şanslı bir adamdı – muhtemelen bir gün simgesel bir fotoğrafla tanınacağını düşünmemişti. Profesyonel hayatının başında bir reklam satıcısı olan Korda, neredeyse bir gecede, dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından biri haline gelerek, yüzlerce röportaj, sergi, kitap teklifi aldı. Che portresi belki de tarihte en çok çoğaltılan imgelerden biri oldu.

En ünlü fotoğrafını çekmeden çok önce, Korda’nın moda endüstrisi için çektiği fotoğraflar

 “’63 veya ’64’te ilk şeker kamışı kesme makineleriyle fotoğraf çekmem istendi … Çok mutlu bir şekilde Che Guevara’ya yaklaştım ve ‘ Komutan, gazete beni  birkaç fotoğraf çekmem için gönderdi ‘ dedim. ‘Nerede doğdun Korda?’ diye sordu bana, ‘Havana’da’, dedim; ‘Şehirde mi, yoksa kırsalda mı? ’, ‘Şehirde komutan’. ‘Hiç şeker kamışı kestin mi?’, ‘Hayır’ diye cevapladım. Cevabım üzerine baş korumasına döndü ve şöyle dedi: ‘Havana’lı gazeteciye bir pala verin ki halkın hasadına yardım etsin’. Ve fotoğraflarını çekmeme izin vermeden önce bir hafta boyunca bana şeker kamışı kestirdi ”. -Korda.

 “Kahraman Gerilla Savaşçısı” – Ütopya’nın görsel sembolü

4 Mart 1960’ta, La Coubre gemisi emeklemekte olan Küba Devrimi’nin Silahlı Kuvvetlerini desteklemek ve tedarik etmek üzere silah ve 70 ton mühimmat yüklü olarak, Anvers’ten Havana limanına geldi. Bağlandıktan sonra, gemide birbiri ardına gizemli bir şekilde iki patlama meydana geldi; gemideki mükemmel bir şekilde zamanlanmış ağır silahlar, yaklaşık yüz kişinin ölümüne neden oldular.

Zamanında tıp okumuş olan Komutan Che Guevara, kendisi ve Küba Devriminin ileri gelen diğer üyeleriyle birlikte, çoğu ölümcül yaralar alan yaralılara yardım etmek için olay yerine gittiğinde trajedinin büyüklüğüne birinci elden tanık oldu.

La Coubre’deki ikinci patlama (Fotoğraf: Jose Agraz)
Che Guevara (ortada) ve Fidel Castro (en solda) 5 Mart 1960’da Küba’da, La Coubre patlamalarında ölenler için Havana’daki Colón mezarlığına yapılan anma yürüyüşünde (Fotoğrafçı bilinmiyor).

Ertesi gün, 5 Mart’ta, Havana’da Colón mezarlığındaki toplu cenazede Fidel Castro halka seslenerek, CIA’yı suçladı ve olayı “sabotaj” olarak nitelendirdi. O gün ilk kez, devasa bir Küba bayrağıyla kaplı bir binanın tepesinde, Castro tarihi sloganını attı: “Vatan ya da ölüm!”. Hükümet üyelerinden oluşan maiyeti ve Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir gibi uluslararası düzeyde önemli entelektüel figürler olan konukları tarafından desteklendi. Che Guevara da oradaydı.

Simgeleşmiş fotoğraf nasıl çekildi?

O gün 32 yaşındaki Kübalı fotoğrafçı Alberto Korda “Revolución” gazetesi tarafından etkinliği fotoğraflamak üzere görevlendirildi. Kapalı bir kış öğleden sonrasıydı. Işık kurşuni gökyüzünün altında biraz donuktu. Biri hariç, platformdaki kürsüde söz alan tüm önemli figürleri fotoğraflamıştı. Aniden sahnenin arkasında beliren Che’yi farketti. Korda ondan yaklaşık sekiz metre uzaktaydı. Che eğildi ve kalabalığa doğru düşünceli bir şekilde baktı. Fotoğrafçının yanında, eski bir 35 mm Leica M2’ya takılan 90 mm lens (portreler için mükemmel olan kısa bir telefoto lens) vardı. Hızlı bir şekilde lensi taktı ve önce yatay bir çerçeveyle deklanşöre bastı, sonra dikeye geçti. Che Guevara bir an için yas tutan kalabalığa göz attı ve kısa süre sonra sahnenin dibinde tekrar kayboldu. Fotoğrafçı için bu kısa şans anı göz açıp kapayıncaya kadar geçti, ama fotoğrafçı Neil Leifer’in dediği gibi, “Şansa hazır olmalısın”.

Yukarıda, Korda’nın toplu cenaze günü çektiği kalabalık sekansının küçük formatlı film şeritlerinden kontak baskısı. Aşağıda, simgeleşmiş fotoğraf. Dikey fotoğrafta birinin kafası Che Guevara’nın arkasında göründüğü için daha sonra kullanılmamış.

O anda Korda özel bir an yakaladığını biliyordu. Bilmediği, 20. yüzyılın en temsili imgelerinden birini yakalamış olduğuydu; dünyadaki tüm devrimlerin simgesi haline gelen ve aynı zamanda tarihin en çok üretilen portrelerinden biri olan imgeyi. Fidel Castro’nun tüm konuşmalarından daha değerli bir fotoğraf. Che Guevara o gün sadece 31 yaşındaydı.

İronik bir şekilde, yıllar içinde Komünizm ideallerinin savunucusu ve kapitalizmin sadık düşmanı altın değerinde bir metaya dönüştü; Korda tarafından çekilen fotoğraf, ufak süs eşyalarını pazarlamak için en çok çoğaltılan görüntülerden biridir. Öte yandan, bu imge hala özgürlük savaşçılarının ve asi gençlerin bayrağı olmaya devam ediyor.

 “Che, devrimin rock yıldızıydı. Bir moda fotoğrafçısı olarak Korda, içgüdüsel olarak bunu algıladı ve yakaladı… Bir de Küba devrimi var ve bu boşluğu, dağınık saçları ve sakalları, erkeksi çekicilikleri ile bu maço adamlar dolduruyor. Birden Norman Mailer ve tüm radikal şık topluluk zevkten çıldırıyor. Che hepsini avucunun içine almıştı ve bunu biliyordu. Bilmediği şey, elbette, bu imgenin onu ne kadar tanımlayacağıydı. ” – Lawrence Osborne, New York Observer, 2003

Korda, negatiflerini 1968’de Küba hükümetine bağışladı, ancak fotoğraflarının çoğaltılma haklarını korudu ve ölümünden kısa bir süre önce, Che’nin fotoğrafının Smirnoff votkasının reklamında uygunsuz kullanımı ve manüple edilmesinden dolayı Lowe Lintas ve Rex Features reklam ajanslarına karşı dava açtı.

Ünlü fotoğrafın birkaç orijinalinden biri, 2013 yılında Viyana’daki bir açık artırmada 9.000 doların üzerinde bir fiyattan satıldı. 2016 yılında Korda’nın en küçük oğlu, babasının Leica kameralarından birini (sanatçının “Guerillero Heroico” yu çektiği ve Küba Devrimi’nin ilk yıllarını belgelediği kameranın benzerini) 20.340 dolara sattı.

Bu makale Agora Review’de yayınlanan İngilizce orijinal versiyonundan çevrilmiştir.

Çeviri: Irmak Gümüşbaş