Wilbur Ross başkanlığındaki bir ABD delegasyonunun Pakistan’i ziyareti, bazı nedenlerden dolayı yakından izlendi. İlginc olan, ABD heyetin’in 26 Şubat 2020’de yani ABD Başkanı Donald Trump’ın 24-25 Şubat tarihleri arasında Hindistan’a yaptığı iki günlük ziyaretten bir gün sonra Pakistan’ı ziyaret etmesi oldu. Ayrıca, bu ziyaret Taliban ile ABD arasında 29 Şubat’ta Katar’da imzalanan barış anlaşmasına günler kala gerçekleşti.

Beklendiği üzere ziyaretten herhangi önemli kazanım olmamasına karşın, her iki taraf ta ikili ticari ilişkilerin güçlendirilmesi gereği üzerinde mutabakat kaldı. 2016 yılından bu yana ABD, Pakistan’da 1,4 milyar dolarlık yatırım yaptı (resmi ABD tahminlerine göre). Her iki ülke arasındaki ikili ticaretin 6 milyar doların biraz üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Enerji, petrol, gaz, tarım ve gıda imalatı gibi alanlarda her iki ülkenin de ekonomik ilişkileri gelistirebilecegi potansiyel sektörler mercek altına alındı. ABD, ayrıca Pakistan’da e-ticaret sektörüne yatırım yapmayı değerlendirdiğini dile getirdi. Bu yatırımın Uluslararası kalkınma ve finans kurumu (IDFC) aracılığıyla yapılması muhtemeldir.

Pakistan’nın ABD ile ekonomik ilişkilerinin güncel durumu

Her iki tarafta son aylarda ekonomik ilişkileri güçlendirmeye çalışıyor. İslamabad’ın, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesine yardım etmesi durumunda, Pakistan ile Serbest Ticaret Anlaşması (FTA) yapılmasını dile getiren ABD’li yetkililer, Pakistan’ın sadece Çin’e bağımlı olmaktan ziyade ABD ile işbirliği yaparak daha fazla çıkar sağlayabileceğini defalarca dile getirdiler.

Çin – Pakistan Ekonomik Koridoru projesinin (CPEC) tuzak noktaları çeşitli vesilelerle – özellikle ABD Dışişleri Bakanlığı Güney ve Orta Asya masası müsteşar yardımcısı Alice Wells tarafından defalarca vurgulanmıştır. Pakistan’da bulunan Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti de, İslamabad’ı Çin ile olan ticari ilişkilerini ve Çin’e olan ticaret bağımlılığını azaltmaya ve diğer ülkelerle Serbest Ticaret Anlaşmaları yapma imkânlarını gözden geçirmeye çağırdı.

Pakistan, Çin – Pakistan Ekonomik Koridoru projesine (CPEC) verdiği desteği kamuoyu önünde yeniden açıklamasına rağmen, ABD ve diğer ülkelerle yakın ekonomik ilişkilerin önemini de göz ardı etmiyor. Üst düzey toplantılarda daha yakın ekonomik ilişkilere duyulan ihtiyaç sürekli gündeme geldi.

Imran Khan – Wilbur Ross görüşmesi. Fotoğraf: Başbakanlık ofisi, Pakistan

Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mehmood Qureshi, Ocak 2020’de ABD’ye yaptığı ziyaret sirasinda, daha fazla yabancı direkt yatırımlar ve Pakistanlı işadamlarına yönelik vize kısıtlamalarının kaldırılması gereğinden sözetti. Qureshi bir basın toplantısında yaptığı konuşmada, Pakistan’da ABD yatırımları için muazzam bir potansiyel olduğunu, ancak olası sektörlerin ve önceliklerin belirlenmesi gerektiğini belirtti.

Pakistan’ın Çin dışındaki ülkelerle ekonomik ilişkileri güçlendirme çabaları

Pakistan, Rusya ile ekonomik ilişkileri yeniden canlandırmaya çalışıyor. Aralık 2019’da bir Rus heyeti Pakistan’ı ziyaret etti. Demiryolu ve savunma gibi bazı alanlara 10 milyar dolarlık yatırım taahhüttü verdi. Bir çelik fabrikasının yeniden inşası dışında bazı önemli enerji ve demiryolu projelerine yönelik ilgisini beyan etti

Başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere, Pakistan; Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkeler ile ekonomik ilişkileri daha da gelistirmeye çalışıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şubat ayında Pakistan’a yaptığı ziyarette, her iki taraf ta iki ülke arasindaki ticaret hacminin kısa vadede 1 milyar dolara yükseltilmesi ve Pakistan’daki Türk yatırımlarının su anki seviyenin üzerine çıkarılması konusunu müzakare etti.

Çin – Pakistan Ekonomik Koridoru Projesi (CPEC)

Burada önemli olan, Wilbur Ross ziyareti sırasında Pakistan’ın CPEC projesinde ABD’nin de yatırım yapmasi olasılığını da tartışması oldu. İlginç olan ABD’nin bu konuda herhangi bir açıklama yapmamış olmasidir. Pekin’in buna nasıl tepki vereceğini ileride göreceğiz.

Pakistan ziyareti sırasında Alice Wells; CPEC projesini eleştirerek, şeffaflıktan yoksun oldugunu ve projede kara listeye alınmış birçok şirketin yer aldığını belirtti.

Ancak ABD; CPEC’e katılmasi için Pakistan tarafından davet edilmiş tek ülke değildir. İslamabad bu konuda Suudi Arabistan’ın yanı sıra İran’la da ilişki kurmuştu. Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 2018 yılında CPEC ye Suudi yatırımların yapılması için anlaşmalar imzalandı.

Suudi Petrokimya devi Aramco, Gwadar Limanı’nındaki bir petro kimya kompleksine yatırım yapacak. İran ise Gwadar’ı (CPEC’in önemli bir bileşeni) Chabahar Limanı’na bağlamayı açıklamıştı.

Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Çin – Pakistan Koridoru Projesi’nin ikinci ve üçüncü safhasında da yer almayi degerlendirdigini açıklamıştı. Çin’in, Pakistan’ın Suudi Arabistan’ı projeye katılmaya çağırmasından memnun olmadığı yönünde haberler basına yansımisti.

İslamabad’ın, ABD heyetinin ziyareti ve diğer farklı gelişmeler ile birlikte çeşitli ülkelerle ekonomik ilişkilerini geliştirmek istediği açıktır.

Uzun zamandır sıfır toplamlı (zero summ) bir proje olarak değerlendirilen CPEC; Pakistan’ın diğer ülkeleri de projeye dahil etmeyi başarması durumunda kârlı bir proje haline bile gelebilir.

ABD’nin, Pakistan ile ekonomik ilişkileri gelistirmesine yönelik ilgisinin Afganistan’dan çekilmesiyle sınırlı olup olmadığı ve ekonomik ilişkilerin önemli bir gelişme sağlayıp sağlamayacağı henüz belli değil.

Çin – Pakistan Koridoru Projesi (CPEC) Pakistan’ın, İran ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle olan ekonomik bağlarının güçlendirilenmesinde rol oynayacak gibi görünüyor. Ayrıca, Pakistan’ın Rusya ile ekonomik ilişkilere öncelik verdiği de anlaşılıyor.

İslamabad gerçekten Güney Asya ülkeleri ile ilişkileri geliştirmek için gayret gösterirse, bu sadece Pakistan için değil bütün Güney Asya için yararlı olacaktır.

Bu makalenin İngilizce versiyonu The Geopolitics‘te yayınlanmıştır. Türkçe versiyonunun Görüş’te yayınlanmasına olanak verdiği için, Tridivesh Singh Maini’ye çok teşekkür ederiz. Çeviri: Turan Altuner


*Görüş gazetesi, farklı disiplinlerden, farklı görüş ve iceriklere açık bir platformdur. Makaleler Görüş gazetesinin editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.