
Birbiri ardından gelen kriz ve savaşların yarattığı kaos, kafaları karıştırıyor ve yaşananların gerçek özünü kavramayı giderek zorlaştırıyor. Ben bu tarihin seyrini anlamlandırmaya çalışıyorum — 35 yıllık deneyimime, bilgi birikimime ve bu süre zarfında hiçbir zaman temelden yanılmamış olan değerlendirmelerime dayanarak. Sergei Karaganov — 4 Mayıs 2026
Kökleri 1917’ye Uzanan Bir Savaş
Gerçek anlamda bir dünya savaşı başladı. Bu savaşın kökleri 1917’ye, yani Sovyet Rusya’nın kapitalist sistemden koptuğu yıla dayanıyor. O günden bu yana önce müdahale güçleri, ardından faşist Almanya ve neredeyse tüm Avrupa Rusya’nın üzerine saldırtıldı — ama sonunda kaybeden onlar oldu.
İkinci tur 1950’lerde başladı. Sovyet halkı büyük fedakarlıklar pahasına atom bombasını geliştirdi ve ABD ile nükleer alanda eşit duruma ulaştı. Karaganov’a göre bu adım, o dönemde tam olarak farkında olunmasa da, Batı’nın beş yüz yıllık egemenliğinin temelini yıktı. Zira bu egemenlik, dünyanın geri kalanını sömürmeyi mümkün kılan askeri üstünlüğe dayanıyordu.
1950’lerin ortasından itibaren Batı art arda askeri yenilgiler yaşadı. Bağımsızlık hareketleri güç kazandı, Batılı şirketler tarafından ele geçirilmiş kaynaklar millileştirildi. Küresel güç dengesi yavaş yavaş Batı dışı ülkeler lehine kaymaya başladı.
Reagan’dan Günümüze
Reagan döneminde ABD ilk kez karşı hamle yapmayı denedi: Askeri harcamaları hızla artırdı ve “Yıldız Savaşları” projesini gündeme getirdi. Ancak asıl dönüm noktası Sovyetler Birliği’nin iç nedenlerle çöküşüyle geldi. İdeolojik çekirdeğin erimesi ve ekonomik reformları erteleme, Sovyetler Birliği’ni çökertmişti. Batı bu gelişmeyi büyük bir zafer olarak kutladı — ama bu sevinç uzun sürmedi.
Karaganov’a göre mevcut savaşın doğrudan nedenleri 2000’lerin sonunda belirginleşti. Obama döneminde ilan edilen “Amerika Önce” politikası, artan askeri harcamalar ve yükselen Rusya karşıtı propaganda bu sürecin ilk işaretleriydi. Rusya’nın Kırım’ı yeniden ele geçirmesi Batı’da büyük tepkilere yol açtı. Minsk süreci işlevsiz kaldı, Ukrayna topraklarında Rusya’ya karşı savaş hazırlıkları sessiz sedasız sürdü ve Trump’ın ilk döneminde ekonomik savaş fiilen başladı.
Yapılan Hatalar
Karaganov, Rusya’nın 2022’deki müdahalesinde ciddi hatalar yapıldığını açıkça kabul ediyor:
Batı’nın Rusya’yı tamamen çökertme niyeti yeterince ciddiye alınmadı. Kiev rejiminin savaşa hazırlığı ve Ukrayna halkının tutumu hafife alındı. En büyük hata ise Rusya’nın elindeki en güçlü koz olan nükleer caydırıcılığın yeterince kullanılmaması oldu. Rusya kendini bir “özel askeri operasyon” çerçevesi ile sınırladı ve böylece düşmanın ekonomik üstünlüğünü avantaja dönüştüren bir yıpratma savaşının içine sürüklendi.
Şu anda dünya savaşının iki ana cephesi var: Ukrayna etrafındaki Avrupa cephesi ve ABD ile İsrail’in Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırma girişimleri. Karaganov’a göre sırada Güney Asya var; Venezuela zaten baskı altına alındı, Küba üzerindeki baskı da sürüyor.
Yeni Bir Politika Gerekiyor
Karaganov sekiz somut öneri sunuyor:
Birinci öneri: Ukrayna’daki yarım kalmış tutumdan bir an önce vazgeçilmeli. Bu tutum hem Ukrayna’yı tüketiyor hem de Rusya’nın yeniden canlanmakta olan gücünü zayıflatıyor.
İkinci öneri: Kiev rejimi sona erdirilmeli ve güvenlik gerekçesiyle Ukrayna’nın güney ile doğu bölgeleri Rusya kontrolüne geçirilmeli. Ancak Karaganov şunu da açıkça vurguluyor: Sıradan bir mevzi savaşıyla dünya savaşı kazanılamaz. Bu yolda devam edilirse yüz binlerce asker boşuna ölmüş olur.
Üçüncü öneri: Nükleer caydırıcılık politikası köklü biçimde güçlendirilmeli. Yeni START anlaşması müzakerelerinden vazgeçilmeli, orta ve uzun menzilli füze sistemleri hızla artırılmalı. Batı’nın yurt dışındaki varlıkları, üsleri ve lojistik bağlantı noktaları potansiyel hedef olarak değerlendirilmeli — çünkü Batı bu noktalara Rusya’dan çok daha bağımlıdır. Karaganov, İran’ın Amerika-İsrail saldırganlığına karşı sergilediği asimetrik savunmayı örnek gösteriyor: Düşmanın zayıf noktalarına vurmak, geri adım attırıyor.
Dördüncü öneri: Nükleer silah kullanım doktrini değiştirilmeli. Ekonomik veya demografik açıdan daha güçlü bir ülke tarafından saldırıya uğranması durumunda nükleer silah kullanımı yalnızca bir hak değil, aynı zamanda bir zorunluluk olarak tanımlanmalı. Karaganov önce nükleer testlerin yeniden başlatılmasını, ardından konvansiyonel saldırılar düzenlenmesini ve gerekirse nükleer hamle yapılmasını öneriyor.
Beşinci öneri: Avrupa cephesi için deneyimli bir komutan atanmalı. Bu komutana gerektiğinde nükleer silah kullanma yetkisi tanınmalı.
Altıncı öneri: “Nükleer savaşta kazanan olmaz” tezi terk edilmeli. Karaganov bu tezin yanlış olduğunu savunuyor. Nükleer silah kullanımını “büyük bir günah” olarak nitelendiriyor — ancak kullanmaktan tamamen vazgeçmeyi de eşit derecede büyük bir günah sayıyor, çünkü bu tutum savaşın genişlemesine zemin hazırlıyor. Şöyle diyor: “Rusya’nın olmadığı bir dünyaya ne gerek var?” — bu soruyu Putin’in daha önce sorduğunu dile getirdigini söylüyor Kaganov.
Yedinci öneri: Çin ile birlikte İran’a destek verilmeli. Orta Doğu’da Rusya, Çin ve Hindistan güvenceleriyle bölgesel bir güvenlik sistemi oluşturulmalı. Bu sistem İsrail’i de kapsayabilir.
Sekizinci öneri: Rusya ile Çin arasında on yıllık, yenilenebilir bir savunma ittifakı kurulmalı. Bu adım hem Batı’nın rövanş girişimlerini caydırır hem de Çin’in nükleer silahlarını hızla artırma ihtiyacı duymasını engeller.
Sonuç
Karaganov makalesini şu sözlerle noktalıyor: Tüm bu adımlar yalnızca Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için değil, insanlığı küresel bir felaketten korumak için zorunlu. Bunu başaramazsak, gelecek nesiller — eğer bir gelecek nesil kalırsa — bu sorumluluğu üstlenmeyenleri affetmeyecek.
Bu makale Rus stratejist ve tarihçi Sergei Karaganov’un 4 Mayıs 2026 tarihinde “Russia in Global Affairs” platformunda yayımlanan yazısının Russian Today Almanca versiyonundan Türkçe ye özet olarak çevirilmistir. Makalede ileri sürülen görüşler yalnızca yazara aittir ve gorus21.com’un görüşlerini yansıtmaz.

Bu makale ilk olarak 4 Mayıs 2026 tarihinde “Russia in Global Affairs” platformunda yayımlanmıştır. Prof. Sergei Karaganov, Rusya Dış ve Savunma Politikası Konseyi’nin Onursal Başkanı ve Moskova’daki Yüksek Ekonomi Okulu’nun (HSE) Uluslararası Ekonomi ve Dış Politika Fakültesi’nin Akademik Direktörü’dür.








































