Noam Chomsky Joins DiEM25 - DiEM25
Noam Chomsky

George Eaton*

ABD’li profesör, iklim krizinin, nükleer savaş tehdidinin ve artan otoriterliğin, insanlar için daha önce görülmemiş büyüklükte bir yok olma riski anlamına geldiği konusunda uyarıyor.

Noam Chomsky, iklim krizi, nükleer savaş tehdidi ve yükselen otoriterlik nedeniyle dünyanın insanlık tarihinin en tehlikeli anında olduğu konusunda uyarıyor. 91 yaşındaki ABD’li dil bilimci ve aktivist, New Statesman’a verdiği özel röportajda, mevcut tehlikelerin 1930’lardan daha fazla olduğunu söylüyor.

Chomsky “İnsanlık tarihinde buna benzer bir şey olmadı,” diyor. “Nazizmin Avrasya’nın çoğunu ele geçirebileceği tehdidini çok canlı bir şekilde hatırlayacak kadar yaşlıyım, bu boş bir endişe değildi. ABD askeri planlamacıları, savaşın ABD’nin egemen olduğu bir bölge ve Almanya’nın egemen olduğu diğer bir bölge ile biteceğini tahmin ediyorlardı … Ama bu bile, yeterince korkunç olsa bile, karşı karşıya olduğumuz Dünya’daki alışılagelmiş insan yaşamının sonu anlamına gelmiyordu.”

Chomsky röportajı, sağcı otoriterliğe karşı koymak üzere ABD eski başkan adayı Bernie Sanders ve Yunan maliye eski bakanı Yanis Varoufakis tarafından kurulan ve yeni bir örgüt olan İlerici Enternasyonel’in ilk zirvesinden önce (18-20 Eylül)  yapıldı. Hareketin “enternasyonalizm ya da yok oluş” sloganının bir yansıması olarak, Chomsky uyarıyordu:

“Çok şiddetli krizlerin şaşırtıcı bir kesişme noktasındayız. Bunların kapsamı, ünlü Kıyamet Saati’nin son ayarında gösterildi. Saat atom bombasının atılmasından beri her yıl ayarlandı, yelkovan ileri geri hareket etti. Ancak geçen ocak ayında, dakikaları bir tarafa bıraktılar ve gece yarısına saniyeler kalmaya geçtiler bu da son anlamına geliyor. Ve bu salgının tırmanışından önceydi. “

Chomsky, bu değişimin, “muhtemelen Soğuk Savaş dönemindekinden daha şiddetli olarak artan nükleer savaş tehdidini yansıttığını” söylüyor. “Büyüyen çevresel felaket tehdidi ve son birkaç yıldır dikkate aldıkları üçüncü şey, ilk başta bu değerlendirmeye ait değilmiş gibi görünen ama aslında öyle olan, demokrasinin hızlı bir şekilde bozulmasıdır. Çünkü soyumuzu tehdit eden iki varoluşsal krizle başa çıkmak için tek umut, bu krizlerle başa çıkmak için programlar geliştirmeye bağlı, katılımcı, bilgili vatandaşlarla canlı bir demokrasidir. “

Chomsky, “[Donald] Trump oldukça etkileyici bir şey başardı: üç tehlikenin her birinin tehdidini artırmayı başardı. Nükleer silahlar konusunda, ölümcül felakete karşı bir miktar koruma sağlayan silah kontrol rejiminin kaldırılmasının sürdürülmesi ve esasen sona erdirmek için harekete geçti. Yeni, tehlikeli, daha tehdit edici silahların gelişimini büyük ölçüde artırdı, bu da diğerlerinin de böyle yaptığı anlamına geliyor ve bu da hepimize yönelik tehdidi artırıyor,” diye ekliyor.

“Çevre felaketi konusunda, fosil yakıtların kullanımını en üst düzeye çıkarma ve mevcut rotamızda devam edecek olursak yaklaşan felaketin etkisini bir şekilde azaltan düzenlemeleri sona erdirecek çabaları artırdı.”

“Demokrasinin bozulması konusuna gelince, insanın gülesi geliyor. [ABD] hükümetinin yürütme organı muhalif seslerden tamamen arındırıldı. Şimdi geride bir grup dalkavuk kaldı.”

Chomsky, Trump’ı Brezilya, Hindistan, Birleşik Krallık, Mısır, İsrail ve Macaristan’dan oluşan yeni bir “gerici enternasyonal” in sembolik lideri olarak tanımlıyor.

“Batı yarım kürede önde gelen aday, Başkan Trump’ın bir nevi küçük çapta bir klonu olan [Jair] Bolsonaro’nun Brezilya’sı. Bu gerici enternasyonal Ortadoğu’da, dünyanın en gerici devletleri olan aile diktatörlüklerine dayanacak. [Abdel al-] Sisi’nin Mısır’ı, Mısır’ın bu güne kadar gördüğü en berbat diktatörlük. İsrail o kadar sağa kaydı ki, onu görmek için bir teleskoba ihtiyacınız var, dünyada gençlerin yetişkinlerden bile daha gerici olduğu tek ülke bu. “

“[Narendra] Modi, Hint seküler demokrasisini yok ediyor, Müslüman nüfusu ciddi şekilde bastırıyor, Keşmir’deki korkunç Hint işgalini büyük ölçüde genişletti. Avrupa’da, önde gelen aday, proto-faşist bir devlet yaratan Macaristan’daki [Viktor] Orbán’dır. Akdeniz’de boğulan mültecileri izlemekten zevk alan İtalya’daki [Matteo] Salvini gibi başka figürler de var,” diye ekliyor.

Birleşik Krallık için, ” Boris Johnson amaca hizmet etmezse, ki bunu yapabilir, [Nigel] Farage gelecek ve uygun bir aday olacak,” diyor. İngiltere hükümetinin “uluslararası hukuku ihlal etme ve Avrupa Birliği’nden tamamen kopma” tehdidinin “solmakta olan bir Britanya’yı olduğundan daha da fazla Birleşik Devletler’in kulu kölesi yapacağını” da ekliyor.

Chomsky, konseyinde eski gölge şansölye John McDonnell, romancı Arundhati Roy ve eski Ekvador başkanı Rafael Correa’nın da yer aldığı İlerici Enternasyonal’i “kendilerini adaletin, barışın, demokratik katılımın hüküm sürdüğü bir dünyaya ve az sayıda insanın kişisel çıkarlarına göre değil, genel nüfusun ihtiyaçlarına ve ilgi alanlarına göre uyarlasın diye toplumsal ve ekonomik koşulları değiştirmeye adamış insanların esnek bir koalisyonu” olarak tanımlıyor.      

22 ABD başkanlık seçimi yaşayan Chomsky, Trump’ın Demokrat aday Joe Biden tarafından mağlup edilmesi halinde görevden ayrılmayı reddetme tehdidinin eşi görülmemiş bir şey olduğu konusunda uyarıyor.

 “Seçimin sonucunu beğenmezse, ayrılmayacağını şimdiden defalarca açıkladı. Ve bu, eski askeri liderler olan iki üst düzey subay tarafından çok ciddiye alınıyor. Bu subaylar, Genelkurmay Başkanına bir mektup göndererek, Başkan’ın görevden ayrılmayı reddetmesi ve etrafında Portland’daki insanları terörize etmek için kullandığı paramiliter güçleri toplaması durumunda, Genel Kurmay Başkanının anayasal görevlerini kendisi için özetleyen bir mektup gönderdiler.   

 “Bu durumda ordunun, 82. Hava İndirme Bölümü’nün görevi, onu zorla görevden uzaklaştırmaktır. Bir dürüst görev değişim projesi var, Cumhuriyetçilerden ve Demokratlardan üst düzey insanlar; Trump’ın görevden ayrılmayı reddetmesi durumunda ne olacağını soran savaş senaryoları yürütüyorlar – senaryolardan her biri iç savaşa yol açıyor, Trump’ın zaferi dışında aklına gelebilecek her senaryo iç savaşa götürüyor. Bu bir şaka değil – parlamenter demokrasi tarihinde böyle bir şey olmadı.

 “Adamınız Boris Johnson’ın parlamentoyu tatil etmesi yeterince kötüydü, bu da öfkeye yol açtı. Anayasa Mahkemesi müdahale etti ama çok geçti. Burada [ABD] Anayasa mahkemesi, Trump’ın yönettiği sağcı atamalardan sonra müdahale etmeyecek, dolayısıyla daha önce hiç yaşanmamış bir durum bu. “

Chomsky, ABD solcularını bu kasım ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Biden’a oy vermeye ve ilerici bir gündem izlemesi için ona baskı yapmaya çağırıyor.

Solun yapması gereken her zaman yapması gereken şeydir: gerçek politikanın şu veya bu şekilde sürekli aktivizm olduğunu kabul etmelidir. Her iki yılda bir seçim denen bir şey gelir, birisine karşı oy kullanmaya, nadiren de birisi için oy kullanmaya, değip değmeyeceğine karar vermek için birkaç dakikanızı ayırmalısınız. Örneğin, İngiltere’deki Corbyn sürecinde, ona oy verirdim ama çoğu zaman soru ‘kime karşı oy kullanıyorsunuz’dur?”

“Bu defa bu sorunun cevabı son derece açık: Trump Cumhuriyetçileri o kadar rezil, o kadar aşırılar ki, onlara karşı oy verme vermek gerektiği konusunda hiçbir şüphe yok. Yani birkaç dakikanızı ayırıyorsunuz, oylama kabinine gidiyorsunuz, kolu itiyorsunuz, Trump’a karşı oy veriyorsunuz, ki bu iki partili bir sistemde diğer aday için oy vermeniz gerektiği anlamına geliyor. Ama yapacağınız bir sonraki şey onları zorlamak, onları ilerici programlara doğru ilerletmek için baskı yapmaktır. “

Hâlâ bir anarşist olarak tanımlanıp tanımlanmadığı sorulduğunda Chomsky şu cevabı veriyor: “‘Anarşist’ ile ne demek istediğimizi sormalıyız. Benim görüşüme göre, durup düşünecek olurlarsa, patolojik insanlar dışında herkes bir anarşisttir. Anarşizmin kökeninden itibaren temel ilkesi, meşruiyeti ispat yükünün otoritenin, tahakkümün ve hegemonyanın sırtında olduğudur. Onların meşru olduklarını kanıtlamaları gerektiğidir. Bazen meşrudurlar, bazen meşru olduklarını savunabilirsiniz. Savunamıyorsanız, dağıtılmaları gerekir.

 “Nasıl dağıtılmalılar? Bunun üzerinde çalışmalısınız, parmaklarını şıklatarak yapamazsınız. Organizasyonlar, mevcut toplum içinde gelecekteki toplumun unsurlarını geliştiriyor. Ama bence bu ideal, gerçekten patolojik unsurlar dışında, ahlaki sistemimizde neredeyse evrenseldir. “

*George Eaton, New Statesman’ın kıdemli çevrimiçi editörüdür.

Bu makale NewStatesman.com’da yayınlanan İngilizce orijinalinden çevirilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş