İstanbul’a İki Ayna: Vatan Millet Samatya ve Kafamda Bir Tuhaflık
Bayram tatilinde uzun zamandır ismiyle ilgimi çeken, ancak daha önce okuma fırsatı bulamadığım Seray Şahiner’in Vatan Millet Samatya adlı kitabını okudum. Kitabın sürükleyici hikâyesi ve akıcı dili beni etkilerken, Orhan Pamuk’un en çok sevdiğim kitabı olan Kafamda Bir Tuhaflık aklıma geldi. Her iki kitap da İstanbul’un ve kent insanının dönüşümünü etkileyici bir şekilde yansıttığı için, bu iki eseri doğal olarak karşılaştırmaya başladım ve düşüncelerimi kalıcı hâle getirmek için yazıya dökmeye karar verdim.
İstanbul Türk ve dünya edebiyatında güçlü karakterlerden biri olarak öne çıkar. Bu bağlamda, Seray Şahiner’in Vatan Millet Samatya’sında İstanbul şehri içinde yaşayan insanların enerjisiyle hayat bulur; samimi ve sıcak ilişkilerle dolu, aynı zamanda sokak sohbetleri, dedikodular ve küçük esnaf kültürünün ön planda olduğu bir yerdir. Şehir sadece bir arka plan değil, neredeyse yaşayan bir karakterdir. Fakir ama yalnız olmayan insanlar için mahalle kültürü samimi olduğu kadar boğucu da olabilir. Buna karşılık, Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık’ında İstanbul daha melankoliktir. Şehir sürekli değişir, eski mahalleler kaybolur ve insanlar giderek yalnızlaşır. Mevlut’un gece boza satarken İstanbul sokaklarında dolaşması aslında şehrin ruhunu hissetmektir. Şehrin fiziki, sosyal ve kültürel değişimi Mevlut’un gözünden okuyucuya sunulur. Gecekondular yerlerini apartmanlara bırakır; komşuluk ilişkileri eskisi gibi kuvvetli değildir ve maddiyat, insan ilişkilerinden çok daha önemli hale gelir. İstanbul’un bu değişen hali kalabalık olsa da yalnızdır.
Karakterlere bakınca ise, Şahiner’in romanında karakterler mahallelerde sıkça rastlanan mahallenin delisi, kabadayısı, esnafı, geveze adamı, dedikoducu teyzesini temsil eden tiplerdir. Psikolojik derinliktense davranışları, konuşma tarzları ve komiklikleri daha çok öne çıkar. Aynı zamanda topluluk kimliği bireyselliğin önüne geçer. Diğer tarafta, “Bir insan neden kendini ait hissedemez?” temel sorusunu içeren Pamuk’un romanında Mevlut saf, iyi niyetli, romantik ama zamana ve değişen İstanbul’a uyum sağlayamayan, aynı zamanda çok da zengin bir iç dünyası olan bir karakterdir. Bu romanda yabancılık, eksiklik ve iç huzursuzluk duygusu göze çarparken, Pamuk karakterlerin zihnine girip onların korkularını, utançlarını ve hayallerini anlatır.
Bu kitapların diline bakarsak,Vatan Millet Samatya’nın dili hızlı ve doğaçlama bir hava taşır. Sanki kahvede biri hikâye anlatıyormuş gibi canlı, abartılı ve mizah içeren dil, okuru mahallede oturup komşuları dinliyormuş hissine kaptırır. Buna karşılık, Kafamda Bir Tuhaflık’ta uzun gözlemler, sokak tasvirleri ve düşünce akışları yer alır. Buradaki anlatım sakin, düşünceli ve hüzünlüdür ve aynı zamanda okuru şehir sosyolojisi, sınıf değişimi ve modernleşme üzerine de düşündürür. Böylece, iki kitap arasındaki dil farkı hem anlatım tarzında hem de okurda bıraktığı izlenimde açıkça ortaya çıkar.
Vatan Millet Samatya’da ağırlıklı olarak mizah görülür. İnsanların konuşmaları ve mahalle kavgası komik bir hava yaratır; hüzün ise genellikle şakayla geçiştirilir. Diğer taraftan, Kafamda Bir Tuhaflık’ta kaybolan İstanbul, tutunamayan insanlar ve geçmişe duyulan özlemin oluşturduğu bir hüzün belirgindir ve mizah genellikle acıdan doğar.
Sonuç olarak, Vatan Millet Samatya şehri içeriden, mahalle insanının sesi üzerinden yaşatan bir romandır. Kafamda Bir Tuhaflık ise şehri düşünsel bir bakışla ele alır ve İstanbul’un dönüşümünü merkeze yerleştirir. Sıcak mahalle atmosferi, doğal diyalog ve halk mizahını ön planda tutan bir anlatım arayan okuyanlar için Şahiner’in romanını, karakter psikolojisi, yalnızlık ve şehir değişimi üzerine yoğunlaşan bir anlatı isteyenler için ise Pamuk’un romanını öneririm. Nihayetinde, her ikisini de okumak sizlere farklı aynaların değişik özelliklerini yansıttığı İstanbul şehrini sunar.

Pagogische Hochschule Heidelberg, Johann Wolfgang Üniversitesi Frankfurt, Europa Universitesi Flensburg’ta çokdilli çocukların dil gelişimi ve dil bozuklukları hakkındaki projelerde araştırma görevlisi olarak bulunmuştur. Daha sonra Applied Sciences Frankfurt Üniversitesi’nde Almanya’daki üçüncü nesil Türkçe konuşan üniversite öğrencilerine anadillerindeki akademik becerilerini geliştirmeleri için Anadilciler İçin Türkçe dersini vermiştir. Aynı zamanda Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi’nde Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. Şu an Ege Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Göç Türkçesinde Özgül Dil Bozukluğunu Ölçme adlı konuda doktorasına Pädagogische Hochschule Heidelberg’te devam etmektedir. Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu’nun Türkçe Ödülleri kapsamında jüri ödülü alan şiiri Kök Gök’ün de içinde bulunduğu Lal Rüyalar isimli kendisine ait şiirleri amatörce sunduğu bir şiir bloğu vardır.
























