fotoğrafçılık

Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında dünyayı yerinden sarsacak bir şeyler değişiyordu. Güçlü liderler doğuyor kitleleri etkisi altına alıyordu. İki göz benzer zamanlarda bir devrimcinin adımlarını takip ediyordu.

Geçtiğimiz yüzyılın siyasi,kültürel olaylarının eşiğinde büyümüş ve tüm bu olayların kesişim noktasında yer almış bir göz René Burri. Hatta geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısını fotoğraflayan kişi olduğunu söylesek abartmış olmayız. 

Kendisine sorulduğunda “Fotoğrafçı olacağımı hiç düşünmemiştim” demiş ama kaderin cilvesi bu ya geçtiğimiz yüzyılı şekillendiren siyaset insanlarından sanatçılara çoğunun fotoğrafını çekmiş. Aklınıza gelecek herkes Burri’nin portfolyosunda mevcut. Sanırım içinde yetiştiği kuşağın şansı bu.

Fakat size Burri’nin kelimenin tam anlamıyla ikonik denilecek bir portresinden bahsetmek istiyorum. Bir insanın karakteristik özelliklerini yansıtan bir portre. 

1960’lı yıllarda Küba’da çalışan Burri,devrim sonrası  Küba toplumunu ve yaşanan değişimi en iyi kaydeden fotoğrafçılardan biridir. Tabii ki devrimci hükümet üyelerini de adım adım takip eder. 

1963 yılında hararetli tartışmaların döndüğü bir toplantı sırasında  Burri’nin dikkati tek bir kişiye yönelir. Tek bir kişiyi izlemeye başlar: Küba Sanayi Bakanı Che Guevara’yı. Bu dikkati fotoğraf makinesine yansır ve belli etmeden Guevara’nın portrelerini çeker. 

Hikaye Burri’den 3 sene önce Che’yi popüler kültür ikonu hale getiren Alberto Korda’nın meşhur  ‘Guerrillero Heroico’ portesiyle aynıdır. Bu konuda Burri ile Corda’nın Küba’da birbirlerine öykündüklerini düşünüyorum. Çünkü aynı keskin, odağından kaçmayan kararlı bakışları yakalamaları tesadüf olamaz. Her iki portre de bir insanın habersizken çekilip tüm özelliklerini yansıtan nadir doğal portrelerdendir.

Burri, fotoğrafın bir edebiyat ve anlatı yarattığını düşünen bir sanatçıydı. René Burri ve Alberto Corda’nın iki portresi de 20.yüzyılın en önemli siyasi aktörü Che Guevara’nın hikayesinden bir siyasi mit yarattı.