zombie sirketler

Küresel ekonomide kaotik dönemlerde sürekli dile getirilen konular genellikle küresel krizler ve bunları tetikleyen zombi şirketler oluyor. Yürüyen ölüler gibi bir şey geliyor tabi haliyle aklınıza zombi terimini duyunca. Benzeri bir mantıkta olduğu söylenebilir.

Zombiler , borcunu ödemek için yeterli para kazanamayan ,borcunu ödeyemeyen işletmenin hayatına devam ettiği(ettirildiği de denebilir) şirketlerdir. Zombi şirketleri “yaşayan ölüler” veya ” zombi hisse senetleri ” olarak da bilinir. 2000’lerin başından beri kullanılan ve finansal anlamda düşük ebitda ve yüksek kredi/faiz oranına sahip olduğu halde ancak finansal destekle hareket halinde tutulan şirketleri tanımlar. Küresel bir finansal zombileştirme  süreci “varlık balonu” kavramı altında konuşageldiğimiz sınırsız para basma ve merkez bankaları/kamu bankaları aracılığıyla çöp kredi yaratma mekanizmalarıyla bizi küresel ölçekte bir krize doğru sürüklüyor.

Fed bilançolarının 7,2 trilyon dolar seviyesine vardığı milyarlarca dolar repo fonlaması ve yine faiz indirimleri ile 0’a yaklaşan oranlara rağmen finansal krizin derinliğinin yapılan yardımlara tepki vermediği görülüyor. Burada tüm bu finansal yapının domino etkisinde ‘too big to fail’(batmak için fazla büyük) olarak nitelendirilen yapılardan oluşması, bunları yüzdürmek için alınan önlemlerin ise ekonomik verimliliği düşürdüğü görülmektedir. Aynı zamanda hane gelirlerinde azalmaya ve arz-talep ilişkilerinde de bozulmaya sebep olduğu üzerine de araştırmalar mevcuttur. Özellikle son dönemde yapılan hataların aynısının Japonification olarak da adlandırılan Japonya ekonomisinde deflasyona sebep olduğu konusunda çoğu ekonomistin hem fikir olduğunu da söylemek gerekiyor.

ABD için FT araştırmasındaki rakamlara bakıldığında zombi şirketlerin oranı 2000 yıllarındaki sayılara eşdeğer bir orana yaklaşmış durumda. Bu aynı zamanda son 20 yılın da en yüksek oranı olarak görülüyor. Koronavirüsün başlaması ve bu sebeple merkez bankalarının sert para politikası tepkileri sonucu bu zombi şirketlerin sayılarının artmasına sebeb olduğu da görülüyor. Her geçen gün daha fazla şirket borçlanıyor ve zombi şirketlerinin sayısı artıyor. Sermaye piyasaları aniden kurur ve borçlarını yeniden finanse edemez veya ödeyemezlerse ne olur sorusu bu durumda aklımıza geliyor. Faiz giderini nasıl devredecek veya hatta karşılayacaklar? Bu sorulara verilen cevapları da açıkçası çok tatminkar bulmuyorum. Dot.com krizinde de benzer bir yapıya ulaşan zombi firmaların yine aynı şekilde yüzdürülmesi durgunluk halinde büyük bir tehlike arz ediyor.

Herkesin anlaması gereken bence temel durum şu ki zombi firmaların bir neden olmadığı aslında kötüleşen bir ekonominin sonucu olduğudur. Japonya üzerinde yapılan araştırmalarda zombi firmaların bulunduğu bir endüstride faaliyet gösteren ama zombi olmayan firmaların büyümesini zorlaştırdığını ortaya koymuştur. Buradaki asıl sorun ise potansiyelinin altında kalan ekonomilerde bu zombi şirketleri ölüme terk etmenin maliyetinin çok yüksek olmasıdır. Etkili rakiplere sahip olan bir sektörde bu zombi firmalar devralınsa dahi işçi gelirlerinin eski haline dönmesi ve yaratılan istihdamın eski seviyesine ulaşması seneleri buluyor.

Zombileri ölüme terketmenin doğru yolunu bu bakış açısıyla sentezler isek ekonomiyi potansiyelinin üzerine çıkarmak gerekir ki bu da güçlü maliye politikalarından geçiyor. Ücretleri ve faiz oranlarını da bu zombilerin ödeyebileceğinden daha yükseğe çıkarmak gerekir ki burada çalışanlar etkin rakiplere geçip onların verimliliğini,üretkenliğini ve büyümelerini arttırabilsinler.

Küresel krizlerin yapısına baktığımızda zombi şirketler üzerinden olan bu incelemenin yanı sıra aynı zamanda da Fed para politikalarının tekrar etkinleşeceği kaçınılmaz görünüyor. Fed’in repo fonlamaları birkaç aydır durmuş durumda, aynı zamanda etkin bir şekilde tahvil alımlarını da bırakmış görünüyor. (Ki mart ayından başlayıp eylül ayına kadar süren neredeyse bir sabit faiz oranı görmüştük 10 yıllık abd tahvil faizlerinde.)

Şimdi korona etkisiyle yaşanan potansiyel altı ekonomik büyüme rakamlarının aşıların çıkması ile güçlendiği bir ortama girebileceği ihtimali doğuyor. Böyle bir ortamda fed’in tekrardan faiz arttırmı politikalarına dönmesi zombi şirketler ve etkin büyüme açısından da gerekli. Aynı zamanda kısa zamanlı tahvil karşılığı borç verdiği ülkelerdeki zayıf ekonomik büyüme tablolaları da bu borçların kısa sürede geri alınmasının zor olduğunu gösteriyor.

Bu sebeple dxy endeksindeki (ABD doları endexi) güçlü bir eğilim sonucu tahvil faizlerinde bir düşüş eğilimi kaçınılmaz bir hal alıyor. Sonuçta kısa vadeli faizleri arttırıp uzun vadeli faizleri dengelemek istemelerini de buradan anlamak gerekiyor. İki sonuçta böylece birbiriyle uyumlu hale geldiğinde haliyle borsalardaki zombi rallileri de bitmiş olacaktır.

Şu anda ABD başkanlık seçimleri sonucunda Biden ekibi iş başına gelirken bu firma yardımlarının eski Fed Başkanı Yellen ile olacağını pek ummuyorum çünkü zombileri artık yavaş yavaş devre dışı bırakıp ekonomik potansiyeli güçlendirecek politikalara adım atacakları bu sentezimde görülmektedir.

1991-2000-2008 krizlerine benzer bir dalga hareketi yani faizler düşmesine ve repo fonlamalarına rağmen istihdam tarafında ve sanayi tarafında yeterli artış gözlemlenmiyor. İşsizlik verilerinde de artış oranı tarihi yüksek seviyelerden toparlamış olmasına rağmen gerekli istihdam artışı sağlanamamış olması da komple kapanış (lock down) durumunda benzeri tabloların tekrar yaşanma ihtimalini ortaya koyuyor. Küresel finansal kurumların gelişmekte olan ülkelere bütçe küçültme tavsiyelerinden ziyade artık bu borçların yapılandırılması konusunda bir karara da varması gerekiyor.

Benim baktığım açıdan bu borçların ödenememesi sistemik bir tehlike oluşturuyor finansal piyasalar için. Yani tüm sistemi domino etkisi şeklinde etkileyebilecek bir yapıdan bahsediyorum. Halen daha finansal karları(balonları) bu yüksek oranda zombi şirket sayısına rağmen yükseltmeleri diğer herkesi kötü etkiliyor ve durgunluk durumunda daha da çok etkileyecek.

Aşı uygulamalarına başlanmadan ve sonuçlar net şekilde görülmeden yapılan bu haberlere çok itibar etmeden devletlerin sosyal yapılarını maliye politikaları güderek güçlendirmesi, gerekirse temel hizmetleri bünyesine almaları elzem görünüyor. Yoksa daha önce de defalarca söylediğim gibi 1930 büyük buhranının ikinci perdesini bu kış izleyebiliriz. 

Bu sefer Walking Dead dizisindeki durumlar zombi şirket olarak da kalmaz ve bu bilimkurgu serisi gerçekliğin ta kendisi halinede gelebilir.

Burada insanların bakış açılarının bu düzende artık tek kutuplu dünyadan çok kutuplu ve kaotik bir düzene geçiş olarak nitelendirilen simetrik ilişkiler içermeyen bir ortamda, finans dünyasının kurallarının tekrardan gözden geçirilmesini istemesini de, Fransa,Şili ve Guatemala örneklerinde ve yakın dönemde merkez bankaları özelinde ki eylemler ile görmekteyiz.

Bu yeni dünya düzenine ilişkin SDR gibi yeni yapıların yakın zamanda olmasa da ortak bir ticari ilişki için blockchain tabanlı olarak gelmesi ve bunun en başından para olgusunu değiştirmesi de beklenen bir gelişme olarak karşımızda duruyor.

Bunlar daha uzun vadeli hedefler olarak gözükse de kısa vadeli küresel bir finansal kriz ortamında en az zararla çıkıp bu ortak değerlere yönelimin gerçekleşmesi insanlık gelişimi açısından da elzem bir durumdur.