ekonomi

10 Kasım itibariyle Ağustos ayı işgücü verileri açıklandı.  TÜİK’in dar kapsamlı olarak tanımladığı işsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre 0,8’lik azalma göstererek %13,2 oldu. Ancak tarım dışı işsizlik oranı 1 puanlık düşüş ile %15,7’ye gerilemesi dikkat çekti. İçinde bulunduğumuz gibi olumsuz ekonomik koşullarda işsizlik oranlarında görülen bu azalmalar her zaman olduğu gibi kamuoyu tarafından kuşkuyla karşılandı ve TÜİK’in hesaplamaları ile ilgili verilerin “manipülasyonu” konusundaki tartışmaları alevlendirdi. 

Bu yazının amacı, malum tartışmalara girmeden, Ağustos rakamlarında gördüğümüz birtakım hususlara dikkat çekmektir.

Ağustos işsizlik oranının mevsimsel etkilerden arındırıldıktan sonraki seyrine baktığımızda 2019 yılının Ağustos ayında %14’ken, 2020 yılının Ağustosunda bu oranın ciddi bir azalışla göstererek %13,2 seviyesine indiği görülüyor. Elbette bu rakamlara işsiz kalmaları yasayla engellenmiş, kısa çalışma ödeneği almakta olan 3 milyon 968 bin kişi dahil edilmemektedir.  Eurostat’a göre resmen (şeklen daha iyi bir ifadeyle) işten çıkartılmadıkları için hala istihdamda sayılan bu insanlar normal koşullarda böyle bir yasanın koruması olmasaydı çok kolaylıkla işsizler arasına dahil edilecekti. 

2020 Ağustos ayı itibariyle mevcut 4 milyon 194 bin işsize bunları eklediğimizde, işsiz + işsiz benzeri (quasi-unemployed) nüfus 8 milyon 162 bine ulaşmaktadır.  Bunu Ağustos ayı itibariyle 31 milyon 749 bin olan işgücüne böldüğümüzde geniş tanımlı bir işsizlik oranına erişmekteyiz; bu oran ne yazık ki %26 gibi çok yüksek bir orandır. Bu hesaplamayı çok daha genişletmek mümkündür. 

Zira Ağustos itibariyle ülkemizde “iş arayıp, çalışmaya razı olan”, ama işsiz kategorisine dahil edilmeyen ve aynı zamanda 31 milyon 749 bin olarak ilan edilen işgücü rakamlarında da dikkate alınmayan 4 milyonu aşkın bir nüfus yer almaktadır. Bu rakamı da dikkate aldığımızda toplam işsiz kabul edeceğimiz nüfus 12 milyon 248 bine ulaşmaktadır. Toplam işgücü ise 35 milyon 835 bin olarak elde edilmektedir.

Tüm bunları dikkate alan geniş tabanlı işsizlik oranının ise %34 seviyelerine çıktığı görülmektedir.  Dikkat edilirse, tüm bu hesaplamalarda elde edilen işsizlik oranı kamuoyunda güvenilirliği sorgulanan TÜİK rakamlarından elde edilmiştir.  Dolayısıyla TÜİK’in dar kapsamlı tanımına dayanarak hesaplanan işsizlik oranının iyi bir gösterge olmadığına inananlar, kamuoyuna açıklanan bu verilere dayanarak ve kendi oluşturdukları tanımlara dayanarak, çok daha dramatik işsizlik oranları hesaplayabilirler.

Nüfus olarak Türkiye ile aynı büyüklüğe sahip İngiltere’de aynı zamanlarda açıklanan işsizlik oranının %4,8 olduğu düşünüldüğünde, dar kapsamlı işsizlik oranının ülkemizde gelmiş olduğu endişe verici seviye işaret etmektedir.  Zaten içinde bulunduğumuz olumsuz iktisadi koşulların işgücü piyasası üzerindeki etkileri gösteren yegâne gösterge işsizlik oranı değildir. Ekonominin istihdam kapasitesindeki gelişmeler de ciddi bir gösterge olarak dikkate alınabilir. 

Bu bakımdan Ağustos ayı itibariyle ülkemizdeki işgücü piyasalarındaki istihdam oranının geçen senenin aynı ayına göre 2,4 puanlık bir azalma göstererek %43,9’a gerileceği anlaşılmaktadır.  Bu durum ekonomideki istihdam kapasitesinde ciddi bir daralmaya işaret etmektedir.  TÜİK’in açıklamış olduğu ve hükümetin istekleri doğrultusunda müdahale edildiği iddia edilen bu rakamlar işgücü piyasalarında işlerin iyi gitmediğine işaret etmektedir.  Size böyle bir sonuca ulaşmak için verilere dışarıdan müdahale edilmesi mantıklı geliyor mu?