Xiomara Castro, Honduras’ın seçimleri. Fotograf: AFP

SUPAYA PORTILLO


Honduras’ın uzun süredir devam eden sorunlarından hiçbiri Xiomara Castro’nun başkan seçilmesiyle ortadan kalkmadı. Ancak Honduras halkı, içeride açgözlü kapitalistlere ve Washington’un dışarıdan müdahalesine bir darbe vurdu.


28 Kasım 2021’de Honduraslılar kitleler halinde sandık başına gitti ve solcu Xiomara Castro Sarmiento Zelaya’yı, ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanını seçti. Zaferi, Honduras’ta anayasal düzeni ve hukukun üstünlüğünü yok eden 2009 darbesinden on iki yıl sonra geldi.

Castro’nun kazanması, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yardımıyla 2009 darbesini planlayan Ulusal Parti’nin oligarşik gücüne bir darbe oldu. Ülke darbeden sonra kendine gelemedi; hatta, Ulusal Parti yönetimi altında şiddet ve uyuşturucu ticareti artarken, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Barack Obama yönetimi tarafından desteklenen eski başkan Juan Orlando Hernández doğrudan kamu kurumlarından hırsızlık yaparken işler daha da kötüleşti.

Hernández, rüşvetçi suç faaliyetlerine kendi karışmasının ötesinde, yoksul bir Honduras toplumunda suç ve yolsuzluğun büyümesine izin verdi. Çalışan yoksullar mutlak ve amansız bir yoksullukla karşı karşıya kalırken, yüksek düzeyde suç ve şiddet günlük yaşamın bir parçası ve koşullar, çoğunlukla kadın ve çocukların kitlesel göçünü zorunlu kılıyor.

Castro’nun Libre partisinin kazanma nedeni, önemli ölçüde Ulusal Parti’ye karşı protesto oyları ve ölüler için verilen oylardı: darbe sırasında ve daha sonra hileli 2017 seçimleri sırasında ölen protestocular; Honduras’ın nehirlerini ve atalarının topraklarını savunurken öldürülenler; Hernández yönetiminin, COVID-19 tedavisi için vadedip hiç bir zaman hayata geçirmediği mobil hastaneler de olmak üzere birçok suçunu protesto edenler; pandemi sırasında birçok aileyi evsiz bırakıp hükümetten yardım alamadığı için Karayip kıyılarında ya da yol kenarlarında veya derme çatma barınaklarda yaşamak zorunda bırakan Iota ve Eta Kasırgaları’nda hayatlarını kaybedenler.

Darbe döneminde reşit olan gençlerin de oyu bu yöndeydi. Castro, Honduras tarihinde bir cumhurbaşkanının şimdiye kadar aldığı en yüksek oyu aldı ve gençler tarafından seçildi. Kazanması aynı zamanda Honduraslı feministler için de bir zaferdi. İspanya’dan bağımsızlığını kazandıktan 200 yıl ve 1957’de kadınların oy hakkını kazanmasından altmış dört yıl sonra, Honduras’ta bir kadın cumhurbaşkanı olacak.

Bu, ülkede kadınlara yönelik aşırı şiddet ve kadın cinayetleriyle ilgili cezasızlık kültürünün hakim olduğu bir dönemde, önemlidir. Sadece bu yıl, Red Lésbica Cattrachas‘a göre, 304 kadın öldürüldü ve bu vakalardan sadece ellisi yargıya taşındı. 2009’dan bu yana işlenen 399 LGBT cinayetinde hayatını kaybedenlerden 123’ü transseksüeldi. Castro’nun önceki başkanların görmezden geldiği kadın ve LGBT sorunlarını savunması, ülkede bir yenilik olacak.

Hernández yönetimi, trans aktivist Vicky Hernandez cinayeti davasında soruşturma ve kovuşturma yapmadığı için Amerika Ülkeleri Arası İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 2021’de suçlu bulundu. Karar, eğitim sisteminde değişiklik yapılmasını ve çeşitli cinsiyet kimliklerini koruyan bir yasanın çıkarılmasını da talep ediyordu. Punta Piedra Garífuna Topluluğu ve Triunfo de la Cruz’un Honduras Devleti’ne karşı açtığı bir başka davada, Honduras devletinin, Honduraslıların ortak arazilerini özelleştirmesi ve talan etmesi nedeniyle Uluslararası İş Hukuku Sözleşmesi’nin 169. Maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

Ceza verilmeden mahkemede sürünen diğer davalar arasında, geçtiğimiz Temmuz ayında Desarrollos Energéticos Sociedad Anónima (DESA) şirketinden David Castillo’nun suçlu bulunmasına rağmen hiçbir ceza almadığı Berta Cáceres cinayeti davası ve nehri kirlilikten ve ormansızlaşmadan korudukları için hala hapiste olan Guapinol Nehri savunucuları davası yer alıyor. Castro yönetiminin Honduras’ı uluslararası insan hakları normlarına uygun hale getirmesi ve ülkenin yargı düzenini yeniden kurması bekleniyor.

En önemlisi, Libre partisinin bu zaferi, 2009 darbesinden bu yana örgütlenen ve protesto gösterileri düzenleyen Honduraslıların aşağıdan yukarıya örgütlenmesinin bir kazanımdır. Bu örgütlenme, ülkenin her bölgesinde, nehirleri ve ata topraklarını korumaktan, madencilik sektörlerine karşı durmaya, kürtaj ve LGBT hakları ve cinsiyet kimliği yasası için mücadeleye ve yıllarca süren yolsuzlukları protesto etmeye kadar birçok biçim aldı.

Castro, 2009 darbesinden sonra ortaya çıkan direniş hareketinin temel talebi olan Honduras’ı yeniden kurmak için ulusal bir anayasal meclisle başlayacak katılımcı bir demokrasi planı önerdi. Bu, yerli ve Garifuna toplulukları, kadınlar ve LGBT Honduraslılar gibi tarihsel olarak yeterli yasal korumaya sahip olmayanlar da dahil olmak üzere, tüm Honduraslıları temsil edecek yeni bir anayasa taslağı hazırlamak için bir fırsat.

Başkan Castro, elbette, ABD destekli darbe ve Ulusal Parti tarafından parçalanan bir toplumda birlik ve uzlaşmanın inşası başta olmak üzere pek çok zorlukla karşı karşıya. Birincisi, kamu sektörünün kasası Hernandez yönetimi tarafından boşaltıldı ve ülke ekonomik olarak harap oldu. Anayasayal düzen ve hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmesi gerekecek ve ulusal uzlaşma diyaloğu için destek oluşturması ve sürdürmesi gerekecek.

Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı ve bölgedeki etkisi, gizli güçleri ve uyuşturucu savaşının yanı sıra, kalıcı anti-komünist gündemler, yerel ve bölgesel oligarklar, bölgedeki uyuşturucu ticareti, aşırı yoksulluk, dış borç ve göç krizi ile mücadele var.

Bu sorunların hiçbiri yeni değil ve sadece Honduras’ı değil, tüm Orta Amerika’yı rahatsız ediyorlar. Ancak yeni olan, Castro’nun somutlaştırdığı bir umut duygusudur. Honduras’ta çok uzun zamandan beri ilk kez meşru bir seçimle Honduraslıların çoğunluğu tarafından seçilen bir halk başkanı ve Honduras’ın kendi şartlarında liderlik etmeye hazır bir koalisyon hareketi var.

Suyapa Portillo, Pitzer College’da Chicano/a-Latino/a ulusötesi çalışmalar alanında doçenttir.

Bu makale Jacobin’de yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş