Daha önce yine Görüş’te yazdığım “Pangaea’dan Günümüze Dönüşümün Gerçekliği” başlıklı yazımda bahsettiğim genel teknoloji devrimi konularını şimdi yeni yazılarımda uluslararası çalışmalar ile destekleyici hale getiriyorum.

21. yüzyılda yeni teknolojilerin hızla geliştiğini çok yakından yaşayarak izleme şansını bulduk. Bunun yarattığı toplumsal değişimleri, siyasi yaşama etkilerini ve gündelik yaşamdaki değişimleri hep birlikte gözlemliyoruz. OECD 2019 raporunda istihdamın geleceği konusunda ayrıntılı bir rapor yayınlandı ve bu raporda bu geleceğe dair ciddi çalışmalar bu yönleriyle bütün olarak ele alındı.  Bu raporda dikkat çeken kısımlardan biri de Oxford’daki iki araştırmacının yaptığı çalışma idi.(C. B. Frey ve M.A.Osborne-2017, Future of Employment)

Çalışmada gelecekteki mesleklerdeki istihdamın ne olacağına göz atan bu iki araştırmacının bulguları yapay zeka ile algoritmaların iş birliği ve gelişmiş bilgisayar sistemleri ile birlikte bir çok mesleğin yerini bu teknolojilerin aldığını buldular. Hesaplarına göre ABD’deki mesleklerin 2030 yılında % 47’sinin yüksek oranda değişime uğrayacağını gösteriyor.Aşağıdaki tabloda bu çalışmadan yararlanılarak bu meslek grupları gösterilmiştir.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu 2010 meslek kategorileri için dijitalleşme olasılığı olarak (0 = değişim yok; 1 = kesin değişime tabi), düşük, orta ve yüksek olasılık kategorilerindeki payla birlikte gösterilmiştir. Burada hizmet sektöründen, yönetim ve danışmanlık işlerinden, satış ve pazarlama işlerine, taşıma ve kargo gibi işlerden üretim işlerine kadar çeşitli senaryoların yüksekliğini görüyorsunuz. Kasiyerler, şefler, garsonlar, tele-pazarlama grupları, sigorta işlemleri, bankacılık işlemleri, tur rehberleri, inşaat işçileri, taşıma sektöründe çalışan şoförler, kaptanlar, denizciler gibi çalışan grupları bu çalışmanın ana konuları oluyor.

Maaşlardaki durum nasıl oluyor diye de bir bakalım demişler ve buldukları olgu gelirlerin dijitalleşme ile düştüğü sonucuna varmışlar.

Mesleklerdeki bu değişime bu açıdan bakarsak temelde arz-talep tarafında oluşacak dengesizlikler ile atıl kalacak insan sayılarının artışı ile bu insanların gelirlerini nereden sağlayacağı gibi sorular karşımıza çıkıyor. Bu insanlar ekonomik olarak, siyasi olarak ve sanatsal anlamda hiçbir rolü olmayan bir sınıf yaratımı anlamına da geliyor.

Yani ülkemizdeki internet hızının düşüklüğü ve eğitim sistemindeki kalıplaşmış olgulara bu gözle bakarsak, gelecekte karşımıza çıkacak bu yeni toplum sınıfının da farkında olmuş oluruz.

Sosyal zekanın yüksek olarak kullanıldığı birebir temas halinde olan meslek grupları ise bu işten en az etkilenecek gruplarda yer alıyorlar. Eğitim, sağlık, medya ve sanat grupları gibi yapılar biraz daha dijitalleşmeden nasibini almayan gruba giriyorlar.

İnşaat sektöründen tutun, gemi yapımına kadar bir çok sektörde şu anda 3D printer (yazıcı) teknolojisi ile düşük maliyette ve tek seferde ortaya çıkan ürünler hali hazırda yapılmaya başlandı bunların birkaç linkini de paylaşacak olursam işin nereye gittiğini daha net göreceğiz diye düşünüyorum.

3D printer(yazıcılar) ile yapılan ucuz maliyetli(4000$) bir ev modeli görüyorsunuz aşağıdaki videoda;

Yine aynı şekilde şimdi de tek parça halinde üretilen bir tekne göreceksiniz aşağıdaki videoda;

R Jiang, R Kleer , FT Piller (RWTH Aachen University) gibi isimlerin yaptığı çalışmada 2030 yılına gelindiğinde 3D printerların (yazıcıların) kapsamlı bir değerlendirmesi de bulunuyor. Aşağıdaki tabloda her bir meslek grubu yine yukarıdaki gibi tek tek senaryo haline getirilmiş ve bundan en çok etkilenen gruplar gösterilmiştir.

Ulaştıkları sonuçlar ise şunlar ;

Üretim, tedarik zinciri ve ulaştırma

1) 2030’da, toplam endüstriyel yapıya 3D yazıcıların katkısı, üretim kapasitesinin >% 50’si şirket içi üretim kapasitesini oluşturacaktır (yani, bir katmanlı imalat hizmet bürosu veya katmanlı imalat uzmanına sahip olmayan yazıcılar).

2) 2030’da, önemli sayıda küçük ve orta ölçekli işletme sayısı artacak, daha yüksek makine kullanımı, öğrenme etkileri, kalite değerlendirmeleri vb. bir etkileşim olacak. Sektöre özgü katmanlı üretim kaynaklarını aralarında paylaşacaklar.

3) 2030’da, tüm sektörlerde, 3D yazıcılar paylaşım ağı içinde üretimler oluşacak ve müşterilere yakın yerel üretim önemli ölçüde artacak, küresel olarak yaygın üretim zincirleri azalacak ve bu da tedarik zincirlerinin küreselleşmesini bir nebze de olsa engelleyecektir.

4) 2030’da, nihai ürünlerin dağıtımı, fiziksel ürünü satmak yerine önemli ölçüde (>% 25) dijital dosyaların satışına doğru hareket edecek (müzik dağıtımında MP3 formatına benzer etki).

5) 2030’da, yedek parça üretimi iki sisteme ayrılacak: daha az kritik parçalar 3D yazıcılar yoluyla yerel olarak üretilecek, kritik parçalar ise özellikle geleneksel üretim teknikleri kullanılarak belirli yeterlilik / kalite kontrol becerilerine sahip uzman merkezlerde üretilecek.

6) 2030 yılında, üretim ve taşımacılığın karbon salınımı, 3D yazıcı modeli ile önemli ölçüde azaltılacaktır.

İş modelleri ve rekabet

7) 2030’a kadar, 3D yazıcılar ile üretim, rekabet avantajı kaynaklarını üretim ve tedarik zincirinden daha çok müşteri ve tasarımcı ağlarına erişime kaydırmış olacak.

8) 2030’da firmaların iş modelleri, yeni bilgi ve beceriler gerektiren başka bir üretim teknolojisi olduğundan, 3D yazıcı modelleri üretimden büyük ölçüde etkilenmeyecektir.

9) 2030’da, dijital ürünler sürekli bir beta aşamasında olacağından ve sık tasarım yinelemelerine ve sürekli değişikliklere tabi tutulacağından, geleneksel “pazara sunma süresi”, “ürün yaşam döngüsü” ve “artış” önlemleri azalacak.

10) 2030’da Almanya, mevcut makine üreticileri, araştırma kurumları ve çok sayıda son kullanıcı nedeniyle endüstriyel 3D yazıcı teknolojisi ile makine geliştirmede ilk 5 küresel oyuncu arasında yer alacaktır.

Tüketicilerin ve pazarların eğilimleri

11) 2030’da, 3D yazıcılar ile üretilen ürünlerin pazar payı geleneksel üretim metodlarıyla üretilen ürünlere kıyasla % 10 daha fazla olacaktir tüm sektörlerde.

12) 2030’da önemli sayıda tüketici, ürün tasarımlarını satın almak veya 3D yazıcılar ile açık kaynaklı tasarımlara serbestçe erişmek için çevrimiçi veritabanlarını (havuzları) kullanacaklar.

13) 2030’da, sanayileşmiş ülkelerdeki özel tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun evinde 3D yazıcıları olacak.

14) 2030’da, 3D yazıcılar ile üretilen önemli miktarda ürün, çoklu malzemelerden oluşacak ve / veya gömülü elektronikler içerecek ve geniş bir uygulama yelpazesine olanak tanıyacaktır.

15) 2030’da, 3D yazıcılar insan organları, donör organlar için geçerli ve büyük ölçüde kullanılan bir ikame olacaktır.

Fikri mülkiyet ve politikalar

16) 2030’da, dijital ürünler için geleneksel fikri mülkiyeti savunmanın zorluğu, Creative Commons veya açık kaynak gibi yeni fikri mülkiyet biçimlerinin önemli ölçüde daha fazla kullanılmasına yol açacaktır.

17) 2030’da, önemli bir düzenleyici önlem, 3D yazıcılar için dosya paylaşım platformlarının düzenlenmesi olacaktır.

18) 2030’da, belirsiz fikri mülkiyet hakları ve fikri mülkiyet ihlallerinin izlenememesi ve kovuşturulamaması nedeniyle sorumluluk sorunları ortaya çıkacaktır.

Sonuç olarak bu 18 maddede sayılan durumlar geleceğin bir provizyonu olarak karşımıza çıkıyor ve fiber alt yapıyı hala geliştirememiş durumdayız. Bu teknolojilerden uzak ve para değerinin gün geçtikçe düştüğü bir ülkede, bu teknolojilerden payımızı gerektiği şekilde alamamamızda alım gücündeki düşüş sebebi ile atıl kalacak insan sayısına da dikkati çekerek, yukarıdaki bölümlerde gördüğünüz durumların yaşanmasını istemiyorsak ve ne kadar çok yan dalın da etkileneceğini görerek bir an önce gerekli önlemlerin alınması gerektiğini kanısına varıyoruz. Dünyanın en pahalı ve yavaş internet sıralamalarından birine sahip iken bu teknoloji devrimini sanayi devrimini kaçırmaktan farksız görüyorum ve gündelik yaşama ne kadar etkisi olduğunu da söylemeye gerek dahi görmüyorum.

Ekonomik, sosyal ve siyasi sonuçları açısından da bir değişim döneminde iken küreselleşme olgusuna daha önceki yazılarımda da dediğim gibi bir bulut sistemi olarak bakmak gerekiyor. Bu bulut sisteminin içinde değilseniz dünyada da bir yeriniz ne yazık ki olmuyor. Slumpflasyon içindeki bir ekonomiyi ancak ve ancak bu gelecek provizyonları kurtarabilir.  

Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için vardır. Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur. Goethe