200 milyon yıl önce mezozoik çağda kıtalar tek bir büyük karada birleşti. 1960’larda jeologlar dünya tarihinin erken dönemlerinde tek bir kara olduğunu ve zamanla coğrafi bir süreç sonucu birbirinden ayrıldığından şüphelenip bu çalışmayı gerçekleştirmişti. İşte bu kıtaya PANGAEA denildi.

Yerel bölgeler ve ulusal hükümetler önümüzdeki yüzyılda ortadan kalkmayacaksa da hatta güçlenecekler kıtasal birlikler bütünleşmiş kıtasal pazarlar için kapsayıcı bir siyasi yasama oluşturacak.

Endüstri 4.0 ve endüstri 5.0 süreçlerinden geçtiğimiz bu dönemi yorumlarken geçmiş dönemlerin ortak hafızasından yola çıkara geleceği yorumlamak gerekiyor.

1.endüstri devrimi buharlı makinelerin bulunması ile başlamıştı,
2. endüstri devrimi seri üretime geçiş ve elektriğin üretimde kullanılması ile oluştu,
3. endüstri devrimi elektronik ve dijital teknolojilerin seri üretim süreçlerine katılması ile başladı,
4. endüstri devrimi bulut sisteminin oluşu yani internet of things ile fabrikalarda üretimde kullanılan makinelerin birbiri ile iletişimi ile oluştu ve sonucunda oluşan big data dediğimiz verinin kullanım süreci ile tüm sınırları birleştiren konvansiyonel bir ağ sistemi ile başladı.
5. endüstri devrimi yani endüstri 5.0 ise insansız üretimin yani yaratıcılıktan uzak olan yapay zekanın üretimde verimsiz olacağı bu yüzden işbirlikçi yani collaborative robotlar kullanımı ile insan beyninin ve robotların gücünün beraber kullanılması kavramından yola çıkarak başladı.

Endüstri 4.0 sürecinde bulut sistemi vasıtasıyla iletişim araçları ve nesneler birbiri ile iletişime geçebilir hale gelmiş iken ,endüstri 5.0 sürecinde insanın bulut sistemine dahil olacağı toplum odaklı teknolojilerin üretim süreçlerine katılacağı yeni bir düzenden bahsediyoruz. Pangaea’ya benzetilmesi de işte tam bu yüzdendir.

Artık evler sadece bir yaşam mahallinden ziyade aynı zamanda enerji üreten yapılar olacak bu enerjiler depolanabilir enerji kaynakları ile tüm üretim sistemlerinde birleşecek ve enerji tarafında yenilenebilir enerji kaynakları ile tüm dünya eko sistemi birbiri ile entegre bir duruma gelecek. Marjinal maliyetin sıfıra yaklaşması ile bedava olacak üretim yapıları aynı zamanda kapital sisteminde şekil değiştirmesine sebep olacak.

Şu anda bile 3d yazıcılar dünyanın gelişmiş olarak adlandırdığımız ülkelerde evlerde kullanılıyor. Bunların gelişimi ile ham madde ihtiyacı da yine geri dönüşebilir yapılardan bu sistemde elde edileceği için de ortaya çıkan üründeki artık değer yok oluyor. Bu kapitalizm ve sosyalizm arasındaki bir sentez durumu aslında. Dünyanın her yeri butik yapılardan oluşan ve büyük ağa bağlı ve entegre olmuş bir üretim yapısından bahsediyoruz burada.

İklim değişikliği gibi sorunlarında çözümü halihazırda endüstri 5.0 içinde yer alıyor. Bugün bu teknolojiyi AB ülkelerinde, Baltık ülkelerinde,Britanya’da ve Çin’de görmekteyiz. Daha henüz emekleme aşamasında olduğu için bu teknolojiler bir şey anlamıyoruz ancak bu bulut sistemine dahil olmayan ülkeler ile dahil olan ülkeler arasında oluşacak uçurumu şimdiden hayal etmekte gerekiyor.

Z kuşağının içinde bulunduğu sahip olmaktan ziyade erişime aç olmaları bu sisteme entegre olması kolay olan bu yeni nesilin zaten bu bulut sistemini istemsiz olarak da algıladığını unutmamak gerekiyor.(Çocuğunuzun elinden akıllı cep telefonunu 1 hafta alın ve izleyin olacakları!) Bu yapılara yatırım yapmayan sanayi şirketleri ileride bunun sıkıntılarını iflas ederek ya da küçülmek zorunda kalarak ne yazık ki çekecekler. Şu anda en değerli firmalara baktığımızda hep bulut sistemi içerisinde yer alan firmalar olduğunu görüyoruz.

Büyük devasa fabrikalar ve binlerce çalışan fabrika işçisinden ziyade yapay zeka ile çalışan makineler ve robotlar ile çalıştıklarını ve zekalarını bu yapı ile birleştiren yapılar kurduklarını görüyoruz. Google,Amazon,Facebook vs gibi firmalardan bahsediyoruz. Hepsinin big datadan faydalanan bireylerin kişisel özgür alanlarındaki tercihlerine göre o kişinin tercihlerini depolayıp ona göre seçimler sunabilen yapılar olduğunu görüyoruz.

Türkiye’de oligopol ve monopol yapılar olduğu için bu süreçlere ne yazık ki giremedik ve dünya bu alanlarda koşturur iken onlardan oldukça geri kaldık. Endüstri 2.0 ve endüstri 3.0 arasında sıkışan bir yapıdayız o yüzden de!!

Yarın öbür gün bu evlerdeki butik yapıların büyük fabrikaların yerini tutacağını hiç ihtimal dahiline bile almıyoruz. Şu anda bile youtube üzerinde ürün tanıtımı yapan kişilerin ya da evinde ürettiği ürünü tanıtan kişilerin ne kadar ilgi çektiğini görüyoruz. Z kuşağı bu sistemin içinde ve entegre olmuş durumda bu bulut sisteminin içinde yer alıyorlar.

Evinde oturup başka bir kıtadan arkadaşlar edinebiliyorlar. Bilgi uzantılarının hepsine erişebiliyorlar. Erişebilecekleri her şeyi sorguluyor ve araştırıyorlar. Eğitim sistemimizin de buna entegre olmaması aynı zamanda bize işsizlik rakamları olarak da geri dönmekte.

Tipik newtoncu mantıkta olan eğitim sisteminde yer alan öğrencilerden  termodinamik yasalarını baz alan kuantum yasaları ile çalışan kaotik ve kompleks sistemleri anlamasını beklemek de çok yanlış. Ezbere değil yoruma dayalı eğitime geçilmez ise atıl insan sayısını arttırmaktan başka bir işe yaramayacak bu okullarımız. İşin sanayi tarafında da az önce bahsettiğim butik çalışma alanları oluşmadığı içinde oluşturdukları sistemleri bu dönüşüme tabi tutmaları imkansız hale gelecek. Bu günlerde ülkemizde yaşanan pandemi sebebi ile eğitimin aksaması ve internet alt yapı eksikliğinin bizi nereye konumlandırdığını daha önce de söylediğim gibi görüyoruz.

Yine işin ekonomik tarafından dijital para tarafına baktığımızda da akıllı cep telefonları artık bilgisayar gibi olduğu için ödemelerin nakit yerine kripto paralar ile yapılması sürecine geçişin kaçınılmaz olduğunu da anlamak gerekiyor.Böyle bir dönemde bizim açımızdan da büyük beton bloklardan oluşan finans merkezleri yerine internet alt yapısı güçlü, data bilgilerine erişebilinen bir düzen tercih edilmelidir. Blockchain modelleri ile akıllı kontratlar geliştirilecek iş dünyasının ve kapital sistemin haliyle tüm yapısının değiştiği bir döneme giriyoruz. Tekrar sıralarsak enerjinin güneş ve rüzgar gibi doğal kaynaklardan elde edildiği depolanır kılındığı , ham maddenin geri dönüşebilir şekilde ayrıştırıldığı ve  kolay erişebilir olduğu ve 3d yazıcılar ile ürüne çevrildiği ve bunun artık değer yaratmadan deflasyonist bir para sistemi vasıtası ile tüm toplumun erişimine sunulduğu sürekli tekrarladığım sahip olmaktan ziyade erişebilir kılınan bir sistem.

Son yıllarda teknolojik gelişmelerin doğrultusunda değer kazanan ABD hisse piyasalarında işlem gören ilk 7 hissenin kısaltması. Facebook, Amazon, Google, Apple, Microsoft, Nvidia , Netflix firmalarının kısaltmalarından oluşan bu toplam FANGMAN’ı ifade ediyor. 

Koronovirüs sonrası küresel çapta ülkelerce uygulanan karantinalar ve değişen yaşam tarzları ile birlikte son yılların en popüler konusu home office çalışanlar ile evde daha çok vakit geçiren insanlar oldu. Haliyle yeni teknolojiler konusunda atılımlarda bulunan firmalar bir adım öne çıkmış oldu. Bugün itibariyle fangman’ın değeri 6 trilyon doları aşmış durumda. Son 3 yılda 3 trilyon seviyelerinden yüksek dalgalanmalar ile bu seviyelere gelindi. Ayrıca fed para politikaları ve korona etkileri ile bilançoları artan firmalar tekel konumuna ulaştı.

Şu an sadece Amazon şirketinin  değeri dax 30 firmalarının hepsinden daha değerli konumda ayrıca portföyün toplam değeri  çoğu Avrupa ülkesinin gayri safi milli hasılalarından yüksek bir duruma ulaştı. Bu arada SP500 endeksinin toplam değeri 23 trilyon dolar civarında. 

Bu firmalar bu dönemi çok iyi değerlendirip pastadan paylarını arttırarak çıkmaları aynı zamanda arge payları ve yarattıkları dijital dünyanın sermaye döngüsünde saklı. Çoğu robotik teknolojiler ve yazılımlar kullanılarak oluşturulan bu yapılar insanın emek değerinin değersizleşmesine sebep olurken aynı zamanda neoliberal sisteminde çarklarının dönmesini zorlaştıran iş kapasitesini düşüren tarzda firmalar.

ABD’de korona sürecinde 9 haftada oluşan işsizlik başvurusu sayıları 40 milyona ulaştı. 135 milyon çalışanın olduğu bir sistemde ki toplam nüfusları 330 milyon civarı olduğunu düşünürsek dat.com krizlerinden daha büyük bir balon oluştuğunu ancak fed yardımları ve dönemin şartları sebebiyle yatırımcı iyimserliği konusunda gerçek tablodan uzakta kalabileceklerini de gözlemledik. Bu da kısaca bu bir kaç firmanın taşıdığı sp500 endeksinin önümüzdeki dönemin şartlarını anlayıp anlamamasında gizli.

İnsanlar işsiz kalırken, gelirler tüm dünyada düşerken, bu firmaların tekel sektörler olarak yükselmesinin hem politik hem de sosyolojik etkileri yadsınamayacak bir gerçeklik olarak karşımızda ciddi bir potansiyel içermekteler. Bu potansiyellerini dünyada  insanlık için neoliberal sistemi bir win to win sistemine dönüştürebilirler ise insanlığa muazzam katkıları olabilir ancak sermaye tarafında kalıp bu durumları görmezden gelirlerse kümülatif bilgiden oluşan tüm medeni birikimlerin üstüne bir bardak su içeriz. Ki bu firmalarında temelinde bu kümülatif bilgi birikimi var.

Ekonomik gerçekler, finansal gerçeklerden tamamı ile ayrılırsa sonunda distopik tablolar yaşayabiliriz. Ancak akılcı yolun güdüleceğini düşünen geleceğe umutla bakan taraftayım.

Tabi ki yeni dönemin zorlukları yok dersek de yalan söylemiş oluruz.Nitekim yemek ve su konusunda ki ihtiyaç devam edecek. Ancak kaynakların çevre ve doğa  ile uyumlu kullanımı bu konuda son dönemde yaşanan iklim değişikliği gibi sıkıntıların üzerinden geleceği için kendi kendine çözülebileceğini düşünüyorum. Özellikle pandemi döneminde yaşananlara baktığımızda bu konularda insanlığın doğa karşısındaki güçsüzlüğünü anladığı da aşikardır. Ve bu yönelimlerin hangi firmalara aktığı da yaşadığımız finansal gerçeklik olarak ortaya çıktı.  

Sonuç olarak bu gidişatı göremeyen insanların yaşadığı ülkelerin ne sanayi tarafında ne siyaset tarafında ne eğitim tarafında ne de toplum sağlığı gibi alanlarda başarıya ulaşamayacağını söyleyebilirim. Ve güçlü topum yapısını doğrudan etkileyen bu değişimi oluşturmayan ülkelerin tüm gelişmiş dünyadan dışlanacağını da unutmamak gerekir. Artık bulut sisteminde değilseniz dünyada bile değilsiniz! Çünkü Pangaea’da başka kıta yok!