• Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
Perşembe, Haziran 11, 2026
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    sibel özbudun &temel demirer

    56. Sene-i Devriyesinde 15-16 Haziran Ve Bugün(ümüz)

    israil, Iran ve Ortadogu

    Beş Günde Çöküş: İran, İsrail Ordusu’nun İkmal Zincirini Nasıl Çökertti?

    1. Mayis 2026

    Veriler İle Ekonomi-Politik Hâl-i Pür Melâl (imiz)[*]

    ibrahim kaypakkaya

    İbo’nun ‘Ölümsüzlüğü’nün 53. Yılında Patika’nın Sorularına Yanıtlar[*]

    Rusya ve S 400ler

    Suriye’de Yeni Dönem: S-400’ler Dengeleri Değiştiriyor

    Dr. Jan Campbell

    Bir Geçit Töreninin Ardından

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Dr. Jan Campbell

    İnsan Haklarının Geleceği

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Kalıcılaştırılmış KHK Rejiminin Röntgeni: AİHM Şaban Yasak Kararıyla Tescillenen Anatomi

    Sibel_özbudun

    “Aykırı Kadınlar” Tarihinden: Vilma Espín

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    ibrahim kaypakkaya

    MÜZİĞİN HATIRLATTIKLARI[*]

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

    cisel aktimur

    Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    S400 Sistemleri

    Syria’s Sky: The S-400 Gambitand the New Architecture of Middle Eastern Air Power

    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

  • Gorüş TV
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    sibel özbudun

    Onların “Ahlâk”(sızlığ)ı, Bizim Etiğimiz…[*]

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    sibel özbudun &temel demirer

    56. Sene-i Devriyesinde 15-16 Haziran Ve Bugün(ümüz)

    israil, Iran ve Ortadogu

    Beş Günde Çöküş: İran, İsrail Ordusu’nun İkmal Zincirini Nasıl Çökertti?

    1. Mayis 2026

    Veriler İle Ekonomi-Politik Hâl-i Pür Melâl (imiz)[*]

    ibrahim kaypakkaya

    İbo’nun ‘Ölümsüzlüğü’nün 53. Yılında Patika’nın Sorularına Yanıtlar[*]

    Rusya ve S 400ler

    Suriye’de Yeni Dönem: S-400’ler Dengeleri Değiştiriyor

    Dr. Jan Campbell

    Bir Geçit Töreninin Ardından

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Dr. Jan Campbell

    İnsan Haklarının Geleceği

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Kalıcılaştırılmış KHK Rejiminin Röntgeni: AİHM Şaban Yasak Kararıyla Tescillenen Anatomi

    Sibel_özbudun

    “Aykırı Kadınlar” Tarihinden: Vilma Espín

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    ibrahim kaypakkaya

    MÜZİĞİN HATIRLATTIKLARI[*]

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

    cisel aktimur

    Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    S400 Sistemleri

    Syria’s Sky: The S-400 Gambitand the New Architecture of Middle Eastern Air Power

    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

  • Gorüş TV
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    sibel özbudun

    Onların “Ahlâk”(sızlığ)ı, Bizim Etiğimiz…[*]

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Görüş Yazılar Diğer

“Stefan Zweig’ı Anlamak İnsanı Anlamaktır”

Doç. Dr. Sibel Özbudun Doç. Dr. Sibel Özbudun
22 Mayıs 2021
in Diğer, Felsefe
0
fransa
stefan zweig

“Dünyada bir şeyi yarım söylemek

ya da yarım bırakmak kadar

kötü bir şey yoktur.”[1]

Neredeyse tüm dünyayı kaygılarıyla dolaşarak, “Hayat bizim kurduğumuz, tasarladığımız bir oyun değildir; orada sahne alan kim olursa olsun, ona ne kadar yakın olursak olalım her şey bizim istediğimiz gibi gelişmeyebilir. Hayata dair her kurgumuz, her gelecek planımız başka başka hayatların, başka ruhların, kişiliklerin beklentileri ve hayatlarıyla ölçülür, orada her beklenti hayal kırıklıklarına gebedir; beklentilerini birer inanca dönüştüren yürekler içinse hayattan derin bir çöküş beklemektedir. ‘Bu inancın söndüğü yerde yeni bir hayata açılacak bir kapı yoktur’,”[2] diyen O eklerdi:

“Belki de bizim gerçek kaderimiz ebedi olarak yolda olmaktır, hiç durmadan nostaljiyle pişman olan ve arzulayan, dinlenmeye susamış ve hiç durmadan başıboş yola koyulan. Kutsal olan bir şey varsa o da nereye vardığını bilmediğimiz fakat inatla izlediğimiz yoldur, tıpkı karanlık ve tehlikeler arasında bizi neyin beklediğini bilmediğimiz şu andaki yürüyüşümüz gibi…”

‘Yeryüzünde hiçbir şey hiçlik kadar insan ruhuna baskı yapamaz,” muhteşem cümlesinin yazarı; ‘Amok Koşucusu’nda kendisini anlatan; ‘Bir Kadının 24 Saati’, ‘Yıldızın Parladığı Anlar’, ‘Üç Usta’ (Balzac, Dickens, Dostoyevski), ‘Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar’ (Stendhal, Tolstoy, Kazanova), ‘Kendileriyle Savaşanlar’ (Kleist, Nietzsche, Holderlin), ‘Yarının Tarihi’nde Erasmus, Arthur Rimbaud, Paul Verlaine, Marcel Proust’un yaşamlarını anlatan Stefan Zweig, edebiyat tarihinin parlayan yıldızlarından Neri(man) Çelik’in de ilgisini çeken yazarlardandır…[3]

* * * * *

Neri(man) Çelik’in Zweig çalışmasını adadığı Cengiz (Gündoğdu) Hoca, “Stefan Zweig’ı anlamak demek insanı anlamaktır,” (s.vıı) saptamasıyla söylenmesi gerekenin altını özenle çiziyor.

Olağanüstü fırtınalı bir dönemde yaşayan yazarımızın fantastik bir hayatı (s.1) oldu. Denilebilir ki, ‘Amok Koşucusu’nu (s.94) andıran hayatını betimleyen, iyi bir yazar olması yanında anti-militarist ve hümanist niteliğiydi. Kaldı ki Neri(man) Çelik’in de buna, “Hümanist algı ve düşünüş biçimi onun tüm yapıtlarında ve ustalıkla yazdığı otobiyografilerinin kurucu bir öğesidir,” (s.28) saptamasıyla dikkat çekiyor.

Bir Dünya Yazarı - Stefan Zweig Yaşamı ve Yapıtları , Neriman Çelik -  Fiyatı & Satın Al | idefix

“Neriman Çelik ilk elde yazarın fırtınalı yaşamını anlatır. Stefan Zweig’ın yaşamı düz bir yaşam değildir, inişli çıkışlı… Neriman Çelik bu inişli çıkışlı yaşamı yetkin bir dille anlatır. Bu anlatım canlıdır, yalındır. Yetkinliği de buradan gelir. Neriman Çelik, daha sonra yazarın öykülerini ele alır. Öyküler estetik kategorilere göre çözümlenir.

Cengiz Gündoğdu

Özellikle savaş karşıtlığıyla müsemma, ant-militarist Alman şair Rainer Maria Rilke ile Fransız şair Romain Rolland’ın arkadaşı Zweig için “Yeryüzünde kötülerin rahatı yerindeyken iyiler zarar görmeye, hak yemeyenler gülünç duruma düşmeye devam ediyor”ken[4], yazmak bir sorumluluktu.

Bu onun kişiliğiyle de örtüşen bir pozisyondu.

Çok iyi ruh tahlili yapan, her eserinde karakterlerin hislerini büyük bir ustalıkla ve harikulade psikolojik betimlemelerle okura yansıtan Zweig, insanlığın aşağılanmasına, erdemlerin yok oluşuna, ötekileştirmenin çoğalttığı nefrete, kötülükten doğan bunca öfkeye seyirci kalmaya dayanamıyordu. Bu hissiyatıyla ilgili yakın dostu Joseph Roth, Ona şöyle yazmıştı: “çok büyük bir felakete sürüklendiğimizin farkında olduğunuzu sanıyorum. Edebiyat yaşamımız yok olacak”.

Böylesi sarsıntıların ortasında naif bir insandı (s.39) ve her şeye karşın müthiş bir insan gözlemcisi; hüzünlü sonları ve intiharlarıyla, hayata dair ümidi kalmamış insanların gözlemleri özellikle de…

Kolay mı? “Zweig’in hemen hemen bütün yapıtlarındaki bir ortak nokta da, ölümün işlenmesi ve karekterlerinin bir kısmının intiharıdır.” (s.29)

Evet Onu okurken, “Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiç bir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta. Duracak, görecek, hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla,”[5] notu düşülen yaşananları da bilmek gerekirken; II. Dünya Savaşı’nda o kadar insanın Hitler’in arkasından “Nasıl” ve “Neden” gittiğini anlamak için ‘Dünün Dünyası’ndaki şu satırların okunması elzemdir:

“Eve dönerken, önümden giden gölgemi gördüm. Bu yeni savaşın ardında öteki savaşın gölgesini gördüğüm gibi. Gölgem benden hiç ayrılmadı artık. Bu gölge, gece gündüz düşüncelerimi kaplıyor. Belki bu kitabın sayfalarında da o gölgenin karanlık çizgileri vardır. Ama her gölge, eninde sonunda yine ışığın çocuğudur. Ve ancak aydınlıkla karanlığı, savaşla barışı, yükselişle alçalışı yakından tanımış kişi hayatı gerçekten yaşamış sayılır.”[6]

* * * * *

İnsan(lık) tahlilleri ve betimleme konusunda son derece başarılı olan yazarın; yapıtlarındaki başkahramanlarını birbirine bağlayan ortak bir nokta vardı ki, o da buhran, kaygıydı.

Zweig, Avusturya’da yaşadığı dönem boyunca Sigmund Freud ve Carl Gustav Jung, insan ve toplum kavramlarına farklı bir bakış açısı kazandırmıştı. Bu bağlamda insan karakterine dair kimi yorumlar yenilenmişti.

Bu durum Zweig’ın çalışmalarını etkilerken; psikolojiye ilgisi onu biyografiye yöneltmiş, çalışmalarını genel olarak bu yönde sürdürmüştür ve biyografi dışında şiir, sahne oyunları, dram tarzında eserler de vermişti.

İnsanların büyük tutkularıyla ilgilenen Zweig, “İhanet edecek kimseyi bulamayınca, kendi kendisine ihanet edecek kadar yoldan çıkan biridir” tanımlamasıyla müsemma Joseph Fouché[7] gibi önemli tipleri analizini devreye sokar.

Söz konusu biyografik yapıtında, Fransız Devrimi’nin en kanlı günlerinde ‘Lyon Kasabı’ lakabıyla tarihe geçen Fouché’nin öyküsünü anlatırken; devrimden terör dönemine ve monarşiye, tek başına siyasetin yönünü belirleyen “her devrin adamı”nı ya da Balzac’ın deyişiyle, “psikolojik açıdan çağının en ilginç karakter”ini, günümüzde de sık sık rastladığımız bir politikacı tipini gözler önüne serer.

Aklını ve iradesini kontrol edebilen, Makyavelist, gözükara, her türlü etik ilkeden yoksun, değişen ideolojilere aynı hızla uyum gösteren, iktidar zevkini maskeleyebilen bir politikacı tipi olarak Fouché’nin şahsında sadece bir politikacıyı değil; çıkar ve amaçlarını her şeyin üstünde tutan; bu uğurda önündeki her şeyi ve herkesi ezip geçen; kendini, sadece kendini düşünen insanı anlatmaktadır aslında Zweig…

Tam da bu satırlarıyla günümüz Türk(iye) toplumuna ışık tutmaktadır sanki…

* * * * *

“Sevda”dan “İntihar”a tüm insan(lık) hâllerin kafa yoran Zweig[8] için “Gerçek sevgiyi tadanlar sıhhatleri yerinde, kendilerinden emin, gururlu, neşeli insanlar değildir; onların buna ihtiyaçları yoktur zaten; sevilmeyi kabul ediyorlarsa bunu, sanki herkes kendilerine saygı borçlu imiş gibi böbürlenerek, aldırmayarak yaparlar. Başka birinin kendilerine bağışladığı bu sevgi onlar için sadece bir süstür. Saçlarında bir ziynet, bileklerinde bir bileziktir, ama onların hayatlarının tek saadeti, tek manası değildir. Ancak kaderin sillesini yemiş olan acizler, biçareler, felaketzedelerdir ki sevgiden bir fayda görürler. Birisi ömrünü ona hasretti mi, böylelikle hayatın kendilerinden esirgediğini de bahsetmiş olur onlara. Ve ancak onlardır ki alçak gönülle, minnetle severler,”[9] biçiminde tanımlar sevdayı. ‘Yüreğin Ölümü’nü okurken Zweig’ın Freud ile aşık atabilecek bir psikanalist olduğunu, ya da ‘Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat’[10] başlıklı yapıtını okuduğunuzda bir kadının içsel dünyasını, bir kadından daha başarılı bir şekilde analiz edebildiğini, “Altmış yedi yaşındaki burjuva bir kadının yaşamında kimseye anlatamadığı ve unutamadığı 24 saatinin, ertelenmiş bir itirafın ve insana ait tutkuların ve saplantıların öyküsü”yle “ahlâk ve suç algısını, arzunun iyi ve kötüyle ilişkisini sorgu”layan (s.63) satırlardaki ustalığını görür, hayran kalırsınız…

Bunların yanında Zweig’ı okurken intihara meyilli, depresif bir karakter olduğu sonucuna varılabilir.

Ama intiharı seçişine benzer bir hayranlık duymak mümkün değildir!

“Şimdi elim kolum bağlıyken hiçbir şey yapamadan, insanlığın barbarlığa dönüştüğünü izlemek zorundayım” deyip; uygarlığın yok olduğuna, bu durumun artık düzelmeyeceğine inanan Zweig’ın (ve eşinin) 22 Şubat 1942’de kendilerini öldürmeleri “İsabetsiz bir davranıştı!”[11] (“Cesare Pavese de, ‘Yaşama Uğraşı’nı yazdıktan sonra intihar etmişti” veya Vladimir Mayakovski ya da Sergei Alexandrovich Yesenin, sonra da Nilgün Marmara gibi örnekler de meşrulaştıramaz bu davranışı!)

Malum: “Bir hiçliğin içerisinde yaşadığımızı bilmek, insan ruhuna vurulmuş en büyük darbedir,” notunu düştüğü ‘Satranç’ ölümü seçmeden önce yazdığı yapıtıydı; son satırı da aynı zamanda dünyaya veda cümlesi oldu Onun…

* * * * *

Toparlarsak: Gel-gitlerle özel biri, müthiş bir edebi yetenek olan Zweig konusunda kapsamlı ve çok yönlü çözümleyiciliğiyle Neri(man) Çelik çok değerli, elbette okunası öğretici bir çalışmaya imza atmış.

Onun bu yapıtını okumamak, kendisini kutlamamak haksızlık olur…

Doç. Dr. Sibel Özbudun

Akademisyen, antropolog, yazar, çevirmen, aktivist. 1956 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Fransa’ya giderek, üç yıl süresince Fransa’da dil ve Paris VII ve Paris Üniversitelerinde sosyoloji öğrenimi gördü. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’ne girdi. Mezun oldu. Uzun süre yayıncılık (Havass ve Süreç Yayınları) ve çevirmenlik yapan Özbudun; 1993 yılında, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi görmeye başladı. 1995 yılında aynı bölümde araştırma görevlisi oldu. Doktorasını da aynı üniversitede verdi. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen Özbudun’un çok sayıda çeviri ve telif eseri bulunmaktadır. Telif eserlerinin çoğu Temel demirer ve diğer yazarlarla birlikte kaleme aldığı kolektif çalışmalardır.

Temel Demirer

Yazar, aktivist. 1954, Kale Mahallesi / Çorum doğumlu. Baba adı Kemal, anne adı Necla’dır. Eserlerinin çoğu Sibel Özbudun ve diğer yazarlarla birlikte kaleme aldığı kolektif çalışmalardır. Kitapları dışında kendisi hakkında yeterli bilgi bulunamayan Temel Demirer, kendisini şöyle anlatır:

“Kendimden söz etmenin pek anlamlı ve “şık” olmadığına inanan biri olarak çok düşündüm… Ne yazacağımı kestiremedim. Ve nihayet şunları diyebilmenin en doğrusu olduğuna karar kıldım… “İnsana ait hiçbir şey bana yabancı değil” diyen(lerden); dünyaya aşağıdan bakan(lardan); kendi kuşağımla müthiş bir serüveni yaşayan(lardan); yaşadıklarımdan asla pişman olmayan(lardan) ve hatta yaşadıklarımı yaşamış olmayı bir onur ve şans addeden(lerden); sevdasız kavga, kavgasız sevda olmaz diyen(lerden); bir afet-i devrana aşık olan(lardan); hâlâ “tek yol devrim” gerçeğine bağlı olan(lardan) ve nihayet “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek!” diyen(lerin) safındaki sıradan, vasıfsız, herhangi biriyim…  Ve nihayet halen “sakıncalı” dedikleri(nden) ve GBT’lerindeyse sabıkalıyım.”

N O T L A R

[*] İnsancıl Dergisi, Yıl:31, No:369, Nisan 2021…

[1] Stefan Zweig.

[2] Stefan Zweig, Satranç, çev: Ahmet Cemal, İş Bankası Kültür Yay., 2012.

[3] Neriman Çelik, Bir Dünya Yazarı Stefan Zweig Yaşamı ve Yapıtları, İnsancıl Yay., 2020, 144 sahife.

[4] Stefan Zweig, Karmaşık Duygular, çev: Regaip Minareci, Can Yay., 2020, s.125.

[5] Stefan Zweig, Satranç, çev: Ahmet Cemal, İş Bankası Kültür Yay., 2012.

[6] Stefan Zweig, Dünün Dünyası-Bir Avrupalının Anıları, çev: Kasım Eğit-Yadigar Eğit, Can Yay., 2015.

[7] Stefan Zweig, Joseph Fouché-Bir Politikacının Portresi, çev: Gülperi Sert, Can Yay., 2007

[8] “Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa hafif de hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.” (Stefan Zweig, Korku, çev: İlknur İgan, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2019.)

[9] Stefan Zweig, Acımak, çev: Samih Tiryakioğlu, Tema Yay., 2017, s.32.

[10] Stefan Zweig, Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, çev: Ahmet Arpad, Koridor Yay., 2018.

[11] Selçuk Erez, “Stefan Zweig’a Yazık Oldu!”, Cumhuriyet, 5 Temmuz 2018, s.12.

Tags: BalzacCengiz GündoğduDostoyevskiFransiz Devrimiinsaninsan ve toplumJosep FouchePsikolojisiegmund freudstefan zweig
Önceki

SOSYALİZM ve PİYASA

Sonraki

Sevdiği Renk Mavi; Tutkusu da Aşk ve Devrim di | Pablo Neruda

Sonraki
su ve susuzluk

Sevdiği Renk Mavi; Tutkusu da Aşk ve Devrim di | Pablo Neruda

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

Sayfalar

  • Anasayfa Yedek
  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • İletişim | info@gorus21.com
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • Anasayfa Yedek
  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • İletişim | info@gorus21.com
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.