Fotograf: Wikimedia.org

Chris Matthews

Ünlü diplomat, ABD’nin artık ekonomik ve teknolojik güç olarak “tek taraflı üstünlük” elde edemeyeceğinin farkına varması gerektiğini söylüyor.

Henry Kissinger, düşmanca davranan bir Çin’e yabancı değil.

Başkan Nixon’un ulusal güvenlik danışmanı olarak Kissinger, bir Amerikan heyetinin Çin Halk Cumhuriyeti’ne yaptığı ilk resmi ziyaretin düzenlenmesine yardımcı olmuş ve nihayetinde Nixon’un Pekin’i ziyaret etmesinin ve ABD’nin uzun bir süren diplomatik tecrit sonrasında Çin ile işbirliğine dayalı bir ilişkiye kaldığı yerden devam etmesinin yolunu açmıştı.

Ünlü diplomat Çarşamba günü öğleden sonra, New York Ekonomi Kulübü’nün sponsorluğunda New York Federal Rezerv Bankası Başkanı ile sanal bir tartışma oturumunda, ABD ile Çin arasındaki artan gerilimlerin sonunda feci, hareketli bir savaşa yol açabileceği konusunda uyardı.

Kissinger, “Liderlerimiz ve Çin’in liderleri, tehditleri nereye kadar sürdüreceklerinin sınırını ve bu sınırı nasıl tanımlayacaklarını tartışmalılar,” diyen Kissinger, bu görüşmelerin her iki tarafın yönetimleri arasında uzun bir süre boyunca yürütülebilecek şekilde tasarlanması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Kissinger sözlerini, “Bunun tamamen imkansız olduğunu söyleyebilirsiniz, ancak öyle olursa, kendimizi I.Dünya Savaşı’na benzer bir durumda bulacağız,” diye sürdürdü ve 1914 yazında savaşın patlak vermesine kadar geçen yıllarda yaygın inanç, bugün olduğu gibi, büyük güçler arasındaki savaşın düşünülemez olduğuydu.

Ancak o zamanın dünya liderleri savaş tehdidini ciddiye almasalar bile, eş zamanlı olarak askeri kapasitelerini ve bu kapasitlerini geliştirmeye olanak sağlayacak stratejiler geliştiriyorlardı. ABD ve Çin, yapay zeka gibi alanlarda tartışmasız hakimiyet için rekabet ederken, o dönemdeki teknolojik yarışla bugünkü arasında benzerlikler var.

Kissinger, böylesi bir hakimiyet için çabalamak yerine, “başka hiçbir ülkenin bize şantaj yapamayacağı, fakat bu hedefin diğer ülkelerdeki potansiyel tüm teknolojik imkanlara karşı çıkmak ve azaltmak zorunda olmak üzere tasarlanmadığı bir dünya ekonomisi düşünmemiz gerektiğini” öne sürdü.

“Bu, bütün ülke yönetimleri için çok zor olsa da tek tarafı ilgilendiren bir zorluk değil, üstesinden gelinmesi gereken tarihi bir görev, çünkü bunu her dört ila sekiz yılda bir gözden geçirmemiz mümkün değil ve kendi ülkemizde bu konuyu açıklığa kavuşturamazsak, diğer ülkelerle baş edemeyiz” diye ekledi.

COVID-19 salgını, ırksal eşitsizlik, adalet ve güvenlik faaliyetlerindeki sorunlar, Hong Kong’un anakaradan (Çin’den) bağımsızlığına ilişkin sorunları ve süregelen ticaret savaşları ve anlaşmazlıkları gölgelediğinden, ABD-Çin ilişkileri Amerikan siyasi söyleminde bir miktar geri plana düştü. Ancak Trump yönetimi, popüler TikTok video paylaşım uygulamasının ait olduğu Çinli şirkete ve benzerlerine karşı sert tutumunu sürdürürken, bu uluslararası salgın için virüsün ortaya çıktığı Çin’i suçlamaya çalıştı.

Bu arada Demokrat Parti, Çin’e karşı kavgacı bir duruş sergileme isteği etrafında daha da birleşti. Demokratik aday Joe Biden, bir zamanlar Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımını savunmuştu, ancak bu yılın başlarında Foreign Affairs’de yayınlanan bir makalesinde ABD’nin “Çin’in taciz edici davranışlarına ve insan hakları ihlallerine karşı koymak” için müttefikleriyle birleşmesi gerektiğini savundu.

Biden, “Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin’e karşı gerçekten sertleşmesi gerekiyor. Çin kendi haline bırakılırsa, Amerika Birleşik Devletleri ve Amerikan şirketlerinin teknolojilerini ve fikri mülkiyetlerini çalmaya devam edecek ”diye yazıyordu. “Ayrıca Çin, devlete ait kendi işletmelerine haksız avantaj sağlamak ve geleceğin teknolojilerini ve endüstrilerini domine etmek için sübvansiyonları kullanmaya devam edecek.”

Kissinger, geleceğin teknolojilerinin ve endüstrilerinin doğasının mevcut ABD-Çin çatışmasını özellikle tehlikeli bir hale getirdiğini, çünkü yapay zeka gibi teknolojilerin sıfır toplamlı düşünme (zero-sum thinking) ve yalnızca başarılı tarafın ödüllendirildiği sonuçlar doğurmasının olası olduğunu savundu.

Kissinger, “En son karşılaştırılabilir benzer bir teknolojik değişim, matbaanın icat edildiği ve daha önce benzeri görülmemiş bilgi sirkülasyonunun sağlandığı aydınlanma sırasında, yüzlerce yıl önce oldu” dedi.

Bununla birlikte, o zaman ile şimdiki arasındaki temel fark, o dönem toplumların yeni teknoloji ile başa çıkabilmek için teknolojik gelişmeyle eşzamanlı olarak, kavramsal çerçeveler yaratan felsefik düşüncenin ortaya cıkmasıdır.

Kissinger, “Günümüz dünyasında teknolojik düşünme, kavramsal düşünmenin çok ilerisinde” diye uyardı.

Fotograf: Wkkipedia

Chris Matthews Market Watch’ta politika, ekonomi ve piyasaları izleyen bir muhabirdir. Daha önce Dealbreaker, Axios, Fortune Magazine ve Time için makaleler yazmıştır.

Bu makale ABD seçimlerinden önce, Ekim ayında Market Watch’ta yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş