Karikatür gibi bir başkan

Matt Bors siyasetin altında yatan derin tavırları tasvir edip günlük haberlerin ötesine geçiyor.

Politik karikatüristler için Donald Trump’ı çizmek zor olmanın yanı sıra Trump kendileri için bir rakip. Trump’ın politik başarısı onun yürüyen, nefes alan bir karikatür olduğu gerçeğine çok şey borçlu. Onun tüm kariyeri bir imaj yaratma sanatının zaferidir. Basın yoluyla manipülasyon, başkası tarafından yazılan kitaplar, film kameraları ve özenle düzenlenmiş reality-TV şovları aracılığıyla Trump kendisini kusursuz bir Amerikan kurnazı, oldukça popüler olan bir milyarder olarak lanse etmeyi başardı.

Her ikonik figürde olduğu gibi, Trump da bir kişi olduğu kadar aynı zamanda bir stil tasarımıdır. Yüzü nadiren sabit kalır, bunun yerine artık alıştığımız tikler ve kendine has tavırlar arasında sürekli gidip gelir. Acayipliği, mantık dışı saçlarının ve tuhaf şekilde turuncu derisinin yol açtığı şok onu kendine özgü, dikkat çekmeyi ve üzerinde tutmayı gerektiren bir meslek için uygun bir karakter hâline getirir. 

Trump ilk karikatürvari başkan değildir. 1984’te Harper’s’i yazarken edebiyat eleştirmeni Hugh Kenner Ronald Reagan’ın insandan çok bir kukla olmaya daha yakın olduğunu belirtmiş ve “Reagan’ın halefi kurbağa Kermit olabilir” diye yazmıştı. “Kermit’in Johnny Carson’un (Amerikalı bir komedyen / Çevirmenin notu) yerine geçtiği geceyi hiç kimse fark etmemişti. Evet, bizi karikatürler yönetir çünkü onlar aracılığıyla algılarız.”

Karikatüristler abartıyla çalışır. Ama zaten acayip olan bir şeyi nasıl abartabilirsiniz ki? Bir hilkat garibesiyle nasıl dalga geçersiniz? Günümüzün en yetenekli politik karikatüristlerinden biri olan Matt Bors, geçmiş birkaç yılın hiciv niteliğindeki karikatür dizilerinden oluşan yeni koleksiyonunda We Should Improve Society Somewhat’ta (Toplumu Bir Şekilde Geliştirmeliyiz)  bu görevi yerine getirmeye hazır olduğunu gösteriyor.

Kitabın en değerli yönlerinden birisi Trump’ı tasvir etmek için uğraşırken Bors’un kendisini takip etmemize olanak tanıması. Önceki çizimler güçlü ancak sadece yüzeysel bir işlev görürken burada Trump fönlü bir palavracı, çok sayıda başka politikacıdan farklı olmayan şişirilmiş bir kabadayı olarak tasvir edilir. Zamanla Bors, gerçeğe benzetme kaygısından uzaklaşır ve Trump onun için plaj topu şeklindeki kafasının bodur bedeninin önüne geçtiği uğursuz bir cüce hâline gelir. Öfkelendiğinde başından çıkan dumanla uyum hâlindeki diken diken olmuş saçlarıyla, sürekli terleyen, dudakları büzük bir Trump versiyonu artık domuzlara özgü kötü niyetin vücüt bulmuş halidir. 

Trump yılları boyunca, Bors giderek daha serbest bir çizgi izlemeye başladı ve günün olaylarına katı şekilde bağlı tepkiler vermekten uzaklaşarak gittikçe artan şekilde yayılan bir distopyayı tarif etmek için bilim kurgu alanından kinayeli bir anlatımı ödünç almaya eğilim gösterdi. Trump, Ebedî Derebeyi Trump hâline gelirken, ölmekte olan, post-apokaliptik bir gezegene başkanlık etmektedir. Mad Max: Fury Road’dan Immortan Joe’dan tasarlanmis bir yüz maskesi takan Trump, gerçek alin yazısına bir cehennem dünyası üzerinde bir hükümdar olarak erişiyor. Bir diğer karikatür dizisinde ise Trump küçük bir robotik bedenin üzerinde yükselen, yüzen dev bir kafadan ibaret olarak resmedilir.

Bors’un en güçlü karikatür dizileri, sorunların bizim gerçekliğimizden bile daha ağır olduğu Wasteland (Çöp Ülkesi) isimli distopyada geçer- ancak politik tutumlar aynı olmaya devam eder. Bir karikatürde, Wasteland’ın yurttaşları “zırhlarını giymeyen herkesin etlerini kemiklerinden sıyıran mutasyona uğramış bir çekirge istilası” tehdidi karşısında bir kent meclisi toplantısı düzenlerler. Toplantı hızlı bir şekilde sorunun gerçek olup olmadığı üzerine bir tartışmaya dönüşür. Bir yurttaş “çekirgeler her zaman vardı” diye beyanda bulunur. “Belki de mutasyon geçirmişleri de.” Ya işlerimiz ne olacak? Kel kafasının derisinde irinli bir delik olan Gorm adında bir adam şunu söyler: “Ben çekirge sürülerini yakarak boğaz tokluğuna çalışıyorum – Benden kurtulmuş olursunuz!”   

Bir kare karikatüristi olarak Bors, anlatı ve karakterlerle uğraşan Jules Feiffer ve Tom Tomorrow geleneğine dâhildir. Bu, genellikle günlük haberlere dayanan tek resimlik karikatürler yapan gazete karikatüristlerinin baskın olan biçiminden farklıdır. Feiffer ve Tomorrow’da olduğu gibi, Bors da güncel konulardan ziyade, politikanın altında yatan ve tekerrür eden davranışlarla ilgilenir..

Bors’un reaksinoyer / gerici düşünce imbiklerini, tanınabilir karakter tiplerine dönüştürme konusunda gerçek bir yeteneği vardır. Kitaba ismini veren karikatür dizisindeki bir karakter, sözde ikiyüzlülüğü vurgulayarak sosyal eleştiriyi reddetmeye çalışan patavatsız bir bilgiç olan Bay Gotcha’dır. Apple’ın Çinli fabrika işlerine yeterince iyi ücret ödemediği hakkında bir şikayet mesajı yazan birini gördüğünde Bay Gotcha yorumun “bir iPhone’da söylendiğine” dikkat çeker.

Bors, Bay Gotcha’yı zamanda geçmişe gönderir. İlk önce “Arabaların emniyet kemeri olması gerekir” diye şikayet eden birini görür. “Ama bir tane almışsın. İkiyüzlülük değil mi? Almışsın işte.” Orta Çağ’a gönderilen Bay Gotcha yoksul bir köylünün şunu dediğini duyar: “toplumu bir şekilde geliştirmeliyiz.” Bay Gotcha, bir kuyudan fırlayarak “Yine de topluma katılıyorsun. Hayret! Ben çok zekiyim!” der.

Bay Gotcha, hepimizin karşılaştığı rahatsız edici bir figürü anlatıyor, tartışma için insan karalama safsatalarını tercih eden patavatsız bir tür nokta atıcısı. Bors defalarca yaygın tavırlara vücut veren somut karakterler icat eder. Bay Gotcha’nın belki de Trump’ın ırkçı olarak tanımlanmasından rahatsız olan histerik kuzeni şöyle der: “beni ırkçı olmaya iten iste bu tavırdır!” Gözü dönmüş fanatizmle, bir gamalı haç dövmesi yaptırır.

Davranışlara odaklanmak Trump dönemine yönelik mükemmel bir yaklaşımdır. Trumpçılık gerçekten de tutarlı bir felsefe değildir. Daha çok hırçın bir zihinsel /ruhsal jestler ve mimikler dizisi, refleksif bir alaycılık ve karman çorman popüler slogancılıktır. Bors’un bu tavırlara hayat verme, onları görünür kılma ve ne kadar saçma olduklarını öne çıkarma yeteneği, onu Trump döneminin ideal portrecisi yapmaktadır.


Jeet Heer The Nation’da ulusal ilişkiler sorumlusu ve In Love with Art: Francoise Mouly’s Adventures in Comics with Art Spiegelman (2013) ile Sweet Lechery: Reviews, Essays and Profiles (2014) kitaplarının yazarıdır.


Not: Karikatürler orijinal metne sadık kalınarak çevrilmiştir.

Bu makale THE NATION de yayınlanan İngilizce orijinal versiyonundan çevrilmiştir. Çeviri: BARIŞ YILDIRIM