Hasan Saltık

Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat Fena değildir…

Üstü kalsın…

Cemal Süreya…

Müzikle amatör ya da profesyonelce ilgilenen hiçbir kimse yoktur ki Hasan Saltık adını bilmesin. Bilmese de gönlü zengin bu Hozat delikanlısının ürettiklerinden nasiplenmemiş olsun.

Kalan Müzik’i bir yapım şirketi olarak 1992’de kurduğunda böylesi büyük bir başarıya erişeceğini hayal etti mi bilinmez ama ’’serüvenci olduğu’’ ve iddiasının, inancının arkasına cesaret, çaba , mücadele koyduğuna tanık olanlardan biriyim.

Yollarımız 1990’ların ortalarına doğru solo albüm için kesiştiğinde, Grup Yorum’un ’’yine’’ yasaklanmış bir albümünü yayınlamış ve söylediğine göre varını yoğunu harcadığı bu işin toplatılması sonucunda sıkıntıya düşmüştü. Hal böyle olunca bizim çalışmayı bir süre ertelemek istedi. Bundandır ki, ilk olacak bu albüm projemi 2000’li yılların başlarına kadar ertelemiş oldum.

Nihayetinde eş dost motivasyonuyla artık iyiden iyiye içinde olduğum müzik çalışmalarımı bir albüme dönüştürme kararı aldım. Bu konuda bana yardımcı olan Kemal Eroğlu ve Erkan Oğur’un da desteğiyle, Erkan Oğur ve Okan Murat Öztürk yönetmenliğinde kayıtlara başladık. Albümün yayınlanması için anlaşmaya vardığımız yapımcı firma bu süreçte üstüne düşen maddi sorumluluğu yerine getirmeyince proje yapımcısız biçimde ortada kalmış oldu. Şimdiki gibi sosyal medya mecraları ve dijital müzik platformları ortada yoktu henüz. Kaset döneminin sonu, CD döneminin başlarındaydık. Bir yapımcıya ihtiyaç duyuluyordu. İşte böylesi bir zamanda Hasan yetişti ve tüm maddi sorumluluğu üstlenerek “Ömür Bahçesi” adlı ilk albümümün 2003 yılında Kalan Müzik yapımı olarak yayınlanmasını sağladı. Sekiz yıllık bir gecikmeyle de olsa niyetlendiğimiz işi gerçekleştirmiştik. Sonrasında bazı aralar olmakla beraber, bugünlere kadar birlikte çalıştık.

Aradan geçen sekiz yıl, Kalan Müzik’i piyasanın en güçlü ve nitelikli firması yaparken Hasan’ı da bu alanın yön belirleyicisi ve her kesim tarafından saygı gören yapımcısı haline getirmişti.

türküler
Anadolu müziğine adanmış bir ömür: Hasan Saltık; Neşet Ertaş ve Tuncel Kurtiz ile birlikte.

Albümümün Kalan Müzik tarafından yayınlanmasının niteliksel anlamda bir ön kabul yaratacağını biliyordum; öyle de oldu. Erkan Oğur, Okan Murat Öztürk gibi değerli müzisyenlerin yönetmen ve müzisyen olarak kattıkları “değer” yanında Kalan Müzik etiketinin sağladığı itibar her müzisyenin arkasına almak isteyeceği bir güçtü.

90’lı yılların ağır politik havası, bugünlere kadar ulaşan baskı, yasaklama ve hatta “faili meçhullere” varan karanlık ortamına rağmen Hasan büyük riskler aldı. Bu ülkenin kültür ve ses mozaiğinin vazgeçilemeyecek büyük bir zenginlik olduğunu herkesten daha anlamlıca, herkesten daha güçle ve cesaretle savundu. Bu çabalarının sonucu olarak Kalan Müzik koleksiyonunda Kürtçe, Zazaca, Lazca, Pontusça, Rumca, Ermenice, Süryanice gibi birçok dilde arşiv kayıtları yayınlandı. Bu yayınlar dünya müzik birikimine Anadolu adına kaydedildi.

Herkesten daha cesurca, diyorum çünkü bu çabalarının karşılığında zamanın DGM’lerinde yargılandı, tehditkâr uyarılar aldı. Ta ki Avrupa birliği heyecanının hükümetleri sarmasıyla ortaya çıkan görece “hoşgörü” ortamı oluşuncaya kadar.

Peki bütün bu zamanlarda genel olarak müzik piyasası ne yapıyordu derseniz, pop müzik dalgası içinde yıldız avcılığıyla servet peşinde koşuyordu diye özetleyebilirim. Hasan ise asla sönmeyeceğini bildiği kadim müzik geleneğinin gerçek yıldızlarının peşindeydi. Onları bulup tekrar bu halkın karşısına ortak hafızalarına ait sesli kayıtlar olarak koydu. Hak ettikleri saygı ve dikkati tekrar sağladı.

Dünyadaki büyük müzik mağazalarının raflarına “World Music” kategorisinde Türkiye’den giren CD’lerin neredeyse tamamı Kalan Müzik tarafından yayınlanmıştı.

Kalan Müzik deyince akla yalnızca etnisitelere dayalı müzik koleksiyonunun zenginliği gelmesin. Bizans’tan bu yana bu topraklarda örnekleri görülen “makam müziği geleneği” ne dayalı çokça arşiv kaydı ve yeni kayıtlar da şirketin koleksiyonunda önemli yer tutar.

Ayrıca geleneğe dayalı müzik üreten sanatçılar için de bu çalışmalarının değerlendirileceğine inandıkları en önemli adres her zaman Kalan Müzik olmuştur. Bu hâlen böyledir.

Bu çabalar ve yüklenilen misyon geleneksel müziğin popüler sanatçılar üretmesine de katkıda bulunmuş, müziğin değerlendirilme ölçütlerine, niteliğe dayalı bir bakış açısı kazandırmıştır. Bu sayede insanlar yöresel müzikleriyle ve onların temsilcileriyle gurur duymaya başlamış, bir değer olarak bütün ülkeyle hatta dünyayla paylaşabileceklerini görmüşler, dil, şive ve kültürlerini önemsemeye başlamışlardır. Bu da geleneğin devamı için büyük bir itkidir.

Bütün bunları kısa bir ömre sığdırmak böyle bir ülkede kahramanlıktır. Hasan Saltık Anadolu ve dünya müziğinin en gerçek kahramanlarından biridir. Kendi aile ve geleneksel köklerinden gelen yapısı hümanist yapısının temellerini oluşturmakla birlikte, kadir bilir ve cömert karakteri Kalan Müzik’in iş yapma biçimine de temel oluşturmuştur.

Bütün kapıları kapatan “hayır” lafını pek duymazdınız ondan. Bir orta yol bularak kendi isteğiyle sizinkini harmanlar, ortak bir tatmin sağlardı. İşin uzmanlarıyla işbirliği yapmayı iyi bilirdi.

Cömertliğinin kaynağı – kendi anlattıklarından yola çıkarak- geçmişindeki yoksulluk ve yoksunluk mudur bilinmez ama büyük bir sevinç ve heyecanla verirdi.

Geleneksel Anadolu müziği eserlerinin çok büyük ve önemli kısmı Kalan Müzik “edition” u altındadır. Hasan bunu hiçbir sanatçıyı engellemeye yönelik bir güç olarak kullanmamış, tersine kolaylaştırıcı biçimde izin vermiştir.

57 yıla güzel bir hayat sığdırmış, bunca sevgi ve övgüyü sonuna kadar hak etmiş bir insanı kolayca nasıl anlatayım ki?

Kim bilir belki de O’nun gibi bir yapımcıyla çalışmayı son demlerinde tatmış Neşet Ertaş usta gibi, bu dünyayı terk eden müzik ustaları çağırmıştır Hasan’ı. Yoksa niye gitsin böyle acele? Vardır bir bildiği, bir duyduğu.

Peki burada bıraktığın boşluk ne olacak sevgili dostum? Kim çözecek sorunları? Kim zoru kolay, olmazı olur edecek? Sen bir dengeydin ve “söz söylenmezdi sözün üstüne”.

Heyecanla yaptıkları kayıtları sana getirmek için fırsat ve zaman bekleyen gençler kime gitsin şimdi? Kim anlayışla dinleyecek, elinden geleni yapacak ve yönlendirecek onları?

Ne zaman konuşsak “Nasılsın?” sorusuna “Süper, harika!” diye cevap veren ve o sevimli iyimserliğine espri katıp “Zirvedeyim moruk, herkes aşağıda’’ derdin. Doğru, zirvedeydin ama daha yukarıyı merak etmesen olmaz mıydı?

Dedim ya vardır bir bildiğin, bir duyduğun. Ondandır bu aceleciliğin.

Sensiz yön bulmakta zorlanacağız biz. Karşılaştığımız her güçlük ve engelde çaresiz bakınacağız omzumuzda “kalan” elinin izine.

Güle güle güzel dostum. Güle güle müziğin zirvedeki güzel abisi…