FED verileri

Biden dönemi ile birlikte Fed tarafında oldukça ilginç hareketler göreceğiz. Özellikle repo fonlamalarının bittiği bir dönemi yaşadık. Biden ile birlikte daha kapsamlı bir ‘’stimulus’’ yardım paketi ve maliye politikalarında (Vergi arttırımları) değişimler izleyeceğiz. Bu arada 2. korona dalgasının tüm dünyada etkili olduğunu ve mutasyonlu virüsünde yayılmaya başladığını görüyoruz. Tüm bu etkenler altında ABD seçimleri sonrası yaşanan ekonomik belirtileri yeni yıla girdiğimiz bu dönemde tekrar inceleyelim istedim. Özellikler küresel borsalarda olan rallinin ne kadarlık kısmı balon ne kadarlık kısmı gerçekçi bunlara yeni oluşan verilerle göz atalım. 

İlk olarak ABD tarihinin en yüksek repo fonlamalarını görmüştük bu tarafa yakından bakalım. 

Grafikte görüldüğü üzere 2019 eylül ayında başlayan repo hareketi ağustos ayında son bulmuş görünüyor. Yani Fed yetkilileri repo kısmından etkili bir sonuç gelmediğini anlamış görünüyorlar. Bu aracı daha fazla kullanmayacaklardır çünkü ABD 10 yıllık tahvil faizlerini mümkün mertebede stabil tutmak istiyor. 10 yıllık tahvil faizlerine de bir göz atalım o halde;

Şekilde görüldüğü üzere 2019 eylül ayından itibaren keskin bir düşüş yaşanan tahvil faizleri ancak kendini toparlamaya çalışıyor ki mart ayından geçen aya kadar bu tahvil faizleri neredeyse blackrock söylemleri sonrası sabitlenmişti. Tarihinin en büyük işsizlik dalgalarından birini oluşturan korona salgını aynı zamanda geçen yıl ki gibi kapanmalar olması halinde ki Avrupa devletleri şu anda tekrar kapanmaya başladı. Biden’ın da son konuşmalarına dikkat edilirse komple bir kapanış yönetime geldiğinde kaçınılmaz olabileceği görülüyor.

Tekrardan repo fonlamalarına da dönemeyeceklerine göre batanları kurtarmak için ya faizleri negatife kadar düşürmeliler ki bu ortamda mümkün görünmüyor ya da sosyal yardımlara dönüp etkin maliye politikaları yaratmalılar ki son yardım paketleri bu anlamda kapsamı açısından önemli olacaklardır. Kobilere daha fazla kaynak ayrılması aynı zamanda zombi firmaların yüzdürülmeyeceği anlamına da gelecek mi bunu da zaman gösterecek. O zaman faiz tarafına bir göz atalım son dönemde ne olmuştu bir hatırlayalım;

Grafikte görüldüğü üzere 1991-2000-2008 krizlerine benzer bir dalga hareketi yapmış yani faizler düşmesine rağmen ,repo fonlamalarına rağmen istihdam ve sanayi tarafında yeterli artış gözlemlenmiş mi diye bir de bakalım. 

Grafikte 1990-2000 krizlerinin derinliği ile 2008 ve 2020 krizlerinin arasındaki farka bakınca zaten bu kadar yardımlara para akışına rağmen olumlu bir yansıma kısmen olsa da aralıkların uzadığı ve tekrar bir lockdown(kapanış) halinde durumun vahim olacağını gösteriyor. İşsizlik verilerinde de artış oranı tarihi yüksek seviyelerden(1929 büyük buhran) toparlanmış olmasına rağmen gerekli istihdam artışı sağlanamamış olmasını eski küresel krizlerde yaşanan seviyelere ancak indiğini ve kapanış durumunda benzeri tabloların tekrar yaşanma ihtimalini ortaya koyuyor. 

Diğer krizlere benzemeyen ölçüde bir oran görüyoruz ki sigortasız çalışanlar ile mevsimlik çalışanlar bunlardan muaf ayrıca işsizlik ödeneği alanlarda yine bundan muaf tutuluyorlar yani bu son dönemdeki keskin düşüşün tam anlamıyla yansıtmadığı bir veri olarak elimizde duruyor. Bu arada Fed bilançosuna baktığımızda bu verilerin ışığında 2020 aralık ayı itibariyle 7,363 trilyona ulaşan bir tablo görüyoruz. 

Repo fonlamalarıyla vadesi gelince kasaya dönecek paraların bankacılık sisteminin para yaratım mekanizmaları ile bilançoyu şişirdiği de aşikar bir biçimde görünüyor. Peki bu paralar; bu istihdam, işsizlik rakamları ve sanayi rakamları elimizdeyken nereye gitti dersiniz??? Tabii ki cevabımız borsalar olacaktır. 

Hemen ilk en büyük 500 firmanın durumuna Sp500 endeksinden Ocak 2021 tarihi itibariyle bakalım.

Son dalga hareketinde 2000 seviyelerinden 3700 seviyelerinin üstüne attığı görülüyor. Teknoloji hisseleri öncülüğündeki bu hareketin ana aksiyonlarının temelini Trump ve Fed beraber atarken finansal kesimin sağladığı karların oranı da manidar şekilde inanılmaz duruyor. Bunlar olurken dolar endeksi ne haldeydi peki bir de oraya bakalım;

2018 yılındaki 88 seviyelerinden 103 e kadar yükselen sonra tekrar aynı seviyelerine gerileyen bir DXY endeksi var elimizde, özellikle repo fonlamaları ve faiz düşüşleri sonrası azalan DXY endeksi şu anda Fed’in elinde pek fazla mekanizma bulunmadığı için mecburen yükselme eğilimine girecek çünkü korona etkisi ve kapanmalar ile sanayi ve işsizlik verileri çifte olarak negatif etkileneceklerdir. Böyle bir durumda doları stabil tutabilmek için bu finans tarafına giden karların bir kısmından feragat etmeleri gerekecek.

O zaman borsalarda bir küresel düşüş olabilir senaryosu aynı zamanda bunu dengelemek için parasal genişleme politikalarından vazgeçme ve faizleri arttırma senaryosu da izleyecektir. Çünkü komple uzun vadeli tahvillere kayacak bir kaçışı da engellemeleri gerekecek. Bu senaryoda ki şu anda 10 yıllıklarında faizleri %1 dolaylarına geldiğini görüyoruz.

Avrupa tarafında da ECB senaryoları benzer öğeler taşıyor. Uzak doğuda Çin dışında anlamlı yükseliş gösterebilen yok ama verilerinde ne kadar sağlıklı olduğunu bilen de yok. Geçenlerde çıkan ilk defa küçülme içine girildi haberi bile ne kadar sonra elimize ulaşabildiğini düşünürsek o taraftaki bilgi kalitesi kendisini aslında belli ediyor. Durumlar böyle olunca Fed faiz artışlarına gitmesi ihtimali ile DXY’nin artışına göre gelişmekte olan ekonomilerin ciddi önlemler alması gerekliliği ortaya çıkıyor.

Küresel finansal yapıların bütçe küçültme tavsiyelerinden ziyade artık bu borçların yapılandırılması konusunda bir karara da varması gerekiyor. Benim baktığım açıdan bu borçların ödenememesi sistemik bir tehlike oluşturuyor finansal piyasalar için yani tüm sistemi domino etkisi şeklinde etkileyebilecek bir yapıdan bahsediyorum. Koronaya karşı bulunan aşılar konusunda etki süreleri ve mutasyona karşı etkili olup olmadığı konularında manüplasyonlar ve DSÖ’nün bunları kontrol etmede etkisiz kalışı gibi faktörleride yakından takip ediyoruz.

Bu olayların manipülasyon aracı olarak finansal karları yükseltmesi herkesi kötü etkiliyor. Devletlerin bunlara bakmadan sosyal yapılarını güçlendirici maliye politikaları güderek temel hizmetleri bünyelerine almaları elzem görünüyor. Yoksa tarihteki büyük buhranın bir benzerini dünyadaki ulus devlet yapıları kaldırabilir mi bunu da bilmiyoruz ve yaşayıp göreceğiz.

Kaynaklar; https://fred.stlouisfed.org/