Tony Robert-Fleury, [Philippe] Pinel, Delinin Zincirlerini Çözüyor, 1876. Fransa’da 18. yüzyılın sonlarına kadar akıl hastaları; yoksullar ve suçlularla birlikte Salpêtrière (kadınlar) ve Bicêtre (erkekler) düşkünlerevinde tutulur, çoğunlukla da zincire bağlanırlardı. Kimilerine göre modern psikiyatrinin kurucusu sayılan Philippe Pinel’in bir akıl hastasının zincirlerini çözüşünü tasvir eden bu tablo, Pinel’in ölümünden 50 yıl sonra, Fransız devletinin siparişi üzerine yapılmıştır. Kaynak: The ties that bind past and present  

Skopbülten / Bruce M.Z. Cohen, Çeviri: Derya Yılmaz

Aşağıdaki metin, Bruce M.Z. Cohen’in Psychiatric Hegemony: A Marxist Theory of Mental Illness adlı kitabının “Industrialisation and the Mad Doctors” başlıklı bölümünden derlenerek çevrildi (Palgrave Macmillan, 2016, s. 35-41).

Resmî psikiyatri tarihçileri, Philippe Pinel’in 1793’te Paris’te “delilerin zincirlerini çözmesi”ni son derece sembolik bir an olarak değerlendirirler: Deliler, tarihte ilk defa, hapsedilip kötü muameleye maruz bırakılmak yerine terapötik müdahaleye ihtiyacı olan birer insan olarak kabul edilmişlerdir.[1] Psikiyatristlik mesleğinin resmî başlangıcıdır bu; akıl hastalarını cezalandırmaya değil, bakım ve tedavilerini üstlenmeye kendini adamış yeni bir tıp uzmanları grubu doğmuştur. Pinel’in traitement moral yöntemi (Anglo-Amerikan âleminde moral treatment veya moral therapy olarak bilinen “ahlaki tedavi”), bundan böyle delilerin idaresinde yeni endüstriyel dünyanın rasyonalizmini yansıtan, gerçek anlamda insancıl bir yaklaşım olarak göklere çıkarılacaktır. Pinel’in felsefesi, delilere insanca bakım sağlamayı vurgular; amaç, saygılı, tedavi edici konuşmalarla onları “aklıselime” ve sağlığa döndürmektir. Gelgelelim Pinel, ahlaki tedavi hakkında yaptığı açıklamalarda, “başarılı tedavinin, akıl hastalarının itaatini sağlamak üzere psikolojik dehşet ve korkunun devreye sokulmasına bağlı” olduğunu söyler.[2] Daha psikiyatri pratiğinin doğuşunda, tehditlere, itaate ve karakterin düzeltilmesine atfedilen bu önem, “terapötik” ortamda bugün hâlâ rastlanan bir unsurdur. Burada esas olan, üretici güçlerdeki değişimle ve sosyal sapmanın idaresiyle tamamen uyuşan yeni delilik kavrayışlarının ortaya çıkışıdır. Psikiyatrinin başarısı, burjuvazinin had safhada düzenli ve uyumlu bir işgücü ihtiyacı da dahil olmak üzere, endüstriyel düzenin gereklerinin yerine getirilmesinde psikiyatristlerin göreceği işe bağlıdır.

Pinel’in izinden giden William Tuke ve Quaker mezhebine bağlı meslektaşları, İngiltere’de kurdukları York Enstitüsü’nde ahlaki tedavi ilkelerini hayata geçirirler. Bu kırsal ikametgâhtaki hastalar, insan onuruna yakışır, müşfik bir muamele görecektir; fiziksel kısıtlamalar asgari düzeydedir, yöneticiler onun yerine davranışsal uyum biçimlerini teşvik eder. Ancak kabul gören “normal” standartlarına ve uygun bulunan davranışlara ters düşen hiçbir şeye müsamaha gösterilmez. Hastalardan, boş durmak yerine bir işle veya hobiyle meşgul olmaları beklenir; her daim terbiyeli olmaları, düzgün giyinmeleri ve Enstitü personeliyle, diğer hastalarla ve ziyaretçilerle ilişkilerinde kibar olmaları gerekir.[3]

Charles Louis Müller, Pinel, 1792’de Bicêtre Hastanesi’nde Delilerin Zincirlerini Çözüyor, 1849.

Charles Louis Müller, Pinel, 1792’de Bicêtre Hastanesi’nde Delilerin Zincirlerini Çözüyor, 1849.

Çağdaş yorumcular, ahlaki tedaviyi ve York Enstitüsü’ndeki uygulamaları, ruh sağlığı hizmetlerinin nasıl olması gerektiğini gösteren iyi bir örnek olarak kabul etmeye devam ediyor.[4] Ancak bunların temelindeki felsefe, Viktorya toplumunun sosyal sapma karşısındaki püriten tepkilerinin yansıması niteliğindedir. Endüstriyel kapitalizm koşulları altında karakterin düzeltilmesi makbul olmakla kalmaz, gereklidir de; akılsız yurttaş, irade gücüyle yeniden akla kavuşacaktır. Foucault’nun öne sürdüğü gibi,[5] ahlaki tedavi, “deli” diye damgalananların idare edilme şeklindeki bir değişime işaret eder; zira yeni disiplin aygıtı, yeni toplumsal ilişkilerde otoriteye itaati aşılamak için kişisel davranışı daha yakın takibe almıştır. Kirk ve diğerlerinin belirttiği üzere,[6] York Enstitüsü de insanları iradeleri hilafına kapalı tutan ve onları “psikolojik ve fiziksel uyumluluğa” zorlamak için ödül/ceza sistemini kullanan bir kurumdur.

Sosyal sapmanın ahlaki idaresi, 19. yüzyılın ilerleyen yıllarında akıl hastanelerinin genelinde hekimler/deli doktorları [mad doctors] tarafından benimsenir ve tekrarlanır. Bu tür tesislerde hayata geçirilen kitlesel hapis uygulaması, “sokakları yoksullardan, muhtaçlardan, delilerden, evsizlerden ve göz zevkini bozan dilencilerden temizlemeyi” ziyadesiyle kolaylaştırır;[7] ama bir yandan da, insancıllığı ve iyileşme imkânını vurgulayan bir bakım ve tedavi felsefesi sunar. Deli doktorları, akıl hastalığıyla ilgili ikna edici bir tıbbi retorik sayesinde, akıl hastaları üzerinde tam bir otorite kurmayı başarırlar; oysa Abbott’ın belirttiği gibi, uyguladıkları işlemler arasında “herhangi bir etkisi olan tek şey hapsetmedir; bu da psikiyatristlerin, sürekli dem vurdukları tıbbi bilim, bakım ve tedavi modeline rağmen, yerlerini aldıkları gardiyanlardan çok da farklı olmadıkları anlamına gelir.”[8]

Armand Gautier, Salpêtrière Düşkünlerevindeki Deli Kadınlar, 1857. Tasvir edilen vakalar: demans, megalomani, akut-mani, melankoli, budalalık, sanrı, erotomani, felç.

Yeni oluşan akıl hastanesi sisteminin sorumluları, endüstriyel düzenin karmaşalarına denk düşen, daha incelikli bir toplumsal denetim biçimi sunarlar. Ahlaki tedavinin ilk savunucularının dinî tarikatler olması bu açıdan ilginçtir; deli doktorları/ucube doktorları [alienists], yöntemlerini onlardan devşirmiştir – bilim çağının manevi otorite mevkiine, dinin yerine psikiyatri geçmiştir. Abbott’ın öne sürdüğü üzere,[9] psikiyatrinin erken dönemlerindeki başarısı, bireyleri yeni toplumsal düzene uyarlama vaadine dayanır: “Psikiyatrinin toplumsal denetime yönelik tüm uygulamalarının temelinde uyarlama yatar: Gençler nizami hayata, askerler siper savaşına, işçiler fabrikaya uygun hale getirilmelidir”.[10]

Psikiyatrinin endüstriyel toplumdaki manevi nüfuz alanının ne kadar genişlediğini gösteren iyi bir örnek, West Wirginia’daki Trans-Allegheny Akıl Hastanesi’ne kapatılanların giriş kayıtlarıdır. 1864-1889 yılları arasındaki kayıtlarda sıralanan kapatılma gerekçelerinden bazıları şöyledir: “bozuk viski”, “kocası tarafından terk edilmek”, “ahlaka mugayir hayat tarzı”, “roman okumak”, “siyasete karışmak”, “rahim hastalığı”.

Deli doktorları, “kamu sağlığı” adı altında, sapkın sayılan veya endüstri elitleri açısından tehdit edici bulunan davranışlara hastalık vasfı verirler. Bunlar arasında, Szasz’ın ifadesiyle  “tıp tarihinde en çok tanısı konan ve en büyük şevkle tedavi edilmeye çalışılan akıl hastalıklarından” biri de vardır: mastürbasyon deliliği.[11] Tabirin de işaret ettiği üzere, psikiyatristler, mastürbasyonun sadece sağlığa zararlı ve sapkın bir davranış olmakla kalmayıp, deliliğe, hatta intihara yol açtığını farzederler.[12] Bu “hastalara”, ta 1930’larda bile, “kısıtlayıcı aletler ve mekanik tertibatlar, sünnet, klitoridektomi ve kastrasyon” önerilir.[13] Bu örnek bize, yönetici sınıfların, akıl hastalığı kurgusuna derinden işlemiş olan ekonomik ve ideolojik kaygılarını saptama imkânı veriyor. Szasz’ın belirttiği üzere,[14] mastürbasyon, potansiyel olarak nüfusun tamamına uygulanabilecek bir “bozukluk” olması itibarıyla psikiyatrinin alanını genişletmesine son derece elverişlidir. Çocuklar ve yetişkinler, erkekler ve kadınlar, herkes, mastürbasyon deliliği ağına yakalanabilir. Bu sınıflandırma, deli doktorlarının normalden sapan davranışları tıbbileştirme yöntemlerinin bariz bir örneği olmuştur. Aynı zamanda, cinselliğin ve cinsiyetlerin tıbbileştirilmesi aracılığıyla psikiyatrinin yetki alanını nasıl genişlettiğini gösterir.

Francisco Goya, İki Kadın Bir Erkek, “Kara Resimler” serisinden, 1820-23.

Bu Makalenin orjinal kaynagi: E – SKOPE DERGİ dir.


[1] Örneğin bkz. J.A. Lieberman, Shrinks: The Untold Story of Psychiatry (New York: Little, Brown and Company, 2015) s. 35-36.

[2] Kirk, S. A., Gomory, T., ve Cohen, D., Mad Science: Psychiatric Coercion, Diagnosis, and Drugs (New Brunswick: Transaction Publishers, 2013) s. 45.

[3] Foucault, Madness and Civilization: A History of Insanity in the Age of Reason. New York: Vintage Books, 1988) s. 241-278.

[4]  Bkz. Borthwick, A., Holman, C., Kennard, D., McFetridge, M., Messruther, K., ve Wilkes, J., “The Relevance of Moral Treatment to Contemporary Mental Health Care”, Journal of Mental Health, 2001, 10(4): 427-439.

[5] Foucault, Madness and Civilization, s.241-278.

[6] Kirk vd., Mad Science, s. 45.

[7] Breggin, P. R., “Psychiatry’s Role in the Holocaust”, International Journal of Risk & Safety in Medicine, 1993, 4(2), s. 145.)

[8] Aktaran Kirk vd., Mad Science, s. 9.

[9] Abbott, A., The System of Professionals: An Essay on the Division of Expert Labor (Chicago: The University of Chicago Press, 1988) s. 298.

[10] Abbott, a.g.e. s. 298.

[11] Szasz, T. S., “Remembering Masturbatory Insanity”, Ideas on Liberty, 2000, 50, s. 35.

[12] Szasz, a.g.e., s. 36.

[13] Szasz, a.g.e., s. 36.

[14] Szasz, a.g.e., s. 35.