7 yıl aradan sonra Barış Yıldırım ikinci şiir kitabını bizlerle paylaştı sonunda. 7 yıl önce genç şairlere olan önyargımı anlatarak başlamıştım Barış’ın şiirini anlamaya. 7 yıl geçmiş aradan, ne ben gencim artık, ne de Barış genç şair. Yine de bir devamlılıktır şiirin gizemi, hem şiir ırmağında, hem şairin kendi yolculuğunda.

Devamlılıktır her şiirin birbirinin içine geçerek bir başka şiirde yeniden karşımıza dikilmesinde. Hem de eskinin ve yeninin şairleri ile hemhal oluşunda. Ajitatör birbirinin içine geçen iki kitap gibi, şairin kendisiyle uğraştığı birinci kitap, şairin coğrafyası ile uğraştığı ikinci kitabın sık sık içine sızıyor. Çünkü “ben bir coğrafyadır”. Barış’ın ilk kitabı “Şêy’rʻazadlar” için “Şairlerin ilk kitapları, ilk şiirleri yoğun duyguların, esrimenin izleriyle örülüdür genellikle. Ya da tek tek meseleleri olan şiirlerle…

Barış’ın kitabı Şeyr’in izinde bir meseleyi sürüklüyor. “Şiirin kendine dönmesi ya da şairin kendine ve şiire dönmesi de diyebiliriz buna.” demiştim. O vakitler erken bir sorunsal gibi gelmişti bana, şairin adım adım kendi dilini oluştururken kendini yaratmasını hayal etmiştim biraz da. Ama şair şiir okurunun ezberini bozmuyorsa haksızlık etmiş olur okuruna sanırım. Barış, önce şeyr’in izini sürmeyi, ardından kendine dönmeyi tercih ediyor. Kendine dönerken sık sık tarihe ve coğrafyaya savrularak.

Şêy'r'azadlar | KitapRehberi.com
Barış Yıldırım’ın ilk şiir kitabı “Şêy’rʻazadlar”
Ajitaör Siir kitabi
Barış Yıldırım’ın ikinci şiir kitabı “Ajitatör” Kitap Yurdundan çıktı.

İnsan nasıl olur ve bu varoluş kendini nasıl anlatır bize? Bir arkadaşım vardı bir bar çıkışı yediği yumrukla vertigo olan. Sartre ilk ne zaman hissetmiştir bulantıyı. Kundera ilk ne zaman içinden geçirmiştir kusan bir adamın kulaklarına eğilerek “bilseniz sizi nasıl anlıyorum” demeyi.  Coğrafyadan sille tokat dayak yemeden Londra göz kırpar mı ki? Therapia hiç de deri koltuklarına uzanmış anlatının galebe çalması değildir, çocukluğunu sağaltmak için karanlıkta bir sigara içimi geçmişi yad edenler için.

“ben bir coğrafyadır ağır bastonlu hepiniz istilacı” 

İnsan bütün yargılayan benlere meydan okumadan kendi vertigosuna ulaşabilir mi?

“ayaklarım coğrafya bakışım istilacı”

İnsan kendini yargılayan benleri, tüm ötekileri kendinde bulur “coğrafya aynadır”, “olmak istiladır olmamak coğrafya”…

Karmaşık bir kavgadır insanın kendisiyle tutuştuğu kavga, ajitatör’de sık sık karşımıza çıkıyor bu. Lakin şair “kırk yılımı aldı çaydan zevk alma sanatı” diyerek bu derin tefekkürde bir yerlere varmaya başladığının da erken haberlerini veriyor sanki. “İndirdim nihayet kendimi çarmıhtan/kendimi gerip unuttuğum.” Hele bir de buna “sense of humor” kattığı kimi dizelerde pek özlediğim bir tadı yaşıyorum, “bazen kurumadan alıp giydiğim de oluyor kendimi”. Ağlasam mı gülsem mi bilemeden kalıyorum öylece.

Barış Yıldırım Kimdir?

Barış Yıldırım 1979 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nde tamamladı. Ardından Londra’daki Middlesex Üniversitesi’nde felsefe üzerine yüksek lisansını yaptı ve uzun seneler Londra’da yaşadı. Halen Hacettepe Üniversitesi’nde felsefe bölümünde doktora öğrencisidir. Bugüne kadar aralarında çevirmenlik ve editörlüğün de bulunduğu pek çok işte çalıştı. Pek çok dergi ve fanzinde şiirleri yayımlandı. Arkadaş Zekâi Özger jüri özel ödülü kazanan ilk şiir kitabı Şêy’r‘azadlar 2013’te çıktı. Şairin ikinci kitabı Ajitatör ise 2021 yılının ocak ayında okuyucuyla buluştu.

Sözün kışkırtıcılığı ile sadeliğin kesiştiği yerlerde sanki daha akıcı oluyor dili Barış’ın. Bazen kelimeler söz üstadını cezbeder. Kelimelerin bu baştan çıkarıcılığını bir şairler, bir de çocuklar bilir. Kızımın yeni öğrendiği kelimeleri ağzını şapırdata şapırdata söyleyişlerini hiç unutmayacağım. Söz çağırır insanı bazen anlamdan bile önce, ve söz ne kadar müphemse o kadar iç gıcıklar bilinir. Şairleri de kendine çeker bu sarhoşluk, o yüzden unutmamak gerekir şiirin bir meselesi olması gerektiğini.

Barış Yıldırım, şirini bu meseleler bütünü ile bu müphem sözcüklerin izini sürme macerası olarak görmek mümkün. Okuru biraz zorlayabilir bu kelimelerin yolculuğunda kendiliğindenlikten kendiliğe geçiş. Ama olmak bir yolculuktur, hem geriye, hem coğrafyaya yayılan. Coğrafya bir tarihtir, yoksa kara parçası.

Belirtmek isterim ki Barış ajitatör değil… Zaman zaman bunu istediğini düşünmekten kendimi alamasam da şiirlerini okurken;

“Kocaeli’nde proleter biralar içiliyor en sıkı bira en fıkı proleterce

herkesin göçmenliği kendine, burada pornolar birer işçi sevişmesi

yoksulluk suçunu karartırken biraz da yalnız etini sevmesi  “

diyebilen söz üstadını daha bir sevdim bir kez daha…

Son olarak Barış’ı değil kendimi anlatmalıyım belki de; yıllar önce yazdığım bir öyküde kuşkusuz Emile bilir bunu demiştim. Sonra oturup meraklısı için bir sözlük koymayı düşünmüştüm öykünün sonuna. Pavese’den Kaan İnce’ye oteller hep mi ölümü çağrıştırır şairlere… Otelin yersiz yurtsuzlaştırıcılığı karşısında “han” daha mı bizdendir acaba.

Siz de bırakın kendinizi sözcüklerin ayartmasına, meraklısına bir sözlük beklemeden çıkın bu yolculuğa, Barış Yıldırım’ın Ajitatör adlı kitabı Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık’tan çıktı. İnternet üzerinden sipariş verebilirsiniz. Bunca kısıtlanmışlık içinde uzaklara gitmenin bir başka yoludur içine ve öteye gitmek de…