Giriş [1] | “Sorumlu Büyük Güç”

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran Nükleer Programı sorununa çözüm bulmak amacıyla, Temmuz 2015 tarihinde P5+1 (ABD, Rusya, İngiltere,Fransa, Çin ve Almanya) ile İran arasında imzalanan “Kapsamlı Ortak Eylem Planı”ndan (KOEP-Joint Comprehensive Plan of Action) 8 Mayıs 2018’de tek taraflı olarak çekildiğini açıklaması ile İran nükleer sorunu yeni bir döneme girdi.[2]

İran, 1979’da Humeyni öncülüğünde gerçekleştirilen devrim ile ara verdiği nükleer çalışmalara, 1980’lerin ortalarında Humeyni Rejimi ile tekrar başlanmasına rağmen, bu nükleer faaliyetleri 1992 yılına kadar Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (UAEK) bildirmemiştir. Dönemin şartları ve şu ana kadar henüz nükleer silah teknolojisine ulaşamadığı düşünüldüğünde, İran’ın 1992 yılında UAEK’e bildirmeye başladığı nükleer çalışmalarının 1990’lı yıllarda uluslararası sisteme tehdit düzeyinin düşük olduğunu söyleyebiliriz. Fakat Ocak 2002’de dönemin ABD Başkanı George Bush’un İran, Irak ve Kuzey Kore’yi “şer ekseni” olarak tanımlaması, küresel terörizme ve kitle imha silahları arayışına son vermeleri çağrısı sorunun derinleşeceğinin de işareti olmuştur.[3]

UAEK’nin elinde, Bush’un bu konuşmasından sonra ve 2003 yılında İran’ın nükleer programında gizli odaların ortaya çıkmasına kadarki süreçte UAEK’nin,İran nükleer silah programına ilişkin elinde yeterli bir kanıt yoktu. Fakat UAEK’nin 2003’te başlattığı ve yaklaşık üç yıl süren soruşturması sonunda, UAEK Yönetimi Şubat 2006’da İran Nükleer Programını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) gönderme kararı vermiştir. UAEK’nin raporu dikkate alınarak Mart 2006 tarihinde İran, Nükleer Programı’nı BMGK’ye taşınmıştır. UAEK’ye ek olarak, İran nükleer sorununun artan bir şekilde devam etmesi nedeniyle, 2003 yılında İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması için başlatılan müzakereler AB 3’ün de (EU-3 / Fransa, Almanya, İngiltere) diplomatik girişimi ile Ekim 2003’te Tahran Deklarasyonu ile sonuçlanmıştır.[4]

İran, Kasım 2003’te AB-3’ün diplomatik girişimleri sonrasında uranyum zenginleştirme faaliyetini durdurmayı kabul etmiş, aynı yılın Aralık ayında da UAEK’nin nükleer tesislerini ziyaret etmesine izin vermiştir.[5] Fakat AB-3’ün bu diplomatik girişimi İran nükleer sorununun  çözümü konusunda çok az bir ilerleme sağlayabilmiştir. Özellikle, 2003’te AB-3 ve BMGK çerçevesinde başlatılan İran nükleer sorununa çözüm bulma çabalarında BMGK Daimî Üyesi konumunda olan Çin’in aktif bir pozisyon almadığını görmekteyiz. Fakat Çin’in -KOEP müzakere süreci haricinde- İran nükleer sorunu konusunda pasif bir rolde olmasına rağmen, küresel ve bölgesel düzeyde artan ulusal çıkarları ve “sorumlu büyük güç” imajı bağlamında son yıllarda daha aktif bir dış politika izlemeye başladığı da ortadadır. “Sorumlu güç” kavramı genel olarak bir devlet dış politikasında kendi ulusal çıkarlarının yanı sıra uluslararası toplumun da menfaatini dikkate alarak ve katkı yapacak şekilde belirlemesi olarak tanımlanmaktadır.[6]

Uluslararası sistemde her devletin sorumluluğu sahip olduğu güç ve etki bağlamında farklılık göstereceğinden, Çin için bu kavramın “sorumlu büyük güç” olarak kullanılması daha doğru olacaktır. Xia Liping’ göre, yükselen küresel bir güç olan ve uluslararası sistemde etkisi artan Çin’in dış politikası sadece ulusal çıkarlarına göre değil aynı zamanda dünya barışının faydasına olacak şekilde, uluslararası toplumun refahını, gelişmesini ve istikrarını dikkate alarak oluşturmalıdır.[7]

Ayrıca “sorumlu büyük güç” olarak Çin uluslararası topluma karşı uluslararası yükümlülüklerini dikkatle yerine getirmeli, uluslararası kuralların oluşturulmasına katkı vermeli ve küresel sorunların çözümünde sorumlu Çin’in İran Nükleer Politikası: Ulusal Çıkar ve “Sorumlu Büyük Güç” Arasında sorumluluk almalıdır.[8]

Bu bağlamda Çin, söylemi ve uygulamaları ile 2003’ten beri İran nükleer sorununun çözümü için sürdürülen diplomatik girişimlerde ve 2006’dan günümüze kadarki süreçte BMGK’de İran’a karşı uluslararası yaptırım kararlarında ulusal çıkarları ile yükselen küresel sorumlu güç imajı arasındaki dengeyi sağlamaya çalışmaktadır. Çin’in ulusal çıkarları ile yükselen küresel gücün sorumlulukları arasındaki denge aynı zamanda İran nükleer meselesindeki politikasının da yapımını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Çin, İran nükleer politikasında bir yandan uluslararası toplum içerisinde Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NSYÖA-Non-Proliferation Treaty) rejiminin korunması yönündeki katkıları ile “sorumlu büyük güç” imajını pekiştirmeye çalışmaktadır. Diğer yandan uluslararası sistemin en büyük siyasi, askeri ve ekonomik gücü ABD ile herhangi bir çatışmaya girmekten kaçınmakta ve aynı zamanda İran ve bölgeyle alakalı çıkarlarını da korumaya çalışmaktadır. Bu çerçevede nükleer silahların yayılması rejiminin korunmasını önemserken, aynı zamanda da İran’ın barışçıl nükleer çalışmalar yapmasının egemenlik ilkesi prensibince hakkı olduğunu savunmaktadır. Dolayısıyla Çin, İran’ın nükleer silah çalışmasına karşıdır, fakat bunun ABD’nin dış politikasının başka ülkelerin egemenliğine müdahalesinin meşrulaştırıcı bir aracı olarak kullanılmasına da karşı durmaktadır. Bu bağlamda BMGK’de İran’a karşı alınan uluslararası yaptırım kararlarının bir amaç değil İran’ın müzakere masasına oturtulması için bir araç olduğunu belirterek, ABD’nin söylem ve uygulamaları üzerinden ulusal egemenlik ihlalinin normlaşmasının önüne geçmek istemektedir.[9]

Pekin yönetimi aynı zamanda, İran ile ekonomik ve enerji ilişkisini ABD ile ilişkilerini bozmadan korumak ve geliştirmek istemektedir. Enerji güvenliği açısından İran’ın jeo-politik ve jeo-stratejik önemi nedeniyle sorunun derinleştirilmeden diplomatik yöntemlerle çözülmesi taraftarı olduğunu ifade etmektedir. Çin, İran Nükleer Politikasında aktif-pasif arasında bir diplomatik tutum takınarak, 1990’dan sonraki dış politikasının esası olan uluslararası toplumda sorumlu güç ve barışçıl yükseliş imajının korunması ve arttırılması temelinde politika izlemektedir.[10]

Bu çalışma, Çin’in İran Nükleer Programı Politikasının ulusal çıkarları ve “sorumlu büyük güç” imajı arasındaki denge bağlamında oluştuğunu ve uluslararası sistemde konumu yükseldikçe daha etkin bir diplomasi izlediğini savunmaktadır. Ayrıca, Çin’in İran Nükleer Programı Politikasında uluslararası sistemin başat gücü ABD ile ilişkilerinin ve uluslararası sistemdeki konumunun doğrudan etkili olduğunu savunmaktadır. Yukarıda belirtilen çerçevede, Pekin Yönetimi’nin Çin dış politikasının ikili ilişkiler konusundaki öncelik ve önem sırasını göz önünde bulundurarak ulusal çıkarları ile yükselen küresel gücün sorumlulukları arasındaki dengeyi İran Nükleer Politikası bağlamında nasıl sağladığı analiz edilmeye çalışılacaktır.


İlk bölümünü yayınladığımız bu makale seri halinde yayınlanıp ve toplam üc bölümden oluşmaktadır:

  1. Bölüm: Giris | “Sorumlu büyük Güc”, Çin
  2. İran Nükleer Programı ve Çin-İran Nükleer İşbirliği / Çin’in İran Nükleer Sorununa Yaklaşımı
  3. Enerji ve Ekonomi: Çin’in Ortadoğu’daki Çıkarları ve İran Nükleer Programı / Çin-İran İlişkilerinde Üçüncü Aktör Olarak ABD

Bu makalenin orjinal versiyonu ResearchGate‘te yayınlanmiştir. Görüş’te yayınlanmasına olanak verdiği için Dr. Ümit Alperen’e teşekkür ederiz.

*Görüş gazetesi, farklı disiplinlerden, farklı görüş ve içeriklere açık bir platformdur. Makaleler Görüş gazetesinin editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.


Referanslar

  •  [1] Bu çalışma “Çin Dış Politikasında İran” başlıklı doktora tezinden üretilmiştir. Bknz. Ümit Alperen, “Çin Dış Politikasında İran”, (Yayınlanmamış Doktora Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, SBE, 2016).
  •  [2] “ABD Başkanı Trump İran Nükleer Antlaşması’ndan çekildiklerini açıkladı”, BBC News Türkçe, 08 Mayıs 2018, Son Erişim: 20 Ağustos 2018 https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44033357.
  • [3] Alex Wagner, “Bush Labels North Korea, Iran, Iraq an ‘Axis of Evil’”, Arms Control Association, March 1, 2002, Accessed July 20, 2017, https://www.armscontrol.org/act/2002_03/axismarch02.
  • [4] “Iran’s Nuclear Programme: A Collection of Documents”, Presented to Parliament by the Secretary of State for Foreign and Commonwealth Affairs, 2005, 41-42, Accessed July 20, 2017, https://fas.org/nuke/guide/iran/uk2005.pdf.  
  • [5] İran Nükleer Programı Kronolojisi için bknz, Alvite Singh Ningthoujam, “Iranian Nuclear Program: A Chronology”, Contemporary Review of the Middle East 3, no.1,(2016): 111–122.  
  • [6] Çin bağlamında sorumlu güç tartışması için bakınız. Robert B. Zoellick, “Whither China: From Membership to Responsibility?” New York, September 21, 2005, Accessed July18, 2015, https://2001-2009.state.gov/s/d/former/zoellick/rem/53682. htm.; Bates Gill, “Discussion of ‘China: A responsible great power”, Journal of Contemporary China 10, no. 26 (2001): 27-32.  
  • [7] Xia Liping, “China: Responsible great power”, Journal of Contemporary China 10, no. 26, (2001): 17-18.
  • [8] Xia, “China”, 17-25.
  • [9] “United Nations Security Council, SC/99948”, UN, 9 June 2010, Accessed September 18, 2018. http://www.un.org/press/en/2010/sc9948.doc.htm.
  • [10]Bill Bates, Rising Star: China’s new security diplomacy, (Washington: Brookings Institution Press, 2007), 4.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz