İnge Bekkevold, Arve Hansen ve Kristen Nordhaug


Çin, Vietnam ve Laos otuz yıldır dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer alıyor. Başka bir deyişle, küresel kapitalizmdeki en iyi büyüme performanslarından üçü, resmi kalkınma hedefi sosyalizm olan komünist partiler tarafından yönetilen otoriter devletler. Bu gerçek, özellikle çok çeşitli kalkınma göstergelerindeki güçlü performansları göz önüne alındığında, şaşırtıcı derecede az ilgi görmüştür. Pek çok kişi Çin ve Vietnam’ın gerçekten de dünyanın son yıllarda gördüğü en etkileyici “kalkınma başarı öykülerinden” birini temsil ettiğini iddia ediyor. Üç ülke de, piyasa ekonomisini sosyalizmle (“sosyalist piyasa ekonomisi”) ile birleştiren kendi kalkınma modellerini bulduklarını iddia ediyor. Resmi tanımlara göre, bu kapitalizm değil, piyasa ekonomisini ulusal kalkınma ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi için kullanmanın daha sürdürülebilir ve sosyal olarak adil olduğu yönünde. Palgrave Macmillan tarafından kısa süre önce yayınlanan, “Asya’da Sosyalist Piyasa Ekonomisi: Çin, Vietnam ve Laos’ta Gelişme”nin güncellenmiş baskısında, bu özel kalkınma modelinin tutarlılığı, başarıları ve başarısızlıkları ile ele alınıyor.

Başarılı Kalkınma Hikayeleri mi?

Kırk yılda aşırı büyüme seviyeleri, Çin’in küresel bir ekonomik süper güce dönüşmesini sağladı, ancak üç ülke de şaşırtıcı büyüme oranları elde etti. 1989-2018 arasındaki otuz yıl boyunca Çin, yüzde 8,4’lük kişi başına yıllık ortalama GSYİH büyümesine sahipti (Şekil 1). Bu, Dünya Bankası tarafından sıralanan ülkeler arasında üçüncü en hızlı büyüme oldu. Vietnam yüzde 5,4 ortalama büyüme ile beşinci sırada yer alırken, Laos yüzde 5,1 ortalama büyüme ile altıncı sırada yer aldı.[1]

Kişi başına yıllık GSYİH büyümesi: Çin 1978-2017, Laos/Vietnam: 1985-2017. Kaynak: data.worldbank.org

Üç ülke nispeten benzer büyüme eğilimleri göstermiş olsa da, diğer kalkınma göstergelerinde önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Çin ve Vietnam’ın bir tür taçsız dünya şampiyonluğunu temsil ettiği yoksulluğun azaltılmasını ele alalım. Çin’in başarı öyküsünün, piyasa reformlarının başlamasından bu yana 850 milyon insanı yoksulluktan kurtardığı tahmin edilirken, Vietnam’ın kalkınmasında yalnızca 2000’lerin ilk yirmi yılında 45 milyondan fazla insanın yoksulluktan kurtulduğu görülüyor. Laos, son 20 yılda yoksulluğu yarıya indirdi, ancak hala sosyalist komşularının gerisinde kalıyor.
Bununla birlikte, Çin ve Vietnam, Laos’tan daha bariz “başarı öyküleri” olsalar da, üçü de geniş bir sosyal ve maddi kalkınma göstergeleri yelpazesinde kişi başına benzer gelir düzeyine sahip ülkelerden daha iyi performans gösteriyorlar (tablo 1). Hatta, Çin, Vietnam ve Laos, 1990-2015 döneminde BM İnsanı Gelişme Endeksi’nde en hızlı yükselen ilk on ülke arasındaydı.

Ekonomik büyümeye, yoksulluğun azaltılmasına ve yaşam standartlarının yükseltilmesine odaklanan bir kalkınma başarısı tanımıyla Çin ve Vietnam, kalkınma başarısı öykülerini temsil ediyorlar, Laos da bir dereceye kadar bunu yapıyor. Siyasi özgürlüğü ve çevresel sürdürülebilirliği hesaba katarsak, üç vaka da açıkça daha az başarılıdır. Hızlı ekonomik büyüme, her üç ülkede de doğal kaynaklara ve çevreye ağır zarar verdi. İklim değişikliği ve doğal afetler kalkınmayı baltalama tehdidi oluşturuyor. Pek çok kişi, artan refaha pararlel olarak rejimlerin baskının yumuşamasını uzun zamandır beklerken, giderek artan sayıda haber, özellikle Çin’in – ama aynı zamanda Vietnam ve Laos’un – son yıllarda daha katı bir şekilde baskıcı hale geldiğini iddia ediyor.

Ayrıca, reform döneminde her üç ülkede de eşitsizlik artmıştır. Çin’de, 2010-15 döneminde 42,2 olan ortalama Ğini katsayısı (eşitsizlik katsayısı), OECD ülkeleri arasında en yüksek eşitsizliğe sahip olan ABD’ninkinden biraz daha yüksekti. Vietnam ve Laos’ta gelir daha eşit dağılırken, performansları da düşük. Her üç ülkedeki seçkinler önemli miktarda servet ve güç biriktirdi. Dahası, etnik çoğunluk ve azınlık nüfusları arasında bariz ve keskin eşitsizlikler var ve etnik azınlıkların, her üç ülkede de yoksulluk istatistiklerinde başı çektiği görülmektedir.

Farklı ve tutarlı bir kalkınma modeli mi?

“Sosyalist piyasa ekonomisi”, piyasa reformlarını başlatan komünist rejimleri temsil etmesi bakımından farklı bir kalkınma modelidir. Çin, Vietnam ve Laos, ekonomik planlama, tarımın kollektifleştirilmesi ve egemen devlete ait işletmeler konusunda komünist bir mirası paylaşıyor. Her üç ülke de 1980’lerde sırasıyla Çin, Vietnam ve Laos’ta ekonomik dönüşümlerin resmi başlangıçlarını temsil eden Gaige kaifang (‘Reform ve dışa açılma’, 1978/79), Doi moi (‘Değişim’, 1986) ve Chin Thanakaan Mai (‘Yeni Düşünce’ veya ‘Yeni Ekonomik Mekanizma’,1986) ile piyasa reformlarını uygulamaya koydu.

Devlet, her üç ülkede de merkezi rol oynamaya devam ediyor. Büyük ve politik olarak ayrıcalıklı devlete ait işletmeler, bu işletmelerin rolü azalmış olsa da, bu ülkelerdeki sosyalist mirasın kanıtıdır. Pek çok kişi, sosyalist piyasa ekonomisini, özellikle Çin ve Vietnam’ı, Asya’nın kalkınmacı devletleriyle kıyaslamıştır. Kimileri neoliberalleşme süreçlerini tespit etti, hatta bazıları bu üç komünist rejimin artık neoliberal olduğunu iddia ediyor. Bu üç rejimin (neo)liberal ve devletçi kalkınma stratejilerinden unsurları bir araya getirdiğini düşünmeyi daha doğru buluyoruz. Neoliberaller için fazla devletçi ve kalkınmacı devlet taraftarları için ise ekonomik anlamda fazla liberaller.

Peki ya sosyal politikalar? Burada da, hikaye karışık ve karmaşık. Bir yandan, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi ve eşitsizliğin artmasıyla sosyalist idealler her zamankinden daha uzak görünüyor. Öte yandan, bu üç ülke, diğer karşılaştırılabilir ülkelerin çoğundan daha kapsayıcı, geniş anlamda anlaşılan bir kalkınma yöntemine ulaşmışlardır.

Modelin daha artan bir biçimde tercihini kentsellikten yana yaptığı görülüyor. Köylü köklere sahip olmasına ve her üç ülkede de nüfusun çok büyük bir bölümünün kırsal alanlarda ikamet etmesine rağmen[2], komünist rejimlerin şimdi tasavvur ettiği ‘modern ve medeni’ toplumların daha kentsel bir karaktere sahip olduğu görülmektedir. Gerçekten de, çağdaş Çin, Vietnam ve Laos’un “Yeni Sosyalist İnsanı” değişmiş ve belki de yerini kentli, orta sınıf bir “sosyalist tüketiciye” bırakmış gibi görünüyor.

‘Sosyalist piyasa ekonomisi’ farklı olsa da, üç ülke arasında ve içinde önemli farklılıklar yalnızca belirli bir dereceye kadar tutarlıdır. Örneğin, Çin, Vietnam ve Laos, geç kazandıkları konumlarından farklı ölçülerde yararlanabilmişlerdir. Çin, özellikle ihracat sanayi sektöründe büyük yabancı yatırım çekti, ancak aynı zamanda güçlü bir yerli sanayi sektörü geliştirmeyi başardı ve yüksek teknolojiye doğru ilerliyor. Vietnam, “duraklamış bir geçiş” ile karşı karşıya kaldı ve büyük ölçüde yabancı teknolojiye bağlı olan, doğrudan yabancı yatırımların yönlendirdiği emek yoğun bir sanayi sektörü geliştirmeyi başardı. Laos bu anlamda diğerlerinden farklıdır. Önemli bir endüstriyel gelişme olmaksızın, büyük ölçüde tarıma dayalı ve kaynak ihraç eden bir ekonomi olmayı sürdürmektedir.

Benimsenecek bir model mi?

Şi Jinping’in 2017’deki 19. Parti Kongresi’nde Çin’in diğer ülkeler için model olma rolünü üstlenmeye hazır olduğunu iddia etmesiyle birlikte, sosyalist piyasa ekonomisi yapısına daha yakından analitik bir şekilde bakmak artık her zamankinden daha yararlı olacaktır. 2007-2009’daki küresel mali kriz sırasında Pekin, Çin Modeli adı verilen modelin serbest piyasa yanlısı Washington Konsensüsü’nden daha sürdürülebilir ve kalkınma dostu olup olmadığı tartışmasına girmekten kaçındı. Şi Jinping mütevazı bir lider değil. Şi, birkaç kez diğer gelişmekte olan ülkelerin Çin’in büyüme modelini benimseyebileceğini öne sürdü. Yeni rol modellerine şiddetle ihtiyaç duyan bir dünyada, Asya’daki “sosyalist piyasa ekonomileri” diğer gelişmekte olan ülkeler için gerçekçi bir alternatif sağlayabilir mi? Pekin, genişletilmiş güney-güney diyaloğunun bir parçası olarak kalkınma modelini “ihraç etmek” için artık para ve kaynak ayırmaya istekliyse, sosyalist piyasa ekonomisi modeli ciddiye alınmalıdır.

Model, diğer devletler için önemli ‘öğrenilecek dersler’ içeriyor, ancak farklı özellikleri ve Çin, Vietnam, Laos arasındaki yerel farklılıklar nedeniyle, sosyalist piyasa ekonomisi, diğer devletlere kolayca aktarılan ve kopyalanan bir modeli temsil etmiyor. Ayrıca, sosyalist piyasa ekonomisi, Soğuk Savaş tarafından şekillendirilen, küreselleşme güçlerine ve ticaret ve sermaye akışlarının liberalleşmesine uyum sağlayan komünist devletleri temsil eden benzersiz bir dönemin ürünüdür. Bununla birlikte, Çin, Vietnam ve Laos, küresel ve bölgesel ekonomik entegrasyon ile pragmatik reformlar yoluyla kalkınmaya yönelmiş bir devlet birleşiminin büyüme potansiyelinin mükemmel örnekleridir. Aynı zamanda, hem kapitalist üretim sistemlerinde hem de otoriter Leninizmde yerleşik olan insani ve çevresel maliyetin örnekleridir.

[1] data.worldbank.org temel alınarak hesaplanmıştır. Ekvator Ginesi en yüksek ortalama büyümeye (yüzde 13,0), Bosna-Hersek ikinci en yüksek büyümeye (yüzde 8,4) ve Myanmar dördüncü en yüksek büyümeye (yüzde 7,4) sahip oldu.

[2] 2019 yılında Dünya Bankası Verilerine göre toplam nüfusun kırsal kesimdeki payı Çin’de %39,7, Vietnam’da %63,3 ve Laos’ta %64,3’tür.

Bekkevold, Jo Inge - Forsvaret
Fotograf: Institutt for forsvarsstudier

Jo Inge Bekkevold, Norveç Savunma Araştırmaları Enstitüsü’nde kıdemli danışman, Çin ve Vietnam’da görev yapan eski bir diplomattır.

Arve Hansen, Oslo Üniversitesi Kalkınma ve Çevre Merkezi’nde Doktora Sonrası Araştırma Görevlisidir. @HansenArve

Kristen Nordhaug
Fotograf: oslomet.no

Kristen Nordhaug, Oslo Metropolitan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar ve Tercümanlık Bölümü’nde geliştirme çalışmaları profesörüdür.

Bu makale Developing Economicsde yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş