• Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
Perşembe, Haziran 11, 2026
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    sibel özbudun &temel demirer

    56. Sene-i Devriyesinde 15-16 Haziran Ve Bugün(ümüz)

    israil, Iran ve Ortadogu

    Beş Günde Çöküş: İran, İsrail Ordusu’nun İkmal Zincirini Nasıl Çökertti?

    1. Mayis 2026

    Veriler İle Ekonomi-Politik Hâl-i Pür Melâl (imiz)[*]

    ibrahim kaypakkaya

    İbo’nun ‘Ölümsüzlüğü’nün 53. Yılında Patika’nın Sorularına Yanıtlar[*]

    Rusya ve S 400ler

    Suriye’de Yeni Dönem: S-400’ler Dengeleri Değiştiriyor

    Dr. Jan Campbell

    Bir Geçit Töreninin Ardından

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Dr. Jan Campbell

    İnsan Haklarının Geleceği

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Kalıcılaştırılmış KHK Rejiminin Röntgeni: AİHM Şaban Yasak Kararıyla Tescillenen Anatomi

    Sibel_özbudun

    “Aykırı Kadınlar” Tarihinden: Vilma Espín

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    ibrahim kaypakkaya

    MÜZİĞİN HATIRLATTIKLARI[*]

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

    cisel aktimur

    Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    S400 Sistemleri

    Syria’s Sky: The S-400 Gambitand the New Architecture of Middle Eastern Air Power

    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

  • Gorüş TV
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    sibel özbudun

    Onların “Ahlâk”(sızlığ)ı, Bizim Etiğimiz…[*]

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    sibel özbudun &temel demirer

    56. Sene-i Devriyesinde 15-16 Haziran Ve Bugün(ümüz)

    israil, Iran ve Ortadogu

    Beş Günde Çöküş: İran, İsrail Ordusu’nun İkmal Zincirini Nasıl Çökertti?

    1. Mayis 2026

    Veriler İle Ekonomi-Politik Hâl-i Pür Melâl (imiz)[*]

    ibrahim kaypakkaya

    İbo’nun ‘Ölümsüzlüğü’nün 53. Yılında Patika’nın Sorularına Yanıtlar[*]

    Rusya ve S 400ler

    Suriye’de Yeni Dönem: S-400’ler Dengeleri Değiştiriyor

    Dr. Jan Campbell

    Bir Geçit Töreninin Ardından

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Dr. Jan Campbell

    İnsan Haklarının Geleceği

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Kalıcılaştırılmış KHK Rejiminin Röntgeni: AİHM Şaban Yasak Kararıyla Tescillenen Anatomi

    Sibel_özbudun

    “Aykırı Kadınlar” Tarihinden: Vilma Espín

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    ibrahim kaypakkaya

    MÜZİĞİN HATIRLATTIKLARI[*]

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    Türkiye’nin 68 Kuşağının Sanat, Kültür ve Estetik Tarihi

    üc fidan

    Ölüme Giderken Rodriguez Dinlemek: Üç Fidan, Deniz Gezmiş ve 68 Kuşağının Kısa Estetik Tarihi

    cisel aktimur

    Yılmaz Güney, Yol ve Şiddetin Dışına Çıkmak: Seyit Ali Üzerine

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    S400 Sistemleri

    Syria’s Sky: The S-400 Gambitand the New Architecture of Middle Eastern Air Power

    opinion international

    Crisis(es), War(s), Rebellion and Women

    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

  • Gorüş TV
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    Bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. En kısa sürede yeniden birlikteyiz..

    sibel özbudun

    Onların “Ahlâk”(sızlığ)ı, Bizim Etiğimiz…[*]

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Görüş Yazılar Politika

68’den Bugüne Kuşaklar Arası Bir Yolculuk | “ADINI SİZ KOYUN”

Turan Altuner Turan Altuner
12 Kasım 2020
in Politika
0
mafya ve kapitalizm

– TA: Sonra, 1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği ve Sosyalist blok çöktü. Eşit, özgür ve sömürüsüz bir dünya için savaşan, gözünü budaktan sakınmayan ‘68’li ve 78’li kuşak kendini aniden paranın, piyasanın, insan onuruna ve haysiyetine son derece aykırı reality show’ların tamamen domine ettiği on yıllarla baş başa buldu. Büyük bir anlamsızlık ve boşluk yılları. Siz nasıl yaşadınız bu yılları?

SSCB ile Yaşayan Sektörel/ Reel Sosyalist Ülkeler Topluluğu’nun likidasyonu ile devreye giren Fetret Devri, devasa bir çürüme/ çözülme / savrulma dönemiydi.

Bence bu dönem, hepimize “İnsan(lık) Sorunu”, “Yabancılaşma”, “Metamorfoz” meselelerine cidden kafa yormamız gerektiğini hatırlattı.

Kolay mı? “Diyalektik maddecilik, arayışlarının merkezine insanı yerleştirir; ama söz konusu olan, ‘oluşum-süreci’ni yaşayan insandır, bilgilenme yoluyla biçimlenen ve biçimlenişi içinde kendini tanıyan insandır.”[62] “İnsanın çalışması ve yaratması için eksikliği hissetmesi gerekir. Hissedilen ihtiyaç ve eksiklik olmadan, maruz kalınan ya da olası yoksunluk ve yoksulluk olmadan, bilinçli varlık ortaya çıkmaz, özgürlük kendini göstermez”di.[63]

Şimdi burada bir parantez açıp, Franz Kafka’nın ‘Milena’ya Mektuplar’ındaki ifadeyle, “Ne söyleyeceğim belli de, nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum,”[64] vurgusuyla devam edersem…

Bu kesitte baskı, biat ve gaddarlık doğuran diktatörlüğün aptallığı, pişmanlığı, teslimiyeti de yaygınlaştırdığına tanık olduk. Şaşkınlığı yeniden öğrendik.

Max Horkheimer’ın, “İnsanın eşya üzerinde iktidar kurma isteği ne kadar yoğun olursa, eşyanın onun üzerindeki tahakkümü de o kadar ağır olur,” biçiminde tarif ettiği nesnelere sahip olmanın, ütopyalarından vazgeçen insan(cık)ları köleleştirdiğini gördük.

Güpegündüz elinde lambayla dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara “İnsan arıyorum, insan!” yanıtını verip; Büyük İskender’in, “Bir dileğin var mı?” sorusuna; “Gölge etme, başka ihsan istemem,” diye cevaplayan Sinop’lu hemşehrimiz Diyojen’in ne denli büyük bir ders verdiğini anladık.

İnsan(lar)ı toptan sevmeye kalkışmanın karşılığı olmadığını; değişim ile başkalaşımın birbirinden farklı şeyler olduğunu ve Epiktetos’un, “Sen de güneş gibi ol, beklenilen iyiliği istenilmeden yap.” “Yaşamındaki sınırlar yalnızca senin belirlediklerindir.” “Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamıyorsun?” uyarılarının kilit önemde olduğunu kavradık.

Sonra da Paulo Coelho’nun, “Ok ancak geri çekerek atılır. Hayat seni zorluklarla geri çekiyorsa, seni daha büyük bir şeye fırlatacağı içindir. Nişan almaya devam et,” cümlelerindeki militan kararlılığa ne denli muhtaç olduğumuzu…

Tabii her şey anlatıldığı kadar kolay olmadı… Boğucu bir iklimdeydik; nefes almakta zorlanıyorduk!

Hem de Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin, “Bazen kafeste olduğumuzu fark edemeyiz. Hayat öyle güzel süslemiştir ki onu; aile, eş, iş gibi planlı kurdalelerle. İstersek uçabiliriz deriz, istersek gidebiliriz, istersek, istersek, istersek… Ama hiç istemeyiz. Çünkü biliriz biz, özgürlüğü bir ‘eğer’ sözcüğü ile eşdeğer tuttuğumuzu. Eğer özgürlük varsa, bu kafesler niye? Neden basit bir böcek kadar bile kanatlanamıyoruz? Neden kartalın baktığı yerden göremiyoruz dünyayı? Neden jaguar gibi hızlıca koşamıyorum? Düşünüyoruz ama düşünmek bizi özgür kılmıyor işte. Düşündükçe yeni yeni duvarlar örüyoruz kendimize. Ve Düşünen Hayvan’lar, tüm diğer hayvanlardan daha az özgür oluyor bu durumda. Ayçiçeği gibiyiz aslında. Nerde güneş, yönümüz orda. İşte bu yüzden bizim özgürlüğümüz de, ancak bir bitkinin başının güneşe bakması kadar,” diye betimlediği ve de Paulo Coelho’nun, “Bugüne kadar milyonlarca insan pes etti; öfkelenmiyorlar, ağlamıyorlar, hiçbir şey yapmıyorlar. Yalnızca zamanın geçmesini bekliyorlar. Tepki gösterme becerilerini yitirmiş onlar…”

Paul Freire’nin, “İnsani olmaktan çıkmış bir kitle toplumunda insanlar dünya ile diyalektik ilişkilerine yanıt olarak değil, kitle iletişim araçlarından günlük olarak aldıkları talimatlara göre düşünmeye ve hareket etmeye başlarlar. En küçük şeyler için bile düşünmek zorunda değiller; her zaman ‘a ya da ‘b’ durumunda ne yapılması gerektiğini söyleyen talimatnameler vardır…”

Erich Fromm’un, “Kapitalizm, insan gibi davranan makineler ve makine gibi davranan insanlar üreten bir sistemdir,” diye tarif ettikleri yıkımın sonuçlarıyla yüzleştik; ağır faturalar ödedik…

“Köşeyi dönenler”den, “Tak fişi bitir işi”ciye veya “Tarihin sonunu ilan eden”lerden, “Elveda proletarya”cılara ya da post-Marksist zırvalardan, “Sivil Toplum”cu hezeyanlara… Nelere, nelere tanık, taraf olmadık ki?!

Bu tam da Benedictus de Spinoza’nın, “İnsanlar kendilerinin özgür olduğunu düşünürler, çünkü kendi seçimlerinin ve arzularının farkındadırlar, ama kendilerini bunları seçmeye ve arzulamaya sevk eden nedenlerden bihaberdirler; hatta öyle bihaberdirler ki, bu nedenleri rüyalarında dahi görse inanmazlar,”[65] diye tarif ettiği halüsinasyondu!

Yani Noam Chomsky’ye, “Her yerde, popüler kültürden propaganda sistemine kadar, her yerde, insanlara çaresiz olduklarını ve yapabilecekleri tek şeyin kendileriyle ilgili alınmış olan kararları onaylamak ve sadece tüketmek olduğunu hissettiren sürekli bir baskı var,” dedirten türden!

Veya Zygmunt Bauman’ın, “Artık küresel bir tüketim toplumunda yaşıyoruz ve tüketim davranışı kalıplarının, iş ve aile hayatımız dâhil hayatımızın diğer her yönünü etkilememesinin imkânı yok. Artık hepimiz daha fazla tüketme baskısı altındayız ve bu yolda kendimiz tüketim ve emek piyasalarında metalara dönüşüyoruz,”[66] dediği!

Ya da “Tüketim toplumu denilen şey hem bolluk, hem de yoksunluk toplumudur; bir yanıyla savurganlığa, diğer yanıyla tutumluluğa ve (düşünsel, katı ve soğuk) bir içe kapanmaya yönelir,”[67] saptamasındaki üzere Henri Lefebvre’in!

Sonra da Jean Baudrillard’ın, “Tüketimin çağdaş toplum için geçerli bir terim olmasının nedeni, daha güzel ve daha çok yemek yememiz, daha çok imge görüp mesaj okumamız, daha çok ev eşyası ve ıvır zıvır sahibi olmamız değildir. Tüketim toplumunda tüketimin kendisi bizatihi bir gereksinim hâline gelmiştir. İnsanlar artık ihtiyaç duyduğu için tüketmiyor, tüketmeye ihtiyaç duyuyor.” “Bu toplumun dili tüketimin dilidir. Bireysel ihtiyaçlar ve hazlar bu dile bağlı olarak sözden ibarettir. Haz zevk olarak değil ama yurttaşlık görevi olarak kurumsallaşmıştır. Birey etkin bir şekilde kendini tüketmeye hasretmelidir, aksi taktirde toplum dışı kalmak tehlikesiyle karşılaşır. Marjinal konuma düşmek istemeyen her birey çalışma piyasasına uygun bilgi ve beceri birikimini her an yenilemek, “işin içinde olmak”, giyim kuşamından genel kültürüne kadar her şeyine dikkat etmek zorundadır. Modern tüketici her birinden az da olsa her şeyi denemeli, hiçbir hazzı atlamamalıdır. Artık söz konusu olan bireyin özel eğilimleri değil, tüketimin motive ettiği saplantısal meraktır,”[68] sözleriyle betimlenen!

Hasılı, başkalaşımda ifadesini bulan ve Bertolt Brecht’in, “Ah, keşke insanlar iyi olsalar terbiyeli olacaklarına. Ama ilişkileri bırakmıyor onları iyi olmaya,” cümlesiyle müsemma kapitalist yabancılaşmanın derinleşerek yaygınlaş(tırıl)masıydı!

Evet, kuşkusuz, “Bir insanın bilinci onun (toplumsal) varlığı tarafından belirlenir. Deyim yerindeyse, onu yansıtır”ken;[69] “Başkasını ve kendini tanımak, kendini düşünmek, yabancılaştırıcı yeni çelişkilere yol açarak çelişkileri çözümlemekti.”[70]

Bu böyleyken; “Marksizmde, yabancılaşma çelişkinin mutlak temeli değildir. Tersine: yabancılaşma, insanın içindeki çelişkinin ve oluşumun bir veçhesi olarak ortaya çıkar. Yabancılaşma, diyalektik zorunluluğun insanî oluşumdaki biçimi”ydi.[71]

Yani “Bireyler, tasarımlarında kendi öz gerçekliklerini karmakarışık etmektedirler ve bu da, gerçekliklerinin bir parçasını oluşturmaktadır. Bilinç, bilinçli varlıktan başka şey olamaz, ama bilinçli varlığın bir yasası, bu bilincin varlıktan farklı olmasını gerektirmektedir; yani bilinç, bu varlığı olduğundan farklı bir şekilde yansıtmakta ve algılamaktadır.”[72]

Kolay mı? “Para, insan elinin yarattığı malların soyut simgesi olan ve bir efendiye dönüşen para, çalışan ve üreten insanları buyruğu altına almıştı.”[73]

Émile Zola’nın, “İnsanın alışamayacağı hiçbir şey yok. Alışıyoruz, ama çok şey kaybediyoruz. Kendimiz, kendimizi böyle tüketiyoruz,” tarifindeki bir ufuktaydık…

Ya “Pişmanlık… Asla pişmanlığa boyun eğmeyin, kendinize şunu deyin: Pişmanlık, ilk yapılan aptallığa bir ikincisini eklemektir,”[74] uyarısına sırt dönülüp teslim olunacaktı ya da “dinozor” ilan edilme pahasına “Sınırlılığın içinden insan, belirlenmiş, insani bir sınırsızlık çıkarır; bu sınırsızlık doğal var oluşun belirlenmemişliğini kuşatır, özgürleştirir ve aşar. Bu belirlenmiş sınırsızlığa, insan gücü, bilgi, eylem, aşk, tin, ya da kısaca insani olan denebilir,”[75] bilinciyle direnilecekti…

Direnenlerden yana saf bağlayıp, ilk gençliğime, o filinta endam günlerime ihanet etmedim…

Kolay da olmadı! Çok şeyin “var olduğu”, ancak insan(lık)ın azaldığı çürüme ortamında, “Bir acı sonuna kadar yaşanmadıkça geçmez,” diyen Marcel Proust’u doğrulayan tarzda tecelli ettiği güzergâhta neler yitirdik, neler?

Çürüme/ çözülme her şeyi meta fetişizminin acımasızlığıyla daha da berbatlaştırırken; hep Epiktetos’un, “Eğer öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, yemden başka şey düşünenlerle alay ederlerdi,” uyarısını terennüm edip; insanların ne olduklarıyla değil, ne olabilecekleriyle ilgilenerek; celladına saygı duyan kurbanlardan nefret ederek, nefes aldım.

İnsan(lar)ın erdemi övüp, ondan nefret ederek kaçtığı o karanlık kesitte yenilenin insan(lık) olmadığına, pes eden insan(lar)ın var olduğuna inanıyordum.

Özetle çoğunluk beton bir duvarın ardında yaşıyorken; acılarımızla zenginleştik.

“İnsan henüz yaşarken birçok kez ölür,”[76] gerçeğinin bilincinde insan(lık)da direnç, kendine güven olmalı, bilinçle inanmalı. En ummadığımız zamanda her şey yoluna girerdi.

Bu doğrultudaki kararlılığımızla; öfkelenme, itiraz yeteneğimizi kaybedersek tükeniriz ve bunu reddetmeliydik.

Öyle de yaptım. Abarttığım, hata yaptığım, kırıp döktüğüm olmadı mı? Oldu elbette…

Ancak devrimci kusurlu olma cesaretine sahip olandı. Hatadan korkan hiçbir şey yapamazdı. Hata yapmaktan korkulmamalıydı. Çünkü nasıl yaşanacağını öğrenmenin, doğruyu bulmanın başka bir yolu da yoktu!

Lakin tüm bunlar içinde en önemlisi sevdasız kavga, kavgasız sevda olmayacağı bilinciyle sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız bir dünyanın ütopyalarından hiç şüphe duymadım; Komutan(ımız) Fidel Castro’dan öğrendiğim(iz) üzere:

“Devrim, geçmiş ile gelecek arasındaki kıyasıya mücadeledir…”

“Devrim, üzerine gül yaprağı serpilmiş yatak değildir…”

“Devrime 82 kişiyle başladım. Şimdi olsa devrime inanmış 10-15 kişi yeterli olur. Eğer planınız ve inancınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun önemi yoktur…”

“Dünyada kapitalizm de dahil olmak üzere hiçbir şey değiştirilemez değildir…”

“İnsanlar sosyalizmin başarısız olduğundan bahsediyorlar. Peki kapitalizmin başarısı hani? Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da mı?…”

“Yoksulluk problemlerini çözmek için kapitalizmin hiçbir kapasitesi, ahlâkı ve etiği yoktur…”

“Kapitalizmi tiksindirici buluyorum. O kirli, o hantal yabancılaştırandır. Çünkü savaşa, ikiyüzlülüğe ve rekabete neden olur…”

“Bizler çoğu kez insan hakları üzerine konuşuyoruz. Ama aynı zamanda insanların hakları üzerine de konuşmalıyız. Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorunda? Diğerleri 70 yıl yaşasın diye neden bazı insanlar 35 yıl yaşamak zorunda? Diğerleri müthiş derecede zengin olsun diye neden bazıları berbat bir şekilde yoksul olmak zorunda? Ben, bir parça ekmeğe bile sahip olamayan dünya çocuklarının adına konuşuyorum…”

“Bir gün ABD’deki kapitalist sistem de iflas edecek çünkü hiçbir toplumsal sınıf sistemi sonsuza dek yaşayamaz. Bir gün sınıflı toplum yapısı ortadan kalkacak…”

“İnsanlığı kurtarmak için bir şeyler yapılmak zorunda. Daha iyi bir dünya mümkün!..”

“Ben bir Marksist Leninistim ve ömrümün son gününe kadar öyle kalacağım…”

“Biz yenilirsek kalkar yeniden deneriz, diktatörler yenilirse bu onların sonu olur…”

“Her devrimcinin görevi devrim yapmaktır!”

Röportajın devamı bir sonraki sayfada… | > 2000’li yıllar

Sayfa 5 'nin 7 'si
Önceki1...4567Sonraki
Tags: 12 Eylül2000’li yıllar68 kuşağı68’den Bugüne68’liler haraketi78 liler78’li kuşakAlpaslan ÖzdoğanAntonio Gramsci’bernie sandersCihan AlptekinDeniz GezmişDev-GençEdip CanseverEric J. HobsbawmErich FrommErtuğrul KürkçüGezi Parkı DirenişiHüseyin Cevahirİbrahim Kaypakkayaİlerici Enternasyonal’ (İE)Ingeborg BachmannJean-Jacques RousseauKadir MangaKomer’in arabasının yakilmasiKültür DevrimiMahir ÇayanNet Mutluluk EndeksiNoam ChomskyNurhak DağlarıODTÜÖğrenci hareketleripapirüs dergisiPaulo CoelhoProf. Dr. Tarık Zafer TunayaSBFSinan CemgilSovyetler BirliğiTaylan ÖzgürTemel DemirerTKHOVarlık dergisiVictor HugoYuval Noah HarariZ kuşağı
Önceki

Evrimleşmek Daha İyi olmak Değildir | Evrim ve Uyum

Sonraki

Erkek Egemenliği Diğer (Sömürü ve) Tahakküm İlişkilerinden Yalıtılmış Bir Durum Değildir

Sonraki
KADINLAR

Erkek Egemenliği Diğer (Sömürü ve) Tahakküm İlişkilerinden Yalıtılmış Bir Durum Değildir

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

Sayfalar

  • Anasayfa Yedek
  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • İletişim | info@gorus21.com
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • Anasayfa Yedek
  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • İletişim | info@gorus21.com
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.