ekonomi, finans

Arda Tunca ile bugünkü Gündemin Arkası Programında, 1950’li yıllarda Latin Amerika’da ilk olarak Arjantinli ekonomist ve devlet adamı Raul Prebisch tarafından kuramsallaştırılan bağımlılık teorisi üzerine konuştuk.

Bağımlılık teorisi, küresel siyasi ve ekonomik düzenin dayattığı engelleri irdeleyen ekonomik az gelişmişliği anlamaya yönelik bir yaklaşım. 1950’lerin sonlarında Arjantinli ekonomist ve devlet adamı Raúl Prebisch tarafından önerilen bağımlılık teorisi, 1960’larda ve 70’lerde Latin Amerika başta olmak üzere dünya genelinde entellektüeller, ekonomistler ve sosyal bilimciler arasında çok tartışıldı ve büyük önem kazandı.

Ana tezlerinden biri gelişmiş ülkelerle (endüstri ülkeleri) ile az gelişmiş ülkeler arasında hiyerarşik bir bağımlılığın olduğu yönünde. Bu hiyerarşik ilişki nedeniyle gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasının sınırlı olacağını öne sürdüler.

Bağımlılık teorisinin diğer önemli noktalarından biri ise az gelişmiş ülkelerin geri kalmışlığının temel nedenlerinin içsel (endoğen) sermaye yetersizliği, geleneksel kültürel değer yargıları vs. gibi nedenlerden kaynaklanmadığını tam tersine geri kalmışlığın temel nedeninin az gelişmiş ülkelere dünya ekonomisi içinde istikrarlı ve sürekliliği olan bir ortamın sunulmamasıdır.

Yani geri kalmışlığın nedeni dışsal (exogen) nedenlerden kaynaklanmaktadır. Tarihsel olarak bunun arkaplanını ise sömürgecilik oluşturmaktadır. Eski sömürge ülkeler tek taraflı olarak kapitalist metropol ülkelerin çıkarları doğrultusunda dünya sistemi içinde konumlandırılıp, gelişmeleri engellendi.

Devamını Podcast yayınımızdan dinleyebilirsiniz. Arda Tunca’nın konuyla ilgili Politik Yol sitesinde yazdığı makaleyi de tamamlayıcı olması açısından okumanızı öneririz.

Listen to “Podcast | Arda Tunca” on Spreaker.