Yanki bulmak
Fotograf: @Nicole Simon

“İnsanlığın, yaşam ve ekonomik tarzımızla ilgili risklerin tamamiyle farkında olan ilk nesliyiz, aynı zamanda belki de bu riskleri savuşturabilecek son nesiliz.“

Fritz Reheis

İyi bir hayat için insanın neye ihtiyacı var? Aristoteles (M.Ö. 384-322) bunun gerisinde bir tavrın yattığını öne sürmüştü: Ölçülü olan mutludur. “Aşırılığın biri diğerinden daha kötüdür.”

Milattan 400 yıl önce Sokrat iyi bir yaşam ile ile ilgili sorular sormaya başladı.

Bu, antik Yunanlılar için o kadar önemliydi ki, bununla ilgili bir disiplin oluşturdular: Teleoloji, en yücenin ya da iyinin öğretisi.

Millattan sonra dördüncü yüzyılda Platon bu öğretiyi düşüncelerinin merkezine yerleştirdi ve “iyilik için çabanın” insanları harekete geçirdiğine inandı.

Bireylerin “mümkün olan en iyi” yi arayışları topluma önemli bir katkı sağladı ve iyi, anlamlı ve tatmin edici bir yaşam kavramına katkıda bulundu.

Ancak bugün aşırı (aç gözlü) “daha fazla, daha fazla, daha fazla!” için koşuşturma, günümüzde iyi bir yaşam sorununu gölgede bırakıyor. Edward ve Robert Skidelsky’e göre yedi temel ihtiyaç karşılandığında dijital çağda hayat “İyi” olur: Sağlık, güvenlik, saygı, kişisel gelişim, doğa ile uyum, eğlence ve dostluk.

Temel ihtiyaç maddeleri bunlar için evrenseldir. İyi bir yaşam, insan refahına hizmet eder, dünyadaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu, tüm insanların toplum içinde onurlu şekilde yaşayabilmesine olanak sağlanmasını kabul eder.

Dr. Alexandra Hildebrandt’in editörlüğünü yaptığı son kitabı; “Ekonomide iklim değişikliği: Neden Aciliyet Bilincine Sahip Olmalıyız”, bu yıl (2020) Springer Gabler tarafından yayınlanmıştır.

Süddeutsche Zeitung’daki bir makelesinde Silvia Liebrich “Büyüme değil, sınır koymak ve ölçülü olmak geleceğin mottosu olmak zorunda” diye yazmıştı.

“Ölçülü olmak en iyisidir” derdi eski Yunanlılar. Maori kültüründe refah kavramı manevi, ekolojik, sosyal ve ekonomik refahı da kapsar.

Ant kültürlerinde (Latin Amerika) buen vivir (iyi yaşam), “diğer insanlar ve doğa ile uyum içinde“ yaşamayı bir dünya görüşü olarak kabul eder ve büyük saygı gösterir.

Bu çerçevede, yavaşlamak ve yavaşlama kavram ve konseptinin “akıl babalarından” biri olan Fritz Rehles, yeni kitabında en baştan beri ne istediğimizi sorguluyor.

Ve bunu yankı bulmak diye tanımlıyor: her insan yaptıklarının yankı bulmasını, başkalarıyla iletişim kurduğunda anlaşılmayı ister, sorular sorduğunda cevaplanmasını umut eder, doğa ile ilgilenip emek verdiğinde doğanın canladığını, verdiği kararların da tutarlı ve ahenkli olduğunun farkına varır.

Yankı bulmak insan için aynı zamanda yeni bir sürdürülebilirlik anlayışının da anahtarıdır, çünkü kişi yanlızca toplumsal çevresini, doğal çevresini ve kişisel iç dünyasını yankı (rezonans) alanları olarak deneyimlerse, sürdürülebilir kalkınma mümkün olacaktır.

Latince’deki kelime anlamına göre, yankı (rezonans) başlangıçta akustik bir olgudur, çünkü “resonare” yankılanma, sesin duyulması anlamına gelir.

Uygulama alanına bağlı olarak, yankı’nın (resonanz) üç temel anlamı vardır: Fizikte “titreşim”, müzikte “ses amplifikasyonu” ve “sesi rafine etme”, insanlarda ise “ilgi” ve “anlayış” tır.

Yankı (Rezonans):

* Gezegendeki hareketin temelidir.

* Madde ile moleküllerin arasında kimyasal bağdır.

* Bizi gün ve mevsimde bir araya getirir.

* Vücudumuzun hücrelerini ve metabolizmasını koordine eder.

* Bireysel bir bütünlük oluşturur.

* Merkezi sinir sistemi, yankı mekanizmaları kullanılarak edinilen duyusal / tensel duyumların sindirilmesini sağlar.

* Yankı, insanların birlikte yaşamasının temelini oluşturur.

* Dünya çığrında çıktığında ise dünya’yı bir arada tutar.

Sosyolog Hartmut Rosa’ya göre, sosyal bir varlık olarak insan yankı bulmaya muhtaçtır.

Rosa’nın tezi, yaşamın dünya ile ilişkisinin kalitesini, “özneler olarak dünyayı nasıl deneyimlediğimizin ve dünyaya yönelik tutumumuzun, dünyayı algılama kalitesine bağlı olması” ile ilişkilendirir.

Sevgi, saygı ve takdir olmadan, yankı eksenleri “sert ve sessiz” kalır. Yankı ve zengin yankı deneyimi eksenlerine sahip olmak iyi bir yaşam için bir ölçü, bir kriter olmalıdır.

Fritz Reheis’in “Yankı Stratejisi” (Rezonans Strategie) kitabı bunun üzerine kurgulanmış. Eğitim ve sosyal bilimler profesörü Reheis, yayıncılık alanında ise ölçülü zamanlama sorunsalı ile uğraşmaktadır.

Bu kitabın Türkçesi yok. Almanca okumak isteyenler için; Fritz Reheis: Die Resonanzstrategie: Warum wir Nachhaltigkeit neu denken müssen: Ein Plädoyer für die Wiederentdeckung der Zeit.

Reheis, büyük ilgi gören “Yavaşlamak ve Turbokapitalizme Veda“, “Yavaş Olmanın Yaratıcılığı” ve “Marx’ın Haklı Olduğu Nokta” gibi kitapların yazarıdır. Son kitabı Yankı Stratejisi (Resonanz Strategie)  sürekli hızlılığı dikte eden egemen ekonomik düzenin yankı faktörünü sistematik olarak engellediğini ve bununla birlikte iyi ve sürdürülebilir bir yaşama da engel teşkil ettiğini anlatıyor.

Yazarın Yankı Stratejisi, sürekli olarak paranın tamtamları tarafından bastırılan, “açık, özenli, ihtiyatlı, esnek, yaratıcı, empatik ve sevgi dolu bir yaşam tutumuna” sahip olduğumuzda, hayatın senfonisinin hepimiz tarafından nasıl da dinlenebileceğini göstermektedir.

Almanca okumak isteyenler için ilgili kaynaklar:

Fritz Reheis: Die Resonanz-Strategie. Warum wir Nachhaltigkeit neu denken müssen. Oekom Verlag, München 2019.

Alberto Acosta: Buen Vivir. Vom Recht auf ein gutes Leben. oekom verlag München 2015.

Hartmut Rosa: Resonanz. Eine Soziologie der Weltbeziehung. Suhrkamp Verlag Berlin 2016.

Alexandra Hildebrandt und Claudia Silber: Gut zu wissen… wie es grüner geht: Die wichtigsten Tipps für ein bewusstes Leben Amazon Media EU S.à r.l. Kindle Edition 2017.

Alexandra Hildebrandt und Claudia Silber: Circular Thinking 21.0: Wie wir die Welt wieder rund machen. Amazon Media EU  S.à r.l. Kindle Edition 2017.

Visionäre von heute – Gestalter von morgen. Inspirationen und Impulse für Unternehmer. Hg. von Alexandra Hildebrandt und Werner Neumüller. Verlag SpringerGabler, Heidelberg, Berlin 2018.