TOM O’CONNOR

Ukrayna ve Tayvan krizleri tırmanırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping arasındaki benzeri görülmemiş bir yakınlık, ABD’nin en büyük iki rakibinin Başkan Joe Biden’ı, yönetiminin ikisine de yeterli karşılık veremeyecek kadar gücünü ve dikkatini dağıtacak çift cepheli bir krize zorlamasına yol açtı.

Ve eğer bir savaş patlak verirse, ABD’nin galip çıkacağının pek garantisi yok.

Ekim ayına kadar Deniz Harp Okulu’nda 20 yıl araştırma profesörü olarak görev yapan ve şu anda Defense Priorities (Savunma Öncelikleri) düşünce kuruluşunda Asya muharebesi direktörlüğünü yürüten Çin ve Rusya uzmanı Lyle Goldstein, Newsweek‘e verdiği demeçte, “ABD’nin Ukrayna’da savaşa girmeye hazır olduğunu düşünmüyorum. ABD’nin Tayvan için savaşa girmeye hazır olduğunu düşünmüyorum,” dedi.

“Bu iki fikrimin de arkasındayım,” diye ekledi. “Yani ikisini birden yapmak… hayır, kesinlikle olmaz.”

Goldstein, bir savaşa tamamen hazır olmanın nadiren mümkün olduğunu, ancak özellikle Ukrayna ve Tayvan senaryolarının, “tek bir odak ölçüsüne sahip rakiplere karşı son derece zor olan alanlarda yüksek yoğunluklu savaşları içerdiğinden, azami derecede stresli olduğunu” söyledi.

“Her iki savaştan biri bile tek başına çok stresli olurdu ve eğer girecek olursak, kesinlikle ilk muharebeleri, belki de bundan fazlasını kaybetme ihtimalimiz olduğunu iddia ediyorum” diye ekledi.

Pentagon, aynı anda iki büyük harekat alanını ele geçirme kabiliyetine doğrudan ağırlık vermekten şimdiye kadar kaçındı.

Bu soru hakkında yorum yapması için ulaşılan bir Pentagon sözcüsü, Savunma Bakanlığı Politikadan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Mara Karlin’in geçtiğimiz Pazartesi günü ABD ordusunun merakla beklenen Küresel Duruş İncelemesi’nin sonuçlarını tartıştığı bir basın toplantısında Newsweek‘e yaptığı açıklamalara atıfta bulundu.

Bir muhabir tarafından, incelemenin ABD ordusunun iki ayrı harekat alanında iki büyük çatışmayla savaşma kabiliyetini inceleyip incelemediği sorusuna Karlin, “Küresel Duruş İncelemesi bu konuyu ele almıyor” dedi. Kişisel görüşüne gelince, başka bir stratejik girişimin, Ulusal Savunma Stratejisi Değerlendirmesinin yakında çıkacak sonuçlarını beklediğini belirtti.

Karlin, “Kuvvet planlama yapısı her zaman Ulusal Savunma Stratejisi Değerlendirmesinin temel bir parçasıdır,” dedi. “Şu an için, hala tüm dünyadaki en yetenekli orduya sahip olduğumuzu söyleyebilirim.”

ABD’nin tek başına Çin veya Rusya’dan daha güçlü olduğu konusunda çok kişi hemfikir olsa da, ikisi arasında yeni keşfedilen bir birliğin Washington için stratejik olarak bunaltıcı olduğu kanıtlandı.

Goldstein, “Sanırım Moskova ve Pekin, harekat alanları birbirinden çok uzak olduğu ve taraf güçler oldukça farklı olduğu için, bizi bir tür maksimum kafa karışıklığı içinde tutabileceklerini hesaplıyorlar,” dedi. “Bizi aynı anda iki farklı yöne çekmek gibi bir kazanç gördüklerini düşünüyorum.”

Putin ve Şi Cinping'den 'Kuzey Kore' için fikir birliği
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping. Fotograf: T24

Daha görevde daha birinci yılını bile tamamlamamış Biden yönetimi Afganistan’daki 20 yıllık bir savaştan kaotik bir geri çekilmenin etkileri ve ülkede keskin siyasi bölünmeleri şiddetlendiren kalıcı bir salgınla sarsılırken, hem Doğu Avrupa’da hem de Asya-Pasifik’te müthiş bir fırtınanın rüzgarları uğulduyor.

Ukrayna’da, Başkan Volodymyr Zelenskyy, bir kısmı Moskova ile aynı safta yer alan isyancılar tarafından ayrılıkçı cumhuriyetler ilan edilmiş olan ülkesinin doğu sınırında bir Rus askeri yığınağı olduğu yönündeki raporlarla ilgili endişelerini dile getirdi.

Newsweek‘in yorum için ulaştığı Washington’daki Ukrayna büyükelçiliği, Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba’nın Rusya’nın güç gösterisi için kabul edilebilir bir açıklama olmaksızın, “Ukrayna sınırları boyunca ve işgal altındaki Donbas ve Kırım’da yaklaşık 115.000 asker, tank, topçu, elektronik harp sistemleri, hava ve deniz birimleri konuşlandırdığını” iddia ettiği yorumlarına atıfta bulundu.

Ayrıca Kiev’in “Ukrayna’daki durumu istikrarsızlaştırmaya yönelik yeni bir girişim hakkında bilgi aldığını” söyledi ve Moskova’yı “Ukrayna liderliğini Donbas’ta bir saldırı operasyonu planlamakla suçlayan dezenformasyonu yoğunlaştırmakla” suçladı.

Kuleba, “Ukrayna’nın pozisyonu çok net: Donbas’ta herhangi bir askeri saldırı planlamıyoruz” dedi. “Çatışmaya diplomatik çözümler aramaya kararlıyız. Moskova yeni bir saldırganlık dalgası başlatmaya karar verirse” diye uyardı, “Ukrayna kesinlikle savaşacaktır.”

Kuleba, “Toprağımızı savunmaya kararlıyız” dedi. “Ülkemiz çok daha dirençli hale geldi ve ordumuz 2014’te olduğundan çok daha güçlü. Bugün her zamankinden daha geniş bir uluslararası desteğe sahibiz.”

Ancak Putin yine de Ukrayna’nın 2014 ayaklanmasından kaynaklanan siyasi değişimden ortaya çıkan daha geniş bir tehdit görüyor. Soğuk Savaş dönemi ABD önderliğindeki NATO askeri ittifakı Batı’dan Doğu Avrupa’ya doğru genişleyerek eski Sovyet cumhuriyetlerini kendi safına kattı ve Kiev de üyelik başvurusunda bulundu.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği Basın Sözcüsü Alexander Kim Newsweek’e, “Başkan Putin daha önce bunun, özellikle NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ve üye devletlerinin Ukrayna’da askeri altyapı ve birliklerini konuşlandırılması açısından bizim için büyük bir endişe konusu olduğunu vurguladı” dedi. “Donbass’taki çözülmemiş çatışma göz önüne alındığında, bu tür eylemler bu ülkedeki durumu büyük ölçüde kötüleştiriyor.”

Washington ve Kiev’den gelen suçlamalara değinen Kim, “Rusya kendi toprakları üzerinden asker sevk ediyor ve bu konuda kimseye danışmamız gerektiğini düşünmüyorum” dedi.

Açıklamalar, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Perşembe günü ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesinden sonra yaptığı “Rusya’nın yasal kaygılarının göz ardı edilmesi ve Ukrayna’nın sınırlarımızın yakın çevresinde NATO güçlerinin konuşlandırılmasının arka planında ABD jeopolitik oyunlarına katılımının son derece ciddi sonuçları doğuracağı ve askeri ve stratejik dengeyi düzeltmek için karşılıklı önlemlere başvurmaya zorlayacağı” uyarısının ardından geldi.

Aynı gün Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) bir toplantısında konuşan Blinken, Lavrov’la yaptığı görüşmelerde “derin endişelerini ve Ukrayna’ya karşı daha fazla saldırgan eylemde bulunursa, Rusya’ya ciddi maliyetler ve sonuçlar yüklemek üzere Avrupalı ​​müttefiklerle birlikte çalışma taahhütleri de dahil olmak üzere, Rusya’yı eylemlerinden sorumlu tutma konusundaki kararlılıklarını açıkça ortaya koyduğunu” söyledi.

Dışişleri Bakanlığı, Newsweek‘in yorum talebine hemen yanıt vermedi. Ancak ABD’li yetkililer sıklıkla, demokrasi ile otoriterlik arasındaki savaşı Biden yönetiminin ana teması olarak tasvir ediyor.

AGİT basın toplantısında Blinken, “Bu, demokrasilere meydan okunduğu bir zamandır – bazılarına içeriden, bazılarına dışarıdan meydan okunuyor,” dedi. “Ve otokrasiler ve demokrasiler arasında bir mücadele var ve Başkan Biden’ın birçok kez dile getirdiği gibi, bu zamanımızın temel bir mücadelesidir.”

Fotograf: Twitter

Tom O’Connor, Ortadoğu, Kuzey Kore ve diğer uluslararası ilişkiler ve çatışma alanlarında uzmanlaştığı Newsweek’te ödüllü kıdemli bir dış politika yazarıdır. Daha önce International Business Times, New York Post, Daily Star (Lübnan) ve Staten Island Advance için yazmıştır.

Bu makale Newsweek’te yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş