minsky & ekonomi politikalari

Hyman P. Minsky kapitalizmi sürekli değişen-gelişen dinamik bir sistem olarak incelemiştir. Özel olarak 1929 Büyük Buhran sonrası ABD kapitalizmin geçirdiği değişim sürecini ve Dünya üzerindeki etkilerini incelemiştir. Büyük Buhran sonrası derin krizin etkilerini gidermek amacıyla devletin ekonomideki rolü artırılmış ve devlet çeşitli alanlarda düzenlemeler yapmıştır. Finansal piyasalara ve kurumlara sınırlamalar getirilerek bankacılık, sigortacılık ve yatırım gibi alanları ayırarak herhangi birinde yaşanan sorunların diğer alanlara sıçraması engellenmek istenmiştir. Küresel Bunalım sonrası reformlarla toparlanan ülkeler 1946-1965 dönemleri arasında Minsky’nin ‘dingin’ dönem olarak adlandırdığı Kapitalizmin Altın Çağı olan göreli istikrarlı döneme geçiş yapılmıştır. Bu yıllar içerisinde temel makroekonomik göstergelerdeki sürekli iyileşme ABD Kapitalizminin Küresel Bunalım sonrası devlet etkisiyle değişim yaşadığını göstermektedir.

Minsky’e göre ekonomik faaliyetlerin seviyesini belirleyen gösterge o ekonomi içerisindeki yatırım düzeyidir. Yatırım düzeyindeki dalgalanmalar kar oranları ve diğer temel göstergeleri etkiler. Minsky yatırım düzeyini belirleyen değişkenleri, yatırımların finanse edilme şeklini ekonomik faaliyetleri etkileyen içsel unsurlar olarak nitelendirirken bu unsurların ekonomideki istikrarsızlığı oluşturduğunu düşünmektedir. Dışsal unsurların da ekonomik faaliyetler üzerinde etkileri olduğunu kabul eden Minsky bunları ikincil unsur olarak nitelendirir.

1960’lı yıllar sonrasında sürekli büyümenin yaşanıldığı Altın Çağ yavaş yavaş finansal piyasalardaki değişimle istikrarsız bir ortam oluşturduğundan karlılık ve büyüme oranları azalarak enflasyon ve finansal kırılganlıklar artmıştır. Minsky ‘istikrar, istikrar bozucudur’ sözüyle 1960 sonrası yaşanan istikrar dönemlerinde ortaya çıkan yeni tekniklerin özellikle yatırımların finanse edilmesinde dış kaynak ağırlığının giderek artması gibi içsel unsurlara yapılan müdahaleler ekonomideki istikrarın sonunu getirdiğini ifade etmiştir. İstikrar dönemlerinde ortaya çıkan yeni sorunlara yapılan müdahaleler kapitalizmin derin bir krize girmesini engeller fakat sistemi daha kırılgan hale getirerek aslında bir erteleme işlemi yapıldığı ve yeni bir kriz ortamı için gerekli koşulları doğurmaktadır.

Minsky istikrarsızlığı aslında nakit girişlerinin nakit çıkışlarından daha az olmasıyla tanımlar. Mevcut ortamda bugün ve gelecek için planlanan finansal şartların gerçekleşmediği belirsizliklerin var olmasıyla gerçekleşen nakit akımlarının iktisadi aktörlerin beklediği nakit akımlardan az olmasıyla kar oranlarındaki azalma hatta zarar etme durumunun yaşanması ardından bu kaybın sermaye varlıkları fiyatlarını etkilemesi yatırımları etkileyerek ekonomik faaliyetlerin temelini sarsacaktır. Minsky analizinde, ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için sermaye varlıkları fiyatlarının üretim fiyatlarından yüksek olması gerekir. Sermaye varlıklarının fiyatları yatırımı ve ona bağlı olarak istihdam düzeyini etkiler tam olarak bu noktada nakit giriş-çıkış akımlarının ekonomik faaliyetler için son derece önemli olduğu görülmektedir. Minsky’nin yatırım analizinde iktisadi aktörler bu iki fiyat arasındaki farka göre faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Sermaye varlıklarının fiyatı, üretim fiyatından yüksek olursa kar elde edilir ve daha fazla kar elde etme güdüsüyle faaliyetler artar, istihdam artar ve ekonomik büyüme gerçekleşir. Tam tersi durumda ise yatırımlar azalır dolayısıyla istihdam düzeyi ve ekonomik büyüme azalacaktır. Minsky bu iki fiyata ek olarak finansal piyasalardaki şartların iktisadi aktörleri doğrudan etkilediği düşünmektedir. Ona göre sermaye varlıklarının fiyatlandırılması ile iktisadi aktörlerin portföy tercihleri birbiriyle ilişkilidir. Yatırımcıların portföyünde likit varlıklar ya da likit olmayan varlıklara yer vereceği mevcut ekonomik şartlara ve varlıklardan beklenen getirilere bağlıdır. Ekonomik faaliyetlerin iyi seviyede olduğu genişleme dönemlerinde yatırımcılar portföylerinde daha fazla sermaye varlıklarına yer verirken şartların bozulduğu daralma dönemlerinde daha az yer vererek likit kalmayı tercih ederler.

Minsky’e göre iktisadi aktörlerin yatırımları finanse etme alışkanlığı/şekli istikrarsızlığı oluşturan ve derinleştiren bir olgudur. Yatırımlar 3 yolla ile finanse edilir. Bunlar;

  1. Hedge finansman, firmaların üretim gelirlerinin ilgili dönemdeki borçlardan fazla olduğu güvenli bir finansman biçimidir. Firmalar bu finansman biçimiyle yakın ve uzun vadede tüm ödeme taahhütlerini yerine getirebilecek durumdadır.
  2. Spekülatif finansman, üretim faaliyetlerinden elde edilen kazancın firmaların uzun dönem borçlarını ödeyebilecek düzeyde iken kısa dönem borçlarının ödenememesi durumudur. Bu yüzden firmalar yakın dönemli ödeme taahhütlerini yerine getirebilmek için borçlanma eğilimindedirler.
  3. Ponzi finansman ise firmaların üretim gelirleri hem kısa hem uzun dönem borçlarını ödeyebilecek durumda olmamasıdır. Bu finansman biçiminde firmalar ödeme taahhütlerini yerine getirmek için ya varlıkları satarlar ya da yeniden borçlanma durumu yaşarlar. Sürekli borçlanmak zorunda kalan firmalar zamanında yerine getiremediği ödeme taahhütleriyle diğer firmaların finansal hesaplarında aksaklıklar oluşturur.

Hedge finansman biçimine sahip olan ekonomilerde faiz artışı gibi durumlarda firmalar bundan etkilenmeyecek ve ekonomik faaliyetler devam ederek finansal istikrar sağlanır. Spekülatif finansman ve ponzi finansman biçiminin ağırlıklı olduğu ekonomilerde faiz artışı firmaların borçlarını artırarak firmalar artan faiz ödemelerini karşılamak için tekrar borçlanmak isteyecek ve piyasada bu anlamda fonlara talep artarak fon fiyatlarını artıracaktır ve sonuç olarak ekonomi kısır döngüye girerek finansal piyasalar daha kırılgan hale gelerek bir noktada ekonomik istikrarsızlığın artmasıyla kriz yaşanacaktır. Minsky’e göre iktisadi aktörler başlangıçta hedge finansman biçimini benimserken ilerleyen dönemlerde ekonomik faaliyetlerin içerisinde var olan içsel dinamiklerin sonucu olarak spekülatif ve ponzi finansman biçimini tercih ederler.

Minsky yatırımların finanse edilme biçiminden yola çıkarak finansal istikrarsızlık hipotezi ile kapitalist sistemin fiyat istikrarı ve tam istihdamı sağlayamayacağını ve ekonomik faaliyetler sürecinde oluşan yeni unsurların faaliyetlerin sürdürebilir olması aslında ekonomideki finansal ilişkilerden kaynaklandığı açıklamıştır. Bu teori ile Minsky kapitalist sistemin paniklerle başlayarak krizlere ve borç deflasyonlarına meyilli olduğunu gözler önüne sermektedr.

Minsky kapitalist ekonomileri istikrar dönemi, genişleme dönemi ve kriz dönemi olarak üç farklı döneme ayırır. Sistemin istikrar ve genişleme döneminde yatırımlar artar, istihdam düzeyi artar, fiyat istikrarı sağlanır ve buna bağlı olarak ekonomik büyüme yaşanmaktadır. İktisadi aktörler bu dönemlerde genel olarak rasyonel kararlar alarak faaliyetlerini gerçekleştirir. Fakat sistemin ilk iki döneminde yaşanan olumlu artışların ve yatırımcıların geçmiş kriz dönemlerinin olumsuz etkilerini göz ardı etmeye başlanıldığı evresine geçildiğinde yatırımcılar artık sürekli olarak daha fazla kar elde güdüsüyle riskli kararlar alırlar ardından piyasada çeşitli varlıklar için fiyat balonlarının oluşması, yatırımların finanse edilmesinde hedge finansman biçiminin bu evrede yerini spekülatif ve ponzi finansman biçimine bırakmasıyla ve finansal sistemde yapılan yeniliklerle istikrarsızlık artarak 3. dönem olan kriz dönemine geçilir. Bu dönemde finansal krizler yaşanır, borç deflasyonları artar, oluşan fiyat balonları son bularak yatırımcılar için ciddi kayıplar yaşanır, kırılgan hale gelen firma bilançoları bozulur iflas, işten çıkarma durumları artar, sermaye varlık fiyatlarındaki azalma ve belirsiz ekonomik ortam yatırımları azalttığından istihdam düzeyinde azalmalar meydana gelir. Ekonomide işsizlik artarken, fiyat istikrarı bozulur ve enflasyon artarak ciddi bir daralma dönemi yaşanır. Bu noktada finansal sistemdeki krizin kısa dönemde reel sektöre sirayet ederek tüm ekonomiyi etkisi altına aldığı gözlemlenebilir.

Kriz sonrası dönemde devletler finansal piyasaları yeniden reforme ederek reel sektöre gerekli destekler sunulmasının ardından toparlanma sürecinin geldiği ve iktisadi aktörlerin bu süreçte bir önceki kriz olumsuzlukların etkisiyle daha temkinli davranarak güvenli sektörlere güvenli finansman biçimiyle yatırımlar yaparak istihdam düzeyinin arttığı ardından temel göstergelerde iyileşme ve artış eğilimin başladığı kapitalist sistemin istikrar dönemi aşamasına geçilmektedir. Sistem böylelikle aşamaları sürekli tekrar ederek nihayetinde istikrarsızlık dönemine erişmektedir.

Minsky ‘ kapitalizmin doğası gereği istikrarsız ’ olduğunu belirtir fakat devletin bazı politikalar uygulayarak sistemi daha istikrarlı bir hale getirebileceğini düşünmektedir. Minsky ‘İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı’ kitabında devletin istihdam stratejileri ile Merkez Bankalarının son ödeme merci olarak finansal sistemin tıkanıklığını giderecek müdahalelerde bulunmasıyla kapitalist sistemi daha istikrarlı hale getirilebileceğini vurgulamaktadır.

KAYNAKÇA

Minsky. H.P. 2008 (1986). ‘ Stabilizing An Unstable Economy,’USA

Minsky. H.P.(1982). ‘Can It Happen Again? Essays on Instabılıty and Finance,’New York

Minsky. H.P. (1996). ‘Uncertainty and The Institutional Structure of Capitalist Economies,’ Journel of Economic Issues.

Minsky. H.P. (1992). ‘The Financial Instability Hypothesis,’ The Jerome Levy Economics Institute of Bard College

Kaya. Muhammed Veysel, Sarıdoğan. Hasan Önder. (2016). ‘Minsky Haklı mıydı? 2008 Küresel Ekonomik Krizi Bağlamında Bir Analiz,’ Uluslararası ekonomik araştırma dergisi Mayıs 2016, Cilt 2: Sayı 2.

Tokucu. Erkan. (2012). ‘ Hyman Minsky’nin Finansal İstikrarsızlık Hipotezi Çerçevesinde Finansal Krizler ve Çözüm Önerileri.’ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi Cilt 67: No 2, s.189-212.