film elestrisi

Türkçe’ye Karanlıkta Dans (Dancer in the Dark) olarak çevrilen film, birçok ülkenin (DanimarkaAlmanyaHollandaABDBirleşik Krallık, ArjantinFinlandiyaFransaAlmanyaİzlandaNorveçİspanyaİsveçTayvan) ortak yapımcı olarak imza attığı, Cannes Film Festivali‘nde Altın Palmiye ödülünü kazanan bir Lars von Trier yapımı olarak dikkat çekmektedir. İzlandalı şarkıcı Björk, dejeneratif göz koşullarından muzdarip, hayal kurmayı seven ve oğlunun aynı kaderi paylaşmasını önlemek için ameliyat parası biriktiren göçmen bir fabrika işçisini canlandırmaktadır. Catherine DeneuveDavid MorseCara SeymourPeter StormareSiobhan Fallon Hogan ve Joel Grey ise yan rollerle filmde yer alıyor. Dogma 95 kurallarına uygun bir şekilde çekilen filmde daha çok bir el kamerası kullanılmıştır.

Karanlıkta Dans, von Trier’in “Altın Kalp Üçlemesi” olarak adlandırılan serisinde Dalgaları Aşmak (1996) ve Gerizekalılar (1998)’dan sonra gelen üçüncü ve son eserdir. 2000 Cannes Film Festivali’nde galasını gerçekleştiren film, festivaldeki Altın Palmiye ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerinin sahibi oldu. Ayrıca Selmasongs adlı film müziği albümünde bulunan; Björk, von Trier ve Sjón tarafından yazılıp Björk ile Thom Yorke tarafından seslendirilen “I’ve Seen It All” adlı şarkı da En İyi Özgün Şarkı Akademi Ödülü‘ne aday gösterildi.

Karanlıkta Dans, 2000 yapımı

Filmin Konusu

1964 yılında Çek bir göçmen olan Selma Jezkova oğlu Gene Jezek ile birlikte ABD’nin Washington eyaletine göç ederler. Selma en yakın arkadaşı Kathy ile birlikte bir fabrikada çalışır ve ev sahipleri polis memuru Bill Houston ve eşi Linda’nın arazisindeki bir karavanda yoksul bir hayat sürmektedir. Jeff isminde Selma’yla aynı fabrikada çalışan bir işçi daha vardır ve Selma’ya aşıktır ancak Selma onun ilgisini reddeder. Buna göre Selma’nın bir erkek arkadaş için ayıracak zamanı yoktur.

Selma’nın gözlerinde giderek ilerleyen bir sorun vardır ve gün geçtikçe görme yetisini yitirmektedir. Aynı hastalık Selma’nın oğlu Gene’de de vardır ve Selma oğlunun ameliyatı için para biriktirmektedir. Selma aynı zamanda müzikal bir oyunda sahne almak için provalara katılmakta ve arkadaşı Kathy ile sinemaya gidip Hollywood müzikallerini izlemektedir. Görme yetisi sınırlı olduğundan filmde anlatılanları arkadaşı ona aktarmaktadır.

Selma’nın hastalığı gün geçtikçe ilerlemekte ve arkadaşları Kathy ile Jeff bu durumu fark etmektedir. Fabrikada ve demiryolunda işittiği sesleri ritmik melodilere benzeten Selma gün içinde sürekli dans etmekte ve şarkı söylemektedir. Bu müzikaller onun için gündüz düşlerine dönüşmektedir.

Filmin burasında gidişatı tümüyle değiştiren bir şey olur. Selma’nın ev sahibi olan Bill mali durumunun kötüleştiğini, karısının harcamalarına yetişemediğini, bankanın evlerine el koyacağını ve çok fazla borcu olduğunu Selma’yla paylaşır. Selma da Bill’in bu sırrına karşılık kendi sırrını onunla paylaşır ve gözlerinin giderek görme yetisini kaybettiğini söyler. İkisi de sırlarını saklayacakları üzerine birbirlerine söz verirler. Ancak Bill, Selma’nın evinden çıkmış gibi yaparak bir köşeye saklanır ve Selma’nın paraları sakladığı yeri görür.

Björk filmde gözleri giderek bozulan bir göçmen işçiyi canlandırıyor

Ertesi gün gözleri doğru düzgün görmediği için bir makinenin bozulmasına neden olan Selma yevmiyesi ödenerek işten çıkarılır. Eve döndüğünde elindeki parayı da diğerlerinin yanına koymak isteyen Selma kutunun boş olduğunu görür ve hırsızlık meselesini konuşmak için Bill ve Linda’nın evine gider. Orada Bill’in banka hesaplarını ödediğini duyunca Bill’in kendi parasını çaldığını anlar ve ondan parasını geri ister. İkili arasında bir itiş kakış olur ve Bill Selma’ya silah çeker. İkili boğuşurken silah ateş alır ve Bill bacağından vurulur. Daha sonra kendisini öldürmesi için Selma’ya yalvarır ve Selma birkaç el daha ateş eder. Daha sonra orada bulunan bir çelik çekmeceyle defalarca yüzüne vurarak Bill’i öldürür ve parasını alır. Parayı doğruca bir sağlık kuruluşuna götüren Selma oğlunun ameliyatı için gerekli ödemeyi yapar. Selma parayı ödedikten sonra arkadaşı Kathy ile birlikte provalarına katıldığı müzikalin çalışmalarının olduğu yere gider. Anlaşılan haber yayılmıştır ve o içeri gidince bazı ebeveynler çocuklarıyla birlikte dışarı çıkarlar. Müzikalin yönetmeni arayıp polise haber verir ve Selma’yı oyalayarak yakalanmasını sağlamaya çalışır.

Selma nihayet yakalanır ve mahkemeye çıkarılır. Mahkeme bölümü filmin kalbi olarak da görülebilir. Burada Selma bencil bir hırsız olarak suçlanır. Her şey tersine çevrilmiştir ve Selma’nın aleyhine bir şekilde konumlandırılmıştır. İş yerindeki şefle arasında geçen bir konuşmada Selma şefin, “Çekoslovakya’da komünizm var her şeyi paylaşıyorsunuzdur” sözlerine bunun iyi bir şey olduğunu söylemesi mahkemede gündeme gelir ve Selma’nın komünist olduğu iddia edilir. İlginçlik şuradadır ki Selma birinci dereceden cinayetle suçlanmasına rağmen mahkemede Selma bencil, hırsız ve canavar bir şekilde tasvir edilmektedir. Buna göre Selma sadece bir cinayet hükümlüsü değil aynı zamanda komünizm sempatizanı, kendisinden başka bir şey düşünmeyen bencil ve kendisine yardım edecek insanları soymaya ve öldürmeye kalkacak kadar canavar birisi olarak resmedilir. Filmin başlarında Selma ev sahibesi Linda’ya kirayı arttırma teklifinde bulunmasına rağmen Linda mahkemede bundan söz etmeyerek Selma’nın açgözlü birisi gibi resmedilmesine ses çıkarmaz.

Film Lars Von Trier’in en iyi filmlerinden biri olarak kabul ediliyor

Gerçeklerin tümüyle  tersine döndürülerek Selma’nın aleyhine konumlandırıldığı davada ilginç bir başka şey daha olur. O da Selma’nın kendisini savunmaya kalkmamasıdır. Ona bu korkunç cinayeti neden işlediği sorulduğunda kendini savunup gerçekleri anlatması beklenirken, o Bill’e verdiği sözü tutar ve onun sırrını açıklamaz ve bunu söyleyemeyeceğini belirtir. Dolayısıyla mahkeme Selma’nın aleyhine sonuçlanır. Ancak bu nokta, yani sanığın susmasının, yargılama sürecini nasıl krize soktuğunu resmeder.

Mahkemede gerçekleşen bir tuhaflık da Selma’nın Çekoslovakya’daki babası Oldrich Novy isimli babasına para gönderdiğini söylemesidir. Ancak mahkemede Oldrich Novy’nin Selma’nın babası olmadığı, bir dönem Çekoslovakya’da çok ünlü olan bir müzikal seyircisi olduğunun açığa çıkmasıdır. Novy mahkemeye çağrılır ve Selma’nın babası olmadığı yönünde tanıklık eder. Bunun üzerine jüri Selma’nın suçlu olduğu yönünde kanaat bildirir ve hâkim de idam cezası verir.

Ancak Selma’nın arkadaşları Kathy ve Jeff ölüm cezasından kurtulması için yeni bir avukat bulurlar. Buna göre eski avukatın iyi bir savunma hattı izlemediği, oğlunun durumunun mahkemede gündeme getirilmesinin Selma’nın lehine olabileceği bunun için cezayı erteleme başvurusunda bulunulması gerektiğini söylerler. Ancak Selma erteleme kararı alınmasına rağmen oğlunun ameliyat olmasını ister ve bu nedenle yeni avukat isteğini reddeder. Oğlunun 13 yaşında ameliyat olması gerektiğinden operasyonun ertelenemeyeceğini düşünen Selma, böylece idam edilmeyi kabul eder.

Filmin son bölümünde idam vahşeti sergilenir. Kadın gardiyanlardan biri, kendisinin de oğlu vardır, Selma’yla empati kurar ve ona yardımcı olur. Hücreden dar ağacına 107 adım olduğu söylenir. Selma hücresinden alınmaya geldiğinde önce bacakları tutmaz. Daha sonra kadın gardiyanın yardımıyla yürümeye başlar ve 107 adımı kafasındaki melodi eşliğinde tamamlar. Belirtmek gerekir ki Selma hücresinde de havalandırma boşluğundan gelen sesleri ritmik melodilere dönüştürerek orada da şarkılar söyler.

Björk, von Trier ve Sjón tarafından yazılıp Björk ile Thom Yorke tarafından seslendirilen “I’ve Seen It All” adlı şarkı da En İyi Özgün Şarkı Akademi Ödülü‘ne aday gösterildi.

İdam alanına geldiğinde Selma ayakta duramaz. Bunun üzerine kendisinin dik durmasını sağlayacak bir aparata bağlanır ve başına urgan geçirilir ancak bu yeterli değilmiş gibi bir de siyah bir örtüyle yüzü kapatılır. Buna dayanamayan Selma örtünün çıkarılmasını ister. Kadın gardiyan da Selma’nın zaten kör olduğunu söyleyerek örtüye gerek olmadığını söyler. Oradaki görevli bir telefon görüşmesi yapar ve telefon görüşmesinden yanıt gelene kadar Selma başı açık ancak ip boynunda bir şekilde bekler.

Bu esnada idamı izlemeye gelen Kathy bulunduğu yerden Selma’nın olduğu alana geçerek elinde tuttuğu gözlüğü Selma’ya verir. Annesinin idamı izlemesine izin vermediği Gene dışarıda beklemektedir; ancak ameliyat olmuştur ve gözlüğünü de annesine göndermiştir. Selma yeniden şarkı söylemeye başlar bunun üzerine ancak beklenen telefon gelir ve Selma başına örtü geçirilmeden ve şarkısı henüz bitmeden idam edilir.

Bitirmeden önce filmle ilgili iki unsuru tekrar belirtmekte fayda var. Bunlardan birincisi filme rengini veren müzikaller ve şarkılarla ilgilidir. Bu şarkılar filmde Selma’nın gerçeklikle ve karanlıkla mücadelesini simgeler. Ne zaman kötü veya olumsuz bir şey olsa şarkı söylemektedir. Filme damgasını vuran ve başarı kazanan I’ve seen it all (Her şeyi gördüm) şarkısı aslında filmin bu yönünü vurgulamaktadır. Şarkı bir tren yolunda, trenin raylar üzerinde çıkardığı seslerin ritmik melodisine dayanır ve Selma’nın kendisine görülmeye değer şeyler olduğunu anlatmaya çalışan Jeff’e verdiği yanıtlardan oluştur. Selma buna göre her şeyi görmüştür, eyfel kulesini gerçekte görmemiştir ama ilk buluşmada nabzı daha yüksektir, yaşanacak her şey yaşanmış ve görülmüştür; görülecek, keşfedilecek yeni bir şey yoktur dolayısıyla körlük katlanılamaz bir kötülük değildir, tek istediği oğlunun bu hastalıktan kurtulmasıdır.

Filmin önemli ve aynı zamanda kurucu diğer yanı ise mahkeme sahnesidir. Mahkeme, ki Amerikan mahkemeleri adalet anlayışıyla övünür, Selma’nın sadece katil olduğu hükmünü vermekle yetinmez ancak onun aynı zamanda bir canavar, deyim yerindeyse öldürülmesi caiz biri olduğuna hükmeder. Dolayısıyla Amerikan mahkemesi bir kişinin sadece katil, hırsız vb. olup olmadığına karar vermez, aynı zamanda onun psikolojik bir sapkın olarak resmedilmesine çabalar. Selma örneğinde olduğu gibi tüm gerçekler ve aleyhinde kullanılan sözler, kör kadının bir katilden çok bencil ve canavar biri olduğunun onaylanmasına dayanır.