Doğal afetlerden, doğal olaylardan, politik eylemlerden bireysel olaylara, kazalardan finansal krizlere, politik çalkantılardan sosyo-kültürel tüm olayların anında paylaşılabildiği, yayılabildiği bir çevrimiçi ekosistemden bahsediyoruz.

Depremler, su baskınları, seller, Avustralya’daki yangınlar, tsunami anonsları, Sarı Yelekliler ve Hong Kong halk ayaklanması, Arap Baharı, uluslararası toplantılar, Olimpiyatlar, savaşlar, çatışmalar, mülteci krizleri, ülke başkanlarının karşılıklı diyalogları, UFO görüntüleri ve en son hepimizi birbirimize tam olarak bağlayan pandemi.

Sayabildiğimiz ve sayamadığımız bütün olagelenler aynı anda olabilmekte, yerel, ulusal ve uluslararası tüm bu olup bitenler daha önce hiç olmadığı kadar insanların kişisel gündeminde yer alabilmekte, güncel sohbet konularını belirleyebilmekte, insanlar arası yayılan bilgi ve haberler çoğu zaman sosyal ağlar tarafından belirlenmektedir. Bir sosyal ağda yer alan içerik diğer tüm sosyal ağlara aynı ya da farklı formatta aktarılarak ya da kopyalanarak paylaşılması sağlanmaktadır.

İletişim teknolojileri ve internet temelli «yeni medya» toplumsal yapıyı değiştirici ve dönüştürücü etkiye ve güce sahiptir. Ancak bu yeni ekosistemi Konvansiyonel Medya’nın karşıtı olarak görmek yanıltıcı olacaktır. Hali hazırda her iki medya birbirini beslemektedir ve insanlar teknoloji kullanımı, medya tüketim alışkanlıkları, yeni ürüne adaptasyon, teknolojiye erişim ve yeni medyaya ulaşım olanakları gibi konular çerçevesinde bilgilenmekte ve çevresiyle iletişim içinde olabilmektedir.

Tepeden tabana doğru hiyerarşik iletişim sürecini kullanan klasik örgütlenmenin tam tersi ve aksi olarak sosyal medya, konvansiyonel medya karşısında pasif durumda olan izleyici/alıcıları iletişim sürecine aktif olabilecekleri şekilde dahil etmektedir.

Tüm bu dönüşümün merkezinde artık merkezi otorite yerine toplumu oluşturan bireyler vardır. Toplumun tüketimine sunulan her yeni ürün gibi tüm sosyal mecralar da bireyi temel almaktadır. Bireysel kullanım, içerik üretim ve paylaşım sosyal medyanın ana yakıtıdır. Birey etrafında oluşturulan bu yeni yapı politikacıyı, doktoru, gazeteciyi, oyuncuyu, sporcuyu, mühendisi, ev hanımını, öğrenciyi, mavi yakalıyı vb herkesi tüm rolleri ve statülerinden bağımsızlaştıracak kadar merkeze koyar. Herkes eşittir artık. Halkların demokratikleşmesi sürecini kendi dinamik ve kurallarıyla kullanıcısına dikte etse de, kullanıcı da kendi yaptırımlarını sisteme uygular.

Tüm sosyal mecralar kuruluş amaçları, kullanım pratikleri, arayüz tasarımları ve teknolojik alt yapıları ile büyük farklılıklara sahiptir. Kullanıcıların mecraları kullanım pratiklerini temel alan mecralar da zaman içerisinde evrilmiş değişmiş ve dönüşmüşlerdir. Konvansiyonel mecraların reklamsız ilk dönemleri gibi başlayıp daha sonra şirketlerin kurum ve kişilerin de ürün ve reklamlarıyla bezenmiş, reklam geliri sağlayacak modellerle yollarına devam etmişlerdir.

Twitter da diğer tüm sosyal mecralar gibi zaman içerisinde değişikliğe uğramış hatta en büyük farkı 140 karakterden 280 karakter kullanımına geçtiğinde yaratmıştır. 2006 yılında kurulup hayata geçmiş olan bu mikroblogging platformu çok temelde kullanıcılarına özgürce kendilerini ifade etme ve paylaşımda bulunma imkanı sunar. 13 senenin sonunda geldiğimiz noktada Twitter belki global kullanım rakamı olan ortalama 400 milyonla youtube ya da facebook kullanıcı rakamlarının yanına yaklaşmıyor olsa da toplumsal ve global etki bakımından çok uzun zamandır hepsinden daha yetkin diyebiliriz.

Herkesin eşitlendiği bir platform

Twitter’ın belki de en önemli özelliği herkesin eşitlendiği bir platform oluşudur. Kim hangi statüde olursa olsun, herkese açık seslenilebilen ve cevap alınabilen bir etkileşim iletişim platformudur. Kitlelerin demokratikleşme sürecinde adeta en önemli görevi Twitter üstlenmiş gibidir.

Bireylerin iletişim kurduğu kadar, güncel bilgi paylaşmak, kitleleri haberdar etmek amacıyla resmi hesaplar gönderilerini güncel tutma gayretindedir. Siyasi parti ve yöneticileri, siyasi kimliği olan kişiler, en az bir sosyal medya hesabıyla varlık göstermektedir. Siyasi kurumların resmi hesapları, siyasi partilere bağlı kolların hesapları da bu dijital hayata dahil olmuşlardır. Siyasiler rakipleriyle olan iletişimlerini de bu platformdan yapabilmektedir. Çekişme/atışma gibi rakip olmanın doğasında olan iletişim şekli bu ekosistemde takipçilerin sıklıkla deneyimlediği bir iletişim şekline dönüşmüştür.

Televizyon yayınlarında (canlı/banttan) alışılagelmiş olan rakiplere sesleniş Twitter’da da hızlı, anlık ve güncel olarak yaşanmakta, bu iletişime partilerin takipçileri ve karşı görüşten birey ve partililer de hem tanıklık edebilmekte hem de katılabilmektedir. Seçmenle ana akım medya üzerinden ve seçim bölgelerinde sıcak temas kurarak etkileşim ve iletişim içerisinde olmak politikacılar için sarsılmaz bir yere sahiptir. Ancak sosyal medyanın son on yılda kullanıcılar tarafından benimsenmesi ve günlük hayata dahil edilmesiyle birlikte siyasiler, partiler ve seçmen arasındaki iletişim başka bir boyut kazanmıştır. Bu boyut ek bir boyut olarak düşünülmemelidir. Her ne kadar ana akım medya ve seçmenle sıcak temas önemini ve fonksiyonelliğini devam ettirse de, sosyal medyanın kullanıcı sayısı arttıkça ve kullanıcı deneyimi ve pratiği değişip dönüştükçe seçmenle politikacılar arasındaki etkileşim ve iletişim başka bir çehre kazanmıştır. Medya özelinde monologdan diyaloğa geçiş bu yeni ekosistem sayesinde olmuş ve özellikle Twitter’ın eş zamanlı demokratik herkes tarafından deneyimlenebilen bir alan olma özelliği bu alanı çok sesliliğin merkezi haline dönüşmüştür.

Sanal Toplumun Ekosistemi

Sanal toplulukların oluşturulabildiği bir ekosisteme sahip olan sosyal ağlar, anlık olarak hesap sahiplerinin çevrim içi bir arada olabilmelerini sağlar. Paylaşımlar anlık olarak milyonlara ulaşabildiğinden etki alanı sosyal ağın var olduğu tüm coğrafyalara yayılım gösterir. Lokal ya da ulusal ve hatta global yaşanan herhangi bir olayın anlık olarak bilgisi tüm erişebilenlerin bir tık uzağındadır. Yukarıdan aşağıya dayatmacı iletişim dilinin yerini alttan yukarı işleyen iletişim mekanizması almıştır. Bu da özellikle Twitter’da toplumunun tüm yönetsel mekanizmalarına alttan yukarı doğru bundan önce asla deneyimlenmemiş bir etki alanı ile ulaşır. Ulaşılamaz denen herkes artık ulaşılabilirdir. Gündem oluşturma, gündeme yön verme, taleplerin duyurulması ve tepki vererek ülke yönetiminden gelen dayatmaların kırılması gibi daha önce hiç yaşanamayan halktan bireylerden kaynaklanan hareketler başta Twitter olmak üzere bu yeni eko sistemin önemli kazanımlarıdır.

Hiçbir şeyin gizli kalamadığı bir dönemde yaşarken politikacıların da bu zorunlu şeffaflıktan kaçınamadıklarını neredeyse her gün farklı bir olayla deneyimlemekteyiz. Bu yeni eko sistem içerisinde teknolojinin sunduğu imkanlar dahilinde bir çok insanın vatandaş gazeteciliği yaptığını, haber topladığını, bilgi paylaştığını ve bunları da gönüllülük esasıyla yaptığını gözlemliyoruz. Dijital bağlamda yürütülen vatandaş gazeteciliğinin aktörleri çoğu durumda bu konunun eğitimini almamış olanlardan oluşmaktadır. Bu da çeşitli sakıncalar içermektedir. Ancak internet temelli yeni medyada yer alabilen vatandaş gazeteciliği birçok insanı resmi haber sitelerinden haber takip etmenin yanı sıra bu gayri resmi kanala da yani her bir kişinin mecraya dönüştüğü alana da yönlendirmiştir. Çoğu kez fısıltı gazetesi olarak nitelenen, bilgi toplayıp yayan, içerik oluşturan ve bunları sosyal medya aracılığıyla kendi kitlesiyle paylaşan bu kişiler artık haber ağının bir parçası haline de gelmişlerdir. Twitter ortamında vatandaş gazetecisi olarak nitelenen bu kişiler mecranın doğasından dolayı daha çok haber ve bilgi içerikli yayın yapmaktadırlar. Daha genel konularda paylaşım yapan kişiler ise “influencer” ya da fikir lideri pozisyonunda kitleleriyle buluşmaktadır. Çok takipçisi olan bu hesapların fikirleri, paylaşımları önemli olay/durumlarda dikkate alınıp ana akım medyada dahi yer almaktadır.

Böylesi bir yapının oluştuğu günümüzde sadece gazetecilerin politikacıların ya da alanında yetkin olan, söz sahibi olan kişilerin değil sıradan iddiası olmayan kişilerin de kitleleri üzerinde etkili olduğunu ve dikkate alındıklarını görüyoruz. Bu yüzdendir ki yukarıdan aşağıya hiyerarşik yapı içerisinde yaptırımcı söylemlerin ya da belli görev veya yetkilerdeki kişilerin söylemlerinin eleştirilemediği zamanların geride kaldığını görüyoruz.

Pandemi tanısıyla dünyanın neredeyse tek bir ülkeye dönüştüğü şu günlerde herkes birbirinden haber beklemekte ve duyduğu her bilgiyi birbiriyle paylaşmaktadır. Yeni medyanın olmaması durumunda asla böyle tek bir ağın oluşabilmesi mümkün olmayacağından, haber almanın ve paylaşmanın ve bunu da yeni medya/sosyal ağlar üzerinden yapmanın ve neredeyse bu durumun öncülüğünü yine Twitter’ın üstlenmesinin çok net bir şekilde görünür ve yaşanır olduğu günlerden geçmekteyiz. Ülkemizin Sağlık bakanının her gün yayınladığı güncel veriler Twitter’daki kendi hesabından paylaşılırken, Sağlık Bakanlığının kendi web sitesinde bu son verilere yer verilmemektedir. Sadece Twitter üzerinden veri paylaşmanın ne kadar bilgilendirici olduğu sorusunu sorup hızlıca bu soruya hiç de yeterli değil olarak cevap verebiliriz. Türkiye’de yaklaşık dokuz milyon kullanıcısı olan Twitter’ın seksen üç milyonluk bir ülkede Sağlık bakanının verilerini günlük takip etmede ne kadar yeterli olabileceğini ayrıca tartışmak gerekir. Bu veriler her ne kadar televizyon kanallarında yer bulsa da sadece Twitter hesabından halkı yazılı olarak bilgilendirmek, Twitter’ın gücünden daha çok verileri resmiyete dökmek istememekle açıklanabilir. Televizyon kanallarında da haber olarak verilirken bakanın hesabı üzerinden paylaşılan bilgi ana kaynak olarak alınmaktadır.

Piyasaya tüketim için sürülen her ürün/hizmet gibi sosyal mecraların her bir de zamanı geldiğinde ürün hayat döngüsünde düşüşe geçecektir. Kullanıcı kitlesi tarafından bırakılıncaya kadar Twitter da kitlesiyle birlikte geçirebileceği tüm değişim ve dönüşümlerle etki alanını belli bir seviyede tutmaya devam edecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz