Bir savcı öldürüldü. Mahkeme, “Elimizdeki bilgiler, belgeler ve tanık ifadeleri cinayeti İbrahim Çiftçi’nin işlediğini gösterirken ve vicdani kanaatimiz de bu yönde oluşmuştur. Ancak … hukuki zorunluluk nedeniyle sanığın beraatına karar verilmiştir” diyerek, hukuk için utanç verici bir karara imza attı. Bütün bunlar bu ülkede yaşandı. 1978 yılında… Doğan Öz suikastı, 12 Eylül darbesinin gerekçelerinden biri sayıldı…

Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz, kendisine ateş eden kişinin kim olduğunu bilmiyordu ama katilinin eline silahı veren yapıyı çözmüş, rapor haline getirmiş ve dönemin başbakanı Bülent Ecevit’e ulaştırmıştı… Kontrgerillayı bütün yönleriyle anlattığı raporunda, yaşanan sağ-sol çatışmalarının, Alevilere yönelik katliamların hangi eller tarafından planlandığını ve daha da önemlisi bu yapının ana amacını çıplak bıraktığı cümleleriyle ortaya koyuyordu;

“…hedef saptırılarak sıkıyönetimi çağırma, seçimle, olmazsa darbeyle iktidar olma, demokratik yaşama biçimini yok ederek halkı sömürme seçeneği tek seçenek durumuna getirilme çalışmasıdır yapılan. Durum bütün açıklığı ve acılığıyla ve saygıyla sunulur.”

Süreç tam da Savcı Öz’ün söylediği gibi oldu. Türkiye, 12 Eylül’ün karanlık kuyularına itildi, ülkenin geleceğine ümitsizlik ve güvensizlik aşılandı, halk, bütün körlüğün içinde o günden bugüne adaleti arayıp durdu.

Image result for berivan tapan dogan öz
Berivan Tapan’ın son kitabı “Savcı Doğan Öz’ü Vurdular | Bir Kontrgerilla Cinayeti” Tekin Yayınevinden çıktı.

Sürgünlerle, tehditlerle yıldırılmaya çalışıldı. Bir an bile olsun geri adım atmayı düşünmedi. Eşi Sezen Öz’e dediği gibi; “Soruşturduğum bazı olayların izi, devlet içinde üst makamlara kadar tırmanıyor. Ama üzerine gidilmesi lazım. Cumhuriyeti tehdit eden ölçüde bir tehlike varittir ve cumhuriyetin savcısı bunu önlemek zorundadır.”

“Halka yakın olmak”, “Denizlerin idamına karşı olmak”, “DGM’lerin kurulmasını önlemek” gerekçeleriyle hakkında çok sayıda soruşturma açıldı. Öldürülen devrimci bir gencin cinayetini araştırması, MHP milletvekillerinin açıkça savurduğu tehditlerle karşılık buldu. Buradan aldıkları güçle, kendilerini “milliyetçi”, “vatansever” olarak nitelendiren ülkücüler, bu ülkenin savcısını öldürmekten çekinmedi. Davanın gidişatı ve sonucu, bugün hukuk derslerinde “neyin adalet olmadığı”nı anlatacak derinlikte…  

Berivan Tapan Savcı Doğan Öz cinayetini Medyascope’a anlattı.

Geride üç çocuğunu, çok sevdiği eşini, yakınlarını, dostlarını bıraktı. Doğan Öz’ün öldürülmesi yalnızca bir aileyi değil, toplumun her hücresini zehirledi, önüne geçilemez bir hastalığa neden oldu.

Bugünden dönüp bakınca bu hastalığın tek çaresinin yüzleşme olduğu çok açık. Ancak yüzleşmenin ilk koşulu, suçu işleyenlerin pişman ve özür dilemeye niyetlerinin olmasıdır. Buna karşın bu yapı ve tetikçileri, pişmanlık şöyle dursun git gide pervasızlaştı. Resmi ve gayri resmi örgütlenmeler, derin devletin sırtını sıvazlamaya devam ediyor. Mafya, bir siyasi parti liderini tehdit edebiliyor, Savcı Alpaslan Tufan daha soruşturma aşamasındaki bir dava için engellenmeye çalışılıyor.  

Image result for berivan tapan
Berivan Tapan’ın ilk kitabı “Terörün Bekçileri | Hamidiye Alaylarından Günümüze Koruculuk”

Yine de umudu korumak gerekiyor. Çünkü bu topraklarda insanlar, en çok adaleti aramaya devam ediyor. Son bir ayı aşkındır yakından tanık olduğumuz Boğaziçi direnişi, daha öncesinde de Gezi direnişi, bu umudu korumamız gerektiğini anımsatan, bize güç veren önemli gelişmeler ve artık gelecekleri çalınmış 80 doğumlular ile Z kuşağının sesini kısmak pek mümkün görünmüyor… Doğan Öz’ün bir şiirinde dediği gibi “…Yarının doğması bizden yana…”

* Savcı Doğan Öz’ü Vurdular/ Bir Kontrgerilla Cinayeti