Dün yayınlanan makalede ABD’de son zamanlarda çokca tartışılan Cumhuriyetçi ve Demokrat partilere alternatif olabilecek, çalışanların haklarını savunmaya odaklı, yeni, üçüncü bir partinin kurulması tartışmalarına yer verdik. Bugün ise ile karşıt görüşleri içeren, “DEMOKRAT PARTİDEN VAZGEÇMEYİN – ONU ELE GEÇİRİN!“ konulu makaleyi yayınlıyoruz.

Jonathan Smucker*

Mevcut haliyle Demokrat Parti ile hayali bir üçüncü parti arasında seçim yapmak zorunda değiliz.

Seçim arenası, yüreksiz liberallere, aşırı sağ kanada ve şirket çıkarlarına terk edilemeyecek kadar önemlidir. İlerici isyancıların karşılaştığı sorun, bu arenayla nasıl ilişki kurulacağıdır. 1864’te kölelik karşıtları, Abraham Lincoln’ü yeniden seçilmek üzere destekleyip desteklemeyeceklerini tartıştılar. (William Lloyd Garrison bunu coşkuyla yaptı; Wendell Phillips üçüncü parti adaylığını destekledi.) New Deal’ın (*) (Yeni Düzen) beyaz işçi sınıfını ve Siyah seçmenleri Demokrat Parti çatısı altında birleştirmesinden sonra, işçi hareketindeki pek çok kişi gerçek bir işçi partisinin yokluğundan şikayet etti.

Demokratik Sosyalist Örgütlenme Komitesi’nden Michael Harrington gibi ılımlı sosyalistler, 1970’lerde ve 80’lerde Demokrat Parti’nin Avrupa sosyal demokrat partilerinin Amerikan versiyonunu oluşturduğunu iddia ederken, bazı solcular 1967’de ortaya çıkan Barış ve Özgürlük Partisi’nden, bugün hala dişe dokunur bir şeyler yapmadan ortalarda dolanan ABD Yeşiller Partisi’ne kadar çeşitli üçüncü parti seçeneklerini – çok başarılı olmasalar da – denediler. Bu stratejilerin versiyonları, günümüzün yeniden ortaya çıkan siyasi solunda destek için yarışıyor.

Geçen yıl ABD çalışanlarının yalnızca yüzde 10,3’ü sendikalı iken, çalışanların daha fazla siyasi güç elde etmesi ve kullanması gerektiği aşikar. Bu amaçla, ne Demokrat Parti’nin liberal kanadına eleştirisiz katılmak, ne de büyük parti siyasetinden kaçınmak etkili bir stratejidir. Bunun yerine seçim siyasetine dahili ve harici bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Demokrat Parti’yi nüfuz edilemez yekpare bir bütün olarak değil, ele geçirmek için mücadeleye değer bir alan olarak görmeliyiz. Kendi personeli, finansmanı, tabanı ve siyasi kapasitesi olan bağımsız bir altyapıya ihtiyacımız var. Ancak bir üçüncü partinin oyunbozanlığını da reddetmeli ve büyük şirket Demokratlarını devirmek için ön seçimlerde aday göstermeliyiz.

İyi haber şu ki, bu plan sürpriz zaferlerin artışıyla çoktan işlemeye başladı. Demokrat Parti’deki müesses nizamı alt etmek kolay değil, ancak Alexandria Ocasio-Cortez, Jamaal Bowman, Cori Bush, Rashida Tlaib ve diğerleri bunun yapılabileceğini gösterdi. Bu arada, Adalet Demokratları, Gündoğumu Hareketi, Mijente, Hayal Savunucuları, Halkın Eylemi, Çalışan Aileler Partisi, Amerika Demokratik Sosyalistleri ve işçi hareketinin bazı kolları gibi bağımsız gruplar, bağımsız hareketlerin ve örgütlerin müzakere şartlarını değiştirmekte, güç yapısına baskı yapmakta ve halkın savunucularını seçmekte oynayabilecekleri kritik rolü ortaya çıkardı. (Kurucularından biri olduğum organizasyon, Pennsylvania Stands Up [Pennsylvania Direniyor], tam da bunu yapıyor.)

Önümüzde uzun bir yol var, ancak isyan, son kırk yılda solun diğer seçim girişimlerinden daha fazla ilgi gördü. Şimdi işimiz bunun boyutunu büyütmek. Her seçim döngüsünde, daha fazla aday toplamamız, daha güçlü organizasyonlar oluşturmamız ve daha bilgili kampanyacılar ve yetenekli organizatörler bulmamız gerekiyor.

Ölçülebilir kazanımlar sağlayan bir stratejiyle adım adım ilerliyoruz ve bu yeterli bir argüman olmalı. Ama önerilen diğer alternatifi, Demokratik Parti’den ayrılarak kendi işçi partimizi kurmayı, ele alalım. Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin ‘kazanan hepsini alır’ şeklinde işleyen seçim sistemi, rekabetçi bir üçüncü tarafın ortaya çıkmasının yolunda, öngörülebilir bir gelecekte aşılması imkansız engeller teşkil ediyor. ABD’de geniş bir sol siyasi ittifak kazanabilir, ancak ne Demokratlar ne de yeni bir sol parti, birbirleriyle rekabet ettikleri sürece Cumhuriyetçileri yenemezler. ABD tarihinde, sadece kölelik sorunu, çoğunluk desteği için mücadele edebilecek yeni bir partinin ortaya çıkmasına neden olacak kadar yıkıcıydı. Ve hemen ardından, sistem iki partili olacak şekilde daraldı. Halkın dörtte birinin işsiz, milyonların aç ve evsiz olduğu, binlerce bankanın battığı ve ayaklanan işçilerin siyasi iktidarı sarstığı Büyük Buhran bile yeni bir partinin ortaya çıkmasına değil, Demokrat Parti’nin dönüşmesine yol açtı.

İlerici bir üçüncü parti girişimi yönünde, dişe dokunur bir sonuç veren en yakın zamanlı örnek olan ABD Yeşiller Partisi’ne üstünkörü bir bakış, yolun neden çıkmaza girdiğini gösteriyor. Ralph Nader 2000’de yarışa girdiğinde kazanma veya iktidar kurma stratejisi yoktu. Bernie Sanders, Demokratik başkanlık ön seçimlerinde yarışarak, solu ilerletmek adına ABD Yeşiller Partisi’nin on yıllardır süren varlığından daha fazlasını yaptı.

Ulusal çapta herhangi bir üçüncü parti çabası da aynı şekilde sonuçlanacaktır. Başarılı bir anayasa düzenleme kurultayı (**) düzenleyemezsek üçüncü partiler ulusal düzeyde varlığını sürdüremeyecek ve ayakta kalabilir olmadıkları için ciddi liderleri cezbetmeyeceklerdir. (Jill Stein ve Howie Hawkins’i düşünün.) Ve ciddi liderler olmadan, asla bir kitle partisi kuramayız.

Neyse ki, hayali bir üçüncü parti ile şu anki haliyle Demokrat Parti arasında seçim yapmak zorunda değiliz. Dümeni örümcek kafalı neo-liberallerden almak için bir güç örgütleme sürecindeyiz. Büyük bir parti içinde başarılı bir isyanın mümkün olduğunu gösteren yeni bir örneğimiz var: Çay Partisi ve Donald Trump. Cumhuriyetçi Partiyi devraldılar ve çekirdek tabanlarını heyecanlandıran, rağbet görmeyen bir gündemle başkanlığı kazandılar. Yaygın destek görecek, halkın belirlediği bir gündemle neler yapabileceğimizi bir düşünün.

JONATHAN SMUCKERTWITTER Jonathan Smucker, Pennsylvania Stands Up’ın kurucularından biri ve Hegemony How-To: A Roadmap for Radicals adlı kitabın yazarı.

Bu makale The Nation’da yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş

Notlar

(*) New Deal 1933 ve 1938 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri‘nde yürürlüğe giren ekonomi ağırlıklı bir dizi yerli programdır. ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt‘in ilk öneminde Kongre tarafından onaylanan yasaların yanı sıra başkanlık yürütme yetkilerini de içermektedir. Programın asıl amacı Büyük Buhran sonrası ekonomik düzelmeyi sağlamaktır. Program “3 R” şeklinde özetlenmektedir: Relief, Recovery ve Reform (refah, iyileşme, reform). Yani işsiz ve yoksullar için rahatlama; normal seviyelere gelerek ekonominin toparlanması; ve tekrar çöküşü önlemek için finansal sistemin reformu amaçlanmıştır. (Kaynak: Wikipedia)

(**) Eyalet yasama organlarının üçte ikisi (şu anda 34) tarafından çağrılan ve aynı zamanda V. Madde Konvansiyonu veya tadil edici konvansiyon olarak da adlandırılan Birleşik Devletler Anayasasında değişiklik önermek için bir kongre, Birleşik Devletler Anayasasının Beşinci Maddesi tarafından izin verilen iki süreçten biridir dolayısıyla Birleşik Devletler Anayasası değiştirilebilir. (Kaynak: Wikipedia)