Prof.Dr. Michel Chossudovsky

“Covid -19 “Made in China” mı yoksa “Made in America” mı?

Trump, corona virüsün “Made in China” olduğunu iddia edip, Çin’in Amerika’yı tehdit ettiğini ileri sürüyor.

ABD başkanı, Amerikalıların corona virüs salgınının “Made in China” etiketi taşıdığına inanmalarını istiyor.

“Büyük yalan / The big lie), 30 Ocak’ta, ABD’nin güçlü ekonomik çıkarlarınca baskı altına alınan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü ’nün, ABD’de sadece altı, Çin dışında ise sadece 150 Dünya Sağlık Örgütü “onaylı vaka” olduğunu açıklayıp, küresel bir halk sağlığı acil durumu ilan ettiği 30 Ocak’ta başladı. Ve buna salgın (pandemi) denildi.

“Yalancı medya / Sahte medya” hemen yüksek vitese geçti. Çin, dünya çapında “enfeksiyon yayılmasından” sorumlu tutuldu.

Ertesi gün (31 Ocak 2020) Trump, “son 14 gün içinde Çin’e seyahat eden” Çin ve yabancı uyrukluların ABD’ye girişlerinin engelleneceğini açıkladı.

Bu durum hemen hava taşımacılığı, ulaşım, ABD-Çin iş ilişkilerinin yanı sıra lojistik ve nakliye işlemlerinde de bir krize yol açtı.

“Made in China” corona virüs yaftası bir bahane işlevi görürken,  Açıkça dile getirilmemiş hedef ise Çin ekonomisini dize getirmekti.

Bu bir “ekonomik savaş” girişimiydi. Bu, hem Çin hem de çoğu Batılı ülkelerin (ABD’nin müttefikleri) ekonomilerini sabote ederek, işsizlik ve turizm sektörünün çöküşü, vs. gibi iflas dalgalarına yol açtı.

Dahası, Trump’ın “Made in China” corona virüs söylemi Şubat ayı başlarından itibaren Batı Dünyasında Çinlilere karşı bir kampanyanın başlamasını tetikledi.

 Çin’in yaftalanmasından sonra gelen ikinci aşama: “Avrupalılar tarafından bulaştırılan enfeksiyonlar mi?”

11 Mart’ta yeni bir aşamanın lansmanı başlatıldı. Trump yönetimi, Avrupa Birliği yurttaşlarının, 30 gün boyunca ABD’ye girişlerini (İngiltere hariç) uçak seferlerini askıya alarak yasakladı.

Prof. Dr. Michel Chossudovsky Kimdir?

Ödüllü bir yazar, Ottowa Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörü (emeritus), Küreselleşme Araştırma Merkezi Kurucusu ve Direktörü (CRG), Montreal, Küresel Araştırma Editörü. Batı Avrupa, Güneydoğu Asya, Pasifik ve Latin Amerika’da misafir profesör olarak dersler verdi. Gelişmekte olan ülkelerin hükumetlerine ekonomik danışmanlık yapmanın sıra çeşitli uluslararası kuruluşlarda danışman olarak görev yapmıştır. Yoksulluğun Küreselleşmesi ve Yeni Dünya Düzeni (2003), Amerika’nın “Terörizme Karşı Savaşi” (2005), Küresel Ekonomik Kriz, Yirmi Birinci Yüzyılın Büyük Buhran ‘ı (2009) (Editör), 3. Senaryo: Nükleer Savaşın Tehlikeleri (2011), Savaşın Küreselleşmesi, Amerika’nın İnsanlığa Karşı Uzun Savaşı (2015). Britannica Ansiklopedisi’ne katkıda bulunmaktadır. Eserleri yirmiden fazla dilde yayınlanmıştır. 2014 yılında NATO’nun Yugoslavya’ya karşı açtığı saldırıyla ilgili yazılarından dolayı Sırbistan Cumhuriyeti Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Amerika şimdi Batı Avrupa’ya karşı “ekonomik savaş” yürütürken, gerekçe olarak ise COVID-19’u kullanıyor.

Avrupa hükümetlerinin iradeleri kırıldı. İtalya’da, Başbakan’ın emriyle, Milano ve Torino da dahil olmak üzere Kuzey İtalya’daki büyük şehirlere kelimenin tam anlamıyla kilit vuruldu.

Karışıklık, korku ve gözdağı hüküm sürüyor.

“Tahribat Made in America / Amerika’nın yol açtığı tahribat”

Şubat sonu, dünya çapında finansal manipülasyonlarının borsa işlemlerini belirlediği tarihtir.

Havayolu şirketlerinin hisse değerleri bir gecede çöktü. Trump’ın 11 Mart’ta AB ülkelerinden transatlantik uçuşları yasaklama kararının “ön bilgisine” sahip olanlar bir yığın para kazandılar. “İçeriden bilgi ye /  insider information’a” sahip olan hedge fonlar da dahil olmak üzere, kurumsal spekülatörler bahislerini / yatırımlarını buna göre konumlandırmıştı. Diğer spekülatif operasyonların yanı sıra bu operasyonlar türev piyasasında “kısa dönemli satışlar” diye adlandırılır. 

Daha genel olarak bakıldığında, sayısız iflaslar ve ömür boyu yapılan tasarrufların finansal piyasaların çöküşü üzerinden kurgulanmış olup, dünya tarihin en büyük servet transferlerinden biri gerçekleşti. 

Bu süreç devam ediyor. Bu olayların piyasa dinamiklerini baz alan ani / spontane bir sonuç olduğuna inanmak için saf olmak gerekir. Bunlar kasıtlı. Bunlar, bazı finans çevrelerinin çıkarlarına uygun son derece dikkatle tasarlanmış bir planın parçası.

“Covid -19 Made in China” mı yoksa “Made in America” mı?

Simdilerde ortaya “bomba” bir haber düştü. Beyaz Sarayın, Çin’i “Wuhan virüsünün” dünya çapında yayılmasıyla suçladığı demeçleri hem Japon hem de Çin raporları tarafından çürütüldü. Larry Romanoff tarafından ortaya çıkarılan bilimsel analizler virüsün “Made in America” olduğunu göstermektedir.

Japon ve diğer medya da çıkan haberlere göre, bu virüsün Çin kökenli değil, ABD orjinli olduğu olabileceği görülüyor.

Şubat ayında, Japon Asahi haber ajansı (Basın ve TV) corona virüsün ABD değil, Çin kökenli olduğunu iddia edip, ölüm nedenleri grip olarak deklare edilen 14 bin Amerikalıdan bazılarının veya birçoğunun gerçek ölüm nedenlerinin corona virüst olabileceğini ileri sürdü.

12 Mart’ta, ABD Kongresi Denetim Komitesinde yaptığı açıklamada, CDC (Hastalık Denetimi ve Önleme Merkezi) Direktörü Robert Redfield farkında olmadan “fasulyenin döküldü” düğünü samimi olarak itiraf edip “evet, mevsimsel grip teşhisi konulan bazı durumlar corona virüs olabilir” dedi.

Tayvanlı bir viroloji uzmanının ABD Kongresinde ’ki bu açıklamaya atfen söyledikleri kayda değer:

“ABD’ de de son zamanlarda [?] hastaların nefes alamaması nedeniyle ölümle sonuçlanan 200’den fazla “pulmoner fibrozis” vakası oldu…. ABD sağlık kurumları yetkililerini bu ölümlerin corona virüsün bir sonucu olabileceğini ciddi şekilde göz önünde bulundurmaları yönünde bilgilendirdiğini söyledi. Daha sonra, virüs salgınının tahmin edilenden daha erken başlamış olabileceğini belirterek, “2019 Eylül ayına bakmalıyız” dedi (Larry Romanoff, Op Cit’ten alıntı).

Çin Dışişleri Bakanlığı, CDC den Robert Redfield’ın, virüsün ABD kaynaklı olabileceği yönündeki açıklamalarına dayanarak virüsün ABD orjinli olabileceğini üstü kapalı ima etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zhao Lijian, “ABD’de de “Sıfır nolu Hasta” Ne zaman ortaya çıktı?” diye sordu.

Tabii ki burada  “NE ZAMAN” çok temel bir sorudur.

 “Kaç kişi efekte olmuştu? Tedavi gördükleri hastanelerin isimleri nedir. ABD ordusu epidemiyi Wuhan’a getirmiş olabilir. Şeffaf olun ABD bize bir açıklama borçlu.” diye açıklama yaptı



Dünya, Modern Tarihin En Ciddi Sosyal ve Ekonomik Krizin Eşiğinde

Dünya çapında insanlar manipüle edildi. Her şeyin daha kötü olacağı söylendi. Alman başbakanı Angela Merkel, herhangi bir kanıt sunmadan eğer salgının önlenmesine karşı bir şeyler yapılmaz ise halkın %70’nin corona virüse yakalanacağını söyledi.

Birçok ülkede ekonomi durdu. Süpermarketler, alışveriş merkezleri, ofisler, fabrikalar, okullar, üniversiteler durma noktasına geldi. İnsanlar evlerine hapsolmuş. Korku ve yılgınlık hakim.

Bu arada, İtalya’nın corona virüs karantinası ile durma noktasına gelmesiyle aynı tarihe denk gelen ve 30 bin ABD askerinin, ABD – NATO öncülüğünde “Defend Europe / Avrupa’yı Savun” diye isimlendirilen Rusya’ya yönelik askeri manevrası ile birlikte İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük askeri intikal gerçekleştirildi. “Savunanlar işgalci olabilir mi…?”

Açık konuşmak gerekirse: Corona virüs salgını, bu benzersiz ekonomik ve sosyal krizin “nedeni” değildir. Ulusal ekonomilerin istikrarını bozan, dünya nüfusunun büyük sektörlerini yoksullaştıran ve kelimenin tam anlamıyla milyonlarca insanın hayatını baltalayan, medya dezenformasyonu ile desteklenen özenle tasarlanmış bir “operasyonun” hayata geçirilmesi için bir bahanedir. İnsanlar!  Karşı karsıya olduğumuz şey “Bir Savaş Eylemidir”.

COVID-19 önemli bir Halk Sağlığı sorunu olmakla birlikte, devam eden bir korku kampanyası ile birleştiğinde hayatin durması virüsle mücadele için –örneğin, salgından etkileneler için hedef odaklı tıbbi yârdim hizmetlerinin sağlanması bakımından etkili olmaz.

Bundan Sonra Ne Olur: ABD’nin, Çin ile olan Ticaretinin Sürekli Dondurulmasının Potansiyel Etkileri

Jeopolitik karmaşıktır. Ekonomik durumun seyri nasıl olacak? Kısaca ABD-Çin ilişkilerine odaklanacağız.

Amerika’nın Çin’e karşı “ilan edilmemiş ekonomik savaşını” tasarlayanlar, ABD ekonomisine yönelik olası kötü sonuçları tahmin edemediler.

Bu Amerika tarzı bir harakiridir

Birkaç ay süre içinde, eğer normal ABD-Çin ticari ilişkileri ve lojistik tedariki normal seyrinde devam etmez ise, bunun batılı ülkelerin ulusal ekonomileri üzerindeki etkileri yıkıcı olabilir.

Büyük markalar da dahil olmak üzere Amerika’nın alışveriş merkezlerinde sergilenen ürünlerin büyük bir kısmı “Made in China”dır.

“Made in China” ABD’de perakende ticaretin belkemiğini oluşturuyor. Hemen hemen giyim, ayakkabı, donanım, elektronik, oyuncak, mücevher, ev demirbaşları, tıbbi malzemeler, ilaç ve reçeteli ilaçlar, TV setleri, cep telefonları, vs. gibi tüm temel sektörleri kapsıyor.

Ayrıca, “Made in China,” geniş bir yelpaze de ABD deki endüstriyel girdiler (industrial inputs) ileri teknoloji, inşaat malzemeleri, otomotiv, yedek parça ve aksesuarların yan sıra, ABD holdingleri için geniş çaplı taşeron üretim yapan Çin şirketleriyle dominant bir role sahip.

ABD güçlü ve sofistike finansal aygıtlara (dünya çapında ticaret ve hisse senedi piyasaları manipüle yeteneğine sahiptir) iken, Reel Ekonomisi ise rezalet bir durumda.

Üretim ABD’de yapılmıyor. Üreticiler üretimden vazgeçtiler / bıraktılar.

ABD’nin Çin ile olan ticaret açığı, “Made in China” tüketim mallarına dayanan kar odaklı tüketici ekonomisini körüklemede oldukça etkili. Ayni an da Çin, bir gecede kolayca reel varlıklara dönüştürebileceği ABD kamu / devlet borçlarının alacaklısı pozisyonunda.

Corona virüs krizinin bu noktasında, Pekin’deki karar vericiler ABD ekonomisinin kırılgan ve aşırı derecede  “Made in China” ya bağımlı olduğunun tamamen farkında.

 Ayrıca Çin, 5G de dahil olmak üzere birçok yüksek teknoloji alanında ABD’yi geçti.

Çin, 1.4 milyar nüfusa sahip bir iç pazar ve “Bir Kuşak- Bir Yol” projesi kapsamında küresel pazarlar ile birleştiğinde, Çin ekonomisi üstünlük sağlayacaktır.

*Bu makale Global Research den cevrilmistir. Ceviri: Turan Altuner


*Görüş gazetesi, farklı disiplinlerden, farklı görüş ve iceriklere açık bir platformdur. Makaleler Görüş gazetesinin editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.