Makalenin kapak fotoğrafı Global Village Space’in Kasım 2020 tarihli makalesinden alınmıştır.

Rusya’nın 2014’te başlayan Batılı olmayan ülkelere yönelik büyük stratejik yönelimi, Doğu Avrupa’daki son olayların ışığında kuşkusuz hızlanacak ve Çin, Hindistan, İran ve Pakistan’ın Rusya için her zamankinden çok daha önemli hale gelmesini sağlayacak. Bu ülkeler, Rusya’nın bu dört ülkenin her biriyle yakın işbirliği yapacağı Orta Asya Cumhuriyetleri de dahil, Büyük Avrasya Ortaklığının temelini oluşturmaktadır.

Rusya’nın 2014’te başlayan Batı’dan uzaklaşan büyük stratejik yönelimi, ABD liderliğindeki bloğun benzeri görülmemiş yaptırımlarının ve Moskova’nın geçen hafta Ukrayna’daki özel operasyonunun başlamasının ardından verilen diğer tepkilerin ardından hızlanacak. Kremlin, her biri Büyük Avrasya Ortaklığında (GEP) çok önemli bir rol oynayan Çin, Hindistan, İran ve Pakistan ile mükemmel ilişkiler geliştirmişti, ancak yeni ama beklenmedik denemeyecek durumlar ışığında bu ülkelerin hepsi eskisinden çok daha önemli hale geldi. Bu makale, okuyucuları Rusya’nın çok kutuplu büyük stratejisinin daha geniş hatları hakkında bilgilendirmek amacıyla, bunun neden olduğunu kısaca açıklayacaktır.

Yazarın Ocak ayı sonundaki “Çin ve Hindistan’ın Rus Büyük Stratejisi İçin Önem Etkileşimi” hakkındaki ayrıntılı yazısı temel bir okumadır, ancak zamanı olmayanlar için, esas olarak Çin’in ortaya çıkan Çok Kutuplu Dünya Düzeni ortaklaşa kolaylaştırma rolüne hizmet ettiğini, Hindistan’ın ise genişletilmiş iki kutuplu geçiş aşamasının yönetilmesine yardımcı olduğunu varsaymaktadır. Mevcut bağlamda, Rusya, zaman içinde mali ve diğer yardım biçimleri için neredeyse kaçınılmaz olarak Çin’e başvurmak zorunda kalacak, ancak o zamana kadar, Pekin’in henüz etmediyse de daha iyi fırsat teklifleri yapması için Büyük Avrasya Ortaklığının diğer üç vektöründe başarıya ulaşmış olacağı umulmaktadır.

Bu, Afrika’nın bazı bölgelerine ve ardından Güneydoğu Asya’ya yayılmadan önce Orta Asya’daki ilk başarısını görebilecek Hindistan ile yeni bir Bağlantısızlar Hareketi’ni (“Neo-NAM”) ortaklaşa bir araya getirme konusunda somut ilerleme kaydedilmesini gerektiriyor. Amaç, Rusya’nın Halk Cumhuriyeti ile optimal anlaşmalara varamaması veya belkide Çin’e yardım için yakınlaşırken  “caresiz” görünmemesi. Bu, Doğu Asya’nın Büyük Gücü’nün Avrasya’dan “faydalanacağı” anlamına gelmiyor, ancak ABD ve Batı bloğunun finansal ve ekonomik genişlemeye yönelik ikincil yaptırım tehditleri nedeniyle Moskova’ya yardım etmenin kesinlikle bazı maliyetleri olacağı anlamına geliyor, bu nedenle Pekin için buna değmesi gerekiyor.

Hindistan da böyle bir baskıyla karşılaşacak, ancak Batı’nın son haftalarda Rusya’yı kınaması yönündeki zımni taleplerine boyun eğmeyi reddetmesinin kanıtladığı gibi, büyük stratejisi açısından etkileyici bir şekilde özerk olduğunu şimdiye kadar kanıtladı. İlkinin çoğunlukla finansal-teknolojik bir biçim alması beklenen, ikincisi ise muhtemelen daha stratejik olması beklenen Çin ve Hindistan ile yakın ilişkilerini bir arada yöneterek Rusya, Çin ve Hindistan ile işbirliğinden en iyi şekilde yararlanma beklentilerini artırmayı umuyor. İran’la daha yakın çalışmak bu fırsatları da artıracaktır çünkü İslam Cumhuriyeti’nin kullanılmayan muazzam enerji, ekonomi, üretim ve diğer türden potansiyeli vardır.

Buna ek olarak, İran’ın Çin ve Hindistan ile de mükemmel bağları var ve Çin İran’la geçen bahar 25 yıllık bir stratejik ortaklık anlaşması imzalarken, Hindistan da etkisini genişletmeye çalıştığı Orta Asya’ya erişim için, ortaya çıkan Çok Kutuplu Dünya Düzenin iki kutuplu dünyanın geçiş aşamasını dengelemeye yönelik ortak Neo-NAM büyük stratejisini teşvik etme peşindeki Moskova’ya güveniyor. Herhangi bir ortağa orantısız bağımlılığı önleyici bir şekilde pozisyon alma konusunda her zaman olduğu gibi dikkatli olan İran, Çin’in Rusya ile enerji, lojistik, teknik ve diğer stratejik ortaklık biçimleri yoluyla gelecekte sahip olacağı etkiyi dengeleme eğiliminde olabilir.

Ayrıca, İran’ın Ukrayna’daki özel harekatı boyunca Rusya’yı daha açık bir şekilde desteklediğini, Çin ve özellikle Hindistan’ın anlaşılır nedenlerle daha tarafsız kaldığını, bu durumun Rusya için hala faydalı olduğunu, ancak yine de Tahran’ın Batı’ya karşı koyma konusundaki kelimenin tam anlamıyla ideolojik taahhüdünü ifade ettiğini ve aynı hedefi paylaşan en yakın ortaklarını desteklediğini de belirtmek gerekiyor. Bu, Tahranlı yetkililerin Çin’i dostane, nazik ve düşmanca olmayan bir şekilde dengelemek için Rusya ve Hindistan’a güvenmeyi düşüneceklerine dair iyimserliği artırıyor. İslam Cumhuriyeti, bu ülkeler arasındaki büyük stratejik yakınlaşma noktası haline gelebilir ve böylece bu üçünden maksimum fayda sağlayabilir.

Rusya-İran ilişkileri konusunda da söylenecek bir şey daha var, o da Rus enerji şirketlerinin İran’ın alanlarına çok daha fazla yatırım yapma olasılığı. ABD’nin Tahran’a yönelik tek taraflı yaptırımlarının yaptırımlarının kaldırılması durumunda, Moskova bu tür ortak ortaklıklar yoluyla hâlâ kâr elde edebilir ve bu nedenle Batı’nın kendisine yönelik yeni ekonomik-finansal kısıtlamalarının sonuçlarını dengelemesine yardımcı olacak dövize önemli erişim sağlayabilir. Dünya hala çalışmak için fosil yakıtlara ihtiyaç duyuyor, bu nedenle Batı bloğunun Rusya-İran ortak enerji projelerine yaptırım uygulamasını beklemek gerçekçi değil. Bunu yapsalar bile, Batılı olmayan ülkeler sadece enerjiye ihtiyaçları olduğu için bu ülkelerle tedarik sözleşmeleri imzalayabilir.

Rusya-Pakistan ilişkileri, daha önce tartışılan diğer üç ülkenin ekonomik ve mali öneminden yoksundur, ancak askeri-stratejik önem açısından bunu fazlasıyla telafi etmektedir. Afgan Krizi, İslamabad siyasi ve insani çözümde öncü bir rol oynamadan çözülemez. Afganistan’ı hiçbir ülke, Rusya’nın geçen Ağustos ayında Batı’nın kaotik tahliyesiyle şiddetlenen insani ve terörist krizler de dahil olmak üzere, ülkedeki birçok krizi kontrol altına almak için çok yakın işbirliği yaptığı Pakistan’dan daha iyi bilemez. Basitçe söylemek gerekirse, Rus-Pakistan ortaklığı Orta Avrasya’da çok önemli bir istikrar ekseni haline geldi.

Bu, üçünün olgunlaşması kesinlikle zaman alacak olsa da, enerji, bağlantı ve yatırım işbirliği açısından da umut vaat ediyor. Bununla birlikte Pakistan, Rusya için Ukrayna krizinden sonra ikinci sırada yer alan Afgan Krizi’nin yönetilmesine yardımcı olmada oynadığı rol nedeniyle güvenlik anlamında Rusya’nın incelenen Batılı olmayan dört ortağından tartışmasız en önemlisidir. Orada her şey kontrolden çıkarsa, geçen Ocak ayındaki oldukça kaotik Kazakistan olayları ne yazık ki tüm Orta Asya’da vahşi bir taşkınlıkla tekrarlanabilir ve böylece Rusya için Ukrayna’da yaşanan geleneksel olanı tamamlayacak, alışılmadık nitelikte potansiyel bir varoluşsal güvenlik krizi oluşturabilir.

Ortaya çıkan Çok Kutuplu Dünya Düzeni’ne geri gelirsek, ki Rus-Çin Stratejik Ortaklığı bunun ikili lokomotifi olarak hizmet etmektedir, Moskova bu nedenle, finansal, teknolojik ve diğer yardım biçimleri için Pekin’e yaklaşmadan önce Hindistan ve İran ile stratejik ortaklıklar konusunda kendi alanında daha somut ilerleme kaydedene kadar beklemelidir. Pakistan yönü, önerilen bağlamda Çin’e diğer ikisi ile aynı şekilde sunulamaz, ancak Moskova ve İslamabad’daki sert kardeşlerinin birlikte daha fazlasını yapmaları halinde ne kadar yakından işbirliği yaptığını görmek, özellikle Afganistan üzerinden bir trans-Avrasya koridoruna şimdi olduğundan daha fazla öncülük ederlerse, Pekin’i yine de etkileyecektir.

Genel eğilim, Rusya’nın 2014’te başlayan, ancak Doğu Avrupa’daki son olayların ışığında şüphesiz hızlanacak olan Batılı olmayan ülkelere yönelik büyük stratejik yeniden yönelimi ile Çin, Hindistan, İran ve Pakistan Rusya için her zamankinden çok daha önemli hale geleceği yönündedir. Rusya’nın bu dördünün her biriyle yakın işbirliği içinde olacağı Orta Asya Cumhuriyetleri bir yana, bu ülkeler Büyük Avrasya Ortaklığının temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle, ABD’nin böl ve yönet entrikalarına karşı orada istikrarı sürdürülebilir bir şekilde devam ettirmek ve Batı’nın yaptırımlarının etkisinin hafifletilmesine yardımcı olmak için, süperkıta genelinde öngördüğü dengeleme eylemi göz önüne alındığında, Avrasya Büyük Gücü’nün onlarla ilişkilerini ustaca güçlendirmesi ayrılmaz bir bütündür.

Image

Andrew Korybko bir siyasi analist, gazeteci ve çeşitli çevrimiçi dergilere düzenli olarak katkıda bulunuyor ve ayrıca Rusya Halk Dostluk Üniversitesi Stratejik Araştırmalar ve Tahminler Enstitüsü uzman konseyi üyesidir. Hibrit Savaşlar alanında “Hybrid Wars: The Indirect Adaptive Approach to Regime Change” (Hibrit Savaşlar: Rejim Değişikliğine Dolaylı Uyarlamalı Yaklaşım) ve “The Law of Hybrid War: Eastern Hemisphere” (Hibrit Savaş Yasası: Doğu Yarımküre) dahil olmak üzere çeşitli eserler yayınladı.

Bu makale One World’de yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş