Finlandiya egitim sistemi

Tatu Ahponen*

Finlandiya’da, altı ila on altı yaş arasındaki tüm çocuklara yüksek kaliteli ücretsiz okul yemekleri – parayı vurgunculara vermek yerine- kamu hizmeti olarak verilmektedir, İngiltere bunu örnek almalıdır.

Finlandiya sosyal refah devletinde eğitim, diğer İskandinav sosyal refah devletleriyle kıyaslandığında bile başarılı. Finlandiya’nın PISA puanları yıllardır en üst sıralarda ve kuzey ülkesinin eğitim sistemi sayısız makale ve akademik çalışmada yer aldı. Hatta ülke, bu başarı seviyesine ulaşmak isteyen yabancı eğitimciler tarafından ziyaret edildi.

Ancak, eğitim sisteminin sunduğu tek şey test ve puanlar değil. Fin eğitim sistemi, okul yemeklerinin sistemin önemli bir parçası olduğu, bütünsel bir oluşum. Finlandiya, dünyada ücretsiz okul yemeklerinin öncülerinden biriydi ve bugün yaşları altı ile on altı arasındaki yaklaşık 900.000 çocuğa bu yemekleri sağlıyor.

“Bir bakıma, bedava okul yemekleri Fin sosyal refah devleti için iyi bir sembol. Bu, herkes için yararlı ve bazıları için çok önemli olan evrensel bir hizmet. Finlandiya’nın toplumsal refahı büyük ölçüde eğitim ve bilgiye dayanmaktadır. ” Bu, söz konusu politikalardan sorumlu, Finlandiya’nın Sol İttifak Eğitim Bakanı Jussi Saramo’nun görüşü.

Saramo, “Bugün okul öncesi, temel ve lise eğitimine devam eden tüm küçükler ve öğrenciler ücretsiz, tam bir öğün yemek hakkına sahip” diye devam ediyor. “Okul yemeği, bir çocuğun refahının ve büyümesinin önemli bir parçası kabul edilir ve dengeli bir okul yemeği, yalnızca beslenmeden daha fazlasıdır: ders çalışma yeteneğini destekler ve öğrencilerin yiyecek ve beslenme konusundaki farkındalığını ve bilgisini arttırır.”

Siyasetteki uzun tecrübesiyle Bay Saramo, Sol İttifak’ın 2019’da Eğitim Bakanı olan popüler lideri Li Andersson’ın yerini dolduracağı belli bir adaydı. Andersson hali hazırda sosyal refah devletinin sunduğu başka bir kamusal haktan–ilk çocuğunun doğumundan sonra uzun bir doğum izninden–yararlanıyor .

Düşünülmesi Gereken Bir Konu

Finlandiya’da yemek ve eğitim arasındaki bağlantı çok eskilere dayanıyor. Reformdan sonraki dönemde herkesin İncil’i anlaması anahtar kabul ediliyordu ve ulusal uyanış sırasında eğitimin, Fince konuşan köylü sınıfının İsveççe konuşan aristokrasiye meydan okumasına olanak sağlayacağına inanılıyordu.

Mevcut okul yemekleri programı, Finlandiya hükümeti gelecekteki askerlerinin gücünü garantiye almayı amaçlamasıyla, İkinci Dünya Savaşı sırasında başlatıldı. Ancak plan savaştan sonra, daha barışçıl gerekçelerle ve genel yeniden inşa sürecinin bir parçası olarak ciddi bir şekilde sürdürüldü.

Başlangıçta, Fin okul yemekleri çoğunlukla yerel çiftçiler tarafından bağışlanan tahıllardan elde edilen çorbalar ve lapalardan oluşuyordu ve çocukların kendi topladıkları yemişlerle destekleniyordu. Bu artık değişti: mevcut yemekler arasında İskandinav tarzı köfte, fırında makarna ve ıspanaklı krep yer alıyor. Fin mutfağı ve özellikle yerel yiyecekleri ön plana çıkartan, beslenme uzmanları tarafından tasarlanmış seçenekler sunuluyor.

Saramo, “Okul yemeklerini yönetmenin gelip dayandığı yer, genellikle belediyelerde siyasi karar alma süreçlerine bağlı olan kaynaklar” diyor. “Besleyicilik, tat, etkililik, çok yönlülük ve sürdürülebilirlik gibi gerekli tüm kriterleri her okul gününde tek bir tabakta dengelemek zorlu bir iş ve yerel politikacıların yeterli kaynakları okul yemeklerine yönlendirmeleri önemli.”

Finlandiya sosyal refah devletinin diğer birçok faktörü gibi, bu yemeklerin de eşitlikçi bir unsuru var: hem zenginlerin hem de yoksulların çocukları için sağlanan bu yemeklerin kaliteleri, en talepkar varlıklı ebeveynlerin bile şikayet edemeyeceği kadar yüksek olmak zorunda. Zenginlerin bile kamu hizmetlerine katılımı, standartların genel olarak yüksek olmasını sağlıyor: bu evrensellik lehine bir kanıttır.

Ve bu, maliyetler kontrol altında tutularak yapılıyor: Saramo, “Nispeten kısıtlı finansmanla sağlanan dengeli beslenme, Fin okul yemeklerinin ana başarılarından biridir” diyor.

Covid Etkisi

Elbette, koronavirüs krizi her yerde eğitimi aksattı ve Finlandiya da bir istisna değil. Virüsle mücadelede hem vaka hem de ekonomi açısından Avrupa’nın en iyi performans gösteren ülkelerinden biri olan Finlandiya, Orta Avrupa’daki muadillerinde görülen sert kısıtlama önlemlerini uygulamadı, ancak İsveç’in benimsediği kaotik ve gevşek yaklaşımdan da aynı derecede kaçındı. Ancak şimdi, güneyde Estonya’ya açık olması nedeniyle enfeksiyon oranları yükselirken, bölgesel sokağa çıkma yasakları zorunlu hale getiriliyor.

Finlandiya’da 2020 baharı Covid önlemlerinin en tartışmalı kısımlarından biri, 3. Sınıf veya daha yüksek seviyedeki çocuklar için okulların kapatılmasıydı; bu önlem, mevcut kapanma sırasında bile ulusal olarak yeniden uygulamaya konulmamış bir önlemdi. Böylesi bir kapanma bir noktada tekrar yaşanırsa, okullar yine de, okul yemeklerinin temel müfredatın bir parçası olduğunu yansıtacak biçimde, öğrenciler için yemek dağıtmaya çalışacaktır.

Saramo, salgının başlangıcında okulların yeni düzenlemelere çok çabuk uyum sağladıklarını, ancak uzaktan eğitime devam eden öğrenciler için yemek düzenlemenin zaman aldığını söylüyor. ‘İlk başta, belediyelerin yarısından fazlası sadece yüz yüze öğretimdeki öğrenciler için okul yemekleri sağladı. Belediyelerin yemek organizasyonu konusunda karşılaştıkları zorluklar endişe vericiydi, çünkü uzaktan eğitim öğrenciler üzerinde zaten ciddi bir eşitsizlik yaratıyor. “

Ne tür yemekler sunuluyordu? Saramo’ya göre, ‘Uzaktan eğitim öğrencilerine yemek sağlayan belediyelerin neredeyse yarısı, bunu okul tesislerinden alınmak üzere atıştırmalık veya yiyecek paketleri olarak sundu. Ancak zamanla okullar uyum sağladıkça, uzaktan eğitime katılanlar için yemekler daha iyi organize edildi.”

Finli olmayanların birçoğu, Doğudaki küçük Kuhmo belediyesinin yöneticisi Tytti Määttä tarafından düzenlenen bir yemek çantasının fotoğrafını, İngiltere’deki benzer bir yemek paketine alternatif olarak İngiliz politikacılar tarafından Twitter’da paylaşıldıktan sonra gördü. Määttä’nın paketi sosyal medyada yayınlamasının asıl nedeni, Kuhmo gibi küçük, fakir ve düşük nüfuslu bir yerleşim bölgesi için önemli bir faktör olan, yerel ürünlerini sergilemekti.

Saramo’nun Sol İttifakı parlamenter parti sisteminin sol tarafını temsil ederken, Määttä daha çok merkez-sağ tarafa yönelen Merkez Partisi’ni temsil ediyor. Finlandiya’da bedava okul yemekleri sol veya sağcı bir proje değildir – eğer herhangi bir parti bunun iptalini teklif ederse, anketlerde ciddi şekilde zarar görür. Bu, iyi işleyen bir refah devletinin, politikalarını ortak bir ulusal mantığın parçası haline getirebileceğini gösteriyor.

Covid krizinin neden olduğu diğer sorunların yanı sıra, okul yemeği projesiyle ilgili sorunlar ne olursa olsun, bunlar genellikle küçük kültür savaşlarıyla ilgilidir – örneğin, Helsinki’de çevresel nedenlerden dolayı okulların hafta bir gün yalnızca vejetaryen yemek servis edip etmemesi konusundaki kargaşa gibi.

Bir Adım Öteye

Sol İttifak şimdi de okul yemeği gündemini yeni bir alana taşımayı planlıyor: ücretsiz okul kahvaltıları. Saramo, “Sol İttifak partisinin amacı, okul günlerinde öğrencilere ücretsiz kahvaltı sunmak ve bu hedefi hayata geçirmek için çeşitli belediyelerde girişimlerde bulunduk” diyor. Aynı şekilde, ücretsiz okul yemekleri fikri, çocuklar için eğitimin tüm yönlerini ücretsiz kılmak için bir ilham kaynağıdır.

‘Şimdiye kadar okul yemekleri liselerde ücretsizdi, ancak öğrenim materyalleri değildi. Şu anki hükümet artık herkes için ücretsiz eğitimi 9. Sınıftan 12. Sınıfa kadar uzattı” diyor Saramo. Böyle bir yaklaşım, harçsız bir okul sisteminde bile, eğitimin gereksiz maliyetlerinin daha yoksul aileler için hala bir engel teşkil ettiğini göstermektedir.

Ayrıca bu, her şeye rağmen Finlandiya’da daha eşit bir okul sistemi oluşturma işinin daha bitmediğini de gösteriyor. Göçmen kökenli çocukların katılımını ve psikiyatri hizmetlerini iyileştirmek gibi ele alınması gereken başka sorunlar da var.

Bununla birlikte, sosyal refah devletinin işi nadiren her şeyi değiştirmek ve yenilemekle ilgilidir – yapılması gereken her adımda bir reform yaparak, insanların yaşamlarını iyileştirmenin yollarını bulmaktır. Ve her çocuğun aç kalmadan derslerine çalışabilmesini sağlamaktan daha değerli bir şey yoktur.

Tatu Ahponen Tampere, Finlandiya’da yaşayan sosyalist bir yazardır.*

Bu makalenin orijinali Tribune’da yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş