terör ve savas
Fotograf: Dariusz Sankowski / Pixabay

Savaşın Bedelleri Projesi’nin yeni bir raporu, bitmez tükenmez küresel savaşların insani ve finansal maliyetlerine dair şaşırtıcı tahminler yapıyor.

ABD önderliğinde 20 yıl önce başlayan küresel teröre karşı savaş, dünya çapında yaklaşık 1 milyon cana ve 8 trilyon dolardan fazlasına mal oldu. Bu şaşırtıcı rakamlar, 11 Eylül sonrası askeri operasyonların ekonomik ve insani etkisini belgelemek için devam eden bir araştırma çalışması olan Brown Üniversitesi’nin Savaşın Bedelleri Projesi tarafından Çarşamba günü yayınlanan önemli bir raporda yer alıyor.

Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan, Somali’de ve ABD’nin askeri olarak müdahale ettiği diğer bölgelerde yürütülen savaşların – Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’da bugün “ebedi savaşlar” olarak anılan açık uçlu ABD çatışmalarının sonuçlarının bugüne kadarki kamusal muhasebesini yapan rapor, Savaşın Bedelleri Projesi tarafından yayınlanan bir serinin sonuncusunu ve en kapsamlısını sunuyor.

Projenin eş direktörü Neta Crawford, rapora eşlik eden basın açıklamasında “11 Eylül’den bu yana ABD’deki birçok savaşın ve terörle mücadele operasyonlarının geniş ve çeşitli sonuçlarını doğru bir şekilde hesaba katmamız kritik önem taşıyor” dedi. “Hesaplarımız Pentagon’un rakamlarının ötesine geçiyor çünkü 11 Eylül’e verilen karşılığın maliyeti tüm bütçeyi etkiledi.”

Savaşın Bedelleri Projesi’nin son tahminleri, savaşlar sırasında 897.000 ila 929.000 kişinin öldüğünü gösteriyor.

Teröre karşı savaşın sarsıcı ekonomik maliyetleri, öldürülen, yaralanan ve evlerinden sürülen insanlarla ölçülen doğrudan insani etkisinin yanında sönük kalıyor. Savaşın Bedelleri Projesi’nin son tahminleri, savaşlar sırasında 897.000 ila 929.000 kişinin öldüğünü gösteriyor. Ölenlerin 387.000’i sivil, 207.000’i ulusal askeri ve polis kuvvetlerinin üyeleri ve 301.000’i ABD liderliğindeki koalisyon birlikleri ve müttefikleri tarafından öldürülen muhalif savaşçılar olarak sınıflandırılıyor. Raporda ayrıca, savaşlarda yaklaşık 15.000 ABD askeri hizmet mensubunun ve taşeronunun, ayrıca çatışmalara katılan benzer sayıda müttefik Batılı askerin ve birkaç yüz gazetecinin ve insani yardım çalışanının öldürüldüğü tespit edildi.

11 Eylül sonrası çatışmalarda kaç kişinin hayatını kaybettiği sorusu, tüm vakalardaki rakamlar olağanüstü yüksek olmasına rağmen, devam eden tartışmaların konusu oldu. Önceki Savaşın Bedelleri araştırmaları, ölüm rakamlarını yüz binler olarak ortaya koydu ve bu, doğrudan şiddet tarafından öldürülenleri hesaba katan bir tahmin. Nobel Ödüllü Toplumsal Sorumluluk Sahibi Doktorlar’ın (Physicians for Social Responsibility) 2015 tahminine göre, yalnızca Irak, Afganistan ve Pakistan’daki savaşlarda hem dolaylı olarak hem de doğrudan 1 milyondan fazla kişi öldü. ABD ordusunun operasyonlarında öldürülen insan sayısının kayıtlarını tutmayı reddetmesi ve ayrıca çatışmaların çoğunun gerçekleştiği bölgelerin uzaklığı, ölü sayısını hesaplamayı zorlaştırıyor.

Daha önceki çalışmalarında olduğu gibi, Savaşın Bedelleri Projesi tarafından hesaplanan ölü sayısı, yalnızca küresel terörle mücadele sırasında doğrudan şiddetin neden olduğu ölümlere odaklanmakta ve çatışmalarından kaynaklanan “dolaylı ölümleri, yani yiyecek, su ve/veya altyapıya erişim, savaşla ilgili hastalıktan kaynaklanan ölümleri içermemektedir.” Raporun dipnotlarında ayrıca “ölüleri sivillerden ziyade militan olarak sınıflandırmak yönünde siyasi nedenler olduğundan, muhalefet savaşçısı olarak sınıflandırılan bazı kişilerin aslında sivil de olabileceği” belirtiliyor – bu, ABD hükümetinin kendi itiraf ettiği, operasyonlarında öldürülen “askerlik yaşındaki erkekleri” aksi kanıtlanmadıkça savaşçı olarak etiketlemek pratiğiyle örtüşen bir uyarı.

Bu tür uygulamalar farklı yönetimlerde devam etmiştir. Askeri odaklı haber sitesi Connecting Vets tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, Afganistan’ın Helmand eyaletindeki 2019 drone saldırılarına ait sızdırılmış video ve hesapları içeriyordu. Haberde, güvenliği zayıf olan ve güvenilir cep telefonu hizmetinden yoksun eyalette ellerinde telsiz tutan veya askeri yelek giyen herkesi öldürmek için onay aldıklarını söyleyen eski drone operatörlerinin ifadeleri yer alıyordu. Stratejik zafere ulaşamamaları ve hatta Taliban ile elverişli müzakere koşulları sağlayamamalarından dolayı hüsrana uğrayan insansız hava araçları saldırılarına izin verme yetkisine sahip bazı ABD’li yetkililer için, “ceset sayısını artırmak, başarının bir ölçütüydü.”

Savaşın Bedelleri Projesi raporu, savaşlardaki ölümlerle ilgili bulgularının ihtiyatlı olduğunu ve birçoğunun hala sayılmadığını belirtiyor. Küresel teröre karşı savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 1 milyon insanın öldürüldüğü rahatlıkla söylenebilirse de, proje eş direktörü Crawford’un sözleriyle, bu şaşırtıcı rakam bile “büyük ihtimalle bu savaşların gerçekten neden olduğu can kaybının çok çok altındadır.”

Ekonomik Maliyetler

Savaşın Bedelleri raporunda belirtilen ekonomik maliyetler arasında ABD hükümeti tarafından Afganistan ve Pakistan’daki askeri operasyonlar için harcanan 2,3 trilyon dolar, Irak ve Suriye’de 2,1 trilyon dolar ve Somali ve Afrika’nın diğer bölgelerinde 355 milyar dolar yer alıyor. 2001’den bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nde iç güvenlik önlemlerine ek olarak 1,1 trilyon dolar harcandı ve bu da yurtiçinde ve yurtdışında terörle mücadeleye ayrılan doğrudan harcamaları astronomik bir rakam olan 5,8 trilyon dolara çıkardı.

Ancak bu bile, savaşların dayattığı masrafların tamamını temsil etmemektedir. On binlerce ABD askeri, yabancı savaş bölgelerinden sakatlanmış ve travmatize olmuş bir şekilde döndü ve birçoğu federal hükümete uzun vadeli olarak bağımlı hale geldi. Bu gaziler için sakatlık ve tıbbi bakım sağlamanın maliyetinin, 11 Eylül sonrası mevcut toplam olan 465 milyar dolardan 2050 yılına kadar 2.2 trilyon doları aşması ve savaşların toplam ekonomik faturasını 8 trilyon dolara getirmesi bekleniyor.

Rapor, Savunma ve Devlet bakanlıkları tarafından savaşla ilgili harcamalar için ödenekler de dahil olmak üzere, 11 Eylül sonrası savaşların maliyetinin toplamını vermek için birkaç farklı kaynak derliyor; Savunma Bakanlığı’nın temel işletme bütçesinde artışlar; borçlanmaya harcanan faiz ödemeleri; gelecekteki Gazi İşleri hizmetleri için zorunlu olan para; ve İç Güvenlik Bakanlığı’nın terör saldırılarını önlemek ve müdahale etmek için yaptığı harcamalar. Bu kapsamlı muhasebe bile ABD harcamalarının tam resmini ortaya koymuyor: Rapordaki toplam 8 trilyon dolarlık rakam, savaş bölgesi insani yardımı ve ekonomik kalkınmaya harcanan parayı içermiyor ve savaşların bedelini ödemek üzere kullanılan açığa dayalı harcamalar için gelecekte yapılacak büyük çaplı faiz ödemelerini de hesaba katmıyor.

Birçoğu, teröre karşı küresel savaşın astronomik mali maliyetini, yalnızca karşılığında ne kadar az kazandırdığından dolayı değil, aynı zamanda savaşların mevcut fiyat etiketi ile ABD yetkililerinin başlangıçta gerekeceğini iddia ettiği fiyat etiketi arasındaki tutarsızlıktan dolayı can sıkıcı bulacaktır. Irak’taki savaş sarsıcı bir örnek sunuyor. Eylül 2002’de, o zamanlar Başkan George W. Bush’un ekonomik baş danışmanı olan Lawrence Lindsey, yaklaşmakta olan saldırı ve işgal için “üst sınır” harcamaların 100 ila 200 milyar dolar arasında olacağını tahmin ediyordu. Aynı yılın ilerleyen aylarında, o zamanlar Yönetim ve Bütçe Ofisi müdürü olan Mitch Daniels, Irak’taki savaşın ABD vergi mükelleflerine muhtemelen 50 ila 60 milyar dolara mal olacağını söyleyerek maliyetlere ilişkin daha mütevazı bir tahminde bulundu.

“Milyonlarca hayat ve trilyonlarca doların ardından kim kazandı?”

Gerçekte, Irak savaşı ve işgali – ABD’nin 11 Eylül’den bu yana dünya çapında savaştığı bir dizi çatışmadan sadece biri – Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırırken trilyonlarca dolara mal oldu ve devam eden ikincil çatışmaları besleyerek ABD’ye daha fazla masraf ve can kaybına mal oldu. Güncel olaylar, durumun nasıl kontrolden çıktığının altını iç karartıcı biçimde çizdi. Bir düzineden fazla ABD askeri ve yaklaşık 170 Afganın öldüğü Afganistan’daki son havaalanı terör saldırısı, teröre karşı küresel savaşın başlangıcında var olmayan ve ABD’nin Irak’ı işgalinin yarattığı kaosun ortasında doğan bir terörist grup olan İslam Devleti’nin yerel bir şubesi tarafından üstlenildi.

ABD, 20 yıllık Afganistan işgalinden kendini kurtarma planları yaparken bile, çatışmaların sonu gelecek gözükmüyor.

Savaşın Bedelleri Projesi’nin eş direktörü Stephanie Savell “11 Eylül savaşlarından sonraki 20 yılda gerçekten neyi başardık? Milyonlarca can ve trilyonlarca doların ardından kim kazandı? Kim ve ne pahasına kaybetti?” diyor. “Bundan yirmi yıl sonra, ABD güçleri gittikten çok sonra bile Afganistan ve Irak savaşlarının yüksek toplumsal bedelleriyle uğraşıyor olacağız.”

Murtaza Hüseyin, Intercept’te ulusal güvenlik ve dış politika üzerine odaklanan bir muhabirdir. CNN, BBC, MSNBC ve diğer haber kuruluşlarında yer almıştır.

Bu makale The Intercept’te yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş