Kurumsal ırkçılık

Nadra Kareem Nittle

Kurumsal ırkçılık, okullar, mahkemeler veya ordu gibi sosyal ve politik kurumlar tarafından uygulanan ırkçılık olarak tanımlanır. Sistematik ırkçılık olarak da adlandırılan kurumsal ırkçılık, bireyler tarafından uygulanan ırkçılığın aksine, belli bir ırka mensup insanların çoğunluğunu olumsuz etkileme gücüne sahiptir. Kurumsal ırkçılık zenginlik ve gelir durumu, ceza adaleti, istihdam, sağlık, barınma, eğitim ve politika alanlarında görülebilir.

“Kurumsal ırkçılık” terimi ilk kez 1967’de Stokely Carmichael (daha sonra Kwame Ture adını almıştır) ve siyaset bilimcisi Charles V. Hamilton tarafından yazılan “Black Power: The Politics of Liberation” (Siyah Güç: Özgürlük Politikaları) kitabında kullanılmıştır. Kitap, ABD’deki ırkçılığın özünü ve geleneksel siyasi süreçlerin gelecek için nasıl ıslah edilebileceğini araştırıyor. Kitabın yazarları, bireysel ırkçılık genellikle kolayca tespit edilebilir olsa da, kurumsal ırkçılığın daha sinsi doğası gereği tespit edilmesinin o kadar kolay olmadığını öne sürüyorlar.

Amerikan Kölelik Düzeni

Photograph of slaves on a plantation.
Google Cultural Institute. Wikimedia / Genel kullanıma açık

ABD tarihinde kuşkusuz hiçbir dönem, ırk ilişkileri üzerinde kölelikten daha büyük bir iz bırakmadı. Yasalar köleliği sona erdirmeden önce, dünyanın dört bir yanında köleler isyanlar örgütleyerek özgürlükleri için savaştılar. Buna ek olarak, kölelerin torunları da insan hakları hareketi sırasında kölelik sonrası dönemde ırkçılığı sürdürme girişimlerine karşı savaştılar.

Ancak yasanın geçmesi bile, köleliğin sonunu tam olarak getirmedi. Teksas’ta, Başkan Abraham Lincoln Özgürlük Bildirgesi’ni imzaladıktan iki yıl sonra bile kölelerin esareti devam etti. Juneteenth Bayramı (*), Teksas’taki köleliğin sonlandırılmasını kutlamak üzere başlatıldı ve artık tüm kölelerin kurtuluşunun kutlandığı bir gün olarak kabul ediliyor.

Sağlıkta Irkçılık

Irkçı tarafgirlik geçmişte ABD sağlık hizmetlerini de etkilemiştir ve günümüzde de bunu sürdürerek farklı ırk grupları arasında eşitsizlik yaratmaktadır. 1800’lerin sonları ve 1900’lerin başında, birçok siyah gazinin engellilik aylığı Federal Ordu tarafından reddedildi. 1930’larda Tuskegee Enstitüsü, hastaların bilgilendirilip, onayları alınmadan ve hastalıkları için yeterli tedavi sağlamaksızın 600 zenci üzerinde bir frengi  çalışması yürüttü (399 erkek frengili, 201’i temiz çıktı).

Bununla birlikte, tıp ve sağlık hizmetlerinde kurumsal ırkçılığın tüm örnekleri bu kadar bariz olmayabiliyor. Çoğu zaman, hastalar haksız olarak kategorize edilip, sağlık hizmeti ya da ilaçlardan yararlanmaları reddediliyor. Harvard Health Blog’a katkıda bulunan bir editör olan Dr. Monique Tello, acil serviste rahatsızlığı için ağrı kesici verilmeyen bir hastanın durumundan bahsederken, kadına bu kadar kötü davranılmasının nedeninin hastanın ırkı olduğuna inandığını belirtiyor. Tello, kadının muhtemelen haklı olduğunu belirterek, “ABD’deki siyahların ve diğer azınlık grupların beyazlara kıyasla daha fazla hastalık, daha kötü sonuçlar ve erken ölümler yaşadıkları bilinen bir gerçek,” diye ekliyor.

Tello, tıpta ırkçılığa yönelik sayısız makale bulunduğunu ve bu makalelerin ırkçılıkla mücadele için benzer adımlar önerdiğini belirtiyor:

Bu tutum ve uygulamaları hepimizin kabul etmesi, adını koyması ve anlaması gerekiyor. Kendi üstü kapalı ön yargılarımızla yüzleşmeye ve kontrol etmeye hazır olmalıyız. Açık bağnazlığın üstesinden güvenli bir şekilde gelebilmeli, bundan bir şeyler öğrenebilmeli ve başkalarını eğitebilmeliyiz. Bu maddelerin tıp eğitiminin yanı sıra, kurumsal politikaların da bir parçası olması gerekir. Birbirimize karşı hoşgörü, saygı, açık fikirlilikle ve barışçıl yaklaşarak örnek teşkil etmeliyiz.

Irk ve II. Dünya Savaşı

Group of Navajo code talkers gathered together decades after WWII.
II. Dünya Savaşı’ndan yıllar sonra bir araya gelen, şifreli iletişim amacıyla kendi dillerinde konuşmakla görevlendirilmiş Navaho asker. Arlington, VA’dan deniz piyadeleri. / Wikimedia /Genel Kullanıma Açık

II. Dünya Savaşı, ABD’de ırklar açısından hem gelişmelere hem de gerilemelere yol açtı. Bir taraftan siyahlar, Asyalılar ve Amerika Yerlileri gibi yeterince temsil edilmeyen gruplara orduda yükselmek için gerekli beceri ve zekaya sahip olduklarını gösterme fırsatı verdi. Öte yandan, Japonya’nın Pearl Harbor’a saldırması, federal hükumeti, hala Japon imparatorluğuna sadık olmalarından korktuğu Japon kökenli Amerikalıları Batı Kıyısı’ndan tahliye ederek toplama kamplarına sürmeye yönlendirdi.

Yıllar sonra ABD hükumeti, Japon kökenli Amerikalılara yönelik muameleleri için resmi bir özür yayınladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında hiçbir Japon kökenli Amerikalının casusluk yapmadığı ortaya çıktı.

Temmuz 1943’te, Başkan Yardımcısı Henry Wallace, sendika işçileri ve insan hakları gruplarına yaptığı konuşmada daha sonra Double V (Çifte Zafer) seferberliği olarak adlandırılacak harekete destek verdi. Pittsburgh Courier tarafından 1942’de başlatılan Çifte Zafer seferberliği, siyah gazeteciler, aktivistler ve vatandaşların sadece yurt dışındaki savaşta faşizme değil, aynı zamanda ülkedeki ırkçılığa karşı da zafer elde etmelerini sağlayacak bir savaş çağrısı olacaktı.

Irksal Fişleme

Group of policeman close up.
Bir grup polis. Bruce Emmerling/Pixabay

Irksal sınıflandırma (fişleme) hemen her gün karşılaşılan bir olgu haline gelmiştir ve sadece buna maruz kalan insanlardan daha fazlasını etkilemektedir. CNN’nin bir makalesinde, ırksal sınıflandırmanın yol açtığı  üç örneğe değiniliyor: ilkinde masum siyah kadınlar çok yavaş golf oynadıkları, diğerinde iki Amerika yerlisi öğrenci bir kadının çocukları tedirgin olduğu, son örnekte ise siyah bir öğrenci Yale’deki yurt odasında uyukladığı için polise ihbar ediliyorlar.

Makalede, Obama döneminde Beyaz Saray’da çalışmış olan Darren Martin, ırksal sınıflandırmanın ve fişlemenin artık “neredeyse alışkanlık” haline geldiğini belirtiyor. Martin, oturduğu daireye taşınmaya çalışırken bir komşusunun polisi aradığını ve kaç kere bir mağazadan ayrılırken ceplerinde ne olduğunu göstermesinin istendiğini, bunun sonucunda kendisini bir insan olarak aşağılanmış hissettiğini anlatıyor .

Dahası Arizona gibi eyaletler, insan hakları savunucularının Hispaniklerin ırksal sınıflandırmasına yol açtığını söyledikleri göçmen karşıtı yasaları geçirme girişimlerinden dolayı eleştiri ve boykotlarla karşılaştılar.

2016 yılında Stanford News, araştırmacıların 100 Kuzey Carolina şehrindeki 4.5 milyon trafik çevirmesinden gelen veri analizlerine dair bir haber yayınladı. Bulguları, polisin “siyah ve Hispanik sürücülere yönelik daha düşük şüphe olmasına rağmen arama yapma olasılığının, beyaz ve Asyalı sürücüleri durdukları zamanlara oranla daha yüksek olduğunu” gösterdi. Artan arama sayılarına rağmen, veriler polisin siyah ve Hispanik sürücülerde yasa dışı uyuşturucu ya da silah bulma olasılığının beyaz veya Asyalı sürücülerin aramalarından daha düşük olduğunu da gösterdi.

Daha fazla sonuç / veri ortaya çıkarmak üzere bu çalışma diğer eyaletlerde de yürütülüyor ve araştırma ekibi, bu bağlamda ırkla bağlantılı veriler olup olmadığını araştırmak üzere bu istatistiksel yöntemleri istihdam ve bankacılık gibi diğer alanlara da uygulamanın yollarını arıyor.

Irk, Hoşgörüsüzlük ve Kilise

Church interior as seen looking down the aisle.
Kilise koridorundan görünüş. Justin Kern/Flickr/CC BY 2.0

Dini kurumlar da ırkçılıktan azade değiller. Birçok Hristiyan mezhebi, Jim Crow Yasaları’nı ve köleliği destekleyerek siyahlara karşı ayrımcılık uyguladıkları için özür dilediler. Birleşik Metodist Kilisesi ve Güney Baptist Konvansiyonu, sürdürdükleri ırkçılık için yakın zamanda özür dileyen Hristiyan örgütlerindendir.

Birçok kilise sadece siyahlar gibi azınlık gruplarını dışladıkları için özür dilemekle kalmayıp, aynı zamanda kiliselerini daha kapsayıcı hale getirmeye ve kilit rollere beyazlar dışındaki gruplardan insanları atamaya çaba göstermektedir. Tüm bu çabalara rağmen, ABD’deki kiliseler büyük ölçüde ırksal olarak ayrılmış durumdadır.

Burada söz konusu olan yalnızca kiliseler değil, birçok birey ve işletme sahibi de dinlerini bahane ederek belirli gruplara hizmet etmeyi reddedebileceklerini düşünüyorlar. Kamusal Din Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma Amerikalıların yüzde onunun, işletme sahiplerinin dini inançlarına ters gelmesi  durumunda, siyahlara hizmet etmeyi reddetme hakkı olduğuna inandığını gösteriyor. Araştırmada erkeklerin kadınlara, Katoliklerin Protestanlara oranla bu fikri daha fazla destekledikleri görülürken, Hispaniklerin de siyahlara hizmet etmeyi reddetme hakkını savunanlarla aynı fikirde olması, bu araştırmadaki en büyük uçdeğer olarak dikkat çekiyor.

Özetle

Köleliğin kaldırılması taraftarlarının ve kadınların oy hakkını savunanların da dahil olduğu aktivistler, uzun zaman önce bazı kurumsal ırkçılık biçimlerini yıkmakta başarılı oldular. Black Lives Matter gibi bir dizi 21. yüzyıl toplumsal hareketi, hukuk sisteminden okullara kadar uzanan pek çok alanda kurumsal üzerine gitmeye çalışıyor.


 (*) Bağımsızlık Günü adıyla da bilinen Amerikan bayramı Juneteenth, Bağımsızlık Bildirgesi’nin yürürlüğe girmesinden neredeyse iki buçuk yıl sonra, 19 Haziran 1865’te Afro-Amerikalı kölelerin eski Amerika Konfederal Eyaletleri tarafından özgürleştirildiklerinin bildirildiği gün olarak kutlanır.

Nadra Kareem Nittle Kimdir?

Halen Vox Media’da muhabirlik yapan Nadra Kareem Nittle, son on yılda çeşitli gazete, dergi ve dijital medyada makaleleri yayınlanmış, The Atlantic.com ve The New York Times gibi yayınlara katkıda bulunmuş deneyimli bir gazetecidir.Robert C. Maynard Gazetecilik Eğitimi Enstitüsü ve Change.org’un Race in America ekibine makaleler yazmıştır. Makaleleri bölge okulları ve sosyal hak savunma örgütleri, müfredatlarında ırk hakkında yazdığı makalelere yer vermiştir.


Bu makale ThoughtCo.com’da yayınlanan İngilizce orijinal versiyonundan çevrilmiştir. Çeviri: Irmak Gümüşbaş


Kaynaklar

Andrews, Edmund. “Stanford researchers develop new statistical test that shows racial profiling in police traffic stops.” Stanford News, June 28, 2016.

Delmont, Matthew. “Why African-American Soldiers Saw World War II as a Two-Front Battle.” Smithsonian, August 24, 2017.

Greenberg, Daniel. “Increasing Support for Religiously Based Service Refusals.” Maxine Najle, Ph.D., Natalie Jackson, Ph.D., et al., Public Religion Research Institute, June 25, 2019.

Tello, Monique, M.D., MPH. “Racism and discrimination in health care: Providers and patients.” Harvard Health Publishing, Harvard Medical School, January 16, 2017.

Ture, Kwame. “Black Power: The Politics of Liberation.” Charles V. Hamilton, Paperback, Vintage, November 10, 1992.

Yan, Holly. “This is why everyday racial profiling is so dangerous.” CNN, May 11, 2018.