1921’de Oklahoma, Tulsa’da beyaz bir çete 300 kadar insanı öldürdü ve gelişmekte ola bir Siyah topluluğu bombaladı. (Via Reuters)

Dehşet verici şiddet, 1921’de Tulsa’ya ölüm ve yıkım getirdi. Kurumsal adaletsizlik, Siyah Wall Street’in asla tekrar toparlanamamasına neden oldu, ancak Greenwood hala savaşmaya devam ediyor. Alex Woodward’ın yazısı

İki gün içinde, Greenwood’dan geriye molozlar kaldı. Tulsa‘daki Greenwood, Jim Crow döneminde toplu linçler ve kölelikten doğan kitlesel tutuklamalarla başlayan onlarca yıllık köleleştirme, ırkçı şiddet ve yasallaştırılmış ayrımcılığın ardından, siyah Amerikalılar için bir olanak ve refah yeriydi.

Petrol kaynaklı hızlı bir büyüme, Tulsa’nın nüfusunun 1900’lerin başında artmasına neden olmuştu. 1921’e gelene kadar, Tulsa’nın kuzey mahallelerinde, gelişen 10.000 kişilik bir topluluk, kırmızı tuğlalı binalar, neredeyse tamamı siyah sakinlerin sahip olduğu ve işlettiği kulüplerin ve sinemaların tabelaları, gazeteler, lüks restoranlar, oteller ve kiliselerin yer aldığı 35 bloğa canlılık kazandırmıştı.

Yasallaştırılmış ayrımcılık siyah sakinlerin büyük ölçüde beyaz bir ekonomiyle etkileşime girmesini veya bundan fayda sağlamasını yasaklıyordu, ancak Greenwood siyah Amerikalıların daha önce kendilerine sunulmayan üç boyutlu bir yaşam sürdürmelerini sağladı.

31 Mayıs 1921’de ülkenin “Siyah Wall Street”i alevler içinde kaldı.

ABD’deki en kanlı ırkçı şiddet olaylarından biri olan o gün, yüzlerce insan öldürüldü ve binlerce sakin evsiz kaldı. Ancak bu hiç kimsenin bir suçla yargılanmadığı ve beyaz Amerika’nın kolektif hafızasından silinecek bir olaydı. 2019 yılına kadar Oklahomalı lise öğrencilerinin bu konuyu öğrenmeleri istenmedi.

Onlarca yıllık ihmalin ve sistemli ırkçılığın giderek daha fazla kabulünün ardından, ulusun dikkati katliamın tarihine çevrildi. Başkan Joe Biden, katliamın 100. yıldönümü olan 1 Haziran’da Tulsa’da bir konuşma yapacak.

Ancak hayatta kalanlar ve bu olayın gölgesinde yaşayan halk için adalet arayışı hala sürüyor.

30 Mayıs 1921’de beyaz bir asansör görevlisi, siyah bir ayakkabı boyacısını haksız yere cinsel saldırıyla suçladı.

Tulsa Tribune‘de yayınlanan “Asansördeki Kıza Saldıran Zenciyi Yakalayın” haber başlığından saatler sonra bir kalabalık, 19 yaşındaki Dick Rowland’ın tutulduğu adliye binasına akın ederek ilçe adliye binasının dışında ve Greenwood’da ırkçı bir şiddet dalgası başlattı.

Katliamı soruşturmakla görevli bir Tulsa komisyonuna göre 1907 ve 1920 yılları arasında Oklahoma’da yirmi yedi siyah linç edilmişti. 31 Mayıs’tan 1 Haziran 1921’e kadar geçen 14 saat içinde ise, Greenwood’da yaşayan 300 kadar siyah öldürüldü.

Kolluk kuvvetleri tarafından vekaleten görevlendirilen ve şehir yetkilileri tarafından desteklenen beyaz bir güruh, ayrım gözetmeksizin siyah sakinlere ateş açtı. Uçaklar terebentin bombaları ve dinamit attı. Saldırıda öldürülen siyah sakinlerin cesetleri Arkansas Nehri’ne veya toplu mezarlara atıldı. Hayatta kalanlar silah zoruyla toplandı ve kamplarda topluca gözaltına alındı.

2001’de katliamı soruşturmakla görevli komisyon, güruhun “bir düzine kilise, beş otel, otuz bir restoran, dört eczane, sekiz doktor muayenehanesi, iki düzineden fazla bakkal ve siyahlara ait halk kütüphanesi de dahil olmak üzere, Afro-Amerikan toplumundaki hemen hemen her binayı ateşe verdiğini” bildirdi.

Mahallenin bir zamanlar cıvıl cıvıl olan 35 bloğu yerle bir olmuştu.

Saldırıdan sağ kurtulan üç kişiden en büyüğü olan Viola Fletcher, “Şiddeti asla unutmayacağım” diyor.

Ailesi ona evlerini terk etmeleri gerektiğini söylediğinde yedi yaşındaydı, yatağında uyuyordu.

19 Mayıs’ta Kongre üyelerine yaptığı konuşmada, “Siyah adamlar vuruluyordu. Siyah bedenler sokakta yatıyordu. Hala duman kokusu alıyorum. Hala siyahlara ait iş yerlerinin yakıldığını görüyorum. Çığlıkları duyuyorum. Katliamı her gün yeniden yaşıyorum. Ülkemiz bu tarihi unutabilir ama ben unutamam. Unutmayacağım,” diyordu.

1960’lara gelindiğinde Greenwood, 35 blok boyunca yeniden açılan siyah işletmelerle birlikte toparlanmaya başlamıştı.

Ancak iyileşmeye giden uzun yol, siyah mahallelerin içinden geçen otoyolların yeniden planlanması ve inşasından, “kentsel dönüşüm” girişimlerine ve siyahların sahip olduğu iş yerlerini ele geçirmek üzere istimlak yetkisinin kullanılmasına kadar, 20. yüzyıl boyunca ABD’ye boydan boya yayılacak olan ırksal şiddetin aynı sistemli etkilerine maruz kalacaktı.

Greenwood’un hikayesi, bir ırkçı olayın gölgelediği tekil bir felaket hikayesi değil. Bu hikaye, yalnızca 100 yıl önce katliamı desteklemekle kalmayıp, aynı zamanda bu suçlar ve bunların kalıcı etkilerinin nasıl telafi edileceğine karar veren aynı yönetim altında on yıllarca çalınan, kuşaklar arası serveti ve kalıcı ırk eşitsizliklerini de içeriyor.

Oklahoma eyalet meclisi tarafından 1997 yılında görevlendirilen bir komisyon, yaklaşık dört yıl süren katliam soruşturmasının ardından eyalet ve yerel yönetimlere, saldırıdan sonra hayatta kalanlara ve ailelerine doğrudan ödeme yapılmasına yönelik rehberlik de dâhil olmak üzere, dört önemli tavsiyede bulundu.

Ayrıca, hayatta kalanların aileleri için bir burs programı, Greenwood’da bir ekonomik girişim bölgesi oluşturulması ve gelecekteki kazı projelerinde isimsiz mezarlardan çıkarılanlar da dahil olmak üzere, kurbanlar için bir anıt inşa edilmesini ve uygun bir cenaze töreni yapılmasını önerdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bildirdiğine göre, tavsiyelerin çoğu hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmedi ya da toplumun talep ve beklentilerini karşılamadı – bir burs fonu son 20 yılda 172 öğrenciye 1.000’er dolar ödeme yaptı ve ekonomik kalkınma bölgesinden büyük ölçüde beyaz sakinler istifade ederken, geciken kazı projesi ise ancak 2020’de başladı.

Hayatta kalanların kendilerine veya ailelerine doğrudan herhangi bir ödeme yapılmadı.

Hayatta kalanlar, kapsamlı tazminat sağlamadaki başarısızlık ile kent ve eyalet yetkililerinin vahşetten kazanç sağlayan müzeler ve turistik yerler için milyonlarca dolar toplama çabalarının yalnızca verilen zararları artırdığını savundu.

Tulsa şehri ve ilçesine, Oklahoma eyaleti ve Tulsa Ticaret Odasına karşı açılan tazminat davasının baş davacıları olan katliamdan sağ kurtulan üç kişi, katliamdan ve devam eden etkilerinden eyaletin ve onun ekonomik merkezinin sorumlu olduğunu savunuyorlar.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, “ABD: Tulsa Irk Katliamından 100 Yıl Sonra Sağlanamayan Adalet” başlıklı son raporunda, eyalet ve yerel yetkilileri “katliam kurbanlarının soyundan gelenlere tazminatı da içeren kapsamlı bir tazminat planı geliştirmeye ve katliamdan sağ kurtulanlar olarak bilinen, her biri 100 yaşını geçmiş üç kişiye derhal doğrudan ödeme yapmaya” çağırdı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde ırk adaleti araştırmacısı olan Dreisen Heath, Kongre üyelerine katliamın “tazminatlar ödenene kadar bu ülkenin alnına sürülmüş kanlı bir leke olmaya devam edeceğini” söyledi.

“ABD’deki en kötü ırksal şiddet olaylarından birinin hesabını tam olarak veremeyeceksek, o zaman bizler halk olarak kimiz ve bu ülke gerçekte neyi temsil ediyor?” dedi.

Şehir hala inanılmaz bir şekilde bölünmüş durumda – şehrin kuzey kısmı şehir nüfusunun yüzde 17’sini ve siyah sakinlerinin yüzde 41’ini barındırıyor. Kuzey Tulsa nüfusunun yüzde 35’inden fazlası, şehrin geri kalanındaki yüzde 17’ye kıyasla yoksulluk içinde yaşıyor.

Örgütün bildirdiğine göre Tulsa aynı zamanda, “ABD’de taciz edici, aşırı saldırgan polis uygulamaları konusunda bir vaka çalışması.”

Polisin, kentin geri kalanından daha fazla siyah nüfusa ve daha yüksek yoksulluk oranlarına sahip bölgelerinde sürücüleri durdurma olasılığı daha yüksek. Bu kontroller daha uzun sürüyor ve bir arama veya tutuklama içermesi daha olası. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bir analizine göre, Siyah Tulsalıların tutuklanma olasılığı beyaz sakinlere göre 2.3 kat daha fazla.

Şehrin Eşitlik Göstergesi raporları Tulsa’nın 2018’de girişime katılımından bu yana genel olarak iyileşti, ancak siyah sakinler arasındaki işsizlik beyaz sakinlerden 2.5 kat daha yüksek olmaya devam ediyor ve beyaz sakinler arasındaki ortalama hane geliri siyah ortalama hane gelirinden yaklaşık 25.000 dolar daha yüksek ve bu fark son dört yılda büyüdü.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre bugün Tulsa’nın “Siyah Wall Street”inde katliamdan sonra ayakta kalmayı başaran tek yapı olan Vernon Chapel AME kilisesi de dahil, Greenwood Bulvarı’nın bir zamanlar ünlü 100 bloğunun yalnızca bir kısmı “siyahların sahip olduğu bir ticaret bölgesi olarak kısmen korunmuş” durumda.

Bölgeyi üniversite uydu kampüsleri, bir spor sahası, lüks apartman daireleri ve 244 numaralı eyaletler arası otoyol üst geçidinin devasa bir bölümü çevreliyor. Kuzeyinde kalan boş arsalar ve binalar sanayi bölgesi olarak kullanılmak üzere tahsis edildi ve komşu bir sanat bölgesinden Greenwood’a doğru yaklaşan bir kentsel mutenalaştırmaya dair endişeler artıyor.

Katliamın 100. Yıldönümü, devlet destekli iki yıkıcı şiddet eylemiyle daha da önem kazandı; 25 Mayıs 2020’de George Floyd’un polis tarafından öldürülmesi, polis tarafından öldürülen siyahlar için uluslararası bir adalet çağrısını yeniden canlandırdı.

Yıldönümünden yalnızca günler önce, 7 Mayıs’ta, Oklahoma’nın Cumhuriyetçi Valisi Kevin Stitt ırksal konuların devlet okullarında nasıl öğretebileceğine dair kısıtlamalar getiren bir yasa tasarısını imzaladı ve muhalifler bu yasanın, öğrencilerin ırkçılığı ve aynı zamanda kendi eyaletlerindeki katliam tarihini nasıl öğrendikleri konusunda caydırıcı etkileri olacağını söylediler.

Yasayı imzaladıktan sonra vali, yasaya verdiği desteği “Oklahoma için üzücü bir gün ve bir leke” olarak nitelendiren 1921 Tulsa Irk Katliamı Yüzüncü Yıl Komisyonu’ndan çıkarıldı.

Organizatörlerin hayatta kalanlardan gelen talepleri karşılayamadıklarını söylemelerinin ardından katliamın yüzüncü yılını anmak üzere yapılacak şehir çapındaki etkinlikler suya düşerken, hayatta kalanların aileleri ve hak savunucuları Tulsa yetkililerini, katliamların ve hayatta kalanların görüntülerini de kullanarak, kentin ırklar arası adalet için bir mihenk taşı olarak reklamını yapmakla eleştirdi.

Yüzüncü Yıl Komisyonu, 20 milyon doları yüzüncü yılda açılacak bir müze projesi olan Greenwood Rising’in inşası için harcanan en az 30 milyon dolar topladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ABD Programının müdür yardımcısı Laura Pitter, mağdurların deneyimlerini ele alan bir müzenin bir telafi çabasının parçası olabileceğini belirtirken, ancak “bunun gerekli iyileştirmeler yerine veya bunlardan feragat edilerek ve hayatta kalanlara veya torunlara uygun şekilde danışmadan yapılması durumunda, çok zarar verici olabileceğini” söyledi.

Şehrin tek seçilmiş siyah yetkilisi projeyi ziyaret etme niyetinde olmadığını söyledi ve komisyonda görev yapan bir siyah eyalet vekili istifa etti.

Siyah toplum tarafından düzenlenen bir dizi etkinlik – bir ay süren Siyah Wall Street Mirası Festivali – John Legend’in bir performansına ve oy hakları savunucusu Stacey Abrams’ın bir konuşmasına ev sahipliği yapacak olan Remember and Rise (Hatırla ve Ayaklan) etkinliğiyle bir tezat oluşturuyor.

Başlamasına günler kala (Remember and Rise (Hatırla ve Ayaklan) etkinliği iptal edildi. Komisyon, “sanatçı ve konuşmacılarla ilgili beklenmedik durumlar nedeniyle” etkinliği programdan çıkardı.

Komisyon, hayatta kalanlara 100.000 dolar ve tazminat fonuna 2 milyon dolar sağlamayı kabul ettiğini, ancak talebin hayatta kalanlar için 1 milyon dolara ve fon için 50 milyon dolara yükseltildiğini söyledi.

Hayatta kalanların ve ailelerinin savunucuları, pazarlık etmeyecekleri bir tutar talebinde bulunduklarını inkar ederek, komisyonla aralarındaki müzakerelerin bu ailelere “doğrudan mali destek” sağlamayı ve “torunları ve Kuzey Tulsa topluluğu üyeleri tarafından yönetilecek” bir fonun siyahilere ait bir bankada tutulmasını kabul etmemeleri üzerine bozulduğunu belirttiler.

Miras Festivali, Kongrede köleliğin mirasını incelemek, bu mirasın verdiği zararı karşılama ihtiyacının resmi olarak nasıl tanınacağını ve özür dileneceğini belirlemek için federal bir komisyon kurma çabalarına liderlik eden Senatör Cory Booker ve ABD Temsilcisi Sheila Jackson Lee’nin sanal katılımlarına sahne olacak.

Hayatta kalan üç kişiden biri olan ve katliamda evinden kaçtığında altı yaşında olan Lessie Benningfield Randle, bunun gerçekleştiğini görecek kadar hayatta kalacağına inanmadığını söyledi.

19 Mayıs’ta Kongre üyelerine yaptığı konuşmada “Sizin gibi karar konumunda bulunan pek çok insan bize beklememizi söyledi” dedi. “Bazıları bize çok geç olduğunu söyledi. Anlaşılan Amerika’da adalet siyah insanlar için her zaman çok yavaş ya da mümkün değil ve sırf bir şeylerin düzeltilmesini istediğimiz için çıldırmış olduğumuz düşünülüyor.”

Bu makale Independent’te yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş