
Kanada ekonomisi, ticaret ortaklarını çeşitlendirme girişimlerine rağmen, hâlâ önemli ölçüde ABD ticaretine bağımlı durumda. Kanada ekonomisini gerçekten olumsuz etkileyen Section 232 kapsamındaki sektörel gümrük vergileridir. 1962 tarihli ABD Ticaret Genişletme Yasası’nın 232. Bölümü kapsamındaki gümrük vergileri, çelik, alüminyum ve kereste gibi geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor ve genellikle Kanada-ABD-Meksika Anlaşması (CUSMA) kapsamında muaf tutulmuyor. Trump bu vergilerin bir kısmının kaldırılması karşılığında, Amerikan süt ürünlerinin Kanada’da daha kolay bulunabilir hale getirilmesini istiyor. Kanada’nın en hassas olduğu konu bu ve süt ve süt ürünleri piyasasını ABD ürünlerine açmak istemiyor.
Kanada ekonomisi ABD ekonomisine çok bağlı. 2024 yılında 592 milyar dolarlık ihracatın %76’sı ABD’ye yapılırken 2025’te bu oran %67’ye düşmüş. Gümrük tarıfeleri bile ihracatı azaltsa da ekonomik ilişkiler çok köklü. Kanada ekonomisi ABD’ye ne kadar bağlı sorusuna şöyle cevap vereyim. Kanada çıkardığı petrolün %96’sını ve doğal gazın %100’ünü ABD’ye ihraç ediyor. Doğalgaz ve petrol sektöründe çalışanların %73’ü ve üretim ve otomotiv sektöründe çalışanların da %63’ü ABD’ye ihracatıyla ilgili.
9000 km sınır söz konusu ve Atlantik okyanusu Kanada için AB pazarina ulaşmanın önündeki en önemli maliyet. Petrol ve doğalgazını AB’ye satabilmesi orta vadede bile zor gözüküyor. Ancak sağlam bir maliye yapısı olan merkezi hükümet bütçesi çeşitli önlemlerin alınmasına imkan tanıyor. Mark Carney hükümetinin geçtiğimiz yıl sonu açıkladığı bütçe, beş yıl içinde 1 trilyon dolarlık yatırım teşvik planı hedefliyor. Plan, konut için 25 milyar dolar, savunma ve güvenlik için 30 milyar dolar, büyük altyapı için 115 milyar dolar ve verimlilik ve rekabet gücünü artırmak için 110 milyar dolar dahil olmak üzere kilit projelere nesiller boyu sürecek yatırımlar vaat ediyor.
Kanada kendine bu sebeple çıkış yolları arıyor. Mark Carney, Justin Trudeau döneminde bozulan Hindistan ve Çin ile olan diplomatik ilişkileri düzeltmek ve bu sayede ticaret partnerlerini çeşitlendirme ve kuvvetlendirme yoluna gidiyor.
Sanat çoğu zaman estetik, felsefe ve hatta siyasetle ilişkilendirilse de, giderek ekonominin de önemli inceleme alanlarından biri hâline gelmiştir. Bir piyasa olarak sanat, özellikle 1970’li yıllardan itibaren akademik ve analitik çalışmalarda daha görünür olsa da, sanat piyasasının temelleri antik çağlara kadar uzanmaktadır. Sanat eserlerinin birer yatırım aracı olarak portföylere dâhil edilmesi ise 1980’li yıllarla birlikte yaygınlaşmıştır. Günümüzde sanat, yalnızca finans piyasalarında değil, aynı zamanda emlak sektöründe de değer artırıcı bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Aylin Seçkin Georges
Kanada-Çin ilişkilieri neredeyse on yıldır iyi gitmiyordu. Özellikle, Çin’in telekom devi Huawei’nin Finans Direktörü (CFO) ve şirketin kurucusunun kızı olan Meng Wanzhou’nun, ABD’nin talebi üzerine, İran yaptırımlarıyla ilgili bir dolandırıcılık iddiasıyla 2018’de Vancouver’da tutuklanması Çin ve Kanada arasinda büyük bir diplomatik krize yol açmıştı. Önce uzun süreli ev hapis cezası almış, daha sonra Çin’de tutuklu bulunan iki Kanadalı’nın da serbest bırakılmasıyla anlaşmaya varılarak serbest bırakılmıştı. Çin, Meng Wanzhou’nun iade davası sırasında Kanada’ya kanola ve diğer tarım ürünlerine tarife uygulamıştı. Misilleme olarak, dönemin Başbakanı Justin Trudeau, 2024 yazında Çin elektrikli araçlarına yüzde 100 tarife uygulayacağını duyurmuştu. Bu hamle, ABD’nin çizgisinde kalma telaşından kaynaklanıyordu. Çin, Kanada’nın bu hamlesine, Kanada kanola ithalatına yönelik bir anti-damping soruşturması başlatarak karşılık verdi. Mart 2025’te Pekin, Kanada kanola yağı, kanola küspesi ve bezelyesine yüzde 100, domuz eti ve deniz ürünlerine ise yüzde 25 tarife uyguladı.
İşte bu arka planı bilince Mark Carney’nin Çin’le birkaç gün önce yaptığı anlaşmanın ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor. Buna göre iki ülke esasen belirli ürünler üzerindeki gümrük vergilerini kaldırma ve bazılarını da indirme konusunda anlaştı.
Kanada, Çin’den 49.000 adet elektrikli aracın %6,1’lik bir gümrük vergisi oranıyla Kanada pazarına girmesine izin verdi. Bu oran, Ottawa’nın 2024’te tüm Çin elektrikli araçlarına %100 gümrük vergisi koymasından önce de yürürlükteydi. O açıdan bir hatanın düzeltilmesi gibi yorumlayabiliriz.
Bunun karşılığında, Mark Carney Çin’in mart ayına kadar Kanada kanolasına uygulanan gümrük vergilerinin %15’e indirilmesini beklediğini söyledi. Pekin ayrıca, mart ayından itibaren Kanada kanola küspesi, ıstakoz, yengeç ve bezelyeye uygulanan gümrük vergilerini de kaldıracak. Kanada domuz eti ihracatı konusundaki sorunları çözmek için ilerleme kaydedildiği ancak Çin’in Kanada domuz etine uyguladığı gümrük vergilerini şimdilik yürürlükte tuttuğu belirtildi. Ontario Başbakanı Douglas Ford ise yüksek çevre standartlarına sahip bir ülke olan Kanada’nın Çin’in ucuz işgücü ve yüksek sübvansiyonla desteklenen araçlarının istilasına uğrama ihtimaline dikkat çekiyor ve bu konuda eyalet bazında önlemler almayı düşünüyor.
Aslında Kanada ve ABD’nin mücadelesi David ve Goliath’ın hikayesine benziyor. Kanada’nın Mark Carney liderliğinde sağduyulu adımları, Trump’ın orman kanunlarını eleştiren ve sorgulayan yaklaşımı orta boy ülkeleri birbirlerine kenetlemeyi başarırsa Trump Amerikasına daha fazla diplomatik hata yaptıracağa benziyor. Son olarak da Kuzey Kutbu ve Kanada’nın Arktik toprakları ve buzulların erimesiyle açılan denizyolları önümüzdeki 10 yıl içinde Kanada’ya stratejik bir önem kazandıracağı biliniyor. Trump’ın Grönland’ı istemesinin ardında bu bölgenin Çin ve Rusya ile bağlantısı ve ABD’nin hegemonyasını sürdürme talebi yatıyor.

Prof. Dr. Aylin Seçkin Georges, University of Ottawa’da konuk öğretim üyesi olarak görev yapan deneyimli bir ekonomisttir.
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Université Libre de Bruxelles’de Avrupa ekonomisi alanında yüksek lisansını, Carleton University’de (Kanada) ise ekonomi doktorasını tamamlamıştır.
Akademik kariyeri boyunca Kanada’daki CIRANO Araştırma Merkezi ve Montréal Üniversitesi gibi kurumlarda çalışmış; Türkiye’de ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde uzun yıllar profesör olarak ders vermiştir.
Araştırma alanları arasında sanat ve kültür ekonomisi, nüfusun yaşlanması, makroekonomi ve uluslararası ticaret öne çıkmaktadır.
Georges’in çalışmaları Empirical Economics, Journal of Cultural Economics ve Economic Modelling gibi saygın akademik dergilerde yayımlanmış; ayrıca “The Economy of Arts” adlı bir kitabı bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra, ekonomi konularını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla FluTV’de “The Economy of Everything” adlı bir yayın serisi yürütmektedir.







































