2 Şubat 2026, Pazartesi
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    venezuela - maduro

    From Monroe to Trump: Imperialist Banditry in the Guise of “Goodwill” — The Oil War Launched Against Venezuela

    balkans and yugoslavia

    The Day My Country Died: A Balkan Memory and the Failure of Socialist Yugoslavia

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    canada's & US

    U.S. Dependence and China Engagement: Canada’s Economic Balancing Act

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    think tanks

    Düşünce Kuruluşları (Think Tanks): Tarihsel Gelişim, İşlevleri, Eleştiriler ve Gelecek Perspektifleri

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    venezuela - maduro

    From Monroe to Trump: Imperialist Banditry in the Guise of “Goodwill” — The Oil War Launched Against Venezuela

    balkans and yugoslavia

    The Day My Country Died: A Balkan Memory and the Failure of Socialist Yugoslavia

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    canada's & US

    U.S. Dependence and China Engagement: Canada’s Economic Balancing Act

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    think tanks

    Düşünce Kuruluşları (Think Tanks): Tarihsel Gelişim, İşlevleri, Eleştiriler ve Gelecek Perspektifleri

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş

Teorik Ara Bölüm: Fert ile Şahsiyet Arasında – Yorgunluğun Antropolojik Kökleri

Prof. Dr. Gonca Eni Louise
24 Ocak 2026
Okuma süresi: 15 dakika
A A
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşPinterest'te PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsApp'ta PaylaşTelegram'da PaylaşE-Mail ile Paylaş

Modern toplumsal analizlerde birey çoğu zaman homojen bir kategori olarak ele alınır. “Birey” denildiğinde, hem toplumsal ilişkiler içinde şekillenen hem de bu ilişkiler karşısında konum alabilen tekil bir özne varsayılır. Oysa çağımızın yorgunluğunu anlamak için bu yekpare birey kavrayışı yetersizdir. Daha keskin bir ayrım gereklidir: fert ile şahsiyet arasındaki ayrım.

İlgili İçerikler

Yorgunluk Toplumu: Performans Rejiminin Psikolojik ve Sosyo-Psikolojik Anatomisi

Örgüt Psikolojisi 

Bu ayrım niceliksel değil, nitelikseldir; ahlâkî değil, ontolojiktir.

*Fert, toplum içinde yaşayan, toplumsal normlardan etkilenen ve çoğu zaman bu normlar içinde eriyen varoluş biçimidir. Fert, pasif olmak zorunda değildir; aksine son derece aktif, çalışkan, uyumlu ve sorumluluk sahibidir. Ancak bu etkinlik, yönünü ve anlamını büyük ölçüde dışarıdan alır. Fert, kendisine sunulan değerler evreni içinde hareket eder; bu evreni sorgulamak yerine, onun gereklerini yerine getirmeyi “iyi hayat” zanneder. Bu nedenle fert, toplum içinde kaybolur; ama kayboluşu tembellikten değil, *aşırı uyumdan kaynaklanır.

Şahsiyet ise toplum içinde yaşamakla birlikte, toplumsal akışla arasına mesafe koyabilen özne biçimidir. Şahsiyet, normlara körü körüne karşı çıkan bir isyancı değildir; fakat normları içselleştirmeden önce onları tartan, sınayan ve gerekirse reddedebilen bir yön duygusuna sahiptir. Şahsiyet, yalnızca etkilenen değil; aynı zamanda etkileyen, yön veren ve anlam üreten bir varoluş biçimidir. Bu anlamda şahsiyet, toplumun dışında değil; fakat toplumla eleştirel bir iç-dışlık ilişkisi içinde konumlanır.

Bu ayrım, Byung-Chul Han’ın performans toplumu analizini tamamlayıcı bir açıklık sunar. Han’ın “başarı öznesi”, büyük ölçüde *fertleşmiş bir öznedir: son derece faal, son derece sorumlu, fakat yönsüz. Kendi hayatının girişimcisi gibi davranır; fakat bu girişimin hedeflerini kendisi belirlemez. “Kendini gerçekleştirme” söylemi altında, aslında *kendisine sunulan başarı şemalarını en verimli biçimde yerine getirmeye çalışır. Bu noktada fert, edilgen değildir; bilakis, performans rejiminin en sadık uygulayıcısıdır.

Yorgunluk tam da burada başlar. Çünkü fert, ne kadar çok çabalarsa çabalasın, çabasının nihai ölçütünü kendi belirleyemez. Başarı kriterleri sürekli değişir, yükselir ve çoğalır. Fert, bu hareketli hedefler karşısında kendini sürekli eksik, gecikmiş ve yetersiz hisseder. Bu eksiklik duygusu dışsal bir baskıdan değil; içselleştirilmiş bir normatif idealdən kaynaklanır. Fert kendini suçlar, kendine kızar ve sonunda kendini tüketir.

Şahsiyetin krizi, tam da bu noktada görünür hale gelir. Performans toplumu, yüzeyde bireyselliği ve özgünlüğü yüceltirken, fiiliyatta şahsiyet üretmekte son derece yetersizdir. Zira şahsiyet, durmayı, beklemeyi, mesafe almayı ve gerektiğinde “hayır” diyebilmeyi gerektirir. Oysa performans rejimi, durmayı atalet; sınır koymayı başarısızlık; yavaşlamayı geri kalmışlık olarak kodlar. Böyle bir zeminde şahsiyet olmak, yalnızca zor değil; yapısal olarak maliyetlidir.

Bu nedenle çağımızın yorgunluğu, bireylerin şahsiyet geliştirememesinden ziyade, şahsiyet olmanın sistematik biçimde aşındırıldığı bir toplumsal düzenden kaynaklanır. Fertleşme burada bir ahlâkî kusur değil; belirli bir iktidar mantığının antropolojik sonucudur. Toplum, şahsiyet talep eder gibi görünür; fakat yalnızca fertleri işletebileceği bir düzen kurar.

Bu çerçevede yorgunluk, basit bir tükenmişlik hali değil; şahsiyetin askıya alındığı bir varoluş biçiminin duygulanımsal belirtisi olarak okunmalıdır. Fert yorulur, çünkü yönü yoktur. Şahsiyet yorulabilir; fakat tükenmez, çünkü sınırları vardır. Fert, kendini sürekli aşmak zorunda hisseder; şahsiyet ise ne zaman duracağını bilir.

Sonuç olarak denebilir ki:
Çağımızın asıl krizi, bireyin zayıflığı değil; fertleşmenin norm, şahsiyetin istisna haline gelmesidir. Yorgunluk, bu istisnalaştırmanın bedelidir.

Teorik Ara Bölüm (Genişletilmiş): Fert ile Şahsiyet Arasında – Yorgunluğun Ontolojik ve Hikmetî Kökleri

Modern düşünce, insanı çoğu zaman “birey” başlığı altında ele alır ve bu kavramı yeterince sorunlaştırmadan kullanır. Oysa çağımızın yorgunluğunu anlamak için bu yekpare birey anlayışı artık yetersizdir. Daha köklü, daha rahatsız edici bir ayrım gereklidir: fert ile şahsiyet arasındaki ayrım. Bu ayrım, psikolojik değil; sosyolojik değil; en temelde *ontolojiktir. İnsanın nasıl davrandığından önce, *nasıl var olduğu ile ilgilidir.

*Fert, insanın sayılabilir, yönetilebilir ve işlenebilir biçimidir. Fert, toplum içinde yaşar; normlardan etkilenir; çağın değerlerini içselleştirir. Fakat asıl belirleyici olan şudur: fert, kendi yönünü tayin etmez. Yön, ona verilir. Fert, pasif bir varlık değildir; aksine son derece aktiftir. Çalışır, üretir, yarışır, gelişir. Ne var ki bu etkinlik, **hikmetsiz bir etkinliktir. Yani fert çok şey yapar ama neden yaptığına dair sahici bir muhasebe yürütmez. Bu nedenle fert, tembellikten değil; *ölçüsüzlükten yorulur.

Şahsiyet ise sayılabilir olmaktan çok tartılabilir bir varoluş biçimidir. Şahsiyet, insanın kendisiyle mesafe kurabilme kudretidir. Bu mesafe, yabancılaşma değil; bilakis *bilgelik mesafesidir. Şahsiyet, normlara körü körüne karşı çıkan bir isyancı değildir; fakat normları içselleştirmeden önce onları süzen, sınırlayan ve gerektiğinde reddedebilen bir ölçü duygusuna sahiptir. Bu anlamda şahsiyet, yalnızca toplumsal bir rol değil; *etik bir duruştur.

Burada mesele ahlâkî üstünlük değildir. Şahsiyet “daha iyi insan” olmak demek değildir; daha bilinçli bir varoluş demektir. Fert sorumluluk alır; şahsiyet sorumluluğun sınırını bilir. Fert “yapabilirim” der; şahsiyet “yapmalı mıyım?” sorusunu sorar. Fert hızlanır; şahsiyet durur. Fert, çağın ritmine ayak uydurur; şahsiyet, çağın ritmini tartar.

Byung-Chul Han’ın performans toplumu analizi, tam da bu ayrımı görünür kılar. Han’ın “başarı öznesi”, esasen *fertleşmiş bir öznedir: yüksek performanslı, yüksek sorumluluklu, fakat yönsüz. Kendi hayatının girişimcisi gibi davranır; ancak bu girişimin hedeflerini kendisi belirlemez. “Kendini gerçekleştir” buyruğu altında, aslında *kendisine sunulan başarı şemalarını en verimli biçimde uygulayan bir işlevsel varlığa dönüşür. Fert burada edilgen değildir; aksine sistemin en çalışkan taşıyıcısıdır.

Yorgunluk Toplumu: Performans Rejiminin Psikolojik ve Sosyo-Psikolojik Anatomisi

Yorgunluk, tam da bu noktada ortaya çıkar. Çünkü fert, ne kadar üretirse üretsin, çabasının nihai ölçütünü belirleyemez. Başarı kriterleri sürekli değişir, yükselir ve çoğalır. Fert, bu bitmeyen yükselme karşısında kendini hep gecikmiş, eksik ve borçlu hisseder. Bu borç duygusu dışsal bir baskıdan değil; içselleştirilmiş bir idealden doğar. Fert, kendini denetler, kendini zorlar ve sonunda kendini tüketir. Yorgunluk burada bir arıza değil; mantıksal bir sonuçtur.

Şahsiyetin krizi ise daha derindedir. Performans toplumu yüzeyde bireyselliği, özgünlüğü ve “kendin olmayı” yüceltir. Fakat fiiliyatta şahsiyet üretmekte son derece başarısızdır. Çünkü şahsiyet; durmayı, beklemeyi, susmayı ve “hayır” diyebilmeyi gerektirir. Oysa performans rejimi, durmayı atalet; susmayı verimsizlik; sınır koymayı başarısızlık olarak kodlar. Böyle bir zeminde şahsiyet olmak yalnızca zor değil; varoluşsal olarak bedel gerektiren bir istisnadır.

Burada mesele yalnızca sosyolojik değildir; *hikmet meselesidir. Kadim düşünce, insanın tükenişini güçsüzlükle değil, ölçüsüzlükle ilişkilendirirdi. Bilgelik, daha fazlasını yapmak değil; *nerede duracağını bilmektir. Şahsiyet, tam da bu bilgelik kipidir. Fert ise ölçüsüzlüğün modern formudur: sınırsız imkân, sınırsız beklenti ve sınırsız yorgunluk.

Bu nedenle çağımızın yorgunluğu, bireylerin şahsiyet geliştirememesinden ziyade, şahsiyet olmanın yapısal olarak aşındırıldığı bir dünyada yaşamaktan kaynaklanır. Fertleşme burada bir ahlâkî kusur değil; belirli bir iktidar ve bilgi rejiminin antropolojik sonucudur. Toplum şahsiyet talep ediyormuş gibi yapar; fakat yalnızca fertleri işletebileceği bir düzen kurar.

Bu çerçevede yorgunluk, basit bir tükenmişlik hali değildir. Yorgunluk, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin bozulmasının duygulanımsal belirtisidir. Fert yorulur, çünkü yönü yoktur. Şahsiyet yorulabilir; fakat tükenmez, çünkü sınırları vardır. Fert sürekli aşmak zorunda hisseder; şahsiyet, neyi aşmaması gerektiğini bilir.

Sonuç olarak denebilir ki:
Çağımızın en derin krizi, insanın zayıflığı değil; fertleşmenin norm, şahsiyetin istisna haline gelmesidir. Yorgunluk, bu istisnalaştırmanın bedelidir. Bu bedel, yalnız bedenle değil; anlamla, yönle ve bilgelikle ödenmektedir.

Teorik Ara Bölüm (Merkez Tez): Fert ile Şahsiyet Arasında – Yorgunluğun Ontolojik, Hikmetî ve Ahlâkî Kökleri

İnsan yorulduğu için durmaz; duramadığı için yorulur.

Modern düşünce, insanı çoğu zaman “birey” başlığı altında ele alır ve bu kavramı yeterince sorunlaştırmadan kullanır. Oysa çağımızın yorgunluğunu anlamak için bu yekpare birey anlayışı artık yetersizdir. Daha köklü, daha rahatsız edici bir ayrım gereklidir: fert ile şahsiyet arasındaki ayrım. Bu ayrım psikolojik değildir; sosyolojik değildir; en temelde *ontolojiktir. Yani insanın ne yaptığıyla değil, *nasıl var olduğuyla ilgilidir.

Her birey insan değildir; ama her şahsiyet, insan olma çabasının izini taşır.

*Fert, insanın sayılabilir, yönetilebilir ve işlenebilir biçimidir. Fert, modern dünyanın sevdiği insan tipidir: ölçülebilir, performansı hesaplanabilir, verimi artırılabilir. Fert pasif değildir; aksine son derece aktiftir. Çalışır, üretir, gelişir, kendini zorlar. Ne var ki bu etkinlik, **hikmetsiz bir etkinliktir. Fert çok şey yapar; fakat yaptığı şeyin kendisini nereye götürdüğünü sormaz. Bu nedenle fert tembellikten değil, *ölçüsüzlükten yorulur.

Yorgunluk çoğu zaman zayıflığın değil, ölçüsüzlüğün sonucudur.

İslam düşüncesinde insanın felaketi acz değil, *itidalin kaybıdır. Hikmet geleneği insanı “çok yapan” değil, *yerli yerinde yapan varlık olarak tarif eder. İtidal, azlık değil; denge demektir. Fert ise dengeyi değil, sürekli artışı esas alır. Daha çok, daha hızlı, daha verimli… Fakat hikmetin temel sorusu şudur: Ne pahasına?

*Şahsiyet, tam da bu soruyu sorabilen varoluş biçimidir. Şahsiyet, insanın kendisiyle arasına bilgece bir mesafe koyabilme kudretidir. Bu mesafe yabancılaşma değil; **tefekkür mesafesidir. Şahsiyet, normlara körü körüne başkaldıran bir isyancı değildir; fakat normları içselleştirmeden önce onları tartan, sınayan ve gerekirse reddedebilen bir *ölçü bilincine sahiptir.

Fert uyum sağlar; şahsiyet yön tayin eder.

Burada mesele ahlâkî üstünlük değildir. Şahsiyet “iyi insan” olmak değildir; sorumluluğun sınırını bilen insan olmaktır. Fert sorumluluk alır; şahsiyet neyi yüklenmemesi gerektiğini bilir. Fert “yapabilirim” der; şahsiyet “yapmalı mıyım?” diye durur. Fert hızlanır; şahsiyet yavaşlamanın bazen bir erdem olduğunu bilir.

Byung-Chul Han’ın performans toplumu analizi, bu ayrımı bütün çıplaklığıyla açığa çıkarır. Han’ın “başarı öznesi”, esasen *fertleşmiş bir öznedir: yüksek performanslı, yüksek sorumluluklu, fakat yönsüz. Kendi hayatının girişimcisi gibi davranır; ama bu girişimin hedeflerini kendisi belirlemez. “Kendini gerçekleştir” buyruğu altında, aslında *kendisine sunulan başarı şemalarını kusursuzca yerine getiren bir işlevsel varlığa dönüşür.

Fert, kendini gerçekleştirirken kendini kaybedebilir.

Yorgunluk tam da burada başlar. Çünkü fert, ne kadar üretirse üretsin, çabasının nihai ölçütünü koyamaz. Başarı kriterleri sürekli değişir, yükselir ve çoğalır. Fert bu bitmeyen yükselme karşısında kendini hep eksik, gecikmiş ve borçlu hisseder. Bu borç duygusu dışsal bir baskıdan değil; içselleştirilmiş bir idealden doğar. Fert kendini denetler, kendini zorlar ve sonunda kendini tüketir. Yorgunluk burada bir arıza değil; mantıksal bir sonuçtur.

İnsan kendini zorladığında değil, kendine sınır koyamadığında tükenir.

Şahsiyetin krizi ise daha derindir. Performans toplumu yüzeyde bireyselliği, özgünlüğü ve “kendin olmayı” yüceltir; fakat fiiliyatta şahsiyet üretmekte başarısızdır. Çünkü şahsiyet durmayı, beklemeyi, susmayı ve “hayır” diyebilmeyi gerektirir. Oysa performans rejimi durmayı atalet, susmayı verimsizlik, sınır koymayı başarısızlık olarak kodlar. Böyle bir zeminde şahsiyet olmak, yalnızca zor değil; varoluşsal olarak bedel gerektiren bir istisnadır.

Şahsiyet, hızlanan dünyada yavaş kalmayı göze alabilendir.

İslam hikmet geleneğinde insanın kemali, sınırsızlıkta değil; hudut bilincinde aranır. İnsan haddini bildiğinde küçülmez; aksine insanlaşır. Fert ise haddini aşmayı ilerleme zanneder. Bu nedenle modern yorgunluk, bedensel olmaktan önce anlamsal bir yorgunluktur. İnsan, nereye gittiğini bilmediği bir hızdan yorulur.

Bu nedenle çağımızın yorgunluğu, bireylerin yeterince güçlü olmamasından değil; şahsiyet olmanın yapısal olarak aşındırıldığı bir dünyada yaşamaktan kaynaklanır. Fertleşme burada bir ahlâkî kusur değil; belirli bir iktidar, bilgi ve hız rejiminin antropolojik sonucudur. Toplum şahsiyet talep ediyormuş gibi yapar; fakat yalnızca fertleri işletebileceği bir düzen kurar.

Fert yorulur, çünkü yönü yoktur. Şahsiyet yorulabilir; ama tükenmez, çünkü ölçüsü vardır.

Bu makalemde merkez tezi artık açıktır:
Burnout, bireyin zaafı değil; fertleşmenin başarısıdır.
Yorgunluk, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin bozulduğuna dair bir uyarıdır. Bu uyarıyı bastırmak değil; anlamak gerekir. Çünkü insan, hızla değil; hikmetle ayakta kalır.

Fertleşmenin Güncel Sahaları: Eğitim, İş ve Dijital Hayatta Şahsiyetin Aşınması

Bir düzenin insanı nasıl şekillendirdiğini görmek istiyorsanız, o düzenin en çok “başarı” dediği yerlere bakın.

  1. Eğitim: Şahsiyet Değil, Uyumlu Fert Yetiştirmek

Modern eğitim sistemi, yüzeyde “eleştirel düşünce”, “özgünlük” ve “kendini keşfetme” söylemleriyle konuşur. Fakat fiiliyatta ürettiği insan tipi büyük ölçüde ferttir. Ölçülen, sıralanan, karşılaştırılan, performansı notlarla ve puanlarla kayıt altına alınan bir varlık.

Öğrenciye çok erken yaşta şu öğretilir:
Başarı = değer.
Geri kalmak = kusur.

Bu noktada eğitim, şahsiyet inşa eden bir süreç olmaktan çıkar; normlara uyum öğreten bir ayıklama mekanizmasına dönüşür. Fert burada tembel değildir; aksine son derece çalışkandır. Fakat çalışmanın yönünü kendisi belirlemez. Ne öğreneceğini, ne zaman öğreneceğini, neyin “önemli” olduğunu sistem tayin eder.

Eğitim, “neden öğreniyorsun?” sorusunu unuttuğunda şahsiyet değil, yalnızca beceri üretir.

Şahsiyet için gerekli olan durma, derinleşme, yanlış yoldan dönme ve hatta “gecikme” imkânı; sınav takvimleri ve performans baskısı altında giderek silinir. Böylece fert, daha baştan kendini aşmaya değil, kendini yetiştirmeye programlanır. Bu da erken yaş yorgunluğu, anlamsızlık ve tükenmişliği normalleştirir.

  1. İş Hayatı: Sorumluluk Yüklenmek mi, Sınır Koyabilmek mi?

Modern iş dünyası, fertleşmenin en berrak sahnesidir. Çalışan artık yalnızca işini yapan biri değildir; “kendini geliştiren”, “inisiyatif alan”, “her zaman erişilebilir” bir performans öznesidir. Mesai saatleri esner; sorumluluklar genişler; fakat yetki ve anlam aynı oranda artmaz.

Fert burada başarısız olduğu için değil, hiç duramadığı için yorulur.

İş yükü ağır olduğu için değil, işin sınırı olmadığı için tükenilir.

Şahsiyet, “her şeyi üstlenebilirim” demek değildir. Aksine şahsiyet, neyi üstlenmemesi gerektiğini bilme erdemidir. Fakat performans rejimi bu erdemi teşvik etmez. Sınır koyan “uyumsuz”, yavaşlayan “motivasyonsuz”, durmayı talep eden “yetersiz” olarak etiketlenir.

Bu noktada fert, kendi sömürüsünün aktif faili haline gelir. Kimse onu zorlamaz; ama herkes ondan daha fazlasını bekler. En tehlikelisi de şudur: fert, bu beklentiyi zamanla kendi sesi sanır.

İnsan, başkaları adına yorulmaz; kendi iç sesi başkasının sesi olduğunda yorulur.

  1. Sosyal Medya: Görünürlük Çağında Şahsiyetin Eriyip Gitmesi

Sosyal medya, fert–şahsiyet ayrımının en çıplak biçimde görüldüğü alandır. Burada insan, var olmak için görünmek zorundadır. Görünmek ise ölçülür: beğeni, takip, etkileşim. Böylece fert, kendini sürekli sergilenebilir bir performans olarak kurar.

Fert paylaşır; şahsiyet susmayı da bilir.

Bu mecralarda özgünlük teşvik edilir gibi görünür; fakat fiiliyatta ödüllendirilen şey tüketilebilir farklılıktır. Derinlik değil, hız; anlam değil, etki; hikmet değil, görünürlük öne çıkar. Şahsiyetin gerektirdiği içe çekilme, tefekkür ve mesafe alma; algoritmik olarak cezalandırılır.

Fert burada da aktiftir: içerik üretir, kendini anlatır, kendini pazarlar. Fakat bu anlatı çoğu zaman kendilik değil, vitrin üretir. İnsan kendisi olmaktan çok, “beğenilebilir versiyonu”nu yaşar.

Kendini anlatmak başka, kendin olmak başkadır.

Bu da modern yorgunluğun dijital yüzünü oluşturur: sürekli ifade, sürekli karşılaştırma, sürekli eksiklik duygusu. Şahsiyet, bu gürültü içinde değil gelişmek; kendini korumakta bile zorlanır.

Genel Teşhis: Fert Her Yerde, Şahsiyet Neredeyse Hiçbir Yerde

Eğitimde, işte ve dijital hayatta ortak bir desen belirir: Sistemler, yüksek uyumlu ve yüksek verimli fertler üretmekte son derece başarılıdır; fakat şahsiyet üretmekte belirgin biçimde başarısızdır. Çünkü şahsiyet, hızla, ölçümle ve sürekli görünürlükle bağdaşmaz.

Şahsiyet, her çağda azdır; ama bazı çağlarda özellikle istenmez.

Bu nedenle çağımızın yorgunluğu, bireylerin zayıflığından değil; şahsiyet olmanın neredeyse bir direniş biçimine dönüşmesinden kaynaklanır. Fertleşme normdur; şahsiyet ise bedel ödemeyi göze alanların istisnası.

Bu bölümden sonra artık şu soru kaçınılmazdır: Yorgunluğumuzun sebebi gerçekten “çok şey yapmamız” mı, yoksa “kim olduğumuzu unutacak kadar uyum sağlamamız” mı?

İlgili İçerikler

kötümserlik
Psikoloji

İyimserlik Daha Yüksek Zihinsel Yeteneklerle Bağlantılıdır: Araştırma Bulguları

Görüş Çeviri

Personality and Individual Differences dergisinde yayınlanan bir araştırmada, araştırmacılar, yetişkinlikte yatkınlıksal iyimserlik ve karamsarlık ile bilişsel yetenekler arasındaki ilişkileri mercek...

psikyatrist
Diğer

İklimler ve Duygular

Dr. Vedat Bilgiç

Psikoterapi ağırlıklı çalıştığım dönemlerde odama girip çıkan hastalarda bir şey fark ettim, her danışan veya hasta odaya bir duyguyla geliyor...

pandemi

Yüzyüze Hayat Yorucu: Pandemi Sonrası Sosyalleşme

Genetik

Felsefeden psikolojiye disiplinler arası bağlantısallık

Genetik

Matematik, Felsefenin, Felsefede de Psikoloji Biliminin Doğuşuna Önayak Oldu

Genetik

Başarı Psikolojisi Ya da Kendinin Amigosu Olmak!

Genetik

UTANÇ ve MERHAMET DUYGUSU

Genetik

KADIN BEYNİ ‘EMPATİK’, ERKEK BEYNİ ‘SİSTEMATİK’*

Son Makaleler

kürt sorunu
Politika

Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

Çisel Aktimur

Hayatı boyunca devletin ya da çoğunluğun çizdiği sınırlar içinde düşünmüş olmak, yalnızca bir politik tercih ya da ideolojik aidiyet meselesi...

temel demirer

VENEZÜELLA: DÜN, BUGÜN VE…

isvec_ukrayna

İsveç’in Ukrayna’dan Sonra Yeni Bir Vekâlet Savaşı Alanı Olma Riski

militanlik ve nese

12 Eylül Sonrası Sürgünlük ve Neşeli Militanlık

KATEGORİLER

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

SAYFALAR

  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • İletişim | info@gorus21.com

BİZİ TAKİP EDİN

gorus-stickyl-ogo-dark

HAKKIMIZDA

21. yüzyılın disiplinlerarası, uluslararası, farklı görüşlerin yer aldığı yayın organı

© 2025 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

© 2024 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz.