ayrimcilik

Kuşkusuz en çok acıyı çekenler hedeftekiler olsa da, insanların eşit fırsatlardan mahrum kalması milyonlarca Amerikalının maddi durumunu da zayıflatır.

Lisa D. Cook

Ayrımcılık sadece doğrudan kurbanlarına değil, hemen hemen herkese zarar verir.

Yeni araştırmalar, ırkçılığın birincil hedeflerinin tartışmasız en çok zarar görenler olduklarını gösterse de, ayrımcılığın tüm ekonomiye şaşırtıcı bir maliyet getirdiğini ve kendilerini normalde kurban olarak görmeyenler de dahil olmak üzere milyonlarca insanın servetini ve gelirini azalttığını gösteriyor.

Ayrımcılığın, ayrımcılığa doğrudan hedef olanların ücretleri ve eğitime erişimleri üzerindeki zararlı etkileri, bugünlerde bilimsel araştırmalar tarafından  yaratıcı yollarla belgeleniyor. Başkan Woodrow Wilson’ın kamu memuriyetindeki ayrımcılığı nedeniyle Afro-Amerikalıların kaybedilen ücretlerinden, Kaliforniya’nın pozitif ayrımcılık yasağı nedeniyle Siyah ve Hispanik öğrencilerin uğradığı kayıplardan, lise matematik derslerindeki Siyah kızların azlığına kadar, listenin kapsamı büyümeye devam ediyor.

Ancak, sistematik ırkçılığın daha geniş kapsamlı etkileri az anlaşılmış olabilir. Ekonomistler, yeteneklerin ırk temelli yanlış değerlendirilmesinin ekonomideki herkes için maliyeti üzerine giderek daha fazla düşünüyorlar.

Örneğin kendi araştırmam, nefretle bağlantılı şiddetin ABD ekonomisinin seviyesini ve uzun vadeli büyümesini nasıl düşürebileceğini gösteriyor. Patentleri icat ve yeniliği temsilen kullanarak, 1870 ile 1940 yılları arasında Afro-Amerikalıların maruz kaldığı şiddet – isyanlar, linçler ve Jim Crow yasaları – nedeniyle kaçının asla verilmediğini hesapladım.

Kayıp ciddiydi: Eşit fırsat verildiğinde Afro-Amerikalıların alması beklenebilecek patentler, bu süre zarfında orta büyüklükteki bir Avrupa ülkesinin toplamına kabaca eşit olacaktı.

Bu muazzam yaratıcı kayıpların işletme yatırımı ve dolayısıyla toplam ekonomik faaliyet ve büyüme üzerinde doğrudan bir etkisinin olması beklenebilir.

Diğer ekonomistler, ırkçılığın ekonomiye verdiği zararı geniş anlamda tahmin etmeye başlıyorlar.

Önemli bir ilke, bir ürün veya hizmeti kendi emsallerinden daha düşük bir fırsat maliyetiyle üretebilen kişinin, bu faaliyette karşılaştırmalı bir avantaja sahip olduğunu öne sürer. Yakın zamanda yapılan araştırmalar, örneğin doktor olarak gelişebilecek yüksek vasıflı Afro-Amerikalı işçilerin, çalışanların avantajlı olmadığı daha düşük vasıflı mesleklere yerleştirildiği ayrımcı uygulamaların etkilerini hesaplıyor. 50 yıl önceki – bugün hala düşük bir ölçüde süren – bu tür uygulamalar, bugünkü ekonominin toplam üretkenlik ve çıktısının yüzde 40’ına kadar mal olmuştur.

Benzer şekilde, diğer bir araştırmaya göre ırksal eşitlik sağlanmış olsaydı, toplam ekonomik çıktının 2000 yılından bu yana 16 trilyon dolar daha yüksek olacağı tahmin ediliyor. Bu toplamı bağlamda ortaya koymak gerekirse, Amerika Birleşik Devletleri’nin 2019’da gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) 21.4 trilyon dolardı. Araştırmacılar, fırsat eşitliği sağlanırsa ekonomik faaliyetin önümüzdeki beş yıl içinde 5 trilyon dolar daha yüksek olabileceğini tahmin ediyor.

Ekonomist Yanyan Yang ve benim hesaplamalarıma göre, şu anda, patentlere yol açan teknik yeniliğe daha fazla kadın ve Afro-Amerikalı katılacak olsa, GSYH kişi başına yüzde 0,6 ila 4,4 daha yüksek olabilir. Yani GSYH 2019’da kişi başı 58.490 dolar iken, kişi başı 58.841 ile 61.064 dolar arasında olacaktır.

Bütün bu araştırma sahası, kuruluşların – şirketlerin, laboratuvarların, yüksekokul ve üniversitelerin – tüm Amerikalılar için yetenek ve yaşam standartlarını maksimize etmeyerek muazzam miktarlarda hazır parayı geri teptiğini gösteriyor.

Bu sorunun çözümleri hakkında çok düşündüm ve yazdım. İnovasyon ekonomisindeki ayrımcılığın üzerine gitmeyi amaçlayan birkaç önerim şöyledir: öncelikle, kadınların ve yeterince temsil edilmeyen azınlıkların bu alanlara katılımını teşvik etmek için bir zamanlar Bell Labs tarafından desteklenen kapsamlı ve son derece başarılı program gibi bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (BTMM) alanlarında daha fazla eğitime ihtiyacımız var.

Bununla birlikte, BTMM alanları tek hedef olmamalıdır, çünkü inovasyon ekonomisi bu dar konular dizisinden daha fazlasını kapsamaktadır. Teknoloji firmalarında konuştuğum son üç kişiden ikisinin uluslararası ilişkiler lisans derecesi ve siyaset biliminde doktora derecesi vardı. Belli ki, problem çözme becerileri önemlidir, ancak bu beceriler yalnızca BTMM alanlarında eğitim görmüşlere özgü değildir.

İkinci olarak, eğitimde ele alınması gereken sistematik ırkçılığa dair önemli kanıtlar vardır. Araştırmalar, profesörlerin Siyahi, Hispanik ve kız öğrencilerden gelen lisansüstü eğitimle ilgili e-posta sorularına, beyaz ve erkek öğrencilerin e-postalarından daha az yanıt verme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Teşvik ve cezalardan oluşan bir sistem, sorumluları eğitim ve öğretim sürecinin her seviyesinde hesap sorulabilir kılabilir.

Araştırmam, şirket, hükümet ve üniversite laboratuvarları gibi buluş aşamasında,  karma cinsiyetli ekiplerin, üyelerinin tamamı kadın veya erkek olanlardan daha üretken olduğunu gösteriyor. Ekiplerde çeşitliliğin olumlu etkilerini belgeleyen geniş bir literatür vardır. Her seviyedeki yöneticiler, şirketlerinin kaynaklarını doğru dağıtmak ve çeşitli ekipleri ve davranışları teşvik etmekten ve dolayısıyla daha iyi sonuçlardan sorumlu tutulmalıdır.

Buluş ticarileştirildiğinde ve şirketler halka hisse sattığında servet uçurumları çok büyük olur. Forbes listesindeki dünyanın en zengin 10 kişisinden yedisi, icatları ticarileştiren teknoloji şirketleriyle ilişkilidir. Jeff Bezos, Bill Gates, Mark Zuckerberg ve Elon Musk ilk beşte yer alıyorlar. Sıralamadaki ilk 10 (veya 50) kişiden hiçbiri Siyah değildir.

Girişim sermayesi finansmanı istatistikleri dikkat çekicidir. 2014’te girişim sermayesi finansmanının yüzde 1’den azı Afro-Amerikalı kadınlar tarafından kurulan işletmelere sağlandı ve 2015’te tüm girişim sermayedarlarının yalnızca yüzde 2’si Afro-Amerikalıydı.

İnovasyonun ticarileştirme aşamasında çeşitlilik eksikliğini gidermek için bir dizi değerli tavsiyede bulunulmuştur. Bunlar şunları içerir:

Küçük İşletme İdaresi’ninki gibi programlar aracılığıyla rehberlik olanaklarinin geliştirilmesi.

• Yalnızca Silikon Vadisi değil, Atlanta gibi yerlere de yatırım yapacak girişimcilerin aranması ve bulunması.

• Yönetimin her seviyesinde ve girişim sermayesi firmaları içinde sistematik ırkçılığın ele alınması.

• Şirket yönetim kurullarının çeşitlendirilmesi, böylece üst düzey yöneticilerin çeşitlilik ve işyeri ikliminden sorumlu tutulması. (Kaliforniya bunu halka açık şirketlerin yönetim kurullarında kadınlara pozitif ayrımcılık uygulayarak yapmıştır.)

Yeterince temsil edilmeyen azınlıkların teknoloji alanlarına ve eğitime katılımını teşvik eden bir düşünce kuruluşu olan Kapor Merkezi, üniversite öncesi düzey de dahil olmak üzere birçok aşamada dikkate değer çözümler önermiştir.

Çoğu toplumun hükümetleriyle yaptığı toplumsal sözleşme, yaşam standartlarının sürekli olarak yükseleceği ve birbirini izleyen her neslin öncekilerden daha iyi durumda olacağı yönündedir. Irk ayrımcılığının nesilden nesile büyümesine izin verdiğimiz sürece, sayısız insanı daha yüksek yaşam standartlarından ve refahından mahrum bırakıyoruz.

Lisa D. Cook Kimdir?

Dr. Lisa D. Cook Michigan State Üniversitesi ekonomi Bölümü ve James Madison Koleji’nde profesördür. Marshall bursiyeri olarak Oxford Üniversitesi’nden Felsefe, siyaset ve ekonomi alanında ikinci bir lisans derecesi aldı. Berkeley’deki California Üniversitesi’nden ekonomi doktorasını aldı. Mevcut araştırma alanları arasında ekonomik büyüme ve gelişme, finansal kurumlar ve piyasalar, inovasyon ve ekonomik tarih bulunmaktadır. 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Başkanlik ekonomik danışmanlar Konseyi’nde kıdemli bir Ekonomist olarak Euro Bölgesi, finansal araçlar, inovasyon ve girişimcilik üzerinde çalıştı. Şu anda Amerikan ekonomik cemiyeti yaz eğitim programının Direktörü ve Joe Biden ve Kamala Harris’in oluşturduğu transformasyon ekibinin de bir üyesidir.

Bu makale The New York Timesda yayınlanan İngilizce orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.

Çeviren: Irmak Gümüşbaş