27 Şubat 2026, Cuma
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    Sibel_özbudun

    Beşikçi Bizleri “Vasat”ın Dışına Çağırıyor…

    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    Sibel_özbudun

    Beşikçi Bizleri “Vasat”ın Dışına Çağırıyor…

    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    Jean-Marie Jacoby

    Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

    sibel özbudun &temel demirer

    İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş

Türkiye ve Rusya: Neden Mantık Evliliği Gerekli?

Ferit TEMUR
11 Ağustos 2020
Okuma süresi: 10 dakika
A A
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşPinterest'te PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsApp'ta PaylaşTelegram'da PaylaşE-Mail ile Paylaş

Corona virüs (covid-19) salgınının şimdiden olası etkileri sosyal bilimciler tarafından mercek altına alınmaya başlandı. Korona ardılı dünya için farklı görüş ve senaryolar dile getirilse de bunların ortak noktası, kuşkusuz, dünyanın eskisi gibi olmayacağı yönündedir. Bu yazıda “korona sonrası” dünyada Türk-Rus ilişkilerinde kısa ve orta vadede meydana gelebilecek olası jeopolitik sınamalar ve bu sınamaların en aza indirilmesi adına somut bazı siyasi önerilere yer verilmiştir.

“Jeopolitik fay hatları” üzerine kurulu Türk-Rus ilişkilerinin varoluşsal rekabetçi niteliğine ek olarak, Soğuk Savaş sonrası uluslararası güç dengesinin yıkılmasıyla ortaya çıkan devletlerarası kaotik ortam ikili ilişkileri daha da kırılgan kılmaktadır. Nitekim Soğuk Savaş sonrasında Türkiye ve Rusya arasında sıkça görülen yakınlaşmalar, gerginlikler, çatışmalar ve tekrar barışmaların özellikle ikili ilişkilerin kendine özgü bu doğasına dayandığını ileri sürmek mümkündür. Bu yalın gerçekliğe ve iki ülkede de 20 yıla yakın istikrarlı siyasal yönetime karşın maalesef Türk-Rus ilişkileri, gerçekçi sürdürülebilir rekabete elverişli, ama karşılıklı bağımlılığı da artırıcı bir stratejik vizyon temelinden yapılandırılmamış ve kurumsallaştırılamamıştır. Bu yazı sözkonusu çift taraflı başarısızlığın nedenlerini açığa çıkarma üzerine ele alınmadığı için, daha çok burada Türk-Rus ilişkilerinde meydana gelebilecek olası jeopolitik sınamalara, bunları en aza indirmenin yolları ve ikili ilişkilerin kötüleşmesini önalıcı önlemler olarak genel hatlarıyla bazı siyasi açılımlara dair beyin fırtınası tercih edilmiştir.

İlgili İçerikler

CIA’nin Küresel Eroin Ticareti (2. Bölüm: Asya)

Borç, Demografi ve Tayvan Provokasyonu: Japonya’nın Stratejik Kumarı

Öyle ki, her şeyden önce dış politika stratejik perspektifiyle iki ülkenin ulusal çıkarlarının net şekilde tanımlanması, ardından da tarafların çıkar çatışması yaşadığı belirli bölgesel ve küresel konulara ilişkin sürdürülebilir rekabetçi bir anlayışın oluşturulması gerekmektedir. Örneğin, ikili ilişkilerin tarihsel boyutunda oluşan “Balkanlar”, “Karadeniz havzası” ve “Kafkasya” “jeopolitik fay hatlarında” önümüzdeki süreçte çatlama riski var. Bunun yanısıra, tarafların zaman zaman birbirine karşı hibrid savaş yürüttüğü “Suriye” ve “Libya” gibi yeni “jeopolitik fay hatları” da ortaya çıktı. Daha genel olarak belirtmek gerekirse, NATO’nun Ukrayna ve Gürcistan’ı da kapsayan doğuya doğru süregiden bir genişlemesi var ve bu süreç adım adım gerçekleşmeye müsait bir eğilime sahip. Hiç şüphesiz, Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üye oluşundan sonra devlet aygıtının derinliklerinde ABD ve İngiltere destekli “Sovyet karşıtı” olarak oluşan “eşelon” önümüzdeki süreçte NATO’nun “Rusya’ya Karşı Mücadele Stratejisi” ile uyumlu şekilde Türkiye’nin de yukarıda bahsedilen kilit önemdeki havzalarda daha fazla Rusya karşıtı bir politik tutum takınmasını sağlayabilir. Zira Avrasya hinterlandında “Rusya realitesi” giderek daha agresif bir şekilde belirmekte ve Türkiye’nin bahsedilen “eşelonunda” daha fazla rahatsızlık yaratmaktadır. Buradan hareketle, jeopolitik bakış açısıyla, korona sonrası dönemde Avrasya hinterlandında Türk-Rus rekabetinin artacağı yönünde dış politika öngörüsü ileri sürmek abartı olmayacaktır. Ayrıca, ABD tarafından geliştirilen “siyasal islam” projesinin artık çöktüğünün ve Türk siyasi tarihinin karanlık sayfalarındaki yerini aldığının varsayıldığını da akılda tutmak gerekir. Bugünkü koşullarda Türk iç politikasında siyasi değişim kaçınılmaz hale gelmiştir. Dolayısıyla iç politika öngörüsü olarak Türkiye’de iktidarı devralacak yeni “siyasi unsurların” Erdoğan’a kıyasla NATO’nun önceliklerine “daha sadık” ve “büyük oyunun” kurallarına daha uyumlu olacaklarını öne sürmek mümkündür. Çünkü ihtimali pek azımsanmayan senaryoya göre Erdoğan hükümeti, ağırlaşan iç ve dış ekonomik ve siyasi koşullar nedeniyle 2021 yılının ilkbahar sonuna kadar erken seçim ilan etmek zorunda kalabilir.

Bu koşullar altında, Türk-Rus ilişkilerine, jeopolitik savaşım riskini azaltıcı önlem amacıyla ikili düzeyde karşılıklı ekonomik bağımlılık temelinde yeniden yapılandırmaya ve Rusya’nın öncülüğünde kurulan bölgesel ve küresel örgütler ile Türkiye’nin ilişkilerini geliştirmek yoluyla çok taraflı ilişkileri kurumsallaştırmaya imkân tanıyan karşılıklı stratejik bir vizyon kazandırmak acil bir ihtiyaçtır.

Bu noktada gelişim ivmesi günümüzde durağan bir düzeyde olan Türk-Rus ekonomik ilişkilerinin hacminin arttırılması, sektörel bazlı çeşitlendirilmesi ve derinleştirilmesine özel önem vermek lazım. Nesnel ekonomik veriler ve değerlendirmeler ışığında iki ülke ticaret hacminin gerçek potansiyelinin çok altında olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Daha somut konuşmak gerekirse, 38 milyar dolarlık 2008 yılı ile 21 milyar dolar olan 2019 yılı ticaret hacmini karşılaştırmak bile bu savı onaylamaktadır. Rusya Federasyonu Gümrük Birliği Teşkilatı’nın verilerine göre Rusya’nın, Türkiye’ye yaptığı ihracatta yüzde 58.7’lik oranla ana payı mineral yakıt ve damıtılmasından elde edilen ürünler, yüzde 25’lik oranla metal ve onlardan yapılma ürünler ve diğerleri oluşturmaktadır. Türkiye’den Rusya’ya yapılan ihracatta ise yüzde 31,3’lük oranla gıda ürünleri, yüzde 28,3’lük oranla makine, ekipman ve otomotiv yedek parçaları ile yüzde 18,1’lik oranla tekstil ve ayakkabı ürünleri oluşturmaktadır.

Dahası burada iki ülke arasındaki ticaret hacminde yer alan dengesizliği de gözardı etmek mümkün değildir. Zira ikili ticaretteki bu dengesizlik Rusya’nın lehine açık vermektedir. Öyle ki 1 dolarlık Türk ihracatına karşı 7 dolarlık Rus ihracatı şeklinde durumu özetlemek mümkündür. Bu bağlamda Türk-Rus ekonomik ilişkilerinin temelinde enerji sektörünün katalizör bir rol oynadığını ifade etmek doğru olur. Her ne kadar Rus enerjisine bağımlılığını azaltma yönünde bir politika izlese de Türkiye Rus doğal gazını satın alan öncü müşterilerden biridir. Açık kaynak verilerine göre 2019 yılında Türkiye son 15 yılın en az oranı olan 15,51 m3 civarında Rus gazı alarak yüzde 35 oranında azaltmaya gitti. Bunun dışında, Rusya Türkiye’deki ilk nükleer enerji santrali projesi olan 20 milyar dolar civarındaki “Akkuyu’yu” inşa etmektedir. Ancak gerek bu projenin finansmanına, gerekse Türk ekonomisi için faydasına yönelik Türk kamuoyunda belirli ölçüde eleştiri ve soru işaretleri vardır. Hiç kuşkusuz, Türk-Rus ilişkilerinin sonraki sürdürülebilir gelişimi için en çok gelecek vadeden sektör hızla gelişen turizm işbirliğidir. Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2019 yılında Türkiye’yi 7,017 milyon Rus turist ziyaret ederek bugüne kadarki rekora sahip olmuştur.

Görüldüğü üzere, Türk-Rus ekonomik ilişkilerindeki dengesizlik sorununun çözümüne, bu ilişkilerin derinleştirilmesi ve geliştirilmesine ilişkin sektörel bazlı evrimsel bir yaklaşım kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu amaçla sadece kamu düzeyinde değil, özel şirket düzeyinde de birbirini tamamlayan sektörleri baz alan alanlarda ortak üretimi de kapsayan yeni tür Türk-Rus ortaklık modellerinin kurulması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu noktada hafif savunma sanayi Türk-Rus ilişkilerinde böylesi bir modelin kurulup uygulanabilirliğinin denenmesi sürecinde gerekli ivmeyi sağlayabilir, çünkü iki ülkenin de bu alanda muazzam bir potansiyeli bulunmaktadır. Türk özel savunma sektörü dinamik bir şekilde gelişmekte ve kendisine Batı dışı alternatif savunma sistem ve teknolojilerinin distribütörlüğü, teknik bakım-onarımı, geliştirilmesi ve üretilmesi konusunda yeni yabancı partner adayları aramaktadır. Bu anlamda sadece Türkiye pazarında değil, aynı zamanda üçüncü ülke pazarlarında da karşılıklı yarara dayalı uzun vadeli Türk-Rus işbirliği kurulabilir. Yeter ki her potansiyel yabancı şirketi “hasta” eden ve kısa sürede girişimcilik ruhunu öldüren “klasik Rus bürokratizminden” arındırılmış işlevsel bir mekanizma kurulsun. Unutmamak gerekir ki birbirini tamamlayıcı temelde inşa edilmiş ikili ticari ilişkilerin hacmi ne kadar büyük olursa jeopolitik risklerin azaltılması ve dondurulması ihtimali de o kadar yüksek olur.

İkili ticari ilişkilerin derinleştirilmesinin yanısıra Türkiye ve Rusya arasında çok taraflı ve çok boyutlu diplomatik ilişkilerde de ortak bir stratejik vizyon temelinde karşılıklı bağımlılığın artırılması gerekmektedir. Burada Türk tarafından daha çok Rus tarafının inisiyatifine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu minvalde NATO üyesi olan Türkiye’nin öngörülebilir bir gelecekte değişmesi beklenmeyen, Batı ile siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında “özel” ilişkilerinin bulunduğunu da akıldan çıkarılmamalıdır.

Birincisi, mevcut genişleme ufku açısından Türkiye’yi dışlayan Avrasya Ekonomik Birliği’ne Ankara’nın “gözlemci devlet” statüsünde katılmasının sağlanması lazım. İkincisi, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü bünyesindeki edilgen “diyalog partneri” konumunu, kısa vadede “gözlemci devlet” konumuna yükseltmek oldukça akılcıl bir politika olacaktır. Üçüncüsü, halihazırda Birleşmiş Milletlere kayıtlı uluslararası diplomatik örgüt konumu bulunmayan, ama gelişmekte olan ülkeler için küresel düzlemde çok taraflı ve boyutlu diplamasi platformu olma yönünde ilerleyen BRICS (Brezilya, Rusya, Çin, Güney Afrika ve Hindistan) oluşumuna Türkiye’yi de dahil etmek stratejik bir hamle özelliği taşır. Böyle bir durumda BRICS Kalkınma Bankası’nın Türkiye’de resmi temsilciliğini açmak ve Türk işdünyasına mega projelerine Batıdışı finansman kaynağı sağlayabilecek bir ortam yaratmak pekala mümkün olacaktır.

Benzer şekilde ortak bölgesel ve küresel konular kapsamında da daha kurumsal ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesinde fayda vardır. Burada sıcak çatışma riski taşıyan Azerbaycan – Ermenistan ihtilafını kontrol altında tutmayı ve Kafkasya’da statükonun korunmasını sağlayacak işlevsel bir platformun kurulmasına öncelik verilmelidir. Ayrıca Türk-Rus diplomatik ilişkilerinde mevcut yapısıyla dünyadaki sorunları çözmede yetersiz kalan BM’nin reforme edilmesi, devletler arası ihtilaflarda tek taraflı yaptırımlara gidilmesinin önlenmesi ve terörizmle ortak mücadele gibi konularda da daha yakın bir koordinasyon oluşturulabilir.

Belki de Türk-Rus ilişkilerinin istenilen düzeyde olmamasının temel nedenlerinden biri, stratejik akla dayalı ve iki ülke karar alma mekanizmasına gönüllü danışmanlık edebilecek sivil bir düşünce kuruluşunun olmamasıdır. Türk-Rus uluslararası ilişkiler uzmanlarının bugüne kadar sadece ikili ilişkilerin gelişimine değil, aynı zamanda Avrasya coğrafyasında “second track” diplomasisi görevi de görerek jeopolitik risk analizleri yaparak olası gerilimleri en aza indirmeye katkı sunacak bir ortak “analitik merkez” kuramamış olması çok üzücüdür. Kuşkusuz doğru bir konsept ve insan kaynağı ile kurulacak böyle bir analitik merkez hem Türk-Rus ilişkilerine, hem de Avrasya dayanışmasına önemli katkılar sunacaktır.

Sonuç olarak özetlemek gerekirse tarafların çatlamaya başlayan “jeopolitik fay hatlarına” dikkat etmemesi durumunda Türk-Rus ilişkileri iki tarafa da zarar veren tarihsel düşmanlık formatına yeniden geri dönebilir. Mevcut “jeopolitik fay hatlarını” göz önüne alarak tarafların önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde burada kısaca özetlenen olası “basınç düşürücü” önlemlere odaklanmaları önem arzetmektedir. Başka bir ifadeyle, uluslararası ilişkiler sistematiğinin dönüşümsel ve evrimsel eğilimi Rusya ve Türkiye’ye ciddi siyasi, ekonomik ve güvenlik sınamaları sunmakta olup, iki ülkenin bu sınamaları birlikte aşmasına imkan tanıyacak bir “mantık evliliğine” en kısa sürede gitmesine ihtiyaç vardır. Aksi halde Türk devlet yönetim kültüründe nesilden nesile aktarılan bilge bir sözde ifade edildiği gibi “göz olanı, beyin olacağı görür”.

Bu makale Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi resmi web sitesinde 10 Ağustos 2020 tarihinde yayınlanmış olup, yazarın izniyle Rusça aslından Türkçeye çevrilmiştir:  https://russiancouncil.ru/analytics-and-comments/columns/middle-east/turtsiya-i-rossiya-zachem-im-nuzhen-brak-po-raschetu/

Türkçe çevrisinin Görüş’te yayınlamasına olanak sagladıgı icin Ferit Temur beyefendiye cok teşekkür ederiz.

Ferit Temur
Ferit TEMUR

Rusya ve Avrasya Siyasi Analisti olan Ferit Temur, bugüne kadar ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli kurum ve kuruluşlarda “Rusya-Avrasya” birimlerinde çalışmıştır. Lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı, yüksek lisansını da Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü’nde tamamlayan yazar doktora çalışmasına Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Diplomasi Akademisi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam etmektedir. Türkçe, Rusça, İngilizce ve Gürcüce gibi farklı dillerde yayımlanan 75’i aşkın analiz, makale, rapor ve mülakat çalışması bulunan yazarın “20. Asrın Casusluk Şebekesi: Cambridge Beşlisi (2014)” ve “Yükselen Asya’da Şangay İşbirliği Örgütü: Dünü, Bugünü ve Yarını (2015)” isimli iki kitabı vardır. Yazarın uzmanlık alanları Türk Dış Politikası; Rus Dış ve Enerji Politikası, Rus Devlet ve Etnik Yapısı; Kafkasya ve Orta Asya Ülkelerinin Siyasi Yapıları, Güvenlik, Dış ve Enerji Politikaları; Avrasya’da Ulusüstü Örgütler; İstihbarat Teorisi ve Diplomatik İstihbarat’tır.


*Görüş gazetesi farklı disiplinlerden, farklı görüş ve iceriklere açık bir platformdur. Makaleler Görüş gazetesinin editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.

İlgili İçerikler

hint-pazifik stratejisi
ABD

Jeopolitik Satrançta Hint-Pasifik: Çin ve ABD Stratejileri

Görüş Redaksiyon

Görüş21’in bugünkü makalesinde, dünyanın geleceğinin şekillendiği bölgeyi kısaca mercek altına alıyoruz: Hint-Pasifik (Indo-Pacific). Çin’in “Mavi Ejderha” stratejisi ile ABD’nin çevreleme...

mega projeler
Asya

Çin’in Mega Projeleri: Mühendislik Harikaları, Küresel Hedefler ve Geleceği Şekillendirme Stratejisi

Görüş Redaksiyon

21. yüzyılda altyapı alanında dünyanın en iddialı hamlelerinden biri, Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yapılmaktadır. Çin, sera gazı emisyonlarını 2030 yılından...

askeri Tören_CIN

Barışta Sivil, Savaşta Asker: Çin’in Çınlayan Gülleri

Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi 2025

Jeopolitik Satranç Tahtası: Xi Jinping Çok Kutuplu Vizyonu ve ABD Hegemonyası

kambocya-tayland catismasi

Tayland-Kamboçya Sınır Catışması: Güneydoğu Asya, Asya’nın Balkanları mı?

Turan Altuner

Çin’in Küresel Dijitalleşme Stratejisi ve Jeopolitik Yansımaları l Dijital İpek Yolu

Enerjinin Geleceğinde Bir Dönüm Noktası: Çin’in Operasyonel Toryum Erimiş Tuz Reaktörü (MSR)

Enerjinin Geleceğinde Bir Dönüm Noktası: Çin’in Operasyonel Toryum Erimiş Tuz Reaktörü (MSR)

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Makaleler

Nebiye - Hilal San
Edebiyat

Masumiyet Müzelerimiz

N. Hilal Şan

Son günlerde memleketimizde kültürel bir hava esiyor. Dizisi çekilen kitaplara eklenen Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi hakkında sosyal medyada, gazetelerde ve...

ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

ÖHD Avukatları ve TUAD Üyeleri İçin Uluslararası Kurumlardan Ortak Açıklama

sibel özbudun &temel demirer

İki Yarım İsyan ve Beyhude Bir “Başkaldırı”(*)

Jean-Marie Jacoby

Schleichender Faschisierungsprozeß in der EU oder Wer in der Demokratie schläft, wacht in der Diktatur auf

KATEGORİLER

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

SAYFALAR

  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • İletişim | info@gorus21.com

BİZİ TAKİP EDİN

gorus-stickyl-ogo-dark

HAKKIMIZDA

21. yüzyılın disiplinlerarası, uluslararası, farklı görüşlerin yer aldığı yayın organı

© 2025 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

© 2024 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz.