10 Şubat 2026, Salı
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Sibel_özbudun

    Beşikçi Bizleri “Vasat”ın Dışına Çağırıyor…

    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

    venezuela - maduro

    From Monroe to Trump: Imperialist Banditry in the Guise of “Goodwill” — The Oil War Launched Against Venezuela

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    Sibel_özbudun

    Beşikçi Bizleri “Vasat”ın Dışına Çağırıyor…

    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    eni_louise_english

    Mathematics Underachievement in Turkey: A Neuroscience Review of Emotional, Cognitive, and Psychological Factors

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

    The Imaginary Mountains Behind Balkanization: How a Geographic Error Became a Loaded Term

    venezuela - maduro

    From Monroe to Trump: Imperialist Banditry in the Guise of “Goodwill” — The Oil War Launched Against Venezuela

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    The Penguin Illusion: The Majority, Power, and the Kurdish Question

    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş

Beşikçi Bizleri “Vasat”ın Dışına Çağırıyor…

Doç. Dr. Sibel Özbudun
10 Şubat 2026
Okuma süresi: 8 dakika
A A
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşPinterest'te PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsApp'ta PaylaşTelegram'da PaylaşE-Mail ile Paylaş
Sibel_özbudun

“İnsan doğru bildiğini, aksi ispat edilinceye kadar her zaman ve her yerde savunmalıdır.”[1]

“Türk akademisi ve düşünce dünyası içerisinde İsmail Beşikçi’nin yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye soruyor, yurtdışında Beşikçi Hoca üzerine doktora tezi yazan bir genç arkadaş.

İlgili İçerikler

Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

Ne yanıt vereyim?İsmail Beşikçi’nin “Türk akademisi” içinde yeri yok ki! Bu da hiç yüksünülecek bir şey değil. Gerçekten de, neredeyse bütün tarihi boyunca “devletinin yanında durmayı” en büyük vazife bellemiş, pozisyonunu her seferinde yön değiştiren siyaset rüzgârına bakarak saptamış, kâh ırkçı/ Turancılığın, kâh Kemalist laikliğin, kâh cemaat/ tarikatların sultasına girmiş, en değerli unsurlarını “yukarıdan gelen buyruk” üzerine bir gecede bünyesinden atıp, mahkeme kapılarında sürünmelerini ihbarcılıkla desteklemiş, en vasat/ mediyokratik, en “evet efendim”ci elemanları her daim baş tacı etmiş, bünyesindeki cinsel taciz, intihâl gibi etik suçlara karşı gıkını çıkarmayan bir kurumun “içerisinde” olmak, matah bir şey mi?

Ya “Türk düşünce dünyası”ndaki yeri? … “Düşünce insanı” ya da daha doğru bir deyişle “aydın” olmayı her zaman sınırları içinde doğduğu ve yurttaşlık bağlarıyla bağlı olduğu “devletin/ulusun sınırlarını aşan bir ufka sahip olmakla özdeş görürüm oldum olası… Bu nedenledir ki, Beşikçi’yi “Türk düşünce dünyası”nın içinde de görmüyorum. “Bir Türk mütefekkiri olarak İsmail Beşikçi” gibi bir etiketin ne denli absürd olacağını düşünebiliyor musunuz?

Ama hemen belirteyim, tam da bu “dışında olma” hâli nedeniyle Beşikçi bir aydındır, hem de iyi bir aydın. O, Kürtlerin dışında hiç kimsenin “Kürt” sözcüğünü telaffuz etmeye cesaret edemediği, ya da böyle bir kendiliğin varlığından haberdar dahi olmadığı netameli yıllarda, “Kürtler vardır; onlar Türklerden farklı bir kimlik, ayrı bir ulustur ve Türk devletinin kasıtlı ihmali, ayırımcılığı, ırkçılığı nedeniyle ezilmekte, sömürülmektedirler,” diyebilmiş ve bunun bedelini yaşamının 17 yılını hapishanelerde geçirmekle ödemesine karşın duruşundan bir adım geri atmamış, katışıksız bir aydındır.

Kuşku yok ki “aydın”ın adının önüne illa ki bir akademik titr, ne bileyim, Prof. Dr., Doç. Dr. (daha da kötüsü “Ord. Prof. Dr.”) unvanı takılı olması gerekmez. Bu coğrafyada aydınların Akademia ile barışık olmadığını vurgulamıştım… Çünkü Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin tarihini göz önünde bulundurduğunuzda [yalnızca AKP iktidarı süresince 132 (kamu ve vakıf) üniversitenin kurulduğu unutulmamalı] belki oldukça sınırlı bir özerkliğin hayata geçirilebildiği 60’lı yıllar parantezi dışında üniversite neredeyse anti-entelektüel bir mekân! İsmail Beşikçi’nin, Fikret Başkaya’nın, Haluk Gerger’in, ya da “resmi görüş”e meydan okuyan, ters düşen, aykırı görüşler öne süren herhangi bir aydının Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin herhangi birinde, örneğin emekliliğini alacak kadar uzun bir süre barınması mümkün gözükmüyor. Bunun kanıtı, 1971 darbesi zemininde gerçekleşen “Balyoz Harekatı”yla üniversiteyle ilişkisi kesilen, tutuklanan akademisyenler, 1980 darbesinin 1402’likleri, AKP iktidarının “Barış Akademisyenleri”…

Tabii, sözünü ettiğim “Akademi”den dışlanmayı, bir “düşkünlük”tense bir onur payesi olarak görmek gerek… Bu bağlamda Beşikçi’ninki, hiç kuşku yok ki bir “entelektüel direniş pratiği”dir: yalnızca Akademi’ye karşı değil, aynı zamanda ve daha çok, Devlet’e ve “Resmi İdeoloji”ye karşı…

Çünkü Türkiye’de sosyal bilimler, kabul etmek gerekir ki daha ilk adımlarında bir “ulusal kuruluş” fikrine tabidir. Bu durum sosyal bilimlerin Le Play/ Durkheim paradigmalarının yörüngesine girdiği 19. yüzyıl sonlarından beri, böyledir: Osmanlı “çokulusluluğu”ndan, Türkçülüğe geçiş evresine denk düşer sosyal bilimlerin bu coğrafyaya girişi. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ise kendini homojen bir kendilik olarak “Türk ulusunun biçimlendirilmesi”ne adayacaktır. Üniversite özerklikten (ve dolayısıyla da bilimin “olmazsa olmaz”ı olan düşünce özgürlüğünden) o denli uzaktır ki, Darülfünun çıkartılan bir yasayla bir gecede kapatılır, ciddi bir tasfiyenin ardından yerine (dikkat: Maarif Vekaleti’ne tabi) İstanbul Üniversitesi açılır!

Böylesi koşullarda, “İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış kitle” söylemi, ancak üniversitelerde göreli bir özerkleşmenin yaşandığı ve sosyal bilimlerin “planlı kalkınma” hedefine koşulduğu 1960’lı yıllarda aşınmaya başlayacaktır: ama bu aşınma “sınıfların varlığının kabulü”nün ötesine geçemez. “Türk” kavramı bir tabudur, ancak ve ancak yüceltilmek, güzellenmek için telaffuz edilir, üzerinde düşünmek, yani “ulusun farklı ve müecanis olmayan unsurlardan meydana gelmiş olabileceğini düşünmek dahi yasaktır. “Ne mutlu Türküm diyene” dictum’unun mefhumu muhalifini “Veyl Türküm demeyene” olarak okumak gerekir – ki tüm bir üniversite camiası ve bir avuç sosyalistin dışında tüm okur-yazarlar taifesi bu okumayı yapmaktadır.

Beşikçi’nin önemi, gencecik bir araştırmacı olarak aralarına katıldığı Alikan aşireti mensuplarının farklı bir dilde konuştuğu, farklı kültürel örüntüler sergilediğine ilişkin gözlemlerini mantıksal sonucuna vardırması ve bunu dillendirmekten çekinmemesindedir. O zamanki adlandırılışıyla “Doğu Sorunu”nun -ki bu “sorun” bir geri kalmışlık/ geri bıraktırılmışlık, feodal kalıntılardan kurtulamamak olarak algılanmaktaydı- gerçekte bir “Kürt sorunu” olduğunu, T.C. devletinin Kürtlerde “ulusal uyanış”ın önüne geçmek üzere onları ayırımcılığa tabi tuttuğunu, bastırdığını ve feodalite koşullarına mahkûm kıldığını dile getirmekten çekinmemiştir. Araştırmasında vardığı sonuç budur, ve bilimsel ahlâkı, sonuçları nereye varırsa varsın, bunu yüksek sesle ifade etmekle yükümlendirmektedir onu… Bir başka deyişle, bu ülkede sosyal bilimler alanında “Kürt” sözcüğünü arkaik ya da folklorik bir öge olarak değil, ulusal bir realite olarak ilk dile getiren, O olmuştur.

Ondan sonrası… Ondan sonrası kıyamet… Israrı, direngenliği, tevazu ve sükûnetini hiç bozmayan inatçı vaz geçmezliği ile Beşikçi, devlet indinde önce bir “nefret nesnesi” olarak görülmüş, akademik çevrelerdeyse uzun bir süre inatla görmezden gelinmiştir. Üniversiteden kovulma, birbiri ardı sıra tutuklanmalar, baskılar, işkenceler… “Anne bak, kral çıplak” demekten alakoyamaz onu.. Ve bizatihi o ısrar, o direnç, o vaz geçmeyiş, sonunda Devleti “pes” ettirecek ve sekiz kez girip çıktığı, ömrünün toplam 17 yılını geçirdiği cezaevinden 1999’da tahliye edilecektir. Görüşlerinden ne polis ifadesinde ne de duruşmalar sırasında bir dirhem taviz vermeden… Mahpusa düşmeden önce ne söylüyorsa, içerideyken de, dışarı çıktıktan sonra da aynı şeyleri tekrar etmekten bir adım geri durmadan. Üstelik de bu sürenin büyük bölümünde yalnızdır… Adı (Kürt yurtsever çevreler dışında) pek telaffuz edilmez…

İsmail Beşikçi’ye sol çevrelerde daha yaygın bir şekilde sahip çıkılması, Kürt hareketinin 1990’lardaki yükselişiyle olanaklı hâle gelecektir. Bu hareket, aynı zamanda Kemalizm’in sol içerisinde daha yaygın bir biçimde sorgulanmasının kapısını açmıştır. Tabii bu gelişmede “Sınıf” paradigmasının hızla gerilediği postmodern dönemecin bu coğrafyada Kürt, kadın, İslâm, Alevî vb. kimlik eksenli vurguları düşünsel evrende öne çıkarmasının etkisini de göz ardı etmemek gerek. Özetle, Beşikçi’nin vazgeçmez, ödün vermez duruşu bir yandan Kemalizm’in sorgulanmasını tetiklerken, bir yandan da “zamanın ruhu” İsmail Beşikçi’ye yönelik daha “tahammüllü” bir ortamı sağlamıştır, diyebiliriz…

Geriye bakınca insan şunu düşünmeden edemiyor… Kuşkusuz ki İsmail Hoca bir sosyologdan ibaret değil. Onu Beşikçi yapan, sosyolojik araştırmalarından çok, ödün vermeyen etik pozisyonu ve entelektüel sorumluluğu… Resmi söylem “Kart-kurt-kürt”ten “Kürt kardeşlerimiz”e evrilmişse, bunu önemli ölçüde o pozisyon ve o sorumluluğa borçluyuz…

Bu bağlamda“Sarı Hoca”dan alınacak en önemli ders, bir araştırmacının, bir bilim insanının (ya da ne bileyim, bir sanatçının, bir gazetecinin vb.) “resmi ya da egemen ideoloji”nin (bu ikisinin farklı şeyler olabildiğini Türkiye deneyimi göstermektedir), devletin ve/veya hâkim sınıfların, ya da güç odaklarının empoze ettiklerinin dışında düşünebilme yetisine sahip çıkması gerektiğidir. Duruşuyla, ısrarıyla, gerektiğinde savunduklarına karşı da durabilmesiyle, Beşikçi bu dersi bu coğrafyada en iyi vermiş kişidir. Gördüklerimizi, araştırma evrenimize dahil ettiklerimizi resmi ve/ veya egemen ideolojinin, hatta daha genel bir dil kullanayım, “birilerinin” görmemizi istedikleriyle sınırlarsak, “elmalar düşer” vargısını tekrar etmekle sınırlı kalırız, sadece; “yerçekimi yasası”na asla ulaşamayız. Bu da vasatın içinde boğulmaktır. Beşikçi, olanca berraklığı, saydamlığı, yalınlığı ve o korkunç kararlılığıyla bizi vasatın dışına çağırıyor!

Doç. Dr. Sibel Özbudun

Akademisyen, antropolog, yazar, çevirmen, aktivist. 1956 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Fransa’ya giderek, üç yıl süresince Fransa’da dil ve Paris VII ve Paris Üniversitelerinde sosyoloji öğrenimi gördü. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’ne girdi. Mezun oldu. Uzun süre yayıncılık (Havass ve Süreç Yayınları) ve çevirmenlik yapan Özbudun; 1993 yılında, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi görmeye başladı. 1995 yılında aynı bölümde araştırma görevlisi oldu. Doktorasını da aynı üniversitede verdi. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen Özbudun’un çok sayıda çeviri ve telif eseri bulunmaktadır. Telif eserlerinin çoğu Temel demirer ve diğer yazarlarla birlikte kaleme aldığı kolektif çalışmalardır.

N O T L A R

[1] İsmail Beşikçi, Bir Aydın Bir Örgüt ve Kürt Sorunu, Yurt Kitap Yay., 1993.

İlgili İçerikler

temel demirer
Politika

Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

Turan Altuner

“Kişinin uyanık olması için gözlerinin açık olması yeterli değildir.” Faşist diktatör Salazar’ın Portekiz’deki yönetimi “fado (müzik), fatima (din), futbol” yani...

devlet ve millet / Hüseyin Demirtas
Politika

Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

Hüseyin Demirtaş

Yeniden Merhaba Sevgili Dostlar, Birkaç yıldır sürdürdüğümüz "beyin yorma" başlıklı podcast yayınlarımızı biliyorsunuz. Hem sözlü hem de yazılı serilerimde Anadolu’da...

temel demirer

Şeriat’a ve “Devletçi Laikliğe” Karşı Özgürlükçü Toplumsal Laiklik

sibel özbudun &temel demirer

Nafile” Çabalar Ya Da İp(lerin)e Un Sermek(*)

Sibel_özbudun

Tarih Sıkıştırırken…[*]

tükenmislik

Kendinin CEO’su Olma Hilesi: Neoliberal Özgürlük Vaadi Neden Tükenmişlikle Sonuçlanıyor?

sibel özbudun &temel demirer

TARİH, TEORİ, BUGÜN

Sibel_özbudun

Grev, İşçi Sınıfının “Savaş Okulu”dur…(*)

Son Makaleler

Sibel_özbudun
Politika

Beşikçi Bizleri “Vasat”ın Dışına Çağırıyor…

Doç. Dr. Sibel Özbudun

“İnsan doğru bildiğini, aksi ispat edilinceye kadar her zaman ve her yerde savunmalıdır.” “Türk akademisi ve düşünce dünyası içerisinde İsmail...

Dr. Jan Campbell

(Sözde) Kutsal Üçlü

psikoloji

Edebiyatın Psikolojik İşlevi Üzerine Felsefi Bir İnceleme

temel demirer

“Yeni” Falan Değil, Bildiğimiz Emperyalizm!(*)

KATEGORİLER

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

SAYFALAR

  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • İletişim | info@gorus21.com

BİZİ TAKİP EDİN

gorus-stickyl-ogo-dark

HAKKIMIZDA

21. yüzyılın disiplinlerarası, uluslararası, farklı görüşlerin yer aldığı yayın organı

© 2025 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

© 2024 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz.