
İran, iki bin beş yüz yılı aşkın bir uygarlık. Dayanıklı ve dayanışmacı bir halka ev sahibi topraklar:
“Vatanım, seni yeniden inşa edeceğim
Ruhumun tuğlalarıyla.
Sütunlarını yeniden dikeceğim
Kemik parçalarımla.”1
Şiiri, “ulusal kutsal kitabı” olarak gören “İran’ın dişi aslanı” ve Modern Fars edebiyatının ikonik şairi Sîmîn Behbehânî (1927-2014) dizeleriyle güncel.
İran, 2026 itibarıyla doksan üç milyon nüfusa ve Türkiye’nin iki katından biraz fazla (1.648.195 kilometrekare) toprak büyüklüğüne sahip. Kanıtlanmış en büyük petrol rezervine sahip ülkeler sıralamasında ilk üçte; (1) Venezuela, (2) Suudi Arabistan ve (3) İran. OPEC-Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü kurucu üyesi. Anadil Farsça, belagat ve sanat dili olup Fârsi, İranlıların kendi dillerine verdikleri isim. Köken olarak Pers bölgesini (Pars/Fars) ve bu kültüre ait olanı ifade etmek için kullanılmakta. Persler’in anadili başlangıçta Hint-Avrupa soyundan gelme “Avesta” iken zaman içinde Farsça’ya evrilmiş. Pers ileri gelenlerinin kendilerine “Aryan” lakabını taktıkları ve bu lakabın “İran”a dönüştüğüyse güçlü rivayet. (Arap-Fars ayrımını belirtmek için “Acem” sıfatı da kullanılıyor.) İran’ın önemli şehirleri; kadîm başşehir Tahran (ülkenin kalbi konumundaysa da taşıyamadığı nüfusu, deprem riski/toprak çökmesi ve en önemlisi su kıtlığı sebepleriyle güneye -Hürmüzgan’a- taşınması gündemde), kutsal şehir Meşhed, tarihî mimarisiyle büyüleyen İsfahan, kültür şehri Şiraz ve ticaret merkezi Tebriz. Edebiyatı, en az Rus edebiyatı kadar büyük, köklü ve zengin; Firdevsî, Sa’dî-i Şîrâzî, Ömer Hayyâm, Ferîdüddin Attâr, Celâl Âl-i Ahmed,Sâdık Hidâyet, Samed Behrengî, Sohrab Sepehrî, Sîmîn Behbehânî (Dânişver), Füruğ Ferruhzad, Büzürg-i Alevî, Mahmud Devletâbâdî, Gulam Hüseyin Sâedi, Zoya Pirzad ve daha kimler…
Bugünü doğru anlamak ve anlamlandırabilmek adına kısa bir kronolojik tespit şart.
Persler, bugünkü İranlılar’ın atası ve Antik Çağ’ın en görkemli medeniyeti.2
Dünyadaki ilk imparatorluk olarak kabul edilen Persler, MÖ 500’lü yıllarda kurulmuş. Pers İmparatorluğu, antik ve modern olmak üzere iki dönemli. Antik dönemi Ahameniş (Akhamenid) Hânedanı ile başlar, Sâsânî Hânedanı ile biterken; modern dönem, Afşarlar’ın kurucusu “Türkmen” Nadir Şah (1688-1747) ile başlıyor, Muhammed Rızâ Şah Pehlevî (1941-1979) ile sona eriyor.
Herodotos (MÖ 5.yüzyıl) “Tarih”inde3 kuzeyden gelen bu insanların zaman içinde birkaç farklı topluluğa ayrıldığını, bu topluluklardan en güçlüsünün “Pasargad”lar olduğunu ve Ahamenişler’in bu topluluğa mensup olduğunu yazar. (Ahameniş Hânedanının ilk başşehri Pasargad, bugünkü İran’ın güneybatısında, Persepolis’e seksen, Şiraz’a yüz otuz kilometre uzaklıkta bir antik şehirdir.)
Günümüz İran coğrafyasının antik sakinleri olarak Persler; MÖ 550’den MÖ 330’a dek bir Dünya imparatorluğu (Ahameniş İmparatorluğu olarak da bilinmekte). Akdeniz’in doğusundan Hindistan’ın batısına dek genişliyor ve farklı kültürlerle etnik gruplara hükmediyor; Büyük İskender (MÖ 356-323) tarafından fethedilinceye kadar.
MÖ 700’ler, Persler (Farslar) kuzeyden gelerek Elamlar’ın eski şehri Anshan’a yani güneybatı İran’a (Fars bölgesi) yerleşirler. Asurlular ve Medler, birkaç yüzyıl boyunca Persler’i hakimiyetleri altında tutmuşlarsa da Persler güçlenip devlet olmuşlar. Elamlar ile Medler’i yenilgiye uğratmışlar. Hedeflerindeki Lidya İmparatorluğu’nun başşehri Sardes’i kısa sürede ele geçirip Akdeniz ve Ege’ye hâkim olmuş, Avrupa’ya kadar yayılmışlar. Persler, sanılanın aksine barbar değil ilim ve eğitimin ön plana çıktığı Doğu Medeniyeti’nin savunucusu bir imparatorluk. (Bugünkü Şiraz’ın elli beş kilometre kuzeydoğusunda kalan ve Büyük İskender tarafından yakılıp yıkılan başşehri “Persepolis/Taht-ı Çemşid” antik şehir olarak koruma altındadır.)
Büyük İskender’in ölümü sonrası imparatorluğu generalleri arasında paylaşılmış; Pers İmparatorluğu’nun büyük kısmı, Ptolemaios ve Seleukos Krallıkları nüfuzuna girmişse de MÖ 247-MS 224 arası Part (Arsakes) İmparatorluğu hakimiyetiyle bir dönüşüm söz konusu.
Seleflerinden keskin çizgiyle ayrılan Persler, bir Afro-Avrasya imparatorluğu; Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarına ait bölgeleri kapsıyor çünkü.
Persler’in dinî inancı Zerdüştlük (Mazdaizm). Dinin kaynağı, Antik Çağ’da İran coğrafyasında yaşadığı kabul edilen “Zerdüşt”ün öğretisidir. Her şeyin yaratıcısı olan tek bir yüce Tanrı “Ahura Mazda”ya tapar, iyilik ve kötülük arasındaki kozmik mücadelede iyiliği desteklemeyi amaçlar. Özü ahlâktır. Ateş kutsal sayılmıştır ve insanlar ateşe tapmıştır. Her evde ateş yakılması mecburiyettir. Günümüzde Zerdüştlük inancı pek fazla kalmamıştır.
Arkeolojik bulgular, çokkültürlü bir imparatorluğu işaret ediyor.
224, Sâsânîler kurulur. Dört yüzyıl hüküm süren Sâsânîler’in tarihinde Bizans ile (Doğu Roma İmparatorluğu) savaşlar önemli yer tutar. Yirmi altı yıl kesintisiz devam eden savaşlar sınır boylarınca çevre coğrafyalara yayılmıştır: Mısır, Doğu Akdeniz, Mezopotamya, Kafkasya, Anadolu, Ege Denizi ve hatta Konstantinopolis. 602-626 yılları arasındaki savaşları Sâsânîler; 626-628 yıllarında yapılan savaşları Bizans kazanır. Sonuç; barış anlaşması, kayıplar, kayıplar…
633, İslâm Peygamberi’nin dinine iman ile İslâm’ı yaymak amaçlı fetihler dönemi: Hz. Ömer döneminde Halid bin Velid (592-642) komutasındaki İslâm Ordusu, gücünü yitirmiş Sâsânîler’i teslim alır. 651, Hz. Osman dönemi ve Sâsânîler tarih sahnesinden silinirken; Zerdüştlük, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi ehli kitap sayılmışsa da Müslüman yöneticilerin zorlamasıyla İran coğrafyası halkı yüzyıllık dönem içinde İslâmlaştırılır.
750, Dört Halife dönemi sonrası önce Emevî Devleti ardından Abbâsîler kurulur. İran coğrafyası İslâmlaştırılmakla kalmamış aynı zamanda Araplaştırılmıştır. Arapça, Müslüman halkların resmî dili olmuş, Türklerin de “Araplaşma” süreci başlamıştır.
932, Büveyhîler, Araplaşma sürecine dur diyecektir. Yönetim ve ilim dili olarak Arapça ağırlığını korumuşsa da gündelik hayatta Farsça yeniden eski etki alanına kavuşmuştur. Örneklersek; İran tarihini destansı bir üslûpla Farsça anlatan “Şehnâme” bu dönem eseridir. Büveyhîler, Şiî olmalarına rağmen Sünnî olan Halife’yi değiştirmediler. Ülkede yaşayan Farslar Şafiî, ordunun omurgasını oluşturan süvari Türkler Hanefî’dir ve mevcut Halife sembolik yetkilere sahiptir.
İktidarın Farslar’a geçmesi yani Büveyhî Devletinin kuruluşu İran tarihinin kilometre taşlarından biri. İslâm düşüncesinin ve sanatının gelişimine büyük katkılar yapan Büveyhîler, İran ve Irak’ta hakimiyet sağlayan Deylemi kökenli İranî ve Şiî karakterli güçlü bir hanedandır. İlk önce Kuzey İran’a sahip olmuş daha sonra güneye çekilmişlerdir. Sâsânîler’in yıkılışı sonrası İran’ın büyük kısmını ele geçiren ilk bağımsız İranî devlettir. Büveyhîler ile birlikte din ve devlet işleri kesin ve keskin çizgiyle birbirinden ayrılmış; 1979 Mollalar Devrimi’ne kadar geçen sürede dinî kurumlar ve dinî şahsiyetler her dönemde sadece devletin emrinde görev yapmıştır.
1062, yönetimdeki Fars-Türk rekabetini fırsat bilen Büyük Selçuklu Devleti ilk hükümdarı Tuğrul Bey (990-1063) Büveyhî Devleti’ne son verir. İki yüzyıl süren Büyük Selçuklu ve Harzemşahlar dönemleri, İran’da Türk Hânedanları dönemidir. Türk Hânedanları döneminde yani 11-12. yüzyılda İran coğrafyası kültür, sanat, felsefe ve ilimde zirvededir; Mâverdî, Bîrûnî, İbn Sînâ, İbnü’l Heysem, Ömer Hayyâm, Yûsuf Has Hâcib, Kâşgarlı Mahmud, Nizâmülmülk, İmam Gazzâlî, Fahreddin Râzî, Ferîddüddin Attâr, Cezerî ve niceleri…
1220, Moğollar’ın Harzemşahlar’ı yenmesiyle Bağdat dâhil İran coğrafyası tarumardır.
1260, Moğollar hakimiyetleri sonrası Nasîrüddîn-i Tûsî ve Reşîdüddin Fazlullâh-ı Hemedânî vezirleriyle bölgede ikinci bir diriliş yaşatırlar. 1259’da kurulan ve Tebriz’e yakın “Merâga Rasathânesi”nde sadece astronomi değil İslâmî ilimlerde de üst seviye eğitimler verilmesi önemli bir göstergedir. Merâga’da yetişen ilim insanları sadece İran coğrafyasına değil bütün İslâm coğrafyasında etki sahibi olmuşlardır. Örneklersek; matematikçi Kutbüddîn Şirâzî (1236-1311) Anadolu’ya gelir, Sivas’ta kadılık yapar. Bu dönemde Şiîlik marjinal bir mezheptir ve daha çok Irak Arapları arasında yaygındır.
Moğollar sonrası coğrafyanın muhtelif kesimlerinde kısa dönemli küçük beylikler kurulur. Timur (1370-1405) Orta Asya’dan kopup gelir, İran şehirlerini yağmalar. Tebrizliler’i katleder; oysa Timur’da Tebrizlilerde Sünnî’dir!
1501, İran tarihinin dönüm noktası: Şah İsmâil (1487-1524) Anadolu’daki Şiî-Alevî Türkmenler yani (on iki parçalı kırmızı başlık takmalarına sebep) Kızılbaşlar’ın desteğiyle Tebriz’e girer ve annesinin de mensup olduğu Akkoyunlu Devleti’ne son verir. Böylece İran’da iki yüzyıldan fazla sürecek Safevîler Devleti dönemi başlar. Şah İsmâil, devleti hızla genişletir ancak Osmanlılar’a karşı mağlup olunca geri çekilir. Mağlubiyet sonrası, çoğunluğu Sünnî olan Türkler ve Farslar Şiîleştirilir; Şiîliğe geçmeyenler başka ülkelere sığınmak zorunda kalır.
1736, Safevîler yıkıldığında, Azerbaycan Türkleri ve Farslar arasında neredeyse tek bir Sünnî aşiret hatta aile kalmamış; Şah İsmâil’in (yani Türkler’in) yönetiminde Şiîleştirilmişlerdir.
1738, Horasan Türkleri’nden Nadir Şah, Afşarlar’ı kurarak Kuzey Hindistan’ı istila eder. Afgan istilaları ile yıkılan Safevîler’den sonra iktidarı önce Afşar, sonra Zend Hânedanları devralır.
1794, Kaçar Hânedanı iktidardadır.
1901, topraklarında ilk petrolün keşfiyle birlikte Rus-İngiliz rekabet alanı bir İran dönemi başlar.
1906, Kaçar Hânedanı anayasal monarşiye geçer. Başarılı olamaz ama 1925’e kadar hakimiyetini sürdürür.
1925, Pehlevî Hânedanı yönetimi ele geçirir. Pehlevî Hânedanı’nın kurucusu Rızâ Şah Pehlevî’dir (1878-1944). Bugün ABD’de ikâmet eden ve muhtelif senaryolarla ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilen Rızâ Pehlevî (1960-), devrik şah Muhammed Rızâ Pehlevî’nin (1919-1980) oğlu olup üçüncü kuşak.
1961, Beyaz Devrim. Pehlevîler, soygeçmişlerini Ahamenişler’e bağlayarak İran’da Fars olmayanlara karşı asimilasyon başlatır. Büyük petrol rezervi bulunmuş, üretime geçilmiştir. Yeraltından İran Hazinesine para fışkırmaktadır. Şah ve yakın çevresindekiler, hem elde ettikleri büyük petrol gelirleriyle devleti, orduyu ve iş hayatını modernleştirecek hem de küçük azınlık batı tarzı hayata angaje olacaktır. İşbu tablo sonucu; kurdukları SAVAK vb. istihbarat örgütleriyle de çoksesliliğe taviz vermeyip asimilasyonun yanında vatandaşlarına ikinci kez hayatı zehir etmek ihmal edilmez.
1974, “Pers İmparatorluğu’nun 2500. Yıldönümü Kutlamaları” muhteşem olduğunca şatafatlıdır.
1979, CIA destekli Fransa finansmanlı -kimin eli kimin cebinde dedirten- Ruhullah Humeynî’nin (1902-1988) “Dinî Lider”liğinde4 başlayan halk ayaklanmasıyla gelen “İran İslâm Cumhuriyeti” bugün tüm kurumlarıyla ülkede tek sestir.
1988, ikinci “Dinî Lider” Ali H. Hamaney (1939-2026) olacaktır.
2026, üçüncü “Dinî Lider” Mücteba H. Hamaney (1969-) direksiyondadır. Oğul Hamaney’in babası tam otuz altı yıl (1989-2026) “dinci ideoloji”nin patronuydu. Bir baskı rejiminin nefret üreten sembol ismi olmak kolay olmasa gerek! Ne pahasına olursa olsun molla rejimini korumak, ne pahasına olursa olsun nükleer silahlara sahip olmak5 için İran halkını değersizleştiren eli kanlı bir figürün yerine geçmek? İran ekonomisinin büyük bölümü -düzenli ordudan ayrı- Devrim Muhafızları’nın kontrolündedir. Bu yapı; sadece askerî bir kurum değil bir yandan, “Besic” gibi, halkı terörize edip tutukluyor, hapse atıyor hatta öldürüyor öte yandan dinî vakıflarıyla, petrol-iletişim-inşaat-liman şirketleriyle devasa bir holding.
Persler’den günümüze İran; özgül ağırlığı özgür ağırlığında fazla bir ülke.
1979’dan bugüne katı bir Dünya ambargosu ile varlığını sürdürmekteyse de…
“2026 Dünya askerî güç sıralaması”nda6 on altıncı sırada gösterilmekteyse de…
ABD-İsrail ittifakını mağlup etmesi mümkün değilse de…
İran, petrolüyle de global rafineri sisteminin çekim merkezinin “ortasında”dır. Ham petrol, sabit/standart nitelikli bir ürün değildir; farklı hidrokarbonlardan oluşur ve değeri “API-American Petroleum Institute gravity/yoğunluk derecesi” ile belirlenmekte; petrol endüstrisinde, ham petrolün kalitesini ve yoğunluğunu tanımlamak için “Iranian Light” terimi kullanılmaktadır. İran petrolü yani “Iranian Light” 33-36 yoğunluk derecesi ve %1,3-1,5 kükürt oranıyla dizel ve jet yakıtı için -özellikle ABD ve Venezüella petrollerine kıyasla- yüksek kaliteli ve işleme maliyeti ekonomik bir ham petroldür.
Katar ve Suudi Arabistan’ın petro-kimya tesislerini ve bu ülkelerle çevre ülkelerdeki (BAE, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün) ABD üslerini vurdu (Bu bağlamda ABD’ye ve yapay zekâ yatırımlarına akan Körfez sermayesi vurgun yerken; denizden içme suyu elde etme tesisleri vb. hesaplanamayan stratejik vuruşlar sırada olsa gerek)…
Hürmüz Boğazı’nı -Körfez petrolünü Asya pazarlarına bağlayan, Dünya petrolünün beşte birinin geçiş noktasını- kapattı…
Ali H. Hamaney’in yerine oğlunun seçimiyle Rejimden zerre taviz vermedi…
Tarihte eşi yok bir devlet yapılanmasıyla karşı karşıyayız; teorisinden felsefesine, gerekçesinden kurumlarına tarihin derinliklerinde şekillenmiş bir devlet. Fars milliyetçiliği; hafızası diri ama kapalı bir antiemperyalist yapı. Şiîlik, yapıştırıcı gücü ve soydan önce gelen baştacı kimliği.7 (Sünnî karşıtı politikalarında tavizsizdir.)
Bu savaşın, kaybedeni olması da imkânsız!
İran’ın kötü yönetimini eleştirmek/lanetlemek başkadır, yüz altmış beş masum kız çocuğunu öğretmenleriyle birlikte okullarında katleden iki global haydutu haklıymışcasına konumlandırmak başkadır. Üstelik global haydutların derdi, İran halkının kötü yönetilmesi değil “duygusal”dır!8
İran/İranlılar farklıdır, Araplar’a benzemezler. Örneklersek: Sınır kapılarımıza bakmalı; Suriyeliler gibi ülkelerini terk etmez, Rejime karşı da savaşa karşı da dimdiktirler.
Geleceğin şifreleri, Rejim karşıtı İran Gençliği’nın pankartlarında saklı; Dünya “Yahudi Masalları”na inanmaktan vazgeçinceye ve dinler tarihe karışıncaya kadar Dünyada barış ve huzur olmayacaktır.
Sözün özü; “ser9 verip sır vermeyen yiğit”tir İran.

1962, İzmir doğumlu. İşletme eğitimli. Danışmanlık şirketi kurucu ortağı. DEİK Türkiye-Tanzanya İş Konseyi Kurucu Başkanlığı yaptı (2011). Tanzanya İşbirliği Forumu Başkanı (2014-). Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Afrikatürk dergisini projelendirdi ve yayımladı (2019). Afrika Menekşesi adlı öyküsü, Tarık Dursun K. Öykü Ödülü’nde “yayımlanmaya değer” bulundu (2019). Dünya Siyasetinde Afrika adlı akademik kitap serisinin bölüm yazarlarından (2020-). Afrika Şiiri’ne dair ülkemizdeki en kapsamlı araştırma-incelemeyi yaptı ve yayımladı (2021). Afrika üzerine yazıyor, seminerler veriyor, arada Afrika’da yaşıyor.
zekeriyasimsek35@gmail.com
- Sîmîn Behbehânî (2015), İran Şiiri Antolojisi (Çev.Mehmet Kanar), İstanbul: YKY Yayını.
- Persler hakkında ayrıntılı bilgi için: Daryaee, Touraj (editör, 2024) İran Tarihi (Çev. C.Güneş İspir), İstanbul: Aram Yayını.
- Herodotos (2019, Tarih (Çev.Müntekim Ökmen), İstanbul: İşKültür Yayını.
- Devrim Rehberliği Kurumu; Velayeti Fakih ilkesi gereğince yetkisi Cumhuriyet Kurumlarının tümünün üstünde olan İran’a özgü “Dinî Liderlik” makamıdır. Hem Anayasa hem de Dinî Meşruiyet bağlamında, Devrim Rehberi yani Dinî Lider tüm kurumlarıyla devletin tek hakimidir.
- İran mollaları, “takıyye ustası”dır. Takıyye; korunmak, gizlenmek, sakınmak anlamına gelmekle birlikte “ikiyüzlülüğü” de meşrulaştırma faaliyeti/sığınağı, bir nevi gizli silah yani. Tehlike altında gerçek inancını saklamak? Şiîlikte imanın esaslarından biri, bir mezhep/inanç ilkesi; takıyyeyi terk etmek namazı terk etmekle eşdeğer gibi.
- globalfirepower.com, erişim tarihi: 11 Mart 2026. Listede 1.ABD, 9.Türkiye, 15.İsrail.
- İran, Şiî devletler ve topluluklar (Bahreyn, Irak, Yemen, Lübnan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan Şiîleri) nezdinde güçlü bir itibara sahiptir. İran’ın, İran dışında vekil güçler oluşturması ve onları kullanması Rejimin motivasyonudur.
- İran, ABD’nin tarihindeki denizaşırı ilk müdahale alanıdır: 1951’de başbakan olan Muhammed Hidâyet Musaddık (1882-1967), öncelikli icraat olarak İngilizler tarafından işletilen petrol rafinerisini kamulaştırdı. Bunu sindiremeyen İngiltere, ABD ile işbirliğiyle Kum kentindeki mollaları, nüfuzlu işadamlarını ve generalleri satın alarak jet hızıyla 1953’de Musaddık’ı indirip Roma’ya kaçmış olan Muhammed Rıza Pehlevî’yi yeniden iktidara taşıdı.
- “Ser” sözcüğü Farsça’dır!






































