2 Şubat 2026, Pazartesi
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    venezuela - maduro

    From Monroe to Trump: Imperialist Banditry in the Guise of “Goodwill” — The Oil War Launched Against Venezuela

    balkans and yugoslavia

    The Day My Country Died: A Balkan Memory and the Failure of Socialist Yugoslavia

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    canada's & US

    U.S. Dependence and China Engagement: Canada’s Economic Balancing Act

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    think tanks

    Düşünce Kuruluşları (Think Tanks): Tarihsel Gelişim, İşlevleri, Eleştiriler ve Gelecek Perspektifleri

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    kürt sorunu

    Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    venezuela - maduro

    From Monroe to Trump: Imperialist Banditry in the Guise of “Goodwill” — The Oil War Launched Against Venezuela

    balkans and yugoslavia

    The Day My Country Died: A Balkan Memory and the Failure of Socialist Yugoslavia

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    Why the U.S. is Losing to China — and Why Capitalism Is the Real Problem

    canada's & US

    U.S. Dependence and China Engagement: Canada’s Economic Balancing Act

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    temel demirer

    Sanat(çin)in Yükümlülüğü*

    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    think tanks

    Düşünce Kuruluşları (Think Tanks): Tarihsel Gelişim, İşlevleri, Eleştiriler ve Gelecek Perspektifleri

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş

Davos’un Hâkimi: Trump, Avrupa Birligi ve Çöken Transatlantik Düzen

Dr. Jan Campbell
23 Ocak 2026
Okuma süresi: 16 dakika
A A
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşPinterest'te PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsApp'ta PaylaşTelegram'da PaylaşE-Mail ile Paylaş
Dr. Jan Campbell

Bu, yalnızca Davos için değil, genel anlamda da tarihî bir andı. Salı günü 56. Dünya Ekonomik Forumu’nun açılışını, kurucu ve simge isim Klaus Schwab değil, Amerikalı finans yöneticisi Larry Fink yaptı. Kurucu Schwab’ın ayrılmasının ardından, krizlerle sarsılan Dünya Ekonomik Forumu’nun liderliğini devralan Fink, açılış konuşmasını şu soruyla daha da çarpıcı hâle getirdi: “Bu salonun dışında, burada ne yaptığımız gerçekten kimsenin umurunda mı?”

Bu satırların yazarı ise salonun dışındaki ilginin zaten fazlasıyla yeterli olduğunu varsaymaktadır; çünkü Davos’ta, üniformalı ve üniformasız polislerin koruması altında, kamuoyundan gizlenen ve narsistik eğilimler taşıyan yüzlerce kişi bulunmaktadır. Bunların arasında, çarşamba öğleden sonraya kadar beklemek zorunda kaldıkları kişi de vardı: Başkan Trump.

İlgili İçerikler

İsveç’in Ukrayna’dan Sonra Yeni Bir Vekâlet Savaşı Alanı Olma Riski

Avrupa’da Yeni Bir Savaş Kaçınılmaz mı? l Martin Armstrong’un 2032 Uyarısı

Donald Trump

Neredeyse tüm yönetim kadrosunu kapsayan, eşi benzeri görülmemiş büyüklükteki Amerikan delegasyonunun lideri olarak Trump, aynı zamanda Avrupa kamuoyuna yönelik büyük ölçekli bir psikolojik operasyonun da başındaydı. Saat tam 13.48’de başlayan ve yaklaşık 72 dakika süren uzun konuşmasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin gezegenin ekonomik motoru olduğunu, Avrupa’nın doğru yönde ilerlemediğini ve Avrupa’nın kendi güvenliği ile ekonomisine çok daha fazla yatırım yapması gerektiğini defalarca yineledi. Bununla birlikte Trump, ABD olmadan Avrupa’nın hiçbir şey olduğunu ve bazı ülkelerin Amerika olmadan hiç var olmayacağını açıkça dile getirdi. Amerikan başkanının ağzından çıkan bu tür sözler görmezden gelinebilir mi?

Trump, Davos’taki üçüncü konuşmasında (daha önce 2018 ve 2020 yıllarında konuşmuştu) “Önce Amerika / America First” temasını bir kez daha işledi ve İsviçre’ye seyahat ederken duyduğu coşkuyu özellikle vurguladı. 21 Ocak 2026’da Twitter’da şu ifadeleri paylaştı: “Devlet başkanları ve iş insanlarıyla bir araya gelmek, doğru siyasi adımlar atmak ve yüz milyarlarca doları ABD’ye geri getirmek için Davos’a gidiyoruz.” Mesajını şu iddialı sözlerle tamamladı: “Artık evrende açık ara bir numarayız!”

Konuşmasında Grönland konusuna da geri döndü; bu sırada Grönland’ı İzlanda ile karıştırdı. ABD’nin Grönland’ın geleceği hakkında derhal müzakerelere başlaması gerektiğini ima etti ve kendisini bir “barış yapıcı / peace maker” olarak tanımlayarak askerî güç kullanmayı planlamadığını söyledi. Bir gün önce Trump, bu konuya ilişkin bir dizi görüşmenin başlayacağını duyurmuş ve sonuçların hem NATO’yu hem de Amerika Birleşik Devletleri’ni memnun edeceğini ifade etmişti. Hatırlatmak gerekir ki Grönland krizi, AB–ABD ve NATO ittifakının kuruluşundan bu yana yaşadığı ilk iç bölünme değildir. Batılı ülkeler arasındaki ilişkiler uzun süredir gergindir. ABD’nin Grönland üzerindeki kontrolü konusundaki anlaşmazlık, Washington ile Avrupa arasındaki gerilimler tarihinin yalnızca son halkasıdır:

Süveyş Krizi. Vietnam Savaşı. Euromissile Krizi. Irak’ın işgali. Yasa dışı iadeler. Rusya–Ukrayna çatışması. Ulusal güvenlik anlayışı. Gümrük ve fiyat savaşları.

Trump yine de ABD olmadan Avrupa’nın hiçbir şey olduğunu ve bazı ülkelerin Amerika olmadan var olamayacağını tekrarladı. İsviçrelilere, Amerika olmasaydı İsviçre’nin bugün bildiğimiz İsviçre olmayacağını hatırlattı; ülkenin zenginliğini, Amerikalılara vergiden muaf saat satabilmesine bağladı ve 31 Temmuz 2025 tarihli gümrük tarifesiyle ilgili kötü şöhretli röportajın yeniden gündeme gelmemesi için Federal Konsey üyesi Karin Keller-Sutter’i defalarca taklit etti. Amerikan başkanı bu sözleri söylerken, Avrupa Birliği bunları gerçekten görmezden gelebilir mi?

Trump’ın Davos’taki konuşmasının ana tezleri

Amerika Birleşik Devletleri, Grönland’ı (bir parça buz olarak nitelendirilen bölgeyi) elde etmek için askerî güç kullanmayı planlamadığını, ancak derhal müzakerelere başlanmasında ısrar ettiğini ifade ediyor. Washington’un Grönland’a olan ilgisi doğal kaynakların çıkarılmasından ziyade güvenlik gerekçelerine dayandırılmaktadır bu kapsamda Altın Kubbe füze savunma sisteminin konuşlandırılması ve tehlikeli rakiplerin caydırılması hedefleniyor.

Hem Vladimir Putin’in hem de Volodimir Zelenskiy’nin çatışmanın çözümüne yönelik bir anlaşmaya varmak istediği belirtiliyor. Trump’a göre Ukrayna meselesiyle Amerika Birleşik Devletleri değil, Avrupa ilgilenmelidir.

Trump, Avrupa Birliği’nin yanlış bir yönde ilerlediğini, hatta bazı kısımlarının artık tanınmaz hâle geldiğini savunuyor. Ona göre temel sorunlar; sürekli artan kamu harcamaları, kontrolsüz kitlesel göç ve bitmek bilmeyen ithalattır.

Washington, uğradığı zararları telafi etmek ve kendi çıkarlarını korumak amacıyla diğer ülkelere gümrük vergileri uyguladığını belirtiyor. Trump’a göre bu önlemler, ABD’nin giderek büyüyen ticaret açığını şimdiden radikal biçimde azaltmayı mümkün kılmıştır.

Amerikan müdahalesinin ardından Caracas ile yürütülen iş birliği son derece değerli görülmektedir. Trump, ülkenin önümüzdeki altı ayda, son yirmi yılda elde ettiğinden daha fazla kazanç sağlayacağını öngörmektedir.

Yakın zamanda düzenlenen bir baskında ABD ordusunun, daha önce kimsenin hiç duymadığı silahlar kullandığı ifade edilmiştir. Trump bu silahların etkisini şu sözlerle tanımlamıştır: “Karşı taraf ateş emri verdi, ama hiçbir şey olmadı.”

Halihazırda kullanılan Yöntemler

  • AB–ABD ticaret anlaşmasının askıya alınması. Ursula von der Leyen, ABD ile AB arasında %15 gümrük vergisi öngören ticaret anlaşmasının istikrar ve öngörülebilirlik sağlamayı amaçladığını ima etti. Avrupa Parlamentosu ise anlaşmaya ilişkin oylamayı erteleme kararı aldı.
  • ABD’ye karşı 93 milyar avro tutarında gümrük vergisi uygulanması (henüz hayata geçirilmedi). Bu kapsamda motosikletler, sığır eti, viski ve turunçgiller gibi sanayi ve tarım ürünleri gündeme gelmiştir.
  • Diplomatik baskı. AB liderlerinin sözde birleşik ve tavizsiz bir diplomatik tutum sergilediği; Fransa, Almanya ve diğer müttefiklerin gümrük tehdidini kabul edilemez ve hukuka aykırı olarak nitelendirdiği ifade edilse de, Avrupa Komisyonu diplomatları ABD hükümetinin argümanlarını ve Washington’un bireysel bürokratlar, siyasetçiler ile sözde “kolaylaştırıcılar” üzerinde sahip olduğu baskı araçlarını etkisiz hâle getirememektedir.

Henüz denenmemiş, belirsizlik içeren yöntemler

Baskıya Karşı Araç (ACI – 2023/2675 sayılı Tüzük), kamuoyunda “ticaret bazukası” olarak da anılan bir mekanizmadır. 27 Aralık 2023 tarihinde yürürlüğe giren bu hukuki düzenleme, Avrupa Birliği’ni ekonomik baskı ve zorlamalara karşı korumak üzere tasarlanmıştır. Ancak bugüne kadar hiç uygulanmamış olması, özellikle transatlantik ilişkiler bağlamında etkilerinin ve sonuçlarının öngörülemez kalmasına yol açmaktadır.

ACI, Avrupa Birliği’ne aşağıdaki yetkileri tanımaktadır:
a) Özellikle finans sektöründe faaliyet gösteren ABD merkezli şirketlere kısıtlamalar getirilmesi,
b) Belirli Amerikan kuruluşlarıyla yapılan işlemlerde euronun kullanımının sınırlandırılması,
c) Mal ve hizmet ithalatına yönelik kısıtlayıcı önlemler alınması,
d) Ekonomik baskı uyguladığı değerlendirilen kişi veya kurumlara karşı hedefli yaptırımların devreye sokulması.

Bilinmeyen, çünkü henüz test edilmemiş araçlar

Anti-Coercion Instrument (ACI) / Baskıya Karşı Araç (ACI – 2023/2675 sayılı Tüzük), diğer adıyla “ticaret bazukası”, 27 Aralık 2023 tarihinden bu yana yürürlükte olan bir hukuki mekanizmadır. Bu enstrüman, Avrupa Birliği’ni ekonomik zorbalığa karşı korumak amacıyla tasarlanmıştır. Ancak bugüne kadar hiç kullanılmamış olması, özellikle transatlantik ilişkiler bağlamında uygulanmasının sonuçlarını belirsiz kılmaktadır.

ACI, Avrupa Birliği’ne şu yetkileri tanımaktadır:

  • Özellikle finans sektöründe faaliyet gösteren Amerikan şirketlerine kısıtlamalar getirmek,
  • Belirli ABD’li kuruluşlarla yapılan işlemlerde Euro’nun kullanımını sınırlamak,
  • Mal ve hizmet ithalatına yönelik kısıtlamalar uygulamak,
  • Belirli kişi veya kurumlara karşı hedefli yaptırımlar devreye sokmak.

Anti-Coercion Instrument (ACI) / Ekonomik Zorlamaya Karşı AB Ticaret Önlemi, Avrupa Birliği’ne, kendisine karşı yasa dışı ekonomik baskı uyguladığı düşünülen kişi veya kurumlara yaptırım uygulama imkânı tanır.

Bu araç, Litvanya’nın 2021 yılında Çin’i ihracatı engellemekle suçlamasının ve Vilnius yönetiminin Tayvan’a ait bir diplomatik ofisin açılmasına izin vermesinin ardından gündeme gelmiştir. Söz konusu olay, AB’ye ekonomik baskılara karşı nasıl bir karşılık verilebileceğine dair somut bir çerçeve sunmuştur.

ACI, yetkililer tarafından son derece güçlü, hatta “nükleer bir seçenek” olarak değerlendirilmektedir. Bunun nedeni, Avrupa Birliği’nin 450 milyonluk tek pazarı içinde geniş kapsamlı ticari önlemler alma yetkisi tanımasıdır. Bu aracın Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı kullanılması, AB açısından bir ilk olacaktır. ACI’nin, Trump’ın son ticaret tehditlerine karşı devreye sokulması hâlinde ise, büyük olasılıkla karşılıklı misilleme tarifeleri uygulanacaktır.

Grönland bağlamı

Grönland dosyası, 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren Danimarka, İsveç, Fransa, Almanya, Hollanda, Finlandiya, Birleşik Krallık ve Norveç dâhil olmak üzere sekiz Avrupa ülkesine %10 oranında gümrük vergisi uygulanması tehdidini içermekteydi. Bu oranın, ABD’nin Grönland’ı satın alabilmesine kadar haziran ayına dek %25’e çıkarılması planlanıyordu. Ancak Başkan Trump, 21 Ocak’ta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte (1967) ile yaptığı görüşmenin ardından bu tehdidi geri çekti.

Başkan Trump’ın hem beklenen hem de bir o kadar beklenmedik bu tutum değişikliği, iki ismin narsisizmi ve hukuken açıklanması güç bir küstahlıkla ilişkilendirilmektedir. Rutte, NATO üyesi ülkelerin onayı olmaksızın onlar adına hareket edemezken; ABD Silahlı Kuvvetleri’nin ve fiilen NATO’nun başkomutanı konumundaki Trump, NATO’da parayı kimin ödediğini ve müziği kimin sipariş ettiğini açıkça göstermektedir.

ABD gibi üçüncü bir ülkenin aldığı önlemlerin bu koşulları karşılayıp karşılamadığı ise her vaka için ayrı ayrı değerlendirilir. Bunun nedeni şudur: Avrupa Birliği’ne veya bir üye devlete yönelik ekonomik baskılar, siyasetin hemen her alanını etkileyebilir ve mevzuat değişiklikleri, resmî ya da gayriresmî adımlar veya bilinçli bir eylemsizlik biçiminde ortaya çıkabilir. AB’nin ilgili ACI aracı ve politikası, baskının kaynağından ya da üçüncü ülkenin kimliğinden bağımsız olarak geçerliliğini korur.

Trump’ın, ulusal güvenlik ve Altın Kubbe savunma sistemi gerekçesiyle Grönland’ı elde etme motivasyonu ve Danimarka’nın, Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge olan Grönland’ı devretmemesi hâlinde, yalnızca AB üyesi ülkeleri değil, aynı zamanda AB dışındaki Birleşik Krallık ve Norveç’i de gümrük vergileriyle hedef alacağı yönündeki uyarısı, Avrupalı siyasetçiler ve NATO temsilcileri arasında şok etkisi yarattı.

Bu uyarılar, AB liderlerini perşembe akşamı Brüksel’de olağanüstü bir zirve düzenlemeye sevk etti. Zirvede, büyük olasılıkla daha önce hazırlanmış ve yaptırımlara konu olabilecek Amerikan ürün ve hizmetlerine ilişkin listenin ele alınması beklenmektedir. Ancak Avrupa Birliği, Avrupa Komisyonu ve NATO içindeki görüş ayrılıkları dikkate alındığında, önceden hazırlanmış senaryoların, baskıya karşı ACI aracının devreye sokulması için gerekli tüm koşulların kesin olarak karşılandığı ya da karşılanacağı anlamına gelmeyebileceği de göz ardı edilmemelidir.

Özel sektörün olası tepkileri

Danimarkalı emeklilik fonu AkademikerPension, ay sonuna kadar ABD devlet tahvili piyasasından tamamen çıkmayı planlamaktadır. Resmî gerekçe, Başkan Donald Trump’ın politikalarının artık göz ardı edilemeyecek düzeyde kredi riskleri yaratmış olmasıdır. AkademikerPension Yatırım Direktörü Anders Schelde, salı günü Bloomberg’e yaptığı açıklamada, ABD’nin esasen güvenilir bir borçlu olmadığını ve uzun vadede Amerikan kamu maliyesinin sürdürülemez bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.

Yaklaşık 25 milyar dolar tutarında üniversite çalışanlarının emeklilik birikimlerini yöneten AkademikerPension, 2025 yılı sonunda ABD devlet tahvillerinde yaklaşık 100 milyon dolar tutarında varlık bulunduruyordu.

Lærernes Pension fonu ise, Grönland çevresinde yaşanan gerilim tırmanmadan önce ABD varlıklarına olan maruziyetini radikal biçimde azaltmıştı. Fon, bu kararını ABD borcunun sürdürülebilirliğine ilişkin kaygılar ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bağımsızlığının tehdit altında olduğu yönündeki endişelerle gerekçelendirdi.

Yaklaşık 120 milyar dolar tutarında emeklilik varlığı yöneten PFA fonu da, ürün ve portföy ayarlamaları kapsamında paylarını yakın zamanda azaltmıştır. FinansWatch sitesine göre, Pædagogernes Pension fonu ise devlet tahvillerini elden çıkardıktan sonra, likit olmayan Amerikan varlıklarına yönelik yeni stratejiler geliştirmeyi durduracağını açıklamıştır.

Danimarkalı fonların attığı benzer bir adım, İsveç emeklilik fonu Alecta tarafından da atılmıştır. Alecta, 2,8 milyon bireysel müşterinin ve 37 bin şirketin emeklilik güvencesini sağlamakta olup, yaklaşık 145 milyar ABD doları değerinde varlığı yönetmektedir. Bu gelişmeler bana, pek çok insanın her şeyin fiyatını bildiği ama hiçbir şeyin değerini bilmediği zamanları hatırlatıyor.

Peki, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük ticaret ortağıyken; aynı zamanda ABD devlet tahvillerinin en büyük — ya da en büyüklerden biri — yatırımcısıyken ve Afrika ile Orta Doğu gibi bölgelerde ABD’nin küresel stratejisinde kilit bir konuma sahipken ne yapacaktır?

Üstelik Avrupa, temel ekonomik ve güvenlik çıkarlarını ABD’nin emperyal dayatmalarına zaten feda etmişken; büyük güçler arasındaki güven neredeyse tamamen ortadan kalkmışken ve ilişkiler askerî güç tehdidi içeren sert bir pazarlık aşamasına gelmişken.

Gerçek şu ki, Trump’ın bir yıl önce Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana, başkan dünya genelinde pek çok yerleşik kuralın aşınmasına yol açan ve Çin’i de etkilemesi muhtemel bir dizi karar almıştır.

NATO ile bağlantılı, tam anlamıyla gerçekçi olmayan tepkiler

18 Ocak gecesi The Economist, son ve en radikal seçenek olarak Avrupa’daki Amerikan askerî üslerinin kapatılmasının dahi gündeme alındığını yazdı. Ardından The Times, Almanya’nın en azından kendi topraklarındaki Amerikan üsleri için ödediği kira bedellerini ciddi ölçüde artırabileceğini aktardı.

NATO’nun fiilen komada olduğu bu spekülatif tepkileri daha fazla sıralamayacağım. Peki neden “komada”?

Ukrayna’nın Rusya ile yaşadığı çatışmada askerî yenilgiye uğraması, farklı cephelerde yıllardır süren antropolojik savaş bağlamında NATO’nun da yenilgisi anlamına gelecektir.

Buna ek olarak, söz konusu yenilginin eşiğinde Pentagon, ABD’nin NATO’nun 30 ayrı yapısındaki katılımını azaltma kararı almıştır. Toplu bir çekilme yerine, görev süresi dolan personelin yerini doldurmama yoluna gidilecektir. Bununla birlikte, ABD’nin bu faaliyetlere katılımının tamamen sona ermeyeceği özellikle vurgulanmaktadır.

Avrupalı siyasi liderlerin görünüşte irrasyonel, gerçekte ise neredeyse intihara varan tutumları basit bir gerçekle açıklanabilir: Sözde elitler, güçlerini ve meşruiyetlerini aldıkları transatlantik sisteme derinden bağlıdır. Bu sistemi tehdit altında görmekte ve bedeli Avrupa’nın egemenliğinin ya da topraklarının kaybı olsa bile, onu neredeyse her pahasına savunmaya hazır görünmektedirler.

Başkan Trump, çevresi ve onları iktidara taşıyan aktörler, Avrupa ve NATO elitlerinin bütçesine ağır bir darbe indirmiştir. Nihai fatura henüz kesilmemiştir, ancak kesilecektir. Bu durum, Trump başkan olsun ya da olmasın geçerliliğini koruyacaktır. Başkan Yardımcısı JD Vance, güçlü siyasi danışman Stephen Miller, siyasetçi, diplomat ve hukukçu Marco Antonio Rubio — sadece birkaçını saymak gerekirse — yakın gelecekte sahneden çekilmeyecektir. Bu isimler, Trump Beyaz Saray’dan ayrıldıktan sonra da onun temsil ettiği çizgiyi sürdürecek; Brüksel ise Avrupa’nın stratejik özerkliği hayalini kurmaya devam edecektir.

Sonuç

Gercek şu ki, söylemde bağımsızlık savunulsa da, pratikte Avrupa hükümetleri Trump’a karşı sistematik olarak geri adım atmıştır: NATO askerî harcamaları önce %3’e çıkarıldı, bugün ise herkes %5’e ulaşmaya çalışıyor. Üstelik bu paranın büyük kısmı Amerikan silah şirketlerine gidecek. Buna ek olarak, baskıcı ticaret koşulları kabul edildi ve Ukrayna’daki savaş ile yeniden inşanın mali yükü üstlenildi

Günümüz Avrupalı liderlerinin uzun zamandır ulusal, hatta Avrupa çıkarları çerçevesinde düşünmeyi bıraktıklarını; bunun yerine, ölmekte olan Batı hegemonyası sistemini ya da sözde “kurallara dayalı düzeni” ve bu düzenin kendilerine alt-emperyal bir rolde sağladığı ayrıcalıkları koruma hedefinə bağımlı hâle geldiklerini fark ettiğimizde, görünüşteki irrasyonel davranışları anlam kazanıyor.

Avrupalıları asıl kaygılandırması gereken, ABD’nin Avrupa’dan çekilmesi ya da NATO’nun dağılması ihtimali değildir. Asıl sorun, gerçek bir özerkliğe kapı aralayabilecek bir sürece vatandaşların nasıl dâhil edileceğidir. Ancak tablo bunun tersini göstermektedir: Bilgi yanılsaması ve NATO üyesi ülkelerin liderlerinin dar dünya görüşü — ki bu anlayış ABD’den bağımsız hareket etmeyi engellemektedir — Avrupa’yı, Washington’un Moskova ve Pekin ile yeni küresel blokların yönetimi konusunda uzlaşmasından sonra bile, bağımlı ve ikincil bir konumda tutacaktır

Hatırlatmak isterim ki Başkan Putin, Davos’ta bugün imzalanan Barış Konseyi tüzüğüne katılma daveti için meslektaşı Trump’a teşekkür etmiş ve Filistinli muhatabı Mahmud Abbas’a, Rusya’nın önceki Amerikan yönetimi tarafından dondurulan varlıklarından yeniden inşa için 1 milyar dolar göndermeye hazır olduğunu söylemiştir.

O zamana kadar herkesin, Amerikan liderliğinde şekillenen yeni dünya düzeninin farkına varması gerekir. İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis’in de ifade ettiği gibi, ‘Sabah geçerli olan bir şey, akşam artık geçerli olmayabilir.’ Hiç kimse — Başkan Trump dâhil — bu yeni döneme tam anlamıyla hazır değildir. Ancak herkes bir gerçeğin farkındadır: Geri dönüş yoktur. Bu nedenle İsviçre, Çekya ya da Avusturya gibi küçük ülkelerin, gücün hukuka üstün geldiği bir dünyada kendilerini nasıl koruyabileceklerini kavramaları hayati önem taşımaktadır.

Bu nedenle, Heritage Foundation tarafından yayımlanan 900 sayfalık Project 2025 adlı stratejik belgenin incelenmesini öneriyorum. Söz konusu belge, Trump’ın ikinci dönem yönetiminin ideolojik çerçevesi olarak görülmekte ve şu soruya yanıt aramaya yardımcı olmaktadır: Davos’un merkezinde yer alan Başkan Trump nasıl anlaşılmalı ve onunla nasıl bir yol izlenmelidir?

Bu nedenle Heritage Foundation tarafından yayımlanan 900 sayfalık Project 2025 adlı stratejik belgeyle tanışılmasını öneriyorum. Bu belge, Trump’ın ikinci yönetiminin ideolojik temeli olarak görülmekte ve Davos’un hâkimi olan Başkan Trump’ı nasıl anlamak ve onunla nasıl hareket etmek gerektiği sorusuna yanıt bulmaya yardımcı olabilir.

Bu makalenin yazarı her şeyi bilen bir dede olmadığı için, söz konusu belgeyle tanışılmasını önermektedir. Belgenin ortak yazarlarından biri, Beyaz Saray’a yakın olmakla birlikte hükümetten bağımsızlığını özellikle vurgulayan ekonomist Diana Furchtgott-Roth’tur. Kendisi yakın Amerikan tarihinde görev yapan tüm Cumhuriyetçi başkanlar için çalışmış ve Avrupa’yı zor ekonomik dönemlerin beklediğini öngörmektedir. Katılmak zorunlu değildir.

Dr. Jan Campbell

Jan Campbell, Çek kökenli bir Alman vatandaşı ve analisttir. 1946 yılında doğmuştur. Kasım 2014’e kadar Bonn merkezli Campbell Concept UG’nin yöneticiliğini yapmış, aynı zamanda Prag Ekonomi Üniversitesi’nin (Vysoká škola ekonomická v Praze) İşletme Fakültesinde yardımcı doçent olarak görev almıştır.

Pandemiye kadar ayrıca çeşitli yabancı üniversitelerde misafir akademisyen olarak çalışmıştır. 1990’ların başında, diğer görevlerinin yanı sıra, TACIS Programı için AB Koordinasyon Ofisi’nin başkanlığını yürütmüş ve Kırgızistan Cumhuriyeti’nde iki başbakana Avrupa Birliği danışmanı olarak hizmet vermiştir.

Bunun yanında Birleşik Krallık, İtalya, İsviçre, Malezya, SSCB, Kırgızistan, Kazakistan, Rusya, Çek Cumhuriyeti ve Almanya Federal Cumhuriyeti dâhil olmak üzere birçok ülkede çalışmıştır. Rusya’da Ural Devlet Tarım Üniversitesi tarafından kendisine fahri profesör unvanı verilmiştir.

Slovakya’da ise 2014 yılında, özellikle ulusal ve uluslararası medyada geçmiş ve güncel olaylara getirdiği tamamen yeni bakış açıları ile çok sayıda uluslararası ve ulusal kamu ve özel kuruluşta yürüttüğü mesleki çalışmaları nedeniyle Altın Biatec Ödülü’ne layık görülmüştür.

İlgili İçerikler

Isvecin Nato üyeligi
ABD

CIA ve Küresel Eroin Ticaretinin Doğuşu (Bölüm 1: Avrupa)

Editoryal

Editoryal Bir Çağrı Değerli Görüş Okuyucuları, Hızla akan gündemin, kaotik bir dünyanın, yüzeysel ve kakofonik tartışmaların ve kolay cevapların arasından...

Turan Altuner
Avrupa

Avrupa Birligi Otoriterleşiyor mu? Fikir Suç Oldu, Yaptırım Normalleşti

Turan Altuner

Bir dönem Türkiye’de kendilerine “liberal” diyen bazı aydınlar, AKP iktidarının faşizan politikalarını açıkça dile getirmekten bilinçli olarak kaçınıyorlardı. Bunun yerine...

savas kiskirticilari

Savaş Kışkırtıcılarının Büyük Bölümü, Ruhsal Olarak Körelmiş İnsanlar

avrupa birligi - ABD iliskileri

ABD–Avrupa İlişkileri: Felakete Sürükleyen Bir Dostluk

IRKCILIK

Neoliberalizmin Yıktığı Düzende Faşizmin ve Öjenik İdeolojinin Yükselişi

Finlandiya

Finlandiya: Neo-Conların Rusya ve Amerika’yı Çatışmaya Sürükleme Planı

Turan Altuner

Toplumsal Piyasa Ekonomisi: Düşünürleri, İlkeleri ve Pratik Uygulamaları

Zekeriya Simsek

Dünyanın Denetimli Serbestlik Hâlleri: Uluslararası Kuruluşlar Ne İşe Yarar?

Son Makaleler

kürt sorunu
Politika

Penguen Olma Yanılsaması: Çoğunluk, Güç ve Kürt Meselesi

Çisel Aktimur

Hayatı boyunca devletin ya da çoğunluğun çizdiği sınırlar içinde düşünmüş olmak, yalnızca bir politik tercih ya da ideolojik aidiyet meselesi...

temel demirer

VENEZÜELLA: DÜN, BUGÜN VE…

militanlik ve nese

12 Eylül Sonrası Sürgünlük ve Neşeli Militanlık

militanlik ve nese

Borç Kıskacında Küresel Güvenlik: Ekonomik Bağımlılıktan Stratejik Çatışmaya

KATEGORİLER

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

SAYFALAR

  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • İletişim | info@gorus21.com

BİZİ TAKİP EDİN

gorus-stickyl-ogo-dark

HAKKIMIZDA

21. yüzyılın disiplinlerarası, uluslararası, farklı görüşlerin yer aldığı yayın organı

© 2025 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

© 2024 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz.